banner374
                 Yıllardır duyarım. Yıllardır yaşarım.  Yıllardır tanık olur, hissederim. 

            Memleketin en ezilenleri öğretmenler, öğretmenlerin en ezilenleri ise okul müdürleridir.
           
Okul müdürleri toplumun stres topudur sanki… Öğretmenler vurur okul müdürlerine, veliler, öğrenciler, denetmenler vurur.
           
Üstelik okul müdürleri üst yönetimin günah keçisi, üçüncü şahısların tukakası, insanların / insanlığın baş belasıdır(!)
         
   Okul müdürleri içinde yaşadığımız toplumda nedense hırsızın, arsızın, katilin, eşkıyanın, yolsuzluğun, rüşvetin, adam kayırmanın müsebbibi sayılır.
           
Okul müdürleri yine nedense ve yine sıkıntılar içinde patinaj yapan eğitim sistemimizin öksüz oğlanı / boynu bükük kızı olarak görülür.
         
   Üvey evlattan da öte…
            Geçenlerde, “An bizi bir koz ile yeter ki çürük olmasın.” demiştim.
            Demez olaydım keşke.
            O söylemin mürekkebi kurumdan öyle bir andılar ki bizi sormayın. 
            Şimdi görevimizden alınıyoruz.
            Hayırlı uğurlu olsun.
            Ya ya ya şa şa şa, çok yaşa yavrum çok yaşa!
           
Yine çok yaşa ki önündeki tek engel olan okul müdürlüğü kademesi ortadan kalkacağı için eğitim sistemimiz refaha kavuşuyor. Böylece öğretmen kurtuluyor, öğrenci kurtuluyor,  veli kurtuluyor kısaca eğitim kurtulunca toplum kurtuluyor.
           
Haklısınız okul müdürleri sahipsiz. Haklısınız okul müdürleri kimsesiz. Haklısınız okul müdürleri garip. Haklısınız okul müdürleri yapayalnız.
           
Çünkü okul müdürlerinin oturdukları makamlar kadro değil. Bulundukları koltuklarda ikinci görev olarak oturuyorlar. Yetkileri olmadığı halde yaptıkları her icraatın sorumlusu onlar. Attıkları her imzanın riskleri omuzlarında.
           
    Bunları dile getirirken sakın ola ki koltuğa yapışmış bir yönetici olduğumu sanmayın. Şahsımın kendini en kötü göreceği an koltuk hırsı olan kişi olarak algılandığı andır. Elbette her okul müdürü gibi benim de yerim öğretmenler odasıdır, sınıftır. Sonuçta elimize alır tebeşiri çok özlediğimiz sınıfa döner, güzel öğrencilerimize faydalı olmaya devam ederiz. Onlarla güler, oynar onlarla hüzünlenir, ağlar, coşarız.  Yıllardır uzak kaldığımız izcilik çalışmalarına yeniden dönmek ne heyecanlı olur kim bilir.  
           
Ancak şu bir gerçek ki bir çırpıda iki satırlık bir metinle bütün okul yöneticileri görevden alınabiliyor. İki satırlık bir yazıyla liyakate, kariyere, sınavla atamaya, deneyime vefasızlık yapılabiliyor.
           
Üzgünüm.
           
Basına, kamuoyuna yansıyan malum tasarıya göre okul müdürlerinin, müdür yardımcılarının görevi eğitim öğretim yılının bitimi itibariyle kendiliğinden sona erecek. Yani okul yöneticileri 1 Eylül Dünya Barış gününde bulundukları koltuktan kırgın, küskün, buruk bir biçimde ayrılacaklar.   
            Olsun, olsun da okullar yöneticisiz mi kalacak?
            Hayır.
            Peki, kim / nasıl gelecek okulların yönetimine?
            Bu saçma soruyu cevaplamak yerine ben de sizin gibi samimi bir kahkaha attım inanınız ki…   
           

Aklım okul müdürlerinin görevden alınmasına takılıp kalmadı ama zaten denetim odaklı olan eğitim sistemi içinde taslakta yer alan uygulamaya neden ihtiyaç duyuldu, anlayamadım.
           

Tasarı kanunlaştığı an MEB’ in müsteşarı hariç merkez ve taşra yöneticilerinin, eğitim öğretim yılı sonunda ise okul yöneticilerinin görevden alınmasından eğitimin nasıl bir katma değer elde edeceğini manalaştıramadım. 
           
Tasarı kanunlaşır mı onu da bilmiyorum ama niyet bile ürkütücü…  
           
Çok üşüyorum doğru, doğru ama eğitim öğretmenlere bırakılacak kadar basit, müdürlük ise her öğretmenin yerine getireceği kadar kolay bir uğraşı değil (!)
          
  Anladım okul müdürleri sahipsiz. Okul Müdürleri yalnız. Okul müdürleri istendiği an kapının önüne konulacak kadar kimsesiz.
          
  O zaman iki çağrımın biri okul müdürlerine, diğeri siyasi iradeye…
           
Her türlü meşakkati kendi sorunu bilen; okulunun ustası, amelesi, yöneteni, tahsildarı okul yöneticisi arkadaşım; yıllardır ezildik mi, ezildik. Horlandık mı horlandık.
          
  Bölündük değil mi, o sendikada bu sendikada böldüler bizi. Savrulduk değil mi, o sendikaya bu sendikaya savurdular bizi.
           
Ya kendimizi hiç ifade edemedik ya da hep sesimizi kıstılar.
          
  Kurduğumuz derneklerde gereksiz, zamansız siyasi emellerin dayanağı yaptılar. Birileri her daim omuzlarımızda bir yerlere yükseldi.
         
   Biz ise suçluluk duygusu içinde başımızı öne eğdik.
            Öyleyse şimdi tam da zamanı.
            “Okul yöneticileri sendikasını kurmanın tam zamanı.”
            Öyle bir sendika kuralım ki sarı, kırmızı, yeşil olmasın; siyaset, cinsiyet, memleket gibi ayrımları ön plana almasın, sadece bütün okul yöneticilerinin mesleki ve özlük haklarını ön plana çıkarsın, kısa bir tüzüğe sahip, net ifadeler içeren bir sendika olsun.  
          
  Dirayetli, kararlı, dinamik, iletişim kanalları açık, okul müdürüyken yaptığı gibi yoğu var edebilecek kabiliyette sahip, pire için yorgan yakabilecek cesareti olan bir sendika.
          
  Okul yönetimlerinde radikal kararlar alma arifesindeki siyasi iradeye çağrım ise daha radikal: “Haydi okullara sandık koyalım. Okul müdürü ve yardımcılarını yani okul yöneticilerini okul çalışanlara seçtirelim. Seçilenlerin çalışma süresini de örneğin beş yılla sınırlandıralım. Beşinci yılın sonunda beş yılını tamamlayana da yeniden seçilme hakkı tanıyalım. Bu işi iyi yapanlar, güven kazananlar, liyakat sahibi olanlar seçilirse görevlerine devam etsinler. Seçilemeyenler ise asli mesleğine dönsünler. Dilimizden düşürmediğimiz demokrasinin de bir gereği olarak sandıktan çıkan sonuca saygı duyalım.
           
Ne dersiniz?  


www.mebpersonel.com /
 ÖZEL HABER

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
yusuf ipekli @s 3 yıl önce

mesele öğretmemlerimin beni seçmesi / seçmemesi meselesi,değil. ben radikal, net, arı bit teklifte bulunuyorum. tamamen sisteme yönelik.

Avatar
fatih atalay 3 yıl önce

tek bir kelime söylemek istiyorum: hirs sebebi mahrumiyettir. hırs yapan kaybeder.. neden böyle bir uygulama yapıyor meb anlamış değiliz.. ama yazınız üzerine tek kelime ile teşekkür ederiz..

Avatar
hikmet erduran 3 yıl önce

neden yorumlarıma engel oluyorsunuz.?

Avatar
tatoslu 3 yıl önce

olamadı bütün sınavları kaldırsınlar. müdürlük, memurluk uzmanlık, öğretmenlik atamalarının hepsini valinin emrine versinler. vali de akrabalarından eş ve dostlarından kendine rüşvet verenlerin çocuklarından istediğini atasın.

Avatar
MÜDÜR YARDIMCISI 3 yıl önce

kendine güvenen iş bilen.siyasileri arkasinana almadan çalişacak yürekli insanlari işi müdürlük.kusura bakmayin bügünkü atamalarin tamami işbilmes siyasi iradenin ürünleri

Avatar
yusuf ipekli 3 yıl önce

11.000 okundu bu yazı. eleştiri, övgü aldı. çok teşekkürler hepinize. elden ele dolaştırana, eleştirene.

Avatar
hüseyin 3 yıl önce

sahipsiz ki ne sahipsiz yusuf bey... gerçi biz bir sahip aramıyoruz o halde sendika fikrini tuttum...

Avatar
Eğitimci 3 yıl önce

güzel şeyler söylüyorsunuz ama dinleyen kim...