banner374
10 Mart 2012 Cumartesi 11:20
Ortaokulda 50, 60 bin yeni öğretmen ihtiyacı doğuyor
Bir deli kuyuya 4+4+4 diye 12 taş attı. Ama yüzlerce insan, eğitim bilimci, pedagog, sivil toplum örgütü ‘bu yanlıştan dönün’ diye feryat ediyor. Bu taşı Milli Eğitim Bakanı atmadı. Tasarıdan Bakan Ömer Dinçer’in derinlemesine haberdar olduğunu düşünmüyorum. Şayet Bakan haberdar olsaydı, ‘TBMM’de 1+4+4+4 sitemi ile ilgili çalışma var’ demezdi. Çünkü sistem 1+4+4+4 şeklinde değil, 4+4+4 şeklindedir. Bir ülke düşünün, eğitimle ilgili yeni bir düzenleme hayata geçiyor. Bakan kendi siyasi partisinin ortaya koyduğu tasarı olduğu için bunu desteklemek zorunda kalıyor. Bu tasarıda sınıf öğretmenlerinin yüzde 20’si norm kadro fazlası olacak. Ayrıca bu sistem, birinci kademedeki 5 yıllık tecrübeyi paketleyip çöpe atıyor, ortaokul eğitimini de 4 yıla çıkararak, ortaokulda yeni branş öğretmenlerine ihtiyaç doğuruyor. Yani bir yandan 50 bin öğretmen boşa çıkıyor. Diğer yandan ortaokulda 50, 60 bin yeni öğretmen ihtiyacı doğuyor. Bir sendika bu sistemde sınıf öğretmenlerinin norm fazlası olmayacağını söylüyor. Nasıl olmayacak? Türkiye derslik başına düşen öğrenci sayısı OECD ülkeleri seviyesine düşecekmiş. Ne zaman? Belli değil. Köy okulları açılacakmış. Norm kadro fazlası öğretmenler köylere gönderilecekmiş. Şimdi hangi pedagojik gerekçelerle ilkokul eğitimi 5 yıldan 4 yıla düşürülüyor, 3 yıllık ortaokul eğitimi 4 yıla çıkarılıyor, okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamından çıkarılıyor? Düne kadar ‘okul öncesinde okullaşma oranlarını artırdık’ demiyorlar mıydı? Ne oldu şimdi? Niye vazgeçtiniz? Bunu kamuoyuna anlatmalısınız. Öte yandan 5 yaşındaki oyun çocukları birinci kademe 1. sınıfa kaydedilecek. Kas-sinir koordinasyonu gelişmemiş çocuklara kalem tutmayı, okuma-yazmayı nasıl öğreteceksiniz? Ayrıca sendika olarak açık öğretime de karşı çıkıyoruz. Açık öğretim eğitiminin birinci ya da ikinci 4 yıldan sonra getirilmesi faciadır. Bizim ihtiyacımız öğrencilerimize yüz yüze eğitim imkanı sağlamaktır. Kim ki evlatlarımızı lise ya da ortaokul önlerinde yüz yüze eğitimden mahrum etmek için düzenleme yapıyorsa, ya gaflet içerisindedir ya da Türk çocuklarına ihanet etmektedir. Bu maceradan vazgeçin. Çocuklarımızı ve eğitim-öğretimimizi bilinmezliğin içine sürüklemeyin.”

Sendika Kanununun hala çıkarılmadığını hatırlatan Koncuk şunları kaydetti: “Sendika Kanunu çıkmadığı için zam oranları belirlenmedi. İnşallah 15 Mayıs itibariyle zamlı maaşlarımızı alacağız. Ancak telafi zammı, gecikme zammı istiyoruz. mebpersonel.com Devlet kendi alacaklarına yavuzsa, kendi borçlarına da yavuz olmalıdır. Öte yandan Sendikalar Kanunu ile ilgili alt komisyonda düşüncelerimizi ifade ettik. Sendikalar Kanunu kamu çalışanlarının sosyal ve ekonomik taleplerine cevap vermelidir. Bu nedenle tüm sendikaların söz sahibi olduğu, katılımının sağlandığı, adil bir temsilin oluşturulduğu bir toplu sözleşme masası dizayn edilmelidir. Adına sendika bile diyemeyeceğimiz bir yapıyı kamu çalışanlarını temsil etmek amacıyla masaya tek muhatap olarak oturtmak toplu sözleşme masasını dikensiz gül bahçesine çevirmektir, ‘al gülüm ver gülüm şeklinde bir toplu sözleşme masası istiyorum’ anlamına gelmektedir. Hiç kimse Türkiye Kamu-Sen’in etkinliğini azaltamaz. Sendikacılık masa başı işi değildir. Sendikacılığın esas alanı alanlardır. Her türlü eylemi meşru görürüz. Toplu sözleşme dönemleri Türkiye’de umut dönemi olsun istiyoruz.”

 

 Kamu çalışanlarının bu ülkenin büyümesinden pay alamadığını da kaydeden Koncuk, “Bakınız, 1999 yılında kamu çalışanlarının GSMH’dan aldığı pay yüzde 8.43’tü. Bu oran 10 yılda yüzde 5.6’ya düştü. Milli gelir ise yüzde 219 artmış. Milli gelir yüzde 219 artıyor, bizim payımız yüzde 5.6’ya düşüyor. Kişi başına düşen vergi yükü de bu dönemde yüzde 233 artıyor. Türkiye’nin hep büyüdüğü ifade ediliyor. Ama bu büyüme kamu çalışanlarına asgari ücretliye, emekliye yansımıyor.  Ülkeyi yönetenler Türkiye’nin dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğunu söylüyor. Ama BM İnsani Gelişmişlik İndeksinde neden 83. sırada olduğumuzu açıklayamazlar. Bu gelir dağılımında adaletsizlik olduğunu göstermektedir. Türkiye’de mutlu azınlık gemisini yürütüyor. Kamu çalışanlarının, asgari ücretlinin, esnafın, çiftçinin, emeklinin gelir seviyesi ise yükselmiyor” dedi.  


Eşit işe eşit ücret düzenlemesine de değinen Genel Başkan Koncuk, “Eylemler yaptık ama harekete geçmediler. Bu sorunu toplu sözleşme masasında çözme umudundayız. Ama çözülmezse daha büyük eylemler ortaya koyarız. Kimsenin ortadaki pastayı adil bir şekilde paylaştırmamak gibi bir hakkı olamaz” diye konuştu. Kamu çalışanlarının iş güvencesine göz dikildiğini de belirten Koncuk, iş güvencemizin korunması için herkesin mücadele etmesi gerektiğini kaydetti.

Türk Eğitim Sen

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 10.03.2012 11:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol