banner374

           Mesleklere kutsallık atfetmek, sadece o mesleği kontrol altına almak ve direnç gücünü kırmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Bunun da;Türk eğitim zihniyetinin tarihi sürecinde görmek mümkün.Bugün de Öğretmenler Günü’ndeki beyanatlara bakınca aynı zihniyetin devam ettiğini görmekteyiz.Kutsallık; dini inanç değerlerinde vardır. Bu değerlerde; o inançtaki insanlar için her şeyin üstündedir. Buna da doğru ya da yanlış olduğuna bakılmaksızın inanç özgürlüğü çerçevesinde saygı gösterilmektedir.        

 

        Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı sayın Şahin, öğretmenler günündeki konuşmasında;

''Öğretmenlik öyle herkesin yapabileceği bir meslek değil. Büyük bir fedakârlık, hoşgörü, sabır, enerji, gayret ister. Her şeyden önce büyük bir yürek, aşk ister. Aşkı olanlar, yüreği olanlar, bu ülkenin çocuklarına, gençlerine dair yüreğinde sevgisi olanlar daim olurlar ve eser bırakırlar. Sizin eserleriniz ne taş ne demir ne bina ne yoldur. İnsandır, en kıymetli varlıktır, yaratılanların en önemlisi, güzelidir. Bu cevherden bir eser çıkarmak demek, millete faydalı insanlar yapmak demek ve bu insanların ürettiği bir Türkiye her şeyden önemli. Bu, inanmış, kendini bu konuya adamış öğretmenlerin işidir. Öğretmenlik bir Peygamberlik mesleğidir. Başımızın tacısınız. Bu millet, bu insanlık size minnettardır.''dedi.

                Sayın Şahin’in söylediklerine bir öğretmen olarak yürekten katılmak isterdim. Ancak, bu ülkenin yirmi bir yıllık öğretmeni olarak yüz binlerce öğretmen arkadaşlarımla birlikte saydığı vasıfları taşıyor olmama rağmen katılmıyorum. Bu ülkede, devlet ve veliler nazarında öğretmen, hak ettiği değeri hiçbir zaman bulamamıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra; toplumun da çok önemsenen öğretmeninin ilerleyen yıllarda; statüko bekçiliği yaptığını görmek mümkün. Özellikle Köy Enstitülerinden mezun olanlar gittikleri yerlerde devletin jandarmadan sonraki en önemli temsilcisi olmuşturlar. Bu temsile birde kutsiyet ekleyen oligarşi yönetimleri öğretmenini tartışılmaz güç haline getirmiştir. Bu güç öğretmenlerin özgür iradesi ile hareket alanını hep kısıtlamıştır. Statükonun emirlerini bire bir uygulan köleleri haline gelmiştir.1960 Askeri Darbesinden sonra öğretmenliğin özünü keşfeden öğretmenlerinin seslerini yükseltmeye başladığını görmeye başlıyoruz. Ancak,bu sefer de ne yazık ki siyasalaştığını bunu örgün eğitimin her kademesine kadar taşıdığını görmekteyiz.Bu siyasallaşma beraberinde çatışmayı getirmiştir.Ülkenin geleceği olan çocukları bilgi ile donatması gerekenler siyasal görüşlerini öncül kılarak eğitim öğretim yapmaktaydılar.Bin dokuz yüz yetmiş seksen arası zirveye ulaşan bu çatışma sonucunda;12 Eylül darbesi ile binlerce öğretmen tutuklanarak içeri atıldı.Askeri yönetim eğitim öğretimi dizayn edebilmek ve darbe yasasını rahat uygulayabilmesi için yine kendine koşulsuz itaat edecek öğretmen kadrosuna ihtiyacı vardı.Bunun yolu da;öğretmene yeniden kutsallığını iade edecek bir yöntem belirlemekti.Bunu da;”Atatürk'ün 1928 yılında Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettikleri gün olan “24 Kasım”, 1981 yılından itibaren her yıl "Öğretmenler Günü" olarak kutlanma kararı alarak başardılar.” Dün tabulaştırılarak mesleki yeterliği tartışılmayan öğretmenlik sadece yılda bir defa üzerinde hep olumlu konuşularak göklere çıkarılan bir meslek haline gelmiştir.

          Düne kadar hiçbir şey olmazsan öğretmen ol denilen meslek mensupları da; kendi öz eleştirilerini hiçbir zaman yapmamışlardır. Eğitim ve öğretim alanında yenilikler üretmek için çaba sarf etmemiş hep hazır olanı sorgusuz sualsiz bir asker zihniyetinde uygulamıştır. Doksanlı yıllarda; ölü toprağını üzerinden atan öğretmenlerin sesleri çıkmaya başlamıştır. Statüko bekçiliği görevini bırakarak fikir üretmeye başlamıştır. Sendikal örgüt çatısı altında sesini duyurmaya başlayan öğretmenlerin direncini gören statükocu yapı bundan rahatsız olmuştur. Bu direnci kırmanın yolunu da sendikaların öncül temsilcilerini seçimlerde millet vekili adayı yaparak veya bürokratik görev vererek  pasif kılıp partilerinin arka bahçesi haline getirmişlerdir. Böylece de her sendika kendine dayanak olarak bir siyasal yapıyı temsil eder hale gelmiştir. Bu kadar dağınıklık içinde olan yüz binlerce öğretmenlerin haklı talepleri hiçbir zaman  kayda değer bulunmamıştır. Çünkü,yüz binlerce üyesi olan sendikalar haklar bazında bile ortak bir strateji geliştirememişlerdir.Bunun farkında olan iktidarlarda öğretmenlerin hakları karşısında  hep pragmatik politikalar geliştirmişlerdir.

           Sayın Başbakan,öğretmenler gününde öğretmenleri ile buluştuğunda;kendini yetiştiren ,bilgi ve eğitim temelini atan öğretmenlerine minnet borcunu;öğretmenlerin yeteri kadar çalışmadığını aldıkları maaşın da yeterli olduğunu vurgulayarak önceden vermişti.Ayrıca,iktidarları döneminde üç yüz elli yedi bin öğretmenin atamalarının yapıldığını belirtilerek Cumhuriyet tarihinin en fazla atamasının yapıldığını ifade ediyor.Ancak,bir şey gözden kaçırıyor.Halen özellikle Anadolu’nun birçok yerinde öğretmen eksiği vardır.Türkiye’de her şeyden önce öğretmen açığı çözülmelidir.Bunun içinde hiçbir bahane ileri sürülmemelidir.Öğretmen açığını çözeceğini vaat eden sayın Başbakanımız en kısa zamanda bunun köklü çözümü için talimatını vermelidir.Öğretmen normunu bölgesel yapı içinde stabilize ederek gerçek ihtiyacı çıkarmalıdır.Var olan ihtiyaç kadar da bu yıl içinde atama yapılmalıdır.Diğer törenlerdeki tek düzeliğin kaldırdığı gibi “Öğretmenler Günü”nün de bana göre kaldırılması gerekir.Öğretmenler de kendi değerlerini çalışmaları ile güncel tutabilmelidir.Kutsallığın gölgesinde kaybolmadan var olmalıdır.

 

             

 

 

 

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Gerçekçi düşünen bir öğretmen 4 yıl önce


yilmazer öğretmenime aynen katılıyorum.

Avatar
öğretmen 4 yıl önce

konu ek ödeme maaş zamı oldumu bizleri diğer memurlardan farklı gören aldıkları maaşı hak etmiyor diyenlerin öğretmenler öğgününü kutlamaya hakları yoktur.

Avatar
öğretmen 4 yıl önce

öğretmeni bir iki satırla övmek kolay uygulamaları yaşan biz öğretmenler ne kadar değer verildiğimizi biliyoruz zahmet edip kendinizi yormayın..

Avatar
sedef bircan 4 yıl önce

yıllardır bizleri hep bu boş laflarla oyaladılar ve bizim için hiçbir şey yapmadılar.

Avatar
cis 4 yıl önce

10 yılda 350 bin atama olmuş..yahu 10 yıl önce nüfusumuz kaçtı şimdi kaç oldu.....biz düşünemiyorz ya....

Avatar
fevkalade 3 yıl önce

toplumun eğitilmek isteği, çağdaşlaşmak arzusu ile doğrudan orantılıdır. yani toplumun hıyarlık düzeyine göre önemsiz ve gereksiz de olabilir.