banner374
27 Mayıs 2012 Pazar 23:41
Memur Kafasını Kaldırdı Bir Kere
Bu bir hak ilerlemesi olarak algılansa da bu yasanın yersiz olduğu, Memur –Sen ile Kamu İşveren Kurulu arasında geçen Toplu Sözleşme tiyatrosunda tecrübeyle görüldü. İki heyette rolünü güzel oynadı. Birinin hak kazanmaya, diğerinin de haklar vermeye niyeti yoktu. Birbirine kur yapıp durdular.
Kamu İşveren Kurulu son sözünü söyledi: 3,5 + 4 zam teklifi yaptı. Diğer sözleşme konularında da dişe dokunur bir teklif olmadı. Türkiye Kamu - Sen’in Genel Başkanı İsmail KONCUK; Memur – Sen’de dâhil olmak üzere konfederasyon temsilcilerini ziyaret ederek, ortak eylem planına destek istedi. Memur –Sen eylemin ne olduğunu bilmediğinden “ artık buraya kadar, meydanlardayız” diyemedi. Konfederasyonlarına bağlı sendikaları serbest bırakarak yine tribünde oturmayı tercih etti. Yani eylem yapmayı bilen sendikamız varsa, eylem yapabilir dedi.

 
KESK ve Birleşik Kamu İş Konfederasyonu 23 Mayıs’ta 1 Günlük İş Bırakma Eylemi için Türkiye Kamu –Sene destek verdi. Türkiye’nin dört biryanında ilçeler de dâhil olmak üzere, bugüne kadar görülmemiş bir yoğunlukta katılım sağlanarak,1 Günlük İş Bırakma Eylemi gerçekleşti.
 
Diğer Konfederasyonların ortak eylem yapma kararı karşısında Memur Sen’de bir şeyler yapmalıydı. Memur- Sen ise öğle arası küçük gruplar halinde toplanarak basın açıklaması yaptılar. Üyelerine söyleyecekleri bir sözü olmalıydı: “Bakın biz de eylem yaptık, öğle arası da olsa” Sanırım Toplu Sözleşme Tiyatrosunun son sahnesi de kendileri açısından böylece sona eriyordu.
 
Ancak bu eylem hükümet tarafında karşılık bulmazsa uyarı eylemlerinin sonuna kadar süreceği uyarısı da Türkiye Kamu - Sen’in Genel Başkanı İsmail KONCUK tarafından dile getirildi.
 
Görünen o ki Memur – Sen gözünü Hakem heyetine çevirdi. Ellerini ovuşturuyorlar “ İnşallah buçuk, tam sayı olur” diye. Ancak Memur – Sen üyelerinin bu sonuçtan rahatsız olduğu da bir gerçektir. Açıktan dillendiriliyor artık, bizi dikkate almadılar diye.
 
Ancak 2010 yılında yapılan referandumda “YETMEZ AMA EVET” diyen, Nikâh masasındaki “EVET” ile Referandumda ki “EVET”İ karıştıran, oylamayı nikâhından üstün tutan Memur- Senliler gördünüz işte Toplu Görüşmenin, Toplu Sözleşme Hakkına dönüşmesi de bir anlam ifade etmedi. Referanduma “EVET” demekten pişman mısınız bilinmez ama Kamu Çalışanlarını yanılttığınız gün gibi ortada.
 
2012 yılında tekliflerinizle yine Kamu Çalışanlarına ümit verdiniz, memurlara büyük bir hayal kırıklığı yarattınız. Türkiye Kamu-Senin kazanımlarını küçümserken, hatta yok sayarken sizler memura ne kazandırdınız. Hükümetin getirdiği teklifleri Toplu Görüşme yasası varken de alınıyordu, hatta daha fazlası… Memur – Sen’in Kamu Çalışanlarını temsil etmekten, mücadele etmekten çok uzak olduğu, bu hükümetin memur düşmanı olduğunu, sosyal ve ekonomik haklar vermek bir yana kazanımlarımıza göz diktiği de görüldü ki, bu gerçekler bizce malumun ilanıydı.
23 Mayısta gerçekleştirilen 1 Günlük İş Bırakma Eylemi, önceki eylemlerden gerçekten farklıdır ve bunun analizi yapılmalıdır.
 
23 Mayıs 1 Günlük İş Bırakma Eylemi ile ilgili taraflara Türkçe olarak bazı mesajlar verilmiştir.
 
1-    Kamu Çalışanı Hükümetin memur politikasından, tek başına güçlü iktidarını istismar etmesinden rahatsızdır.
 
2-    Memur –Sen bile Toplu Sözleşme sonucu olarak ve diğer konfederasyonların eylem kararının karşısında “ bugüne kadar eylem yapma gereği duymadık, artık alanlardayız” demek zorunda kalmıştır. Öğle arası da olsa basın açıklaması yapabilmişlerdir. Bu açıkça üyelerden gelebilecek eleştirilere karşı yapılmıştır.
 
3-    Kamu Çalışanlarının “ mademki sosyal ve ekonomik haklarımızı savunmak için varsınız, öyleyse neden ortak bir amaç için bir araya gelmiyorsunuz “ eleştirisi cevap bulmuş ve Memur – Sen hariç, ortak bir eylem yapılmıştır.
 
4-    Eyleme bugüne kadar görülmedik bir katılım sağlanmış ve katılma cesareti gösteremeyenlerin, katılmadıklarından dolayı pişman oldukları görülmüştür. Bundan sonra yapılacak eylemlere katılımın daha çok olacağının işaretleri alınmıştır. Artık memur başını kaldırmıştır.
 
5-    Hükümetin başı ve bazı yetkililerce  “ biz zam yaptık memur eylem yapıyor, anlaşılır gibi değil”, “ Yunanistan ya da İspanya gibi mi olalım”, “Bu ülkede sadece memurlar mı yaşıyor, ülke kaynaklarının hepsini onlara mı verelim”, “Bu ülkede işsiz var, asgari ücretli var, esnaf var, çiftçi var, bu ülkenin geleceği var, hazıra dağ mı dayanır” türünden memuru anlamadığını gösteren ve diğer meslek gruplarıyla ve krizde olan ülkelerin durumlarıyla tehdit etmiştir.  Aslında bu hükümetin, mavi boncuk dağıttığının bir göstergesidir.
 
Dünyanın 16. büyük ekonomisine sahip olduğumuzu, yıllık büyümenin 8,5 olduğunu, kişi başına düşen GSYH’NIN 11.000 ABD Doları olduğunu, 2012 ve 2013 yılına ait yıllık enflasyon tahminin 5,2 ve 5,0 olacağını, yıllık enflasyonun 11.14 olduğunu söyleyeceksiniz ardından da, halkı memura karşı İspanya ve Yunanistan örnekleriyle kışkırtacaksınız.  Ekonomi büyümüş ama nasıl 2011 yıllık ihracat 135 Milyar, ithalat ise 240,8  Milyar ABD Dolarıdır. Üretmeyen ya da ürettiğini satamayan; dışa bağımlı bir büyüme. 2011 yılı dış borç stoku 309,6 Milyar ABD Dolarıdır. Bu nasıl büyümedir, gelişmedir acaba?Bu veriler Kalkınma Bakanlığı sitesinden alınmıştır.
 
Ya bu veriler yanlıştır, ya da birileri yalan söylemektedir. Madem ülkemizde her şey güllük gülistanlık memur neden İspanya ve Yunanistan örnekleriyle korkutulur? Türkiye’de kaç aileye yılda kişi başına 11000 ABD Doları girmektedir?
Sosyal adalettin sağlanamadığı bir ülkede ancak meslek grupları birbirine karşı kışkırtılarak iktidarın devamı sağlanabilir.
 
Bu ülkede bizler de biliyoruz ki işsizlik var, asgari ücretli var, işçi, çiftçi ve esnaf var ve perişandır. Maalesef onurlu bir hayat sürecek gelirleri ve huzurları da yoktur. Hangi meslek grubu huzur ve refah seviyesinden rahatsızsa örgütlensinler ve demokratik tepkilerini göstersinler. Memurun kazancıyla kendi kazançlarını kıyaslayarak memurun haklı tepkisini ayıplamasınlar. Biz memurlar devletin işlerini görüyoruz ve hizmetimizin sosyal ve ekonomik yönden karşılığını istiyoruz. İnsanca yaşamak herkesin hakkıdır.
 
Sahi hükümetlerin görevi neydi?
 
Bu ülkede yaşayan insanların sağlıklı ve güvenli bir şekilde mutlu, huzurlu ve refah içinde yaşamalarını sağlamak değil midir? Yoksa bir avuç mutlu azınlık bunu vatandaşına layık görmüyor mu?
 
Başbakanın öğretmenler hakkında yalan, eksik ve çelişkiler içeren açıklamasını ise gelişimin eğitimle dolayısıyla öğretmenle mümkün olacağına inananların takdirlerine bırakıyorum.
 
“ Onlara ek ödenek olarak resen 100 lira daha verelim. Bir öğretmenin en düşük olanı 1624 lira alıyor. Ne karşılığı alıyor? Haftada 15 saat karşılığı alıyor. Peki, düz bir memur ne kadar çalışıyor? 40 saat. 40 saat için bu rakamın altında alanlar da var. Öğretmen ek ders verirse, bunun üstünde alıyor. Bir de tatili var. Yılda iki ay. Düz memurun tatili ise 20 gün. Şimdi soruyorum; bu haksızlık değil mi? Bundan sonraki süreç hakem heyetine gidiyor. Nihai kararı verecek”
 
 
23 Mayıs ve sonrası TÜRK-ÇE olarak bana bunları söyledi.
 
Ahmet KANDEMİR



banner182
Son Güncelleme: 27.05.2012 23:41
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol