banner374
15 Kasım 2012 Perşembe 13:54
ÖDÜLLERDE ADALET NASIL SAĞLANACAK?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda yapılan değişiklikten sonra Milli Eğitim Bakanlığında ödüllendirmeler konusunda çok büyük haksızlıklar yaşanmaktadır. Verilen ödüller üzerinden yapılan her işlem adalet duygusunu zedelemektedir. Değil iller arasında birliği sağlamak, aynı ilin ilçeleri arasında da ödüller konusunda, personel sayısına oranladığımızda çok büyük tutarsızlıklar var. Şube alanımızdaki altı ilçenin bir önceki yıla ait ödül istatistiği durumun vahametini ortaya koymaya yetmektedir. Diğer il ve ilçelerdeki durumun da çok farklı olmadığını buradan kolayca tahmin edebiliriz. İşte tablo:

İLÇE ADI:

ÇALIŞAN SAYISI:

ÖDÜL ALAN İDARECİ SAYISI:

ÖDÜL ALAN ÖĞRETMEN SAYISI:

TOPLAM:

ORAN (%)

MALTEPE

3.872

25

100

125

3.22

KARTAL

3.479

12

40

52

1.49

PENDİK

4.752

46

127

173

3.64

TUZLA

1.795

15

55

70

3.89

SULTANBEYLİ

1.987

109

257

366

18.41

ADALAR

83

1

4

5

6.02



Bütün ilçelerde ödüllendirilen personel sayısının aynı oranda olması elbette beklenemez. Ancak aradaki büyük farkın bir açıklaması olmalıdır. Bu çarpıklık; ödül vermeye yetkili amirlerin yaklaşım farklılıklarından kaynaklanacağı gibi muğlak kanun maddesinden de kaynaklanmaktadır. Çünkü madde şu şekilde düzenlenmiş:
 
657 S.D.M.K. MADDE 122- Görevli oldukları kurumlarda olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle; kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, kamu zararının oluşmasının önlenmesinde ve önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkinlik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları tespit edilen memurlara, merkezde bağlı veya ilgili bakan, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından başarı belgesi verilebilir. Üç defa başarı belgesi alanlara üstün başarı belgesi verilir.
 
Dikkat edilirse burada en geçerli ölçüt, “maddi katkı sunmak” olarak belirlenmiştir. Sanki bu uygulama maliye memurları için düzenlenmiş gibi durmaktadır. Tablodaki ilçelerden birinin kaymakamı haklı olarak önerilen isimlerin ne katkı ürettiklerini sormuş ve ödüllendirmeyi kabul etmemiştir. Çok daha ilginç bir durum ortaya çıkıyor burada; geçen yıl sene başında bizim bakanımız okuluna maddi katkı sunan herkese ödül değil ceza verdirdi. Merak edilen diğer bir konu, örneğin bir itfaiye memuruna ödül verilirken daireye kaç söndürme aracı kazandırdın diye soruluyor mu?
 
   Burada en önemli soru şudur: “Öğretmenin performansını somut olarak nasıl ölçebiliriz?” Yıllardır hep konuşulan ve hiç kimsenin henüz ortaya hiçbir şey koyamadığı performans kriterleri konusunda sadece laf üretilmiştir. Artık şu kriterleri bir görsek de ona göre öğretmenler başarılarını gösterseler ve her önüne gelenin kolayca eleştirebildiği insanlar olmaktan kurtulsalar. Aslında kanunun devamında: “Kamu kurum ve kuruluşları yürütmekte oldukları hizmetlerin özelliklerini göz önünde bulundurarak memurlarının başarı, verimlilik ve gayretlerini ölçmek üzere, Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü alınmak kaydıyla, değerlendirme ölçütleri belirleyebilir.” Diyerek buna yer veriliyor.
 
Her fırsatta fedakârlığı istenen öğretmenlerin gayretleri yetkililer tarafından adalet ölçüleri içerisinde takdir edilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığındaki çalışanların ödüllendirilmesinde İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin yetkisinin bulunmaması, ödüllendireceği personeli için mülki amirlerini ikna etmek zorunda kalmaları, ödüllendirmenin mantığına ters bir durumdur. Adaleti sağlamaktan uzak bir uygulamadır. Okul müdürlerinden sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin de ödüllendirmelerde devre dışı kalmış olması, okullarda yüksek performans gösterenlerin nasıl tespit edileceği sorusunu sordurmaktadır. Ödüllendirilenlere bakıldığında, üst yöneticilerin görebileceği kutlama komisyonu ve Ar-Ge gibi görevlerde bulunan eğitimcilerdir. Buradan da anlaşıldığı gibi okullardaki gayret ve başarıyı tespit etme konusunda yürümeyen bir sistem var.  Okullarda bu konuda çok büyük rahatsızlıklar dile getirilmektedir. Yöneticilerin en öncelikli görevi adaleti sağlamaktır.
 
Öğretmenlerin kariyer basamaklarında yükselmelerinde, idareci olarak atanmalarında ve yer değiştirmelerinde çok önemli ölçüt olarak alınan ödüller konusunda yaşanan bu keyfiliğe son verilmelidir. İdeolojik yaklaşımları bertaraf edecek, uygulamada birliği sağlayacak değerlendirme ölçütleri getirilene kadar, verilen ödüllere itibar edilmemelidir. Eski ödülleri yok sayılan ve sıfırlanan, sadece çalıştığı ilçedeki yöneticilerinin yaklaşımı yüzünden ödüllendirilmeyenlere haksızlık yapılmaması için bakanlığımız acil düzenleme yapmalıdır.
 
 
Talat YAVUZ
Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı


banner182
Son Güncelleme: 15.11.2012 13:54
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol