banner374

Hayatı doğru anlamak gerek…Bir düşünelim, insan;ömrünün yarısını okul hayatına veriyor.Diğer yarısını ise hayat okuluna.Dikkat edelim ikisi arasında farklar var.Bu iki okulu anlamaya gayret edelim.Hayatımızda öğrenmenin yerini düşündüğümüzde, iki ana dönem karşımıza çıkar:Okul hayatı dönemi ve hayat okulu dönemi.Hayat okulunda müfredat okul hayatından daha kapsamlı ve karışıktır.Hayat okulu dönemi yaklaşık üç katı daha büyüktür.

Okul hayatı bitince hayat okulu başlar.Her ne kadar okul hayatının amacı hayat okuluna hazırlamak olsa da, pek çok düşünürün haklı olarak sitem ettiği gibi; “hayat okulunda en çok lazım olan bilgiler, okul hayatında öğretilmeyenlerdir.”Okul hayatında, “hayat bilgisi” dersi gördüğümüz halde, hayat okulunda ezberimiz neden karışıyor? Çünkü okullar bizi hayata değil, sınavlara hazırlıyor.Bu yüzden okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farklardan yaşam şaşkını oluyoruz.

1)Okul hayatında sınavlar önceden haber verilerek yapılır ve notumuz yüzümüze söylenirdi.Oysa hayat okulunda insanlar bizi habersizce sınava çekiyor ve notlar  çoğu zaman önyargı olarak genellikle içlerinde tutuyorlar.Zaten zayıf notu duymaya pek tahammülümüzde yok.

2) Okul hayatında anlatılmayan konudan soru sorulmazdı, hayat okulunda soru çıkabilecek her konuyu bilmemiz gerekiyor.

3)Okul hayatında notumuz objektif rakamlarla karnemize yazılırdı, oysa hayat okulunda subjektif kanaatlerle notumuz veriliyor.

4)Okul hayatında soruların tek bir doğru cevabı vardı, hayat okulunda kişiye göre değişen doğru cevapları bilmemiz gerekiyor.

5)Okul hayatında bulunduğumuz sınıftan daha aşağıya düşmezdik, hayat okulunda sınıftan düşmek mümkün.

6)Okul hayatında önce dersimizi öğrenir sonra sınava girerdik,hayat okulunda önce sınava çekilip sonra dersimizi alıyoruz.

7)Okul hayatında tek dersten sınıfta kalanlara bir ek sınav hakkı daha verilirdi,hayat okunda bir fırsatı kaçırıp son vagona atlayamayanlar için tek fırsat hakkı yok.

Kullanma kılavuzunu yanımıza almadan hayata geliyoruz. Nasıl yaşayacağımızı yaşarken öğreniyoruz. Yaşamak istediğimiz hayat, yaşadığımız hayat ve yaşamamız istenen hayat hayatın iç açılarının toplamından “ortaya karışık” bir hayat çıkarıyoruz kendimize.

Jean Jacques Rousseau diyor ki; “Bir çok insan matematiğin yasalarını bilir ve güzel sanatların birçoğunda beceri sahibidir. Fakat çoğu insan yaşamı yöneten yasalarla, yaşama sanatı denilen o güç sanat hakkında az şey bilir. Bir insan uçak yapabilir ve onunla bütün dünyayı baştanbaşa dolaşabilir.Fakat nasıl mutlu, başaralı ve memnun olunacağını öğreten o basit sanatın tamamıyla cahilidir. Sanatları öğrenirken listenin en başına yaşama sanatını koymayı unutma!”

             Umuyorum ve bekliyorum ki, milli eğitim müfredatı program merkezli değil öğrenci merkezli, siyasi merkezli değil yaşam merkezli, bilgi merkezli değil yaşam becerileri merkezli olur. O zaman sadece “diplomalı işsizlerin” değil, elinde iş olup “işe uygun insan” bulamayan işadamlarının da dramı ortadan kalkabilir. Okul hayatından hayat okuluna doğru adımlar atabilmek için iki hayat arasını birbirine yaklaştırmak elzemdir.Bunu yapacak yetkili ve etkili büyüklerimize önemli işler düşüyor.Dünyada yeni bir barış merkezli medeniyet kurulacaksa önce tamda buradan başlamak gerekir ne dersiniz?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol