banner374
25 Temmuz 2016 Pazartesi 13:19
Başbakan'dan erken seçim ve başkanlık sistemi açıklaması
 Başbakan Yıldırım, Bloomberg News'te katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, soruları yanıtladı
- "Erken seçim diye bir şey söz konusu değil, altını çiziyorum ve net olarak ifade ediyorum"

- "Bu yönde de kafa karıştırmaya çalışanlar var, 'işte hükümet, AK Parti bu darbeden güçlü çıktı, bir baskın seçim yapacak' falan, bunlar bizim aklımızda, fikrimizde yok"

- "Yatırımcılar hiç endişe etmesin, küresel yatırımcılar gelip, Türkiye'ye yatırım yapmaya devam edebilirler"

- "İki şey ayrı gidiyor. Asla ve asla ekonomiyle ilgili konuları biz olağanüstü halin içinde düşünmüyoruz. Bunu da tamamen normal reform süreci, parlamentoyla hükümet arasında devam ediyor"

- "Başkanlık sistemi, bugünün meselesi değil. Türkiye'de yeni Anayasa yapılması, bütün partilerin başından beri, son 15 senedir istediği bir konudur. Başkanlık sistemi de zaten yeni Anayasa içerisinde ele alınması gereken bir husustur. Dolayısıyla, bizim şimdi Başkanlık sistemi veya yeni anayasayı tek başına, AK Parti olarak yapma şansımız yok"

- "Başkanlık sistemi ne için gerekli? İstikrar için, güven için. Başkanlık sistemi de işte bu ve buna benzer maceraya kalkışanlar olamaz. Çünkü mutlak siyasi irade hakimiyeti vardır"

- "HDP, maalesef bu terör örgütünden kendini ayıramıyor. Şunu çıkıp dese, 'bu terör örgütüyle benim bir alakam yok, bunların yaptığı işleri benimsemiyorum ve şiddetle lanetliyorum, kınıyorum' dese HDP konuşulabilir, görüşülebilir bir partidir. Ama maalesef böyle bir durum yok"

Başbakan Binali Yıldırım, "Erken seçim diye bir şey söz konusu değil, altını çiziyorum ve net olarak ifade ediyorum. Bu yönde de kafa karıştırmaya çalışanlar var, 'işte hükümet, AK Parti bu darbeden güçlü çıktı, bir baskın seçim yapacak' falan, bunlar bizim aklımızda, fikrimizde yok." dedi.

Başbakan Yıldırım, Bloomberg News'te katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, soruları yanıtladı.

Yabancı yatırımcıları Türkiye'ye çekme konusunda tedbirler düşünülüp düşünülmediğine ve kanunlarda esnekliğin söz konusu olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine Başbakan Yıldırım, Çalışma Kanunu'nda esnekliği getirdiklerini, Uluslararası İş Gücü Kanunu, Ar-Ge ve Patent Kanunu'nun Meclis Genel Kurulu'nda görüşüldüğünü, çalışma hayatıyla ilgili reform paketinin görüşmesinin yapılacağını, bireysel emekliliği teşvik edecek uygulamalara girdiklerini, ayrıca Türkiye'de Bir Varlık Yönetim Fonu da kurduklarını belirtti.

Yıldırım, böylece özellikle yatırımları genel bütçe yerine, bu fondan temin etme cihetine gideceklerini bildirdi.

Türk özel sektörünün bölge ülkelerinin aksine farklı bir durumunun bulunduğuna işaret eden Başbakan Binali Yıldırım, Türk özel sektörünün küresel çalıştığını, Avrupa'dan, Uzakdoğu'dan ortaklarının bulunduğunu, böylece dünyaya açık, kendi ihtiyaçlarını görebilir olmasının önemli olduğunu kaydetti.

Yıldırım, şöyle konuştu:

"Özel sektörümüzün diyelim ki finansman ihtiyacı var, hiç bize ihtiyacı yok. Gidip görüşmesini yapıyor, finansmanı buluyor, gerekli teminatlarını da veriyor. O bakımdan Türk ekonomisi özel sektörü, devletten daha liberal durumda. O yüzden de o alanda bir sıkıntı görmüyoruz. Her türlü ihtiyacını, gelecek yatırım ihtiyacını, kredi ihtiyacını karşılayabilecek durumda. Ha zora düşen olursa ne olacak? Orada da biz yanındayız, kredi garanti fonumuz var. Onu devreye sokacağız, yeniden yapılandıracağız. Yeniden yapılandırınca işlerini yoluna koyacak ve hem taahhütlerini, borçlarını ödeyecek hem de üretime devam edecek, istihdama devam edecek. Biz ekonomiyi şöyle görüyoruz; biz öldürmek değil, yaşatmayı hedef alıyoruz. Diyelim ki yatırımcısınız, devlete vergi borcunuz var, sigorta prim borcunuz var, etrafınızdaki mal alıp verdiğiniz insanlara borcunuz var, yükümlülükleriniz var. Ne yapacağız? Hemen sizin tepenize çöküp işinizi elinizden alırsak kime ne faydası var? Yani devlet alacağını alamıyor, vatandaş alacağını alamıyor. Adamı kurtarmış olursunuz.

Ama biz öyle yapmıyoruz, yaşatalım diyoruz. Sen, bir sıkıntı içerisine girdin, oturalım ne kadar ihtiyacın var, şu kadar ihtiyacın var. Sana bunu verelim, yeniden yapılandıralım, senin borcun. Sen üretmeye, insan çalıştırmaya devam et. Ürettiklerini de satmaya devam et. Böylece, hem ekonomi yavaşlamamış olur hem de sen sorununu gidermiş olursun. Ülke de kazanır, sen de kazanırsın. Bakış açımız budur."

- "Parlamento reformları çıkaracak"

Başbakan Yıldırım, "Ekonomiyle ilgili önümüzdeki süreçte herhangi bir acil durum tedbiri beklemiyorsunuz değil mi?" sorusuna, "Ekonomi açısından hayır." yanıtını verdi.

Yıldırım, darbe teşebbüsünden önce kamuoyuna ilan ettikleri ekonomik müjde paketinin bulunduğunu, bunun birinci bölümünün yasalaştığını, ikinci bölümünün görüşüldüğünü, üçüncü bölümünün de sırada olduğunu belirtti.

Bunlar çıkarıldığında, ekonomiyle ilgili ayrı bir tedbir almaya ihtiyaç bulunmadığını kaydeden Başbakan Yıldırım, "Parlamento, normal çalışmasını sürdürüyor ve bu reformları çıkaracak. Ama diğer yandan da bir olağanüstü hal yetkisi aldığımız için, ülkenin güvenliğine, asayişine, bu terör örgütlerinin yok edilmesine yönelik düzenlemeler yapıyoruz. İki şey ayrı gidiyor. Asla ve asla ekonomiyle ilgili konuları biz olağanüstü halin içinde düşünmüyoruz. Bunu da tamamen normal reform süreci, parlamentoyla hükümet arasında devam ediyor. Ha şu var, ekonomi dinamik bir yapıdır. Öyle bir gelişme olur ki bir tedbir almanız gerekir. O tedbiri alacaksınız. Onlar günü birlik verilecek kararlardır." diye konuştu.

- "AK Parti bu darbeden güçlü çıktı"

"Başbakanlık görevine geldiğinizde, Türkiye'nin temsili demokrasi sisteminin değiştirilerek, Başkanlık sistemine geçileceğini söylemiştiniz. Bu konuda bir referandum yapmayı planlıyor musunuz ya da bir erken seçime gitmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Erken seçim diye bir şey söz konusu değil, altını çiziyorum ve net olarak ifade ediyorum. Bu yönde de kafa karıştırmaya çalışanlar var, 'işte hükümet, AK Parti bu darbeden güçlü çıktı, bir baskın seçim yapacak' falan, bunlar bizim aklımızda, fikrimizde yok. Öyle bir etik de bulmayız bunu. Biz 4 yıllığına milletten yetki aldık, o yetkiyi sonuna kadar kullanacağız. Ama o yetkiyi elimizden almaya kalkanların da tepesine balyoz gibi ineriz, indik. Bundan sonra da böyle aklından, fikrinden geçirenler varsa, ayaklarını denk alsın. Seçim yok, geçim var. Vatandaşın geçime ihtiyacı var, işe güce ihtiyacı var. Seçim yorgunu oldu vatandaş, durmadan seçim. Geçen sene 3 tane seçim yaptık. Bir daha seçimle kaybedecek vaktimiz yok. Onun için seçim demek, ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması demek, seçim demek, programların yarıda kalması demek, seçim demek öngörülebilirliğin, ileriye yönelik planların ertelenmesi demek. Dolayısıyla seçime ihtiyaç olmadığı halde, seçimi gündeme getirmek, ülkeyi sevmek demek değildir. Onun için böyle bir programımız yok. Bunu söyleyeyim."

Başkanlık sisteminin bugünün meselesi olmadığını belirten Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'de yeni Anayasa yapılması, bütün partilerin başından beri, son 15 senedir istediği bir konudur. Başkanlık sistemi de zaten yeni anayasa içerisinde ele alınması gereken bir husustur. Dolayısıyla, bizim şimdi Başkanlık sistemi veya yeni Anayasa'yı tek başına, AK Parti olarak yapma şansımız yok. Onun için ne yapmamız lazım? Uzlaşmamız lazım. En az 330 'evet' oyu alacağız ki parlamentoda teklifimiz, yeni Anayasa teklifimiz Başkanlık da dahil olmak üzere, sistem teklifimiz, referanduma gidebilsin. Şu anda bizim bunu tek başına yapma şansımız yok. O yüzden partilere de çağrıda bulunuyoruz, diyoruz ki gelin, bir olalım. Hepimizin, 79 milyon milletin ihtiyacını karşılayacak, herkesin 'bu Anayasa'nın içinde ben de varım, bu Anayasa beni de kapsıyor' diyebileceği bir değişikliği yapalım ve bunu halkımızın onayına sunalım. Bizim pozisyonumuz bu. Dün de böyleydi bugün de böyle."

- "Halk iradesine rağmen iktidar olunmaz"

Başbakan Binali Yıldırım, "Başkanlık sistemi, ne için gerekli? İstikrar için, güven için. Başkanlık sisteminde işte bu ve buna benzer maceraya kalkışanlar olamaz. Çünkü mutlak siyasi irade hakimiyeti vardır. Zayıf iktidarlarda ancak bu darbecilerin hevesi artar ama şimdi AK Parti iktidarında buna benzer girişimler çok oldu. Her seferinde, bunu etkisiz hale getirmeyi başardık. Nasıl başardık? Çünkü millet arkamızdaydı. Eğer halkınız arkanızda durmazsa ne kadar güçlü olursanız olun, hiç faydası olmaz yok olup gidersiniz. Halka rağmen, iktidar olunmaz. Halk iradesine rağmen, iktidar olunmaz." değerlendirmesini yaptı.

Onun için bu konuları diğer siyasi rakiplerle görüşmeye her zaman hazır olduklarını ifade eden Yıldırım, "Yapacağımız bir değişiklik, sistem değişikliği, Anayasa değişikliği, toplumun yüzde 100'ü değilse bile, büyük bir kesimini, kahir ekseriyetini kapsaması lazım. Onların kabul edebileceği bir metin olması lazım. Bunu da tek başına yapamayacağımız aşikar, onun için bütün partilerle mutlaka birlikte çalışmamız gerekiyor." dedi.

"Bu durumu, diğer partilere ulaşma konusunda bir fırsat olarak mı değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki soruya Yıldırım, "Açıkçası tabi bunu henüz test etmedik, ümit ederim öyle olur. Biz bu planımızdan vazgeçmiş değiliz." karşılığını verdi.

"Darbe oldu diye her şeyden vazgeçeceğiz, kenara çekileceğiz diye bir şey yok. Bunu kimse bizden beklemesin." ifadesini kullanan Başbakan Yıldırım, milletin talebini, beklentisini karşılamak için her türlü çalışmayı yapacaklarını, kendilerine bir fedakarlık düşüyorsa, bu fedakarlığı da gerçekleştireceklerini bildirdi.

Yıldırım, "Ama yeter ki sorunlar, sürekli konuşulup ortada bırakılmasın. Sorunları konuşalım ama çözüm için de adım atalım. Çünkü zamanın da bir maliyeti var, zaman da para. Bazen paradan daha kıymetli. Kaybettiğiniz parayı geri getirebilirsiniz ama zamanı geri getirme imkanı yok. Onun için biz reform çalışmalarına, hiçbir şekilde yavaşlatmadan, hız kesmeden devam edeceğiz." dedi.

- "Güneydoğu'da da ayrı bir sorunumuz var"

Başbakan Yıldırım, "HDP ve diğer siyasi partiler, darbe girişimi sonrasında iktidarın yanında olduğunu söylediler. Bu durum, doğudaki sorunların çözümü konusunda da fırsat olabilir mi?" sorusu üzerine, şu görüşlerini paylaştı:

"Darbeyle ilgili konuda açık şekilde darbeye karşı olduğunu ve bizim yanımızda olduğunu ifade eden parti Anamuhalefet partisi, CHP. Lideri ve partililerin tamamı, meydanlardaydı, bizi destekledi. MHP de destekledi, orada da ciddi bir destek aldık. HDP ise darbeye karşı hazırlanan ortak bildiriye imza atarak, onlar da destek verdiler. Ama darbe gecesi bir karşılıklı temasımız olmadı. Buradan Güneydoğu'ya gelirsek, Güneydoğu'da da bizim ayrı bir sorunumuz var. Bir darbe olayı yaşadık ama orada da bölücü terör örgütü var. Ülkeyi bölmek istiyorlar. Ülkenin o bölgede yaşayan insanlarını öldürüyorlar, polisi şehit ediyorlar, askeri, korucuları şehit ediyorlar. Masum insanların üzerine bomba atıyorlar. O da ayrı sorun alanımız. Bu darbeyle nasıl mücadele ediyorsak, orada da aynı mücadeleyi sürdüreceğiz. Ne zamana kadar? Bu ellerinde silah olan terör grupları artık silahları bırakacaklar, bir daha ellerine almamak üzere bırakacaklar ve açıkça diyecekler ki 'bizim Türkiye'yi bölmek gibi bir hedefimiz yok, sorunlarımızı üniter devlet yapısı içerisinde, tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet çatısı altında çözmek istiyoruz. Konularımızın burada hallolmasını istiyoruz' diyecekler. O zaman zaten orayla ilgili bir sorun kalmayacak ama yurdun her tarafında bombalar atarak, İstanbul'da, Ankara'da, Diyarbakır'da, başka bölgelerde insanları toplu katliam yapmaya devam ederlerse, masum insanları öldürmeye devam ederlerse, askeri-polisi öldürmeye devam ederlerse, bizim onlarla konuşacak bir şeyimiz yok."

- "Terör örgütünün Kürtler gibi bir sorunu yok"

HDP'nin maalesef bu terör örgütünden kendini ayıramadığını vurgulayan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

"Şunu çıkıp dese 'bu terör örgütüyle benim bir alakam yok, bunların yaptığı işleri benimsemiyorum ve şiddetle lanetliyorum, kınıyorum' dese, HDP konuşulabilir, görüşülebilir bir partidir. Ama maalesef böyle bir durum yok. Onlar terör örgütünün, PKK terör örgütünün, YPG, KCK terör örgütlerinin etkisi altında siyaset yapmak gibi bir zorlukları, sıkıntıları var. O yüzden de biz oradaki problemi şöyle görüyoruz, bu, terör örgütüyle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında bir sorun değildir, aslında bölgede yaşayan Kürtleri düşünen bir terör örgütü yok. Terör örgütünün Kürtler gibi bir sorunu yok.

Sorun ne? Sorun, bölgede yaşayan Kürtlerin en büyük sorunu, PKK terör örgütü. Onların yaşamını da, geleceğini de zehir ediyor. Ülkenin güvenliğini ve istikrarını da maalesef olumsuz yönde etkiliyor. Enerjimizin bir kısmını oradaki vatandaşlarımızın güvenliğini, huzurunu sağlamak için harcamak zorunda kalıyoruz. Oradaki terör örgütleriyle mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Ama bunlar tabii Suriye'den, Irak'tan, orada yaşanan istikrarsızlıklardan yararlanarak, Türkiye'ye geçiş yapıyorlar. Bunların, terör örgütlerinin amacı, adam öldürmek. Bunların kutsalı yok, dini yok, hiçbir kutsal değerleri yok. Bunlar kendilerine verilen vazifeyi yapıyorlar. 'Git öldür', öldürüyor."

- "Küresel yatırımcıları davet ediyoruz"

Türk ekonomisinin güçlü olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, "Yatırımcılar hiç endişe etmesin. Küresel yatırımcılar gelip, Türkiye'ye yatırım yapmaya devam edebilirler. Tabi ki bir darbe yaşanmıştır. Bunu yok sayamayız. Ama o kadar güçlü bir milletiz ki hemen darbenin etkisinden kurtardık ve bunu bir bayrama dönüştürdük. O kadar güçlü bir ekonomimiz var ki ufak kıpırdanmalarla, sıyrıklarla tabiri caizse bu darbeyi geçiştirdik. Türkiye, büyük projeleri birer birer hayata geçirecek, diğer yandan da Türkiye ekonomisinin, gerçek ekonominin büyümesi için yatırımları artırmaya, onlara destek olmaya devam edeceğiz. Onun için küresel yatırımcıları davet ediyoruz. Türkiye hala yaşanan bu küresel krizde en güvenli limandır. Yatırım yapılacak en güzel ülkelerden biridir." diye konuştu.

 
 
Anadolu Ajansı
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol