banner374
07 Mart 2014 Cuma 14:11
8 MARTI ANLAMI VE AĞIRLIĞINCA KUTLAMALI
 Gün geçmez mutlak bir sorun vardır kadın kimliğiyle ilgili ortaya atılan bir madde. Yıllardır bu ülkede tartışıla gelen başörtüsü mevzusunu ne hikmetse tüzüklerinden kaldırmazlar. Sebebiyse toplumların bazı hassasiyetleri mevcuttur. Bu hassasiyetlere, en yumuşak diye tabir edilen yere sert vuruşlarını bırakmamaktır ki her an kullanabilecekleri hareket alanları olsun.

Bizim gibi feodal bağları güçlü olan ülkelerin geldiği nokta neresidir? Kadının bedeni. Kadın bedenini kullanmaktan bıkıp usanmayan iktidar, kendisine ne denli yakın bireyler yetiştirirse o denli gücünü artırmaktadır. Çabası da kadını yok saymaktır. Açıkça dile getirmez ama kadın doğurganlık, reklam ve cinsel meta dışında başka bir artı değere maruz bırakılmaz. Dikkatler hep bir alana çekilir ki kendi çıkarları ilerleye dursun.

Kedinin önüne yumak atarsınız. Oynamaya başlar. İlk başlarda zevklidir. Dolaşmaya başladıkça kurtulma mücadelesine düşer. Kurtulmaya çalışmak için daha da fazla yumağa dolanır. Ne yazık ki olanaksızlaşır. Pes eder ve kurtarıcı bekler. Kurtarıcı, kendi içinizden değilse geçici aldanmalardır. Adı da kurtuluş değil, yanılgıdır. Bir anlamda esaretin başka bir bedende şekil almış halidir. Son yıllarda insanlarımızın önüne bilerek ve isteyerek atılan yığınca yumaklar var. İstediğiniz şekli veriyorsunuz, istediğiniz şekle inanıyorsunuz. Hatta yumağı atanlar bile şaşırıyor biz neymişiz diyerek! Dolandığınız yumaklardan sıyrılmanın yolunu bulacak mısınız?

İnanın biz kadınlar, oturup erkekleri değerlendirme altına almıyoruz. Sizin hareket alanınız kadar bizim de hareket alanımız olduğunu bilin istiyoruz. Yaratılmışların ilki olmanız bizden ayrıcalıklı olduğunuz anlamına gelmiyor. Elbette sorun varsa dile getirilmeli. Sorunlar çözülmek içindir. Kişi başına düşen ulusal gelirin 8000 dolar olduğu ülkeler var. Böyle olduğunu düşünün bir an. Kadınlar ekonominin neresinde diye tartışmazsanız aptalsınızdır!

Ekonomisini geliştiren ve ekonomik birliğini tamamlayan ülkelerin ortak çıkarı daha ilerisidir. Adamlar uzaya yürüyerek gitmenin yolunu bulacak halen görüntüde takıldınız kaldınız. Kim kendine neyi yakıştırıyorsa onu giysin. Bireysel özgürlükler toplumsal özgürlüklere gebe kalmasın artık. Kişiye göre yasa olamayacağı gibi!

Beyler, lütfen bedenlerimizi ağzınıza sakız etmekten vazgeçin. Ve kadınlar; kürtajdan tutun da doğuracağımız çocuk sayısına kadar karar veren erkek tiplemelerine dur demeyi öğrenin. Ülkem nüfusunun çoğunluğunu oluşturan bizler, bize değer biçen yapıları da seçmekteyiz bir yandan. Yanlışa yanlış demeyi öğrenelim artık bir zahmet.

Doğru, yanlıştan ne kadar arındırılmışsa o kadar doğrudur. Seçtikleriniz sizin beklentilerinize ne kadar yanıt verdi? Toplumsal hayatta istediğiniz yerde misiniz? Nerede olmaktı hayaliniz? Kimler adınıza girişimci oluyor? Hak verilmez alınır demeyi içselleştirebildiniz mi? Karşı cinse neden bu denli söz hakkı veriyorsunuz?

Kurtuluş Savaşı yıllarına bir bakın. Hangi erkek kadınların bacağıyla, saçıyla, başıyla uğraşıyordu ki? Eğer o döneme inanmayanlardan olmuşsanız, inananların en yumuşak yerinin de burası olduğunu unutmayınız. Dinler, diller, medeniyetler, uluslar, kültürel inanışları çarpıştırmaya devam ettikçe patlamalara sebep oluyorsunuz. Sistem kendiyle çelişmeye başlamışsa sonunu hazırlıyordur değil mi?

Dün ona yakın yazı okudum. Yazıları yazanlar da beğenenlerin çoğunluğu da erkekler. İster istemez saygıdeğer hemcinslerimin uyuşuk beyne sahip olduğunu düşündüm. Birileri size alın oyalanın diye bazı kalıpları mı sunuyor? Okuyun elbet ama tek yanlı okumayın. Kadınların derdi beylerin iki dudağı arasına girdi ve susuyorsanız, sizden bir nane olmasını beklemeyin derim. Burada ayrımcılık yapmıyorum. Değer buluyorsunuz öne çıkın.

Üretensiniz. Yöneten neden olmayasınız? Yoksa Marks haklı mıydı öğretilerini sıralarken? Ne dersiniz?

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü parti vererek kutlama yerine, içeriğini bilsek belki bir yerlerden başlayacağız. O günün mücadele ruhunu azımsamak aymazlıktır.

Son bir şey daha: Bir toplumu geri bırakmak isteyenlerin oyunu eğitimle başlar. Eğitimiyle oynadıkça istendik davranışı yakalamak o denli geç olur. Burjuvazinin temel görevi de eğitimsiz bir toplum yaratmaktır. Eğitimsiz toplum, düşünmeyen toplumdur. Düşünmeyenler de üretemez, üretemeyenler yönetimde söz sahibi olamaz. Bu yüzden denek olmaktan sıyrılın. Kendiniz olun...

8 Mart'ın anlamını bilenlerin günü kutlu olsun!

Özlem Rüstem

Anadolu Eğitim Sendikası

 

Tokat Erbaa Temsilcisi

banner182
Son Güncelleme: 07.03.2014 14:12
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol