banner374
 ÖĞRETMENDEN BAKAN OLMAZ MI ? Ta eski Mısır’dan, Babil’den, Yunan’dan beri var olan “bakanlık” kurumunun kuruluş amacı, devletin çeşitli alanlarda vatandaşına “uzman ellerce” hizmet verme isteğidir. Devletin başındaki kişi her alana yetişemeyeceğine göre, devlet hizmetleri parçalara ayrılmış ve bu hizmet kollarının başına, işi bilen kişiler getirilmiş. Bütün tarih, bunu böyle söylemekte. Türk tarihinde de durum farklı değil. Hunlardan Osmanlılara, kurultaydan divana kadar gelen tarihsel süreçte bakanlıklar, uzman kişilerce yönetilmiş. Fakat ne yazık ki; çağımızda bu tarihselliğe direnen bakanlık, bizim bakanlığımız olarak karşımıza çıkıyor.

 

            2002’den beri iktidarda olan hükümette birçok bakanlık değişimine şahit olduk. Başbakan, yetersiz gördüğü yahut uyum sağlayamadığı bakanları görevden almakta hiç çekinmiyor. Ayrıca gelen bakanlar da genellikle, o bakanlığın branşında kariyer sahibi kişiler olarak seçiliyor. Şu anki hükümette; Dışişleri Bakanı, Uluslararası İlişkiler profesörü; İçişleri Bakanı, vali; Maliye Bakanı, maliye uzmanı; Sağlık Bakanı tıp doktoru; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, veteriner hekim olarak çalışan, yani her biri kendi bakanlığı alanında kariyeri olan kişiler. Peki Milli Eğitim Bakanları?

 

            2002’den beri Milli Eğitim’in başına beş kişi geldi: Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer ve Nabi Avcı. Bu bakanların ikisi hukukçu, biri işletmeci, biri iletişim uzmanı. Aralarında sadece Hüseyin Çelik, Türk Dili ve Edebiyatı mezunudur ve Tarih alanında doktorası vardır. Yani bu beş bakan içinde “eğitimci” yoktur, sadece Hüseyin Çelik “eğitim”e “teğet geçmiştir”. Bu noktadaki sorumuz şudur: Neden diğer bakanlıklar uzman ellere teslim edilirken MEB, bu kuralın dışında kalıyor? Akla iki cevap geliyor: Ya hükümet, MEB’i yeterince önemli bir bakanlık olarak görmüyor ya da öğretmenlerin/öğretmen kökenlilerin, bir bakanlık yönetebileceğine inanmıyor.

 

            Bir avukat, ne kadar yetenekli olursa olsun, Sağlık Bakanlığı’nı idare edemez. Bir öğretmen ne kadar bilgili yahut kültürlü olursa olsun Dışişleri Bakanlığı’nı yönetemez. Bir doktor ne kadar iyi cerrah olursa olsun İçişleri Bakanlığı’nda başarılı olamaz. Bütün bu örnekler doğru olduğu gibi; bir hukukçunun, bir işletmecinin, bir iletişimcinin de iyi bir Milli Eğitim Bakanı olamayacağı açıktır. 11 yıldan beri zorlanıyor olsa da MEB’de ne personel bazında ne de eğitim bazında hiçbir başarının yakalanamamış olması bunun ispatı değil midir?

 

             Başbakan eğer MEB’in başarılı olduğunu düşünüyorsa zaten söylenebilecek bir söz yok; fakat kendisi de 37 ülke içinden 36. olmamızı sindiremiyorsa çözüm bellidir: Bir eğitimcinin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın başına geçmesi.

 

                                                                                                                      Emre GÜRBÜZ www.mepersonel.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
NEDEN 4 yıl önce

olur ama yapmazlar ki̇ çünkü o vakit işler yoluna gi̇rer