banner374
 Öğrencilere Kıyafet Serbestisi
Hafta başından bu yana tartışılan, ortaöğrenim öğrencilerini mi, ortaokul öğrencilerini mi kapsadığı belli olmayan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik değişikliği, nihayet 27 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
 
Yapılan değişiklikle, yönetmeliğin 3.maddesinin. 6.fıkrasında kız öğrencilerin hangi durumlarda başörtüsü takabileceklerini düzenleyen ve “Kız öğrenciler, imam-hatip ortaokul ve liseleri ile çok programlı liselerin imam-hatip  programlarında tüm derslerde, ortaokul ve liselerde ise seçmeli Kur'an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilir.” şeklinde olan maddesi yürürlükten kaldırılarak; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri şu şekilde değiştirilmiştir:
“d) Okullarda yüzü açık bulunur; siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamaz; saç boyama, vücuda dövme ve makyaj yapamaz, pirsing takamaz, bıyık ve sakal bırakamaz,
e) Okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokullarda okul içinde baş açık bulunur.”
 
Kendi değerlendirmemize geçmeden önce, konunun taraflarının bu konudaki açıklamalarına kısaca değinmek gerekirse;
 
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, yaptıkları bir yönetmelik değişikliği ile ortaokul ve lisede öğrencilerin başörtülü olarak eğitim ve öğretimlerine devam edebileceklerini duyurdu. MEB’in ortaöğretim yönetmeliğinde değişikliğe gittiğini kaydeden Bülent Arınç, çok sayıda kız öğrencinin heyecanla bu müjdeyi beklediğini anlatarak, "Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte değişiklik yapılması  hakkındaki yönetmelik gözden geçirilmiş ve bu yönetmeliğin 3. ve 4. maddelerinde bir değişiklik yapılarak, 4. maddenin birinci fıkrasının e bendinde yer alan 'baş açık' ibaresi ve aynı bendin son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır." ifadelerini kullandı (Zaman, 2014a).
 
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, başörtüsü serbestliğinin 5. sınıftan itibaren geçerli olduğunu söyledi. “Öğrenci ve velilerden gelen yoğun taleplerle bu uygulamanın, isteyen öğrenciler için kapsamı genişletilmiş oldu. Anaokulu ve ilkokul söz konusu değil.” dedi.  Birilerinin bazı fotoğrafları çekebilmek için mizansen kurgulayabileceğini belirten Avcı, “Geçmişte bunu yaşadık.” diye konuştu, provokasyon uyarısı yaptı (Zaman, 2014b).
 
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, çocuklar devletin değil, ailelerindir. O nedenle, devletin işi kıyafetle ilgili olumsuz, negatif düzenlemeler yapmak değildir. Devletin bu konuda dayatma yapması yanlıştır. Devletin bu konularda gölge etmemesi iyidir. O nedenle bu konudaki düzenleme olumlu bir adımdır. İsteyen başörtüsü takar, istemeyen de takmaz. Aileler çocukları için kendilerine yakışanı yapsınlar. Aykırı işler yapmaması gerekir. Çünkü aykırı işler çocuğun gelişiminde de bir tahribat oluşturur. Çocukların bizim ideolojik fantezilerimizin bir uzantısı olmadığını da unutmamamız gerekir, dedi (T24, 2014).
 
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ortaokul ve liselerde başörtüsünü serbest bırakan düzenlemeyi eleştirerek "Milli eğitimde özellikle orta öğretimde yerleştirme aşamasından başlayarak yaşanan çeşitli sorunlar ortada iken, kılık kıyafetle ilgili böyle bir karar almak, hükumetin eğitimden ne kadar bihaber ve uzak olduğunu gösteriyor. CHP olarak herkesin güzel dinimizin gereğini yaşamasının güvencesiyiz. Fakat dinimiz de yapılan ibadetin, uyulan sünnetin, yaşam tarzının farkında olunmasını farz kılar. Beşinci sınıf öğrencisi, 10-11 yaşındaki bir kız çocuğu kendi isteğiyle mi örtünecek, yoksa aile ve mahalle baskısıyla mı başörtüsü takmak zorunda bırakılacak? CHP'nin peşinde olduğu, çocuğun üstün yararıdır. Herkes kendi iradesine göre yaşasın istiyoruz. Başkasının yaşamını yaşamasını değil." dedi (AA, 2014)
 
MHP Genel Başkan Yardımcısı Zühal Topçu, aslında böyle bir sorun Türkiye’de yoktu. İsteyen veli zaten çocuğunu imam hatibe gönderiyordu ve orada örtünme serbestti. Karara baktığınızda yaşantı tarzımıza, örfümüze, ananelerimize, milli değerlerimize uygun olduğunu görüyoruz. Ama yarın, ileride bunun baskı aracı olarak kullanılmaması lazım. Aile ve çocuğun birlikte vereceği bir karar ortaya çıkmaktadır. Okullarda kesinlikle baskının olmaması lazım, değerlendirmesinde bulundu (T24, 2014).
 
Eğitim Sen yaptığı açıklamada, “Eğitimin acil çözüm bekleyen sorunları ortada dururken, eğitim sistemine ilişkin tartışmalarda zorunlu din dersleri, imam hatipler, başörtüsü gibi sorunların sürekli tartışma konusu yapılması, Türkiye`de dinin, devlet eliyle eğitim sisteminin merkezine yerleştirilmesinin somut bir sonucudur. Devletin eğitim sistemini yıllardır yaptığı gibi "tek din, tek mezhep" anlayışıyla, toplumsal yaşamı ve eğitim sistemini belli bir inancın kurallarına göre biçimlendirmesi ve bunun için kurallar koyması doğru değildir… Eğitimin dini kurallara göre biçimlendirilmesi öğrencileri, inanan ya da inanmayan, dindar ya da dinsiz, ibadet eden ya da ibadet etmeyen vb gibi kategorilere ayrılmasına neden olacaktır. Toplumda giderek derinleşen ayrışmalar, eğitimin dini kurallara göre düzenlenmesi ile daha da derinleşecektir. Bu düzenlemeden bir sonraki adımın karma eğitimi kaldırmak olduğunu görmek için kahin olmaya gerek yoktur” değerlendirmesinde bulunarak, bu karara karşı olduğunu açıkladı (Eğitim Sen, 2014).
 
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, CNNTürk televizyonunda yaptığı konuşmada, karara karşı olmadıklarını açıkladı
 
Eğitim Bir Sen ise yaptığı açıklamada, yıllardır öğrencilerin ve kamu çalışanlarının yönetmeliklerdeki “başı açık” ibaresi dolayısıyla yaşadıkları mağduriyetlerin sonlandırılması mücadelesi sonuç verdi, şeklinde değerlendirmede bulunarak, kararı sahiplendi (Eğitim Bir Sen, 2014).
 
HDP bu konu ile ilgili resmi açıklama yapmamış, ancak HDP milletvekili Altan Tan katıldığı bir televizyon programında kararı desteklediğini açıklamıştır.
 
Yapılan bu açıklamalar, CHP ve Eğitim Sen’in karara karşı olduğunu; AKP, MHP, HDP, Türk Eğitim Sen ve Eğitim Bir Sen’in kararı desteklediğini gösteriyor.
 
Yazılarımızı takip edenler açısından, kamu çalışanlarına ve öğrencilere kılık-kıyafet serbestisi konusunda daha önce özgürlükçü bir tutum aldığımız biliniyor. Bu konudaki temel çıkış noktamızı üç boyutta değerlendiriyoruz. Birincisi, kamu çalışanlarının ya da öğrencilerin kılık-kıyafet serbestisi konusunun, “İfade, din ve vicdan özgürlüğü” hakkının  kullanımından kaynaklı bir özgürlük olması ve isteyen her bir bireyin bu hakkı sonuna kadar kullanması gerektiği; ikincisi, kamu çalışanının ya da çocuğun, günlük hayatta kullandığı kıyafetin, işyerinde ya da okulda da kullanılmasının, “Okulun, toplumun bir yansıması olduğu” esprisi çerçevesinde değerlendirilerek, toplumda nasıl giyiniyorsa okulda da aynı şekilde giyinebileceği; üçüncüsü de sosyolojik açıdan toplumsal altyapıdaki egemen üretim ilişkilerinin, kendi yaşam tarzını bir ölçüde toplumsal yaşama ve toplumsal üstyapıya yansıtacağı gerçeğinden hareketle, bu sosyolojik gerçekliği yasaklarla veya baskılarla yok etmenin mümkün olmadığı, aksine bu tür yasak ve baskıların demokrasi mücadelesine herhangi bir olumlu katkı yapmayacağı, şeklindedir.
 
Bu konu ile ilgili tek çekincemiz, kamu çalışanlarına getirilen başörtüsü serbestliğinde olduğu gibi, düzenlemeyi yapanların ve destekleyenlerin tam bir özgürlük ortamı düşündüklerinden değil, sadece kendi gibi düşünenlerin özgürlüklerini düşünmelerinden kaynaklı “kendine demokratlık” anlayışında olmaları. Bu düzenlemeyi yapanların ve destekleyenlerin büyük çoğunluğunun, “ötekinin özgürlüğü” konusunda herhangi bir kaygılarının olduğunu düşünmüyoruz.
 
Son söz olarak da; bu tür düzenlemelerin, eğitim alanını ve toplumsal hayatı dini kurallara göre biçimlendirmek olduğunu ileri süren ve karşı çıkan kesimlerin, sadece karşı çıkmakla kalmayıp, nasıl bir toplum, nasıl bir eğitim sistemi, nasıl bir demokrasi istediklerini somut olarak ortaya koyup, bu doğrultuda mücadele yürütmeleri gerektiğini anlamalarıdır. Bu yapılmadığı sürece, sadece “muhalefet” olma anlayışını içeren “istemezükçü” siyasetle, toplumsal mücadelelerde bir arpa boyu yol alınamayacağı bilinmelidir.
 
Kaynaklar
 
 
AA, (2014) Gürsel Tekin'den kılık kıyafet yönetmeliğine tepki. http://www.radikal.com.tr/politika/gursel_tekinden_kilik_kiyafet_yonetmeligine_tepki-1214403 Erişim Tarihi: 27.09.2014
 
Eğitim Sen, (2014) Eğitim Alanı Dini Kurallara Göre Biçimlendirilemez! http://www.egitimsen.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=22118&sube=0#.VCZS8v8cTIU Erişim Tarihi: 27.09.2014
Eğitim Bir Sen, (2014) .  http://www.egitimbirsen.org.tr/manset-haberleri/mucadelemizle-bir-yasak-daha-kalkti/2830/#sthash.Bu9xAl4j.dpuf  Erişim Tarihi: 27.09.2014
 
T24, (2014) Yönetmelik değişti, 5. sınıf öğrencileri okula başörtüsüyle girdi. http://t24.com.tr/haber/yonetmelik-degisti-5-sinif-ogrencileri-okula-basortusuyle-girdi,271658 Erişim Tarihi: 27.09.2014
 
Zaman, (2014a) Ortaöğretimde Başörtüsü Serbest Oluyor. http://www.zaman.com.tr/politika_ortaogretimde-basortusu-serbest-oluyor_2246012.html  Erişim Tarihi: 27.09.2014
 
Zaman, (2014b) Başörtüsü 5.sınıftan İtibaren Serbest. http://www.zaman.com.tr/gundem_basortusu-5-siniftan-itibaren-serbest_2246300.html Erişim Tarihi: 27.09.2014

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ali hoca 2 yıl önce

öğrencinin kıyafeti serbest olmamalı.öğretmenin kıyafeti de serbest olmamalı.

Avatar
kaya 2 yıl önce

okula sakallı giden öğretmenler var gözümle şahit oldum.