banner396
        Öğretmen açığını çözmenin yegâne iki yolu var. Öncelikle bu konuda hükümetin samimi ve içtenlikle bu sorunu çözmeyi istemesidir. İkincisi atama bekleyen ve çalışan öğretmenlerin aynı samimiyet ve içtenliği göstererek bireysel çıkarcılıktan uzak ülke menfaatini ön plana çıkararak özveri ile çalışmasıdır.

         Bizim ülkemizin toplumsal ve kamu hayatının en önemli sorunu; dürüstlüktür.Her kesim hatta nerdeyse her birey kendine göre belirlediği dürüstlük anlayışı çerçevesinde kamusal sorumluluklarını yerine getirmektedir. Bu da kargaşaya sebebiyet vermektedir. Eğer ki, bir devlette doğrular değişkenlik gösteriyorsa; orada dürüstlük ve adaletten bahsedemezsiniz. Adalet ve dürüstlüğün olmadığı toplumda güven sorunu hat safhadadır. Türkiye’nin de en büyük çıkmazı birbirine güvenmeme ve en iyisini ben yaparım anlayışıdır. Ortak paydasını belirleyememiş bir ülkede adaletli dağıtım gerçekleştirme şansınız yoktur. Paylaşım konumunda kim güçlüyse; en büyük payı adil olmayan bir şekilde keyfi olarak paylaştırıyor. Bunu da resmileştirmeyi kendine bir hak olarak görüyor. Bu adaletsizliği toplumsal yaşamın her alanında görmek mümkün. Çünkü sizi koruyan güçlü bir hukuk sisteminiz yok. Bu hukuksuzlukta otomatik olarak kuralsızlığı bir gelenek haline getirdiği için toplumda hakkaniyetle yaşamını sürdürmek isteyenlerin yaşam alanı oldukça zorlaştırmaktadır. Bu süreçte dürüstlük ve adaletten taviz vermemek için bir noktaya kadar dayanabiliyorlar. Hayatlarının herhangi bir kesitinde; öyle zor durumda kalıyor ki; kuralsızlık geleneğinin cenderesinden kurtulamıyor. Kendi doğruları ve hakkaniyete dayanan doğrular arasında tercih yaparken de; oturmuş bir hukuksal alt yapı olmadığından nefsinin kararı doğrultusunda hareket ederek kendi hukukunu oluşturmaktadır. Bireyin hukuku olmaz. Bireyin hakları vardır. Bunu da güvence altına alacak yegâne güç hukuktur. Hukukun üstünlüğü toplumdaki bütün gruplara eşit mesafededir. Kimseden beklentisi yoktur. İleri demokrasileri güçlü ve dürüst yapanda hukukun üstünlüğünün toplumsal hayatın her alanında aktif olarak adaletli şekilde uygulanıyor olmasıdır.

            Ülkemizdeki bütün sıkıntıların temelini hukuksuzluk oluşturmaktadır. Öğretmen açığının kapatılmasında da dürüst davranılmamaktadır. Hem devletin hem de öğretmenlerin tamamen çıkarcı yaklaştıklarını düşünmekteyim. Çünkü devlet yüz yirmi bin öğretmen açığı olduğunu biliyor. Bunun eksikliğinin getirdiği sıkıntıları da bilmesine rağmen kalıcı adil çözüm yerine, popülist yaklaşımla çözmek istiyor. Bu konu da komu oyunu oyalayarak zaman kazanıyor. Öğretmen açığını da ücretli öğretmen çalıştırarak gidermeye çalışıyor.En çokta gelişmekte olan ilçe ve köylerdeki öğrencileri (birleştirmiş sınıflarda okumak zorunda bırakarak) mağdur edip adil davranmamaktadır.

             Okullar açılalı iki ay olmasına rağmen bir çok okulda hala öğretmen sıkıntısı varsa;siz adalet ve hakkaniyetten bahsedemezsiniz.Fırsat eşitliğini gözeterek biran önce öğretmen açığını hiçbir bahaneye sığınmadan çözülmelidir.Yüz bin öğretmen almakla ülke batmaz.Belki,bazı yatırımlarda kısmi aksamalar olabilir.Ancak hiç biri insan eğitimine yatırımdaki eksikliklerin verdiği zarar kadar olamaz.Diğerlerinin telafisi mümkündür,ama zamanında yapılmayan eğitim hizmetinin telafisi hiçte kolay değildir.Yıllardır bunu acısını çekmekte değil miyiz?Dün bundan yakınanların aynı hatayı yapmalarını anlamıyorum.Biran önce bu sorun çözülmelidir.

            Çok iyi bir norm tespiti ile öğretmen ihtiyacı belirlenmelidir. Özellikle kalkınmış şehir ve ilçelerde çalışan öğretmenlerin girmesi gereken ders saati artırılarak norm kadrosunun bulunduğu okulun dışındaki ihtiyaç olan okullara adil ve dürüst olarak görevlendirilmelidir. Diğer bölgelerdeki okullara da ilk atama ile norm ihtiyacı kadar öğretmen atanmalıdır. En az dört yıl çalışmaları zorunlu kılınmalıdır. Çalışmak istemeyenden ücretsiz izine ayrılmalıdır. Bu ülkeyi seviyor kalkınmasını istiyorsak, yarından itibaren devlet bütün atama ve tayinlerde hukukun üstünlüğü esas alınarak adil davranacağını taahhüt etmelidir. Bunu da uygulamaları ile ispat etmelidir ki, güven ortamı oluşsun. Öğretmenler ve öğretmen adayları da bireysel çıkarcılıktan uzak ülke çıkarları doğrultusunda çalışmalıdır.

             Sayın Başbakanımız, orta vade de çözmeyi vaat ettiği öğretmen ihtiyacını politik hesabı gözetmeden iki bin on dördü beklemeden önümüzdeki öğretim yılı başlamadan önce en geç Temmuz ayı içinde yüz bin öğretmen ataması yaparak köklü çözümü gerçekleştirmeli ve eğitim dinamizmini güçlendirmelidir.

 

 

     Ali YILMAZER

www.mebpersonel.com 

                                                                                                           

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hakkımızı Alacağız 2012-11-15 18:46:27

çok teşekkür ediyorum size ali bey çok güzel yazmışsınız kaleminize yüreğinize sağlık

Avatar
şubat 2012-11-15 19:42:01

şubatta 30 binini atamalı....

Avatar
başbakan ayakkabısının bağını çözemez 2012-11-15 20:08:03

ne başbakanı ya.millet adamın umrunda değil.şubat atamasından yana başbakana güvenim hiç yok

Avatar
fenci 2012-11-15 20:10:48

bu atama olmalı

Avatar
xxx 2012-11-15 21:15:36

hallederse başbakanımız halleder

Avatar
ücretli 2012-11-16 09:23:50

şubat atamasını 30 bin istiyoruz dilinize saglık ali bey

Avatar
ezgi 2012-11-16 10:24:48

insallah olucak subat ataması

Avatar
sınıfçı 2012-11-16 11:44:51

bu vakte kadar boşuna diğer kişilerle görüşüyorlar zaten başbakanla görüşülse bu sorun çözülür inşallah şubatta 30 bin atama istiyoruz

banner389