banner374

  Eğitim sistemlerinin temel taşı okuldur ve bu yüzden okulların idare ediliş tarzı ve yöntemi başarı düzeyini fazlasıyla etkiler. Her yazımda ısrarla belirttiğim gibi OECD raporları eğitim düzeyimiz hakkında çok acı şeyler söylemekte. Her yönden gelişip, dünyanın önde gelen güçlerinden biri olmaya başladığı söylenen ülkemizin, eğitim gibi hayati bir konuda 37 ülkeden 36. olması, maalesef MEB’de hiç yankı uyandırmıyor anlaşılan. Zira, bu köhne, yapmacık, verimsiz eğitim düzeninde bir değişme göremiyoruz. Galiba bakanlığımızın en önemli gündem konusu “kimin hangi koltuğa oturacağı” meselesi olmaya devam edecek.

 

            Yukarıda da belirttiğim gibi, okulların idare tarzı eğitim başarımızı doğrudan etkilemekte. Bu yüzden akılcı ve pratik bir idare anlayışını yerleştirmek, uygulamak gerekiyor. Kalorifer kazanıyla, okula gelen faturalarla, fotokopi makinesiyle, sabunla uğraşan bir okul müdürü, esas işi olan “eğitim”i mecburen ikinci plana itmek zorunda kalıyor. Bu konuda idarecileri suçlamak manasız. Hiçbir gelir kaynağı olmayan dev gibi okulların bu gibi ihtiyaçlarını karşılamak için insanüstü bir gayret gerekiyor. Bu gayreti gösteren bir idarecinin, eforunu esas görevi olan “eğitim”e sarf edememesi bir kusur olamaz. Onu, bu tip işlere koşturanlar bu işin suçlusudur.

 

            Okul idare tarzımızın aksayan yönlerini ifade etmeye çalıştık. Şimdi çözüm önerimize gelelim. Fazla uzağa gitmeye lüzum yok. Yanı başımızda, Sağlık Bakanlığı’nda uygulanan yönetim metodu okullarımızın derdinin devası olabilir. Hepimizin malumu; hastanelerde bir başhekim bir de hastane müdürü vardır. Başhekim, hastanenin her yönden gidişatı ile tıbbî konulardan sorumlu iken hastane müdürü, idarî/bürokratik işlerle ilgilenir. Böylece başhekim, esas işi ile daha yakından ilgilenme ve tüm enerjisini asıl işine harcama fırsatı bulur.

 

            Şimdi, okullarımızda da “hastane yönetimi anlayışı”nın yerleştiğini varsayalım. Yönetim ikiye ayrılmış; okulun her yönden gidişatından ve eğitim işlerinden sorumlu olan bir yönetici ile -biz buna bundan sonra “başöğretmen” diyelim- okul malzemesiyle, yazışmalarla ve diğer bürokratik işlerle ilgilenen bir başka yönetici okulu birlikte yönetiyor. Yalnız “başöğretmen” tabii ki diğer yöneticinin de üzerinde bir konuma sahip, tıpkı başhekim-hastane müdürü gibi. Bu durumda okulda çalışan personel arasındaki hiyerarşiyi de belirtmemiz gerekir. Öğretmenlerin amiri “başöğretmen” olmalıdır. Diğer yönetici ile öğretmenlerin arasında bir astlık-üstlük ilişkisi olmamalıdır. Hastanelerde de hekimlerle hastane müdürü arasında bir hiyerarşi yoktur. Okulun yardımcı hizmetlerini yürüten personelin amiri ise diğer yönetici olabilir. Ancak bütün bunların üzerinde bir “başöğretmen”in varlığını unutmayalım. Son olarak şunu da belirtmeliyiz ki; okulun esas amiri olan “başöğretmen” mutlaka öğretmen kökenli olmalıdır. Bu durumda, “başöğretmen” dediğimiz asıl idareci, tüm enerjisini okulun asıl işi olan “eğitim”e yönlendirme fırsatı bulmaz mı?

 

            Yukarıdaki paragrafta bir ütopyayı paylaşmaya çalıştım. “Sağlık Bakanlığı’nda yıllardır uygulanan sistem bizim için nasıl ütopya olur?” diyorsanız; MEB’in, bırakın ikinci bir yöneticiyi atamayı, hal-i hazırda bile yönetici atamalarını beceremediğini unutmuşsunuz demektir. İlçeler, okullar uzunca bir süredir vekaleten yönetildiği hâlde, Yönetici Atama Yönetmeliği’ni bir türlü yazamayan, yazdığı da çıktığı saniyede eleştiri bombardımanına tutulan bir bakanlık için, yukarıda yazdıklarım elbette ütopyadır. Bir de “Okul idareleri zaten işbölümü yapmakta, eğitimle işleriyle ilgilenen müdür yardımcıları zaten var.” diye bir eleştiri yöneltilebilir. Fakat okul müdürü okul dışında; vakıflarda, kaymakamlıklarda malzeme toplama yarışındayken, eğitimden sorumlu müdür yardımcısından ne kadar başarı beklenebilir?

           

            Okulun esas işi “eğitim” olduğuna göre, okulun esas amirinin de sadece “eğitim”le ilgilenmesi gerekir. Bakanlığın görevi de bu fırsatı sağlamaktır.

 

                                                                                  Emre GÜRBÜZ

            

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
mor menekşe 4 yıl önce

bu ülkede kanatlı hayvan yetiştiricileri okullarda derslere giriyor.36.sıra bile çok bize.

Avatar
yancı 4 yıl önce

bizde adam sınıfçı ingilizce orta okul dersine giriyor daha hayatında ingilizce cümle kurmamış alan değiştirmiş bende doktorluğa geçmek istiyom yandan

Avatar
ati 4 yıl önce

okul müdürlerinin eğitimle ilgilenmedikleri doğru değil, okullara birer hizmetli atanır, para gönderilir olur biter

Avatar
mehmet öğretmen 4 yıl önce

kesinlikle doğrudur ben okul müdürüyüm.okulun fiziki ihtiyaçlarıyla uğraşmaktan gerçekten eğitime zaman kalmıyor.bence çok önemli bir konu

Avatar
Cahit 4 yıl önce

ökul müdürleri mail konularla okşar bunaldılar ki. eğitimi geliştirme haricinde her işe bakıyorlar

Avatar
asdasd 4 yıl önce

müdür yardımcıları ne güne duruyor hem de en az 2-3 tane oluyor müdür yardımcıları.

Avatar
hospital manger 4 yıl önce

hastaneleri çok iyi yönettiniz...sıra okullara geldi!!!!!