banner374
17 Haziran 2012 Pazar 02:26
8 bin öğretmen için “grev“ incelemesi yapılsa dahi sonuç alınabilir mi?
Gazetelerde yer alan "Antalya'da 4+4+4 eğitim sistemini protesto için iş bırakma eylemi yapan 1200 öğretmen hakkında inceleme başlatan İlçe Milli Eğitim müdürlükleri, bu kez de 23 Mayıs'ta 3+3 maaş zammı önerisini protesto için iş bırakan 8 bine yakın öğretmenin isimlerini tek tek okullardan istedi" ifadeli haber bir çok öğretmen için sıkıntı oluşturmuştur. Bu yazımızda grev veya iş bırakma nedeniyle öğretmenler hakkında işlem yapılıp yapılamayacağı veya yapılsa dahi sonuçları üzerinde duracağız.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi memurlar için grev hakkı bakan seviyesinde fiilen tanınmıştır


Memurlar için grevsiz toplu sözleşmenin anlamsız olacağını ve grevin eninde sonunda geleceğini konuyla ilgili olanlar bilirler. Şuan itibariyle memurlar fiilen grev hakkını almışlardır. Milli Eğitim Bakanı'nın grev yapan öğretmenler hakkında soruşturma açılmayacak yönündeki açıklaması ise grev hakkının fiilen tanındığının resmileşmesidir. Bu çerçevede anayasal düzenleme kaçınılmaz hale gelmiştir.


Geçmiş yıllarda, sendikaların aldıkları işe gelmeme kararına uyan memurlar hakkında disiplin soruşturması açılmış ancak, hem idari yargı hem de Danıştay, verilen bu cezaları iptal etmiştir. Açıkça grev kararları yargı mercilerince meşru hale getirilmiş ancak, yasal boyut kazanamamıştır. Anayasal düzenleme yapılmadan da memurlara grev hakkı verilmesi mümkün değildir. Ancak, uygulama öyle bir hal almıştır ki işçiler için yasak olan alanlarda dahi memurlar grev yapar hale gelmiştir. Bu durumun gözden kaçırılması mümkün değildir.


Bu arada bir bakan son günlerde alınan grev kararının 657 sayılı Kanun'da çok ciddi bir disiplin suçu olduğunu belirtirken Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ise grev nedeniyle eğitimin aksamasına üzüldüğünü fakat grev yapan öğretmenler hakkında soruşturma açılmayacağını söyleyerek bu konuda Bakanlar Kurulu üyeleri arasında da mutabakat olmadığını göstermiştir. Beğenseniz de beğenmeseniz de 657 sayılı Kanun şu an yürürlüktedir ve bunun hükümlerini kabul etmemezlik yapamazsınız. Şayet yaparsanız, değişiklik yapma zorunluluğunu Bakanlar Kurulu adına taahhütte bulundunuz demektir. Buna hakkının olup olmadığı hususunun izahı ise sayın bakanın yapması gereken bir durumdur. Bazen bir insanın attığı küçük bir adım, insanlık için büyük bir adım olabilmektedir. İşte sayın bakanın yaptığı açıklamada memurlar açısından büyük bir adımdır. Hiçbir kurumda yasal takibat yapılamayacağının garantisidir.


Takibat yapılırsa sonuç alınamaz ve boş yere personel rahatsız edilmiş olur


MEB'in bir kısım personeline soruşturma açılıp bir kısmına soruşturma açılmaması kendi içerisinde tutarsızlık olacaktır. Kaldı ki MEB dışında çalışan personel hakkında da yasal takibat yapılırsa bu durum bir kurumda suç olan eylemin başka bir kurumda suç olmadığı gibi bir anlama gelir ki suçun genelliği ilkesine aykırıdır ve sonuç alınamaz. Tekraren söylemek gerekirse memurlar açısından grev hakkı fiili hale getirilmiştir. Hukuki sürecin ise biran önce yerine getirilmesi gerekmektedir. Bırakın MEB içini şayet MEB dışındaki diğer kurumlarda grev kararı nedeniyle işe gelmeyen memurlara soruşturma açılsa dahi MEB örnek gösterilerek yargıdan verilecek cezaların iptali kaçınılmazdır. Yani kanunun açık suç saydığı bir konuda bir Bakan açıkça soruşturma açılmayacağını söyleyerek aslında Bakanlar Kurulu'nun diğer üyelerini de bağlamıştır.


Bu durum, bu hususun toplu sözleşmeyi düzenleyen 4688 sayılı Kanun görüşmelerinde çözülmesini zorunlu kılıyordu. Ancak devletin bürokratları soruna eğilmedi. Bu nedenle, sorunlu grev uygulamalarıyla karşılaşmaktayız. Şu hususu da belirtmek gerekir ki memur sendikalarının yaptıkları eylemler nedeniyle işe gelmeme konusunda Danıştay'ın 6289 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra verdiği bir karar bulunmamaktadır. Bu kanunla 4688 sayılı Kanun'un başlığı 'Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu' olarak düzenlenmiş ve bu kanunda toplu sözleşmenin nasıl yapılacağının esas ve usulleri belirlenmiştir. Ancak, Milli Eğitim Bakanı'nın yaptığı açıklamayla İdari Yargı'nın grev kararına nasıl yaklaşacağı belli olmuştur diyebiliriz. Yani eyleme katılan memurlar ve öğretmenler rahat olsunlar.


Şayet valilik talimatıyla soruşturma başlatılmışsa Milli Eğitim Bakanı'nın greve katılan öğretmenlerle ilgili talimatı ve görüşü net olduğu için sonuç alınamayacaktır. Çünkü, Bakanlığın bir kısmı disiplin soruşturması açmayıp, bir kısmının açması yanlış bir uygulama olacaktır. Kaldı ki Bakan'ın açıklamasına rağmen Valiliğin soruşturma başlatması da Bakanlığın taşradaki temsilcisi olması nedeniyle doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Ayrıca, 657 sayılı Kanun'un 125'inci maddesinde grevin müeyyidesi memuriyetten çıkarma cezası olarak belirlenmiş olup, bu fiille ilgili olarak yüksek disiplin kurulunun karar vermesi gerekmektedir. Merkez teşkilatında kurulan bu kurul ise bakanın talimatı doğrultusunda işlem yapacaktır. Endişeye mahal yok diyoruz ve bir kez daha memurların grev kararı resmileşmiştir ifadesini kullanarak bu eylemler nedeniyle memurların rahatsız edilmelerini doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyoruz. Ayrıca da siyasi iradenin bu konuda anayasal ve yasal düzenleme yaparak sorunu kökten çözmesi gerektiğini düşünüyoruz.


Sözleşmeli personel yabancı dil tazminatı alabilir mi?


Sözleşmeli personelin veya Belediye Kanunu'nun 49'uncu maddesi uyarınca sözleşmeli olarak çalışanların kamu personeli dil tazminatından faydalanmaları mümkün müdür? İlgili KHK' da "kadro karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalışan personel dahil), diyor bunun anlamı nedir?


Belediye Kanunu'nun 49'uncu maddesinde sözleşmeli olarak çalıştırılacak personele yapılacak ödemelerin nasıl belirleneceği hüküm altına alınmıştır.


Ayrıca, bu maddede; "... Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır" hükmüne yer verilmiştir.


Diğer yandan, 375 sayılı KHK'nın 2'nci maddesinde ise yabancı dil tazminatının hangi statüde istihdam edilen personele ödeneceği hüküm altına alınmış ve bunlar arasında kadro karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalışan personel de sayılmıştır.


Yine, kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinin ( B) bendi hükmü uyarınca sözleşmeli personel istihdam edilmektedir. Bu madde hükmü uyarınca 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kararlaştırılan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın 3'üncü maddesinde; "Sözleşme ile çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz ve sözleşmelere bu yolda hüküm konulamaz" hükmüne yer verilmiş ve istisnalar arasında da dil tazminatına yer verilmemiştir.

Devamı:Yenişafak


banner182
Son Güncelleme: 17.06.2012 02:26
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol