banner374

           Sayın Doç.Dr. Levent Esaslan’ın aday öğretmenler arasında yaptığı araştırma sonuçlarını çalışan bir öğretmen olarak değerlendirdiğim de; tespitlerinin çoğuna katılmamak mümkün değildir. Bu güne kadar sendikalar var olan her hangi bir partinin veya ideolojik yapının temsilcisi olmadan öteye geçememiştir. Oysaki eğitim sendikalarının genel olarak amacı; üyelerinin ortak eko­no­mik, sos­yal, öz­lük, mesleki, sendikal hak ve çı­kar­la­rı­nı koruyup geliştirerek, on­la­ra da­ha say­gın bir ya­şam dü­ze­yi sağlamayı hedefleyen projeler geliştirmektir

          Milli Eğitim teşkilatında; çalışanlarının haklarını savunmak olduğunu iddia eden onlarca sendika kuruldu. Ancak hiçbir zaman ortak bir payda da bir araya gelemediler. Bu tavırlarında; sendikal yapılanmaların tamamen siyasi partilerinin uzantısı doğrultusunda şekillendirdiklerini ve siyasetteki kısır çekişmeyi devam ettirdiklerini görmek mümkündür. Geriye dönüp on beş yıl içinde büyük sendikalardaki üye transfer akışına bakmamız; üyelerin çoğunluğunun siyasal görüşü ve menfi çıkar gerekçeleri ile hareket ettiklerini alenen ortaya koymaktadır. Hiç bir eğitim sendikası, çok cüzi üye sayı olanları hariç; tek başına eğitim camiasının içinden gelen görüşlerle hareket etmemektedir.Tamamen kendi fildişi kulelerinde oluşturdukları siyasi ve gizil çıkarlarına zarar vermeyecek kadar direnç göstermektedirler. Bu tavırları da;”Al gülüm ver gülüm” prensibi çerçevesinde oluşmaktadır. Çok uzağa gitmeyelim. Bu gün en çok üyeye sahip sendika olan Eğitim Bir Sen’in hak arayışındaki stratejiye baktığımızda; Milli Eğitim Merkez ve Taşra teşkilatındaki bürokratik atamalarda ne kadar etkin olduğunu görmek mümkündür. Kadrolar karşısında gücünü koruduğunu sanan sendikanın iş özlük haklarla ilgili mücadeleye gelince pasif kaldığı çok aşikâr. Bu da yürütmenin işine gelmektedir. Yürütmeyle kol kola olmasının son çerezi olaraktan; geçici şube müdürü atamalarında görmek mümkündür. Çünkü son görevlendirmelerle ilgili bilgilere sahip olma şansına sahip olsak; muhtemelen büyük çoğunluğu bu cenahtandır. Eğitim Bir Sen ,Aktif Eğitimciler Sendikasının fesih kararı almasında da;muhtemelen siyasal uzantısının gücünü kullanmıştır.Çünkü büyük bir heyecan ve özellikle itiyatla Eğitim Bir Sen’e zarar vermeden kuruluşunu tamamlamasına rağmen kısa zamanda çok uğraş vermeden  40.000 üyeye ulaşan bir sendikanın yaşını doldurmadan mücadeleden kaçıyor olması çok düşündürücüdür.Şahsen bu sendikanın çıkış felsefesi ile yola devam etmesi halinde; eğitim sendikalarına yeni bir sivil uzlaşı getirmesi mümkündü.Osmanlı padişahlarının taht kavgası yüzünden çok kıymetli evlatlarının kellesini vurdurması gibi;bence Aktif Eğitimciler Sendikası hak etmediği bir şekilde;kendi ipini kendinin çekmesine zorlanmıştır.

               Sonuç olarak Esaslanın,550 öğretmen adayının katıldığı araştırması sonucunda elde ettiği verilerin çoğunu çalışan öğretmenleri de kapsamaktadır. Üye aidatınızı devletin ödediği bir yapıda; sendikaları hep siyasetin arka bahçesi olmaya adaydır. Ayrıca sendikaların Genel Merkez çalışanlarının ve il yönetiminde olanlarının çalışma süreleri dört yılla sınırlandırılmalıdır ki; tabanın sesi daha iyi ulaştırılabilsin. Aksi bireysel çıkarların öne çıkmasına sebep olmaktadır. Araştırmadan bazı tespitleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

               Sendika üye aidatları ve diğer gelirlerinin öğretmenler için kullanıldığını sanmıyorum.”, “Sendika yöneticilerinin görev sürelerinin belirli (sabit) bir sürede olması gerektiğine inanıyorum.”  Sendika ve eğitim sendikaları hakkında yeterli bilgi düzeyine sahip olduğumu düşünüyorum” önermesine ağırlıklı olarak “kararsızım” yönünde bir görüş belirtmeleri de düşündürücüdür. “Eğitim sendikalarının MEB’in eğitim politikalarına ve uygulamalarına yön verdiğini düşünmüyorum,” “Türkiye’de eğitim sendikaları eğitim sistemini geliştirmeye ve problemleri çözmeye dönük işlevsel projeler ürettiklerini düşünmüyorum.” “Sendikaların, öğretmenleri politik bir zemine çekerek taraf olmaya ittiğini düşünüyorum.” ve “Sendikaların, öğretmenlerin siyasi anlayışlarına biçim verdiklerini düşünüyorum.” gibi önermelere de adaylar katılıyorum düzeyinde görüş belirtmişledir. Ayrıca “Genel olarak sendikaların siyasi partiler tarafından mesleki ya da yan kuruluşları olarak algılandıklarını düşünüyorum.” ve“ Siyasi partilerin sendikaları bir oy deposu olarak gördüklerine inanıyorum.”,“Sendikaların ideolojik değil mesleki dayanışma temelli olması gerektiğine inanıyorum” gibi önermelere de büyük ölçüde katılıyorum yönelimi görülmektedir.

 

 


Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
AYHAN 4 yıl önce

evet kamu sen mhp nin arka bahçesi .inanmazsanis sayin koncuk 'a sorun