banner374
Sayın Ömer Dinçer babam olmuş olsaydı ve ben öğretmen olarak şuanki gibi görevime devam ediyor olsaydım (gerçi tabi o zaman çok daha başka mevkilerde olabilirdim ama mütevazi bir şekilde öğretmenlik yapmayı tercih edebileceğimi düşünürsek) şuanki koşullarda bana ve aileme yaklaşımı nasıl olurdu diye düşündüm bugün.

1 yıldan fazladır evliyim ve eşim Şırnak'ta görev yaparken ben  memleketin öbür ucunda İstanbulda'yım... ki İstanbul'a da eşim daha önceki görev yerim olan Yalova'ya tayin isteyemeyeceği için tayin isteyip geldim.

Aslına bakarsanız hayatımızı o kadar güzel planlamıştık ki geçen yaz evlendiğimizde... Aralıkta stajerliğimiz kalkacak ara dönem atamasında özür grubu atamasıyla bir araya gelecektik. Sonra eşim askere gidip gelecek bu yıl birlikte Yalova'da gönül rahatlığı ile görevlerimizi elimizden geldiğince yapmaya devam edecektik.

Ama herşey stajerlik seminerinde olduğum bir gün resmi gazetede "yılda bir kez atama yapılır" hükmüyle alt üst oldu... Hadi dedik bunda vardır bir hayır askerliği çıkartırız aradan. Çünkü diğer türlü eşim ağustosta askerde olup ücretsiz izinde olduğundan tayin isteyemiyecekti. Tecili apar topar bozdurduk eşim askere gitti. Eşimin askerde olduğunun 2. günü atama yapıldı. Ki bu atamaya üzülmedim çünkü bir çok aile o atamada kavuştu:)Hadi bunda da vardır bir hayır dedik. yine eşim askerdeyken "il emri kaldırılacak" diye yazılar dolanmaya başladı. Benim yıkımım asıl burda başladı. Eşimin askerde olduğuna mı yanayım, il emrinin kalkmasına mı, atamayı kaçırdığımıza mı... Hadi dedik bunda da olsun bir hayır istanbula falan tayin isteriz orda çoktur sınıf öğretmeni ihtiyacı.

Bu arada özür grubunda bu maduriyetlerin yaşandığını ve yaşanmaya devam edeceğini bulunduğum her platformda dile getirdim. Millet vekillerinden sendika başkanlarına, milli eğitim müdürüne, valiye...aklınıza kim gelirse...

Özür grubu klavuzu yayınlanınca il emri olmayacak diye ben istanbul'a tayin istedim. eşim gelirse anca istanbul'a gelir başka yerlere zor gelir diye. Bu arada dikkatinizi çekiyorum bu noktaya kadar isyan etmeden sabırla bekledik ve kolaylaştırmaya çalıştık.

Sonra hayatımın en büyük yıkımlkarından birini eşimin tercih ekranında "ilinizde boş kadro bulunmadığından tercih yapamazsınız" yazısını gördüğümde yaşadım. O gün o kadar bunaldım ki eşim ve ailem o halimi görünce kahroldu.

Sağolsun Anadolu Eğitim Sendikası hemen kolları sıvadı birşeyler yapmaya çalıştı. Onların bu çabası bana bir umut oldu. Bu arada evi falan istanbula taşıdık geldik. bütün kalan umutlarımı da "sayın" bakanımızın "bir yıl daha ayrı kalıverin ne olacak" sözleri tüketti gitti...

Bugün de ben istanbul'dayım eşim Şırnak'ta... Ailem yalnız kalmayayım diye yanıma kardeşimi gönderdi. Bu arada aranızda Şırnak'a sen niye gitmedin diye düşünenler olabilir. Ben doğma büyüme Manisalı'yım,eşim de Samsun'lu. Kararlarına ve düşüncelerine saygı duyduğumuz ailelerimiz var. Ailelerimiz Şırnak adını duyunca bile hem uzaklığından hem güvenli olmayışından yakınırlarken eşimin bir an önce oradan kurtulup gelmesi için dua ederlerken ben nasıl gideyim Şırnak'a. Hem yaşamak istediğim yerde yaşamak benim insani bir hakkım değil midir? Ki İstanbula tayin istediğim an durumun böyle olacağını bilseydim eşimin yanına giderdim! eşim yanımda değilken dünyanın en güzel yerinde olsam da bir şey ifade etmiyor ne yazık ki...


Oturup düşündüm bugün. acaba Sayın Ömer Bey ya da Tayyip  Bey ya da farketmez şu an eşimle memleketin iki ayrı ucunda görev yapmamaıza sebep olan herhangi biri benim babam olsaydı. Benim yaşadığım bu sıkıntıyı gördüklerinde ne yaparlardı... Acaba bir yine kardeşimi mi gönderirdi yanıma bu saydığı istatistikleri sayarak bana, yoksa eşimi mi verirdi yanıma... Benim sayemde de bir sürü insan eşine kavuşmuş olur muydu? Babamın "benim sıkıntıma elimden bir şey gelmiyor" diyip kahrolduğu gibi kahrolur muydu? bu saydığı istatistikler mantıklı gelir miydi acaba o zaman...

Şimdi bu soruyu buradan bakanımıza soruyorum; kızınız olsaydım ya da sizin kızınız yaşadığımız sıkıntıları yaşamış olsaydı ne yapardınız? Sizin çocuğunuz bu vatanın evladı da biz değil miyiz? Siz bu vatanın temsilcisiyseniz hepimizin babası değil misiniz? Artık ne olur elinizi vicdanınıza koyun da bakın o vicdan nasıl sızlıyor....

www.mebpersonel.com Yazarı Büşra ALAGÖZ Lütfen Kaynak Gösteriniz

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
memiş kılıç 4 yıl önce

elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş hocam

Avatar
murao 4 yıl önce

merak etme eşinide görevlendirmeyle istanbula getirirdi

Avatar
esk 4 yıl önce

bakanımızda vicdan olmadığı için bu yazı ona anlamsız gelir ne diyo bu öğretmen der bence hocam ( bu arda yüreğinize sağlık yazınız çok güzel olmuş)

Avatar
semra 4 yıl önce

duygularımız beraber ama kimin umurunda.

Avatar
ömer 4 yıl önce

sıkıntımız ortak ,,ama bu kadar güzel kaleme alınamazdı.i̇nşallah sevi̇neceği̇z hocam sabir.az daha sabir.bakınız bakan bu kadar net olsa bu soruyu katildiği proğramlardaki̇ sunuculara bi̇le sordurmazlardi,,olacak i̇nşallah sabir

Avatar
emekli öğretmen 4 yıl önce

kızım asker eşi.hakkari çukurcada,şemdinlide ,son üçyıldırda doğubeyazıtta görev yaptı.eş durumu ataması olmadı buna ne dersiniz

Avatar
selim 4 yıl önce

sayın bakan rasyonelıstır

Avatar
elif 4 yıl önce

getirdikleri sistemde öğretmenliği yerle bir ettiler.