banner374
19 Eylül 2013 Perşembe 13:59
Öğretmen mi lazım, ucuz mevsimlik işçi mi?
 Bu topraklarda büyüyen her çocuğun kulaklarında çınlayan en ünlü cümledir; "Çocuğum oku adam ol, bir baltaya sap ol". Hangimiz duymadık bunu, hangimiz babaların 'yavrunu bilinçlendir hanım, okusun" telkinine maruz kalmadık.

Ama hepsi yanıldı, bu ülkede okumakla ne adam olunuyor, (müfredatın içeriğinden bahsetmiyorum bile) ne de bu sistem kimsenin bir baltaya sap olmasına izin veriyor. Üniversiteli işsizler ordusu giderek büyüyor...

Ömrünün yaklaşık 25 senesini ipotek altına alıp, seni okullara, sıralara ve bir türlü bitmek bilmeyen sınavlara mahkum edenlerin, tüm bunların karşılığında sana vaadettikleri meslek, şimdilerde 30-40 yaşına kadar girdiğin sınavlardan başka bir şey değil.

Bugün artık her yerde, anne babaların okutup ama halen bakmak zorunda olduğu mahçup evlatlara rastlamak mümkün.

Örneğin iletişim fakülteleri basın ve medya dünyasına eleman yetiştirmek yerine, çağrı merkezlerine ucuz iş gücü sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. TRT gibi devlet kurumlarında kimlerin istihdam edildiğiyse artık bir sır değil. 

Bu sadece iletişim fakülteleri için de geçerli değil, birçok meslek grubunda da aynı tablo var. Son yıllarda en çok ön plana çıkansa devletten iş bekleyen öğretmenler.

Devlet baba 25 senenin ardından, 'Keloğlan'a kızını vermek istemeyen padişah" misali KPSS'lerle önlerine türlü türlü engeller çıkarıyor. Deneme-yanılma merkezine dönen milli eğitim sistemiyle binlerce kişinin her yıl sabrı sınanıyor.

Her gelen yeni bakan, döneme damga vurmanın peşinde, sürekli sistemi alt üst eden kararlar alıp, binlerce kişiyi kobay olarak kullanıyorlar. Öğrencilerle öğretmenler bir süredir o muhteremlerin laboratuvar malzemesi olmuş durumda.

Örneğin bundan birkaç sene önce sınıf öğretmenliği en gözde meslekti ve üniversiteye girişte puanı bir hayli yüksekti ancak 4+4+4 sistemiyle neredeyse işe yaramaz hale getirildi. Şu anda binlerce sınıf öğretmeni, bir ilkokul mezunu kadar vasıfsız ve işe yaramaz.

Çünkü eğitimini aldıkları o işten başka yapacakları birşey bilmiyorlar, onlar sadece okudu. Üstelik 4+4+4 sistemi bir fiyaskoyla sonuçlanmasına rağmen, inatla bundan geri adım atılmıyor.

Olayın vehameti ve zorbalığı bunlarla da sınırlı değil, binlerce kişi sırf kontenjanlar dolu olduğu için de atanmamış değil,ihtiyaç olmasına rağmen atama yok, çünkü devlet bir öğretmen yerine 3 ucuz işçi çalıştırmanın formülünü bulmuş.

Okulu bitirip, stajını yapan ve KPSS'ye giren onca hazır öğretmen varken milli eğitim onlar yerine ucuza ücretli öğretmen çalıştırıyor.

Maliye, işletme, veterinerlik hatta 2 yıllık gıda mühendisliği bölümünü bile bitirenler, 4 yıllık eğitim alan sınıf öğretmenlerinin yerine okullara gönderiliyor.

Hafta sonları ücret ödenmeyen, tatillerde para verilmeyen, hiçbir güvencesi olmayan mevsimlik işçi statüsündeki bu  bu ücretli öğretmenler sayesinde, bir öğretmen fiyatına 3 kişi çalıştırılıyor.

Nereden bakarsanız bakın, zalim, haksız ve insanları karın tokluğuna çalıştıran köleci bir devlet sistemi. Tüm bunlara rağmen günümüzün en gözde kelimesiyle "adalet ve kalkınma"

Sırf hazine açık vermesin, sırf birilerinin ekonomi istatistikleri olumlu görünsün diye gencecik hayatlar sömürülüyor. 30-40 yaşına kadar halen kurslara, sınavlara mahkum edilen insanlar yaşıyor bu memlekette.

Olayın bir de öğrenci tarafı var. Binlerce sınıf öğretmeni boştayken 2 yıllık gıda endüstrisi mezunu sırf ucuz diye 9 aylığına istihdam ediliyor.

Kimse de çıkıp sormuyor, gıda teknisyeni okula yeni başlayan çocuklara ne öğretecek, onlarla nasıl bir iletişim kuracak? Bu çocuklara okuma-yazma öğretme becerisi var mı? Öğretmenlik bu kadar alelade bu kadar sıradan ve basit bir şey mi?

 Sanırım bu ülkede kimsenin bu tür şeyleri düşündüğü yok. Bizim  için önemli olan, bir sıraya 3 öğrenciyi oturttuğumuz sınıflara, sadece göz kulak olacak ucuz ve hiçbir güvencesi olmayan bir işçi görevlendirmek.

Gerisini gazetelerin pembe badanalı ekonomi sayfalarından izliyoruz zaten. "Her şey çok güzel, enflasyon düştü, ihracat arttı. istihdam rakamları olumlu..."

Merak ettiğim şeyse, madem her şey iyiye gidiyor, savaşlara, olimpiyatlara ve birbirinden çılgın projelere harcayacağımız o kadar imkanımız ve paramız varsa bu insanlara neden eziyet ediliyor?

Binlerce kişi boş kontenjan olmasına rağmen neden karın tokluğuna çalıştırılıyor, yoksa bu da mı bir türlü bitmeyen milli eğitimin bir parçası?



Kaynak : Radikal.com

banner182
Son Güncelleme: 19.09.2013 14:02
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
mehmet 3 yıl önce

ağızna sağlık çok güzel bir yazı yazmısınız.umarım ilgililere de ulaşır

Avatar
sınıfçı 3 yıl önce

her yeri ücretliyle dolduruyorlar ebesinden tut iktisatçı lise mezununa kadar herkesi öğretmen yapıyolar sonra da kalkıp eğitimde niye kalite yok. lan sen hep ücretli alırsan neyin kalitesinden bahsetcen!!!

Avatar
teknik öğretmen 3 yıl önce

eşim işletme mezunu 2008 yılından beri işsiz....ben teknik eğitim mezunuyum (bayanım)2001 yılından beri işsizim...7 yıldırda evliyim...fakirlikten çocuk yapamadık.ekmek param yok çocuğa kim bakacak...eşimden ayrılsam yazık bize...fabrikalara beden işçisi olarak başvuru yapıyoruz...kabul etmiyorlar...sizin 4 yıllık diplomanız var diyorlar...ne yapalım...hayat kadınlığı,hırsızlık,dilencilik,dolandırıcılık,uyuşturucu satıcılığı....5 vakit namaz kılan dini bütün insanlarız...öğretmenim ben bunları yapamam...ne yapmalıyım...

Avatar
ali 3 yıl önce

zenginlikte 16. ülkeyiz milli gelir adaletsizlikte de dünyada 3. sıradayız öğrenin

Avatar
ss 3 yıl önce

başbakan üç çocuk yapın derken zengin iş adamlarına sesleniyor olmalı. aksi halde işsizlikten kırılan insanlar nasıl çocuk yapacak. böylelikle sınıf ayrımı oluşturulmak isteniyor. yani zenginler yaşayacak nesli türeyecek fakirler ise yok olmaya terk edilecek. planları bunu gösteriyor malesef.

Avatar
eğitimci 3 yıl önce

sayın öğretmen arkadaşlarım baraj puanı ne kadar yüksek olursa o kadar az öğretmen alımı yapılır neden hala baraj anketinde evet diyorsunuz