banner374
17 Şubat 2017 Cuma 17:50
Öğretmen Atamaları İhtiyaç Kadar ve Kadrolu Yapılmalıdır

Eğitimde Sözleşmeli ve Güvencesiz İstihdamdan Vazgeçilmelidir! 20 Bin Değil, İhtiyaç Kadar Öğretmen Ataması Yapılmalıdır!

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından “20 bin 127 sözleşmeli öğretmen ataması” ile ilgili atama takvimi ve kontenjanlar açıklanmıştır. MEB verilerine göre 100 binin üzerinde öğretmen açığı bulunmasına rağmen, sözleşmeli olarak ataması planlanan 20 bin öğretmenin mevcut açıkları kapatmak açısından son derece yetersiz olduğu açıktır.

Yıllardır kamu istihdamında, özellikle eğitimde güvencesiz, esnek ve performansa dayalı istihdam politikalarını hayata geçirmek isteyen hükümet, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında eğitimde “sözleşmeli istihdam” uygulamasını başlatmıştır. Ekim 2016’da yapılan ve sınava giren öğretmenlere sorulan tartışmalı sorular üzerinden 18 bin 506 “sözleşmeli öğretmen” güvencesiz olarak istihdam edilmiştir.

Eğitimde daha önce 2007-2011 yılları arasında başvurulan sözleşmeli öğretmenlik uygulaması eğitim-öğretim ortamında ve eğitimin niteliğinde bozulmaya neden olmuş, eğitim emekçileri arasında statü farkı oluşmuş ve ekonomik ve sosyal hak kayıpları yaşanmıştır. MEB’in darbe fırsatçılığı yaparak sözleşmeli öğretmenliği adım adım temel istihdam biçimi haline getirmek istendiği görülmektedir.

15 Yılda KPSS’ye Giren Her 100 Öğretmenden Sadece 18’i Atanabilmiştir!

2003-2016 yılları arasında KPSS’ye giren ve ataması yapılan öğretmen sayısına bakıldığında, bugün neden “ataması yapılmayan öğretmenler sorunu” olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Geçtiğimiz yıllar içinde her yıl KPSS sınavına girenlerin küçük bir kısmı atanırken, büyük bölümü ataması yapılmayan öğretmenler ordusunun daimi üyesi haline gelmiştir.

 

KPSS’YE GİREN VE ATAMASI YAPILAN ÖĞRETMEN SAYILARI VE ORANI

 

Yıllar

 

KPSS’ye giren işsiz öğretmen sayısı

 

Ataması Yapılan Öğretmen Sayısı

 

Atanma Oranı

(%)

2003 127.973 22.814 17,82
2004 182.160 19.029 10,45
2005 173.328 20.777 11,99
2006 201.877 50.877 25,20
2007 205.101 45.420 22,15
2008 237.123 40.709 17,17
2009 243.569 30.216 12,41
2010 234.392 40.922 17,46
2011 229.767 39.945 17,39
2012 299.709 56.106 18,72
2013 252.741 41.579 16,45
2014 209.748 50.990 24,31
2015 283.565 52.736 18,60
2016 311.704 49.015 15,72
TOPLAM   561.135 17.58

2003-2016 yılları arasında KPSS’ye giren her 100 öğretmenden ortalama 18’inin ataması yapılmış, geriye kalan 82 işsiz öğretmen ya tekrar sınava girmek ya da başka alanlarda çalışmak zorunda bırakılmıştır. Ataması yapılmayan öğretmenlerin zorunlu olarak meslekleri dışında işler yapmaya zorlanması ve meslekleri ile ilgisi olmayan alanlarda çalışmak zorunda bırakılması Türkiye için utanç vericidir.

MEB “Sözlü Sınav” Uygulaması Büyük Sorunlar Yaratacaktır!

Geçtiğimiz Ekim ayında yapılan sözleşmeli öğretmenlik sınavında sorulan sorular üzerinden ortaya atılan iddialar, sözlü sınav uygulamasının hükümet tarafından siyasi kadrolaşma amacıyla kullanıldığını göstermiştir. Öğretmen atamalarında sözlü sınavda ısrar edilmesi, öğretmen istihdamının açık bir şekilde “politik güvencesizleştirmeye” dönüşeceğini, AKP’ye eleştirel ve muhalif yaklaşan öğretmenlerin elenebileceğini, öğretmenin öğrencisini değil, hükümetin istek ve beklentileri doğrultusunda çalışmaya zorlanacağını göstermektedir.

Türkiye’de sözlü sınava dayalı tüm uygulamaların “siyasal kadrolaşma”nın önünü açarak sayısız haksızlığa neden olduğu, aldıkları puanlara bakılmaksızın iktidarın dünya görüşüne uygun olanlar sürekli başarılı olurken, iktidarın dünya görüşüne yakın olmayanların taraflı ve kasıtlı değerlendirmeler üzerinden elendiği ya da “saf dışı” bırakıldığı çok iyi bilinmektedir. Benzer bir tespiti yüksek yargı da yapmış, kamuda sadece sözlü sınav ile yapılan atamaların büyük bölümünü iptal etmiştir.

15 yıllık AKP iktidarı döneminde “torpil” kelimesi ile eş anlamlı hale gelen ve yüksek yargı tarafından “objektif olmama”, “taraflılık” gibi gerekçelerle defalarca iptal edilen “sözlü sınav” uygulamasının sözleşmeli öğretmen istihdamında ısrar edilmesi dikkat çekicidir.

En yaygın kamu hizmeti olan ve kamu istihdamının yüzde 52’sini (MEB+Yükseköğretim) oluşturan eğitim hizmetlerinin düzenlilik ve süreklilik gerektiren bir alan olmasına rağmen, eğitimde sözleşmeli öğretmenlik gibi belirli süreli ve güvencesizliğe dayanan istihdam biçiminin benimsenmesinin öğrencilere de, eğitim sistemine de somut bir faydası olması mümkün değildir.

Öğretmen Atama Sistemi Yeniden Gözden Geçirilmelidir!

Nitelikli bir eğitimin gerçekleştirilebilmesi için öğretmenlerin yetiştirilme ve atanmaları sürecinin planlı şekilde işlemesi gerektiği açıktır. 300 bini aşkın ataması yapılmayan öğretmenin, mesleğini icra edilebilmek için KPSS barajlarını, doğrudan “torpil” çağrıştıran mülakat sınavlarını, aday öğretmenlik sınavını ve daha birçok engeli geçmeye çalışması ülkemiz açısından utanç verici bir durumdur.

MEB’in laik-bilimsel eğitim karşıtı politika ve uygulamalarının yanı sıra, son yıllarda eğitimde yaşanan yoğun siyasal kadrolaşma ile en güvenilmez bakanlık haline geldiği bir dönemde, yine belirleyeceği “Sözlü Sınav Komisyonu” hem sözleşmeli öğretmen adaylarını sözlü sınava tabi tutacak, hem de bu konuda yapılan itirazları karara bağlayacak olması büyük bir çelişkidir. Türkiye’de her zaman büyük bir kuşku ile yaklaşılan sözlü sınavlarda, sözlü sınav sorularını hazırlayan/hazırlatan ve sözlü sınavı gerçekleştiren komisyonun, sözlü sınavlara yapılacak itirazları da değerlendirip karar bağlayacak olması, eğitimde torpil mekanizmasının sözlü sınav üzerinden daha güçlü bir şekilde işletileceğine yönelik şüpheleri arttırmaktadır.

Herkese Kadrolu ve Güvenceli İstihdam Sağlanmalı, KHK İhraçları İptal Edilmelidir!

Eğitimin vazgeçilmez unsuru öğretmendir ve eğitimin niteliği, öğretmenin niteliği ile doğru orantılıdır. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin mevcut çalışma koşulları ile öğrencilere ve genel olarak eğitim sistemine hiçbir faydasının olmadığı geçmiş uygulamalarla somut bir şekilde görülmüştür. Kamu hizmetlerinin sürekliliği, düzenliliği ve halka daha nitelikli olarak sunulması için her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarından derhal vazgeçilmeli, herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

MEB “20 bin sözleşmeli öğretmen” kararını gözden geçirilmeli, ihtiyaç kadar kadrolu öğretmen ataması yapılmalıdır. MEB’de yaşanan hukuksuz ihraçlar sonucunda 33 bin 65 öğretmenin kamu görevinden çıkarılması ve öğrencilerinden koparılmasının öğretmen açıklarını daha da arttırdığı açıktır. Hukuksuz ihraçlar derhal iptal edilmeli, haksızlığa uğrayan öğretmenlerin yeniden öğrencileri ile buluşması sağlanmalıdır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
PDR 1 hafta önce

evet ihtiyaç kadar olmalı örneğin 12binden fazla açığı olan pdr bölümüne 707 gibi komik bir rakam olmamalı bu açığın sadece %3,5 ni oluşturuyor.hakkımız haram olsun Allah büyük diyecek başka bişey yok

Avatar
ak 1 hafta önce

neden hiç yorum yok. çünkü yayınlamıyorsunuz. sizi takip etmeyeceğim.

Avatar
Uzman 1 hafta önce

İstifa dönüşü açıktan yeniden atama kontenjanı neden yok,kanuni bir zorunluluk olan %1 kontenjan neden verilmemektedir?..

Avatar
Ahsen 1 hafta önce

Kaç atamadır bekliyoruz açıktan yeniden atama kontenjanı neden verilmiyor!.......

Avatar
dadas 1 hafta önce

su anda gözde yabaci dil almancadir yakinda ingilizceyi gececek ve avrupanin resmi dili olacak ve bilim dili olacak bunu gözardi etmeyelim

Avatar
Fatma zincir 2 gün önce

Ne kadar az öğretmen atandığı yukarıda belirtilmiştir 400 bin öğretmen mesleğini yapamıyor oranlar yukardadır

banner378