banner374
11 Ağustos 2012 Cumartesi 12:17
Gardiyan öğretmene yetişti!
 
Üniversite adayları, tercihlerini yaptılar ve çıkacak sonuçları beklemeye başladılar. Yaptıkları tercihler, bundan sonraki geleceklerini şekillendirmelerinde önemli rol oynayacak. Ancak öğrencilerin tercihlerini belirleyen asıl tercihler daha önce Yüksekğretim Kurulu (YÖK) ve üniversiteler tarafından yapılmıştı. Kontenjanların dağılımı, öğrencilerin nasıl tercih yapacaklarını ve ne sonuç elde edeceklerini çok önceden belirleyen bir role sahip. 

 

Kontenjanların dağılımı sadece öğrencilerin kaderini değil, ülkenin de kaderini belirliyor. Üniversite eğitiminin yoğunlaştığı alanlar, ekonominin ve toplumun ileriye gitmesine hizmet edebileceği, işsizliği azaltacağı ve toplumun ihtiyacı olan kalifiye elemanlar yetiştireceği gibi, bunlara tam olarak hizmet etmeyen sonuçlar da doğurabilir. Özellikle son yıllarda her ile bir üniversite açma sevdasıyla kurulan derme-çatma üniversiteler, bu amaçlara hizmet etmekten uzak durumda. Bu hem gençler ve aileleri için, hem de toplum için kaynak israfı oluyor. 

 

Buralara giren öğrenciler genellikle işsizlik girdabının içine düşmekten kurtulamıyor. Ayrıca sistemin öğrencilerin arzu ettikleri alanlarda eğitim görmesini zorlaştırması da yeni sorunlar yaratıyor. Üniversite mezunu olup da mesleğini yapmayan insanlar da bir başka kaynak israfı durumunda. Bu sistemin bir ayağını da yükseköğretim kontenjanlarının nasıl dağıtılacağı oluşturuyor. Kontenjanların dağılımı, hükümetin, YÖK’ün ve üniversitelerin nasıl bir Türkiye kurmak istediklerinin de işaretlerini veriyor. 

 

2012 yılı kontenjanlarının geçen yılki kontenjan ve yükseköğretim kurumlarına yerleşen öğrenci sayılarıyla karşılaştırılması, bu açıdan ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Geçen yıl açıklanan yükseköğretim krumlarının ilan ettiği toplam kontenjan yaklaşık 777 bin idi. Ancak yükseköğretime yerleştirilen öğrenci sayısı 907 bini buldu. Çünkü özellikle belirli bir kontenjan ilan etmeyen açık öğretim programlarına yerleşen öğrencilerle, açıklanan kontenjan sınırının üzerine çıkılabiliyor. Bu yıl açıklanan kontenjan 937 bin 542 kişi. Yani kontenjanlar, geçen yıl ilk açıklanan miktara göre yüzde 20.7, yerleşen öğrenci sayısına göre yüzde 3.3 arttı. 

 

Bu artış her meslek alanında aynı şekilde dağılmıyor. En dikkat çekici durumlardan birisi öğretmen kontenjanları ciddi ölçüde düşerken, gardiyan, mübaşir gibi adalet hizmetlileri yetiştiren adalet bölümlerinin kontenjanının sıçrama yapması. Adalet hizmetlileri kontenjanı, geçen yıla göre 25 kat artıyor. Yerleşen öğrenci sayısına göre artış ise yüzde 37.7 ile en yüksekler arasında. Buna karşın öğretmen kontenjanları geçen yıl açıklanan kontenjana göre yüzde 22, yerleşen öğrenci sayısına göre yüzde 15 azaltılmış durumda. 

 

Türkiye’nin önemli istihdam alanı olan tarıma yönelik teknik eleman yetiştirecek bölümlerin kontenjanı düşerken, fen-edebiyat fakültelerinin çoğu tanımlı bir meslek kazandırmayan bölümlerinin kontenjanları yine en fazla artanlar arasında yer alıyor. Aynı şekilde sanayi ve hizmet sektörlerine teknik eleman yetiştiren alanlardaki kontenjan artışı da çok düşük düzeylerde bulunuyor. Bu rakamlar, öğretmeni, eğitimi, meslek sahibi ve yetişmiş elemanı az, ama gardiyanı çok bir toplum resmi çiziyor. Bu da hiç hoş bir durum değil.

 



 

İsmet ÖZKUL / HABERTÜRK
banner182
Son Güncelleme: 11.08.2012 12:17
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol