banner374


Her yazarın kendince bir anlatım tarzı vardır. Her yazarın olaylara yaklayış perspektifi söz konusudur. Zaten yazarı özgün de kılan bu yaklaşım şeklidir. Yazarı anlaşılmaz kılan gibi görünen tarz, kişinin okuduğundan  ne anladığını muhakeme etmediğinden anlaşılmıyorsa ve dahi konuya ön yargılı yaklaşılıyorsa, yazdıklarımızı "Saçmalama " biçiminde algılayan kimi okurların kendi durumlarına destek çıkmak üzere yazılan yazıları ve yazarına karşı anlaşılmaz bir tepki göstermesi, tahminimizce kalemin mensubu olduğu sendika ile ilintili görünmektedir ki her sendika, kişinin aîdiyet duymaktan memnuniyet duyduğu sivil oluşumdur.
Eğitim Camiasına Bakışlar Üzerine Notlar'ımızda ele aldığımız öğretmenle sınırlı olmayan tüm eğitim camiasının problemlerinin çözümüne mizahî yaklaşımımızı algılamayan, algılamaktan mahrum kalmış kimi okurun e-mail yoluyla sitemini haklı bulmayan bizim, söylenecek  başka bir sözümüz yoktur.
Hak ve emek boyutunda "Önce İnsan Önce Erdem" ilkesi doğrultusunda hiçbir siyasal anlayışın egemenliğini kabul etmeyen, çalışanın hakkına ve emeğine saygıya daveti ön plâna alan, kişinin mensubiyet kesbettiği, yakınlık duyduğu fikirlere saygıyla yaklaşan bir sendikacılık anlayışını hakim kılma mücadelesinde, tümü eğitim camiasına mensup okurların bizi yanlış anlaması ve bu yolla sitemkâr tavrı, ya bizim dokunduğumuz zülfiyardendir ya da hakikat o ki yazı yazmayı bilmediğimizdendir. 
      Yazı yazmanın bizim için zor olmadığını gösteren ve her gün kaleme aldığı birkaç makalesi yayınlanan biri olarak, bizim yazmadan yana çektiğimiz sıkıntı olmaması, görünen o ki yazdıklarımızı anlamayanlar için değil, anlamaktan yana zorlananlar için bir ezadır.
Bizim çalışanın hakkını ve emeğini öncelikli bilen anlayışımız, sendikal tavrımızın en belirgin biçimi olarak gelmektedir. Bu sendikal mücadelenin bir birini karalayan görünüm fluluğu, bizim için üzüntü vericidir. 
Hakkın ve emeğin kutsallığı boyutu üzerine kurulan "Hak ve Emeğin Sendikası", daima çalışanının yanında olmuş, alternatif sendika anlayışını, evrensel boyutlarda gündeme getirerek, ulusal anlayışın ötesine taşımak istediği sendikacılığı, yaygın hale gelen gelenek sendikacılığının katı ve kemikleşmiş yapısını kırmaya yönelik çalışmalarında zaman içinde bir yol kat ettiği için ayakta kalmayı başarmış ve bu yolla çalışanının hakkını ve emeğini sendikanın hem yönetim ve hem kimi üyelerine verdiği prestijin çok üstünde görmüştür.
Üçüncü yazımız olan bu makalemizin bizim dışımızda gelişen yorumlara karşı bir cevap olduğunu belirtirken, sendikal manada çalışan birinin çalışanın hakkını ve hukukunu savunurken ileri sürdüğü düşünce toplamı makaleyi okumadan, kritiğini yapmadan, hakaniyet ölçüsünün dışına çıkarak karalayan, küçümseyen, hakarete vardıran anlayışı karşısında kişinin yapması gereken susmak ve yazmamak iken, kişinin heyecanını kesmeye yönelik, şevkini kırmaya dayalı bu tür çabalar, okunan makalenin okur sayısı karşısında bir hiçten öte anlam taşımamaktadır.
Belki bizi tanıyan, bizi biz olduğumuz için kabul etmeyen  kişiler, realite karşısında hakkı haklı olana teslim etmesi gerekirken, ucuz ve çirkin bir yola tevessül etmeleri, affedilir mi?
Daima söyleyegeldiğimiz, "Sendikasızlıktan çok hangi sendika olursa olsun sendikalı olmak önemlidir. Bunun için siz sendikalı değilseniz sendikalı olun, sendikalı iseniz aramızdaki farkları düşünün ve sendikanızdan memnun iseniz, bu tavrınızı sürdürün." şeklindeki demokratik teklifimiz biçiminde özetlenebilecek iki yazımızın devamı olan bu makalemizde de belirttiklerimize yönelik hasmane tavırların bizimle irtibatlandırılacak bir durum olmadığını, bunun kişinin aynası olabilecek davranışların özü olduğunu belirtelim mi?
Kalem alanında kendimizden üstad olanları kabul ederiz de hakikati, gerçekleri bugüne kadar hasır altı eden sendikal anlayışların bir ürünü  olan geldiğimiz konumda etkili-yetkili-sözü geçen bir çok sendika görmesek, kendimizi bir köyde, bir ilçede ve en çok bir şehirde yaşamış biri olarak hayal edebilirdik 
Bir eğitimci olarak, eli kalem tutan biri sıfatıyla doğruları belirten kim olursa olsun, hakkın haklı olana teslimi söz konusu olmalıdır.
Bu makalenin son paragrafını okumayan kişinin kalkıp tespih ipine dizilen boncuklar misali, yapageldiğimiz eleştiriye dayanarak, "Bu yazar, üç makale kaleme alarak kendisini Nobellik aday misali görüyor." yargısına düşerse şaşırmamak gerekir. 
Biz, "Her sendikanın çalışanın hakkını kendi sendikasından olsun olmasın, medem ki emek harcıyor ve madem ki hak sahibidir. O halde onun da savunmasını üstlenmelidir." anlayışına hakim olmadıkça, sendikalar arası sürtüşmelerin kimseye bir faydası olamaz, olan çalışanına, üyesine olur.,
Sendikalar, üyelerinin hakkını savunmak için kurulmamış da sahada iki rakip futbol takımı gibi canını dişine takmış misali bir kapışma içine girerse, geçmişte olan biten ortadadır.
Biz, Eğitim iş kolunda çalışan ve yeni bir sendika olan EĞİTİM- HAKSEN  olarak, bu çalışanların hakkını kim kazanımla ortaya koyarsa koysun, onlara minnettarız, onlara daima teşekkür ederiz. Fakat, sayı çokluğu ile avuntunun, avunmanın, kimileriyle aynı düşünceleri paylaşmanın verdiği hazla hareket etmenin zaman içinde tepkilerle tam tersi inişlere zemin hazırladığını unutmamalıdır. 
Her sendika birkaç kişilik ekiple kurulur ve zaman içinde kabul görürse büyür. Dört sene zarfında kurulan ve gelişen, kendilerine göre daha çocuk yaşta olan sendikaları, kendileri gibi bir sayısal çoğunluğa mensup olmadığı için yadırgayan, küçümseyen sendikal anlayışı ya da anlayışları, yaşlarına ve yaptıklarına bakmadan sorumsuz sözlerin sahibi görmeyi, bizim kınanmamızı gerektiren anlayış olarak kimse haklı görmesin.
Biz, yazdıkça ve yazmaya devam ettikçe herkesin, çalışanların tümünün hakkının ve emeğinin kutsal olduğunu bilen anlayışla yola çıkmışız.  Bizi kendisinden görmeyenleri de "hakkın ve emeğin savuncusu" olarak görmeye devam ediyoruz. Bizim çıkışımızı ya da başka sendikaların ortaya çıkışını hazmetmemek, ya onların tahammülsüzlüğüne  ya da demokratik olmayan yapılarına dayandırılabilir. Biz, onların tahammülsüzlüğüne yorumlayalım da farklı sendikalarda da hakkın ve emeğin savunucusu dostlar alınmasın. Çünkü bize lazım olan demokrasi yarın bu dostlara da lazım olabilir. Biz,yine konuşalım, tartışalım, doğruyu bulma adına yarışalım. Fakat kardeş kavgasına körüklenen dün, bize ders çıkartmamızı öğütlemektedir. Bizim kimseyle ne kavgaya ne gönül kırmaya zamanımız var ve biz bu işin ehli de değiliz.
Eğitim HAKSEN İl Temsilcisi  Mebpersonel.com Yazarı            

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
süleyman derman 5 yıl önce

sayın yazarın belirttikleri, vurguladıkları ve önerdikleri dürütçe ve vicdani şeylerdir. önyargıyla bu yazıyı okumayan eminim ki burdaki doğrulara ortak olmak isteyecektir. tabi ki doğrulara ortak olmak isterse....