banner374

 
   Eğitim sistemimizin kanayan yaralarından biri olan öğretmen istihdam politikaları, TEDMEM’in düzenlediği panelde konunun paydaşlarıyla ele alınarak, tartışıldı.[i]
 
 
 

 
   Panelde, ataması yapılmayan öğretmenler, norm eksiği ve fazlası, açıktan atama ve kurumlar arası geçiş bekleyen öğretmen adayları gibi kamuoyunda öne çıkan konuların yanı sıra; öğretmenlere yönelik istihdam politikaları, fen-edebiyat fakültelerinden gelen talep doğrultusunda bir yıl içinde toplamda 60 bin kişiye pedagojik formasyon imkanı tanınması da masaya yatırıldı.
 
   Öğretmen istihdam politikaları ve öğretmen seçme ve yerleştirme süreci tartışmaları, ortaöğretim bölümlerine lisans düzeyinde öğrenci alınmaması, pedagojik formasyon sertifikası verilmesi ve KPSS’de öğretmenlik alan bilgisi testi eklenmesi konularında da tartışmalar yapılmış ve şu noktalar ön plana çıkmıştır:
 
•Öğretmen konusunda dünyada en tecrübeli ülkelerden biri Türkiye, fakat kalıcı politikalar uygulanamıyor. Aynı yıl içinde pedagojik formasyonu tamamen kaldırmaya yönelik karar alınıyor ancak kısa süre sonra 60bin kişiye pedagojik formasyon sertifikasının verilmesi planlanıyor.
 
•Pedagojik formasyon sertifikası verilmesinin nedeni formasyonun sosyal talebe cevap ve hayat boyu öğrenmeyi desteklemek olarak görülmesidir.
 
•Türkiye’de 75’i işler durumda olan 85 eğitim fakültesi bulunmaktadır. Bunların 16’sında ortaöğretim alan eğitimi bölümü bulunuyor. Geçtiğimiz sene YÖK’ün bu bölümlere lisans düzeyinde öğrenci almayı durdurmasının gerekçesi, fen edebiyat puanlarını arttırmak ve daha nitelikli öğrencileri fen edebiyat fakültelerine çekmek olarak değerlendiriliyor. Pratikte ise bu uygulamanın fen edebiyat fakültelerinin tercih edilirliklerini arttırmadığı görünüyor.
 
•Fen edebiyat fakülteleri mezunlarının istihdam sorunlarının tek çözümü formasyon değildir. Türkiye’de özellikle son yıllarda öğretim elemanı kalitesi ve gerekli alt yapı sağlanmadan 184 fen edebiyat fakültesi açıldı. Bu durum verilen eğitimin kalitesinin düşmesine sebep olurken çok sayıda mezun verilmesiyle sonuçlandı. Örneğin 2009 yılında Almanya’da 1200 kimya öğrencisi bulunurken bu sayı Türkiye’de 7300’dü. Almanya kimya sanayii alanında önde gelen ülkeler arasında yer alırken, Türkiye olarak daha yüksek sayıda mezun vermemize rağmen bu kaliteyi yakalayamıyoruz.
 
•Fen edebiyat fakülteleri mezunlarının yaşadıkları istihdam sıkıntıları daha çok mezunun yüksek lisans ve doktora yapmasına neden oluyor. Yeni kurulan üniversitelerde bölümler açılırken, doktorasını tamamlamış kişi sayısının yüksek olduğu bölümler öncelikli olarak tercih ediliyor. Bu durum da lisanstan mezun kişi sayısında artışa sebep olarak fen edebiyat fakültelerini bir kısır döngüye sokuyor. Bu duruma çözüm olarak sanayi-üniversite iş birliğinin sağlanabileceği sanayi-ÖYP programlarının geliştirilmesi alternatif bir çözüm olarak görülebilir.
 
•Eğitim fakültelerinin sorunu Anadolu Öğretmen Liselerinden, fen edebiyat fakültelerinin sorunu da Fen Liselerinden başlıyor. Fen Liselerinden mezun bireylerin sadece %2’si fen fakültelerini tercih ederken, Anadolu Öğretmen Lisesi mezunlarının %20’si eğitim fakültelerini tercih ediyor.
•2013 KPSS’ye başvuran öğretmen adaylarının mezun oldukları fakülteye bakıldığında, ortaöğretim alanlarında genel olarak fen edebiyat fakültesi mezunlarının eğitim fakültesi mezunlarından 5 kat daha fazla olduğu görülüyor. Ayrıca 2013 KPSS’de öğretmen adaylarına ilk kez alan bilgisi testi de uygulandı. Adayların mezun oldukları fakülteye göre aldıkları puanlar incelendiğinde Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik, Tarih, Coğrafya, İngilizce, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi branşlarında eğitim fakültesi mezunu adaylarının daha yüksek puan ortalamalarına sahip oldukları görülmüştür.
 
•Standartları detaylı belirlenmesi koşulu ile öğretmen adaylarının seçiminde sözlü sınavların yapılması desteklenmeli.
 
•Eğitim fakülteleri ve fen edebiyat fakülteleri arasında rekabet değil iş birliğine olanak sağlanmalı, şu an fen edebiyat fakültelerindeki bölümler arasında bile iş birliği yok.
 
Eğitimde, dünya çapında başarıyı yakalamış iki ülke olan Finlandiya ve Güney Kore’nin temel bir ortak noktası bulunuyor: Öğretmenlere ve akademik başarılarına gösterilen derin saygı. Finlandiya’da eğitim programı başvurularının sadece 10′da 1′i kabul ediliyor. 1970′lerde öğretmen okullarının yüzde 80′inin kapatılmasından sonra geriye sadece en iyi üniversite eğitim programları kaldı. Bu da ülkedeki öğretmenlerin statüsünü yükseltti. Finlandiya’da öğretmenler bir yılda 600 saat ders veriyor. Kalan zamanlarını mesleki gelişime, iş arkadaşlarıyla, öğrencileriyle ve ailelerle bir araya gelmeye ayırıyorlar. Öğretmenlerin yıllık zorunlu çalışma saati Türkiye’de 1808 saat olarak hesaplanmıştır[ii]
 
Panelde sonuç olarak; Önemli olan hangi fakülteden mezun olanların öğretmen olacağı değil, sınıflara en kaliteli öğretimi yapabilecek öğretmenin nasıl yetiştirileceği ve seçileceği tespiti yapılmıştır.

Abdullah DAMAR 
mebpersonel.com
 


[i] Öğretmen İstihdam Politikaları: Sorunlar ve Güncel Tartışmalar    http://www.tedmem.org/etkinlikler/ogretmen-istihdam-politikalari-sorunlar-ve-guncel-tartismalar Erişim Tarihi: 04.04.2014
[ii] Başarılı Eğitim Sistemleri Neyi Doğru Yapıyor? http://dunyalilar.org/basarili-egitim-sistemleri-neyi-dogru-yapiyor.html   Erişim Tarihi: 04.04.2014
 
 
 
 


  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol