banner374
 Okumak gittikçe kirlenen dünyamızın en anlamlı eylemidir.  Zamanın çok hızlı aktığı gelişmelerin birbirini takip ettiği bir zaman diliminde geçmişin ve geleceğin fotoğrafını daha net çekebilmek ve çekilen fotoğraflara daha net bakabilmek için okumaya ihtiyaç duyuyoruz.

Her gün yeni bir gelişmeyle sarsılan bu ülkenin/dünyanın fertleri olarak soframıza konan bilginin, haberlerin, fikirlerin zehirli olanlarını okuyarak ayırt edebiliriz. Kelime oyunlarıyla, kavram karmaşalarıyla; lafı eğip büken laf cambazlarının, siyasi aktörlerin, güç odaklarının, toplum mühendislerinin ne demek istediklerini bizi nereye götürmek istediklerini kolayca fark edebiliriz. Hiçbir şey sizin bildiğiniz gibi değil göz boyamalarıyla kendi küçük hesaplarına küçük hedeflerine bizi sürüklemek isteyen kişilerin önüne ancak okuyarak geçebiliriz.

 

Türkiye’de ajite edilebilecek sömürülecek o kadar çok olayla karşı karşıya geliyoruz ki; en temel meseleler en ciddi sorunlar bile bazen rüzgârın önündeki bir yaprak kadar hafifleyiveriyor. Kamuoyu rüzgâr ne taraftan eserse o yöne yönelebiliyor. Ülkemizde gidilen yolun doğru mu yanlış mı olduğundan ziyade rüzgârın ne taraftan estiğine bakılıyor. Böyle olunca; en derin konular, enine boyuna düşünülmesi gereken meseleler ciddiyetini kaybediyor. Sorgulanması, üzerinde durulması  gereken onca ciddi mesele; dergi okuma oranının % 4, kitap okuma oranının % 4,5 , gazete okuma oranının % 22 , radyo dinleme oranının %25 , televizyon izleme oranının %94 olduğu bir ortamda televizyonun reyting kaygılarına kurban gidiveriyor.

 

 Okuma konusundaki bütün istatistikler bizim adımıza iç karartıcı. Nüfusunun yüzde 88'i okur-yazar olan Türkiye'de düzenli kitap okuma alışkanlığı oranı binde bir. İhtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235'inci sırada. Gençlerin yüzde 70'i hiç okumuyor. Öğretmenlerin yüzde 63'ü bazen kitap okuyor. Yetişkin nüfusun yüzde 95'i yalnızca televizyon seyrediyor, yüzde 5'i televizyon izlemenin yanı sıra kitap okuyor. Türkiye'de kitaba yılda harcanan para 45 sent

 

Bugün okullarda okuma saati yapılıyor. Öğrenciler istemeye istemeye de olsa kitap okuyorlar. Okuma alışkanlığı kazandırmayı amaçlayan bu proje belli noktalarda faydalı olsa da esas itibariyle okuma alışkanlığı ailede kazanılıyor. Eğer anne baba kitap okumuyorsa çocuğun kitap okuma alışkanlığı kazanması zor oluyor. Televizyon ve internetin hakim olduğu bir dünyada öğrencilere  okuma alışkanlığı kazandırmak kolay değil. Anne babalar akşam vakti belirli bir saatte sesli okuma yapmaları hem kendileri için hem de çocukları için çok faydalı olacaktır. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol