banner374
08 Nisan 2013 Pazartesi 15:09
Ayak Bağlarımızdan Kurtulma Zamanı Gelmiştir
 Eğitim-Bir-Sen Manisa ve Muğla şubelerinin il divan toplantılarına katılan Ahmet Özer, Türkiye’nin, 30 yıldır Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafet Yönetmeliği’nden kaynaklanan sorunlarla uğraştığını ifade ederek, “12 Eylül Milli Güvenlik Konseyi dayatması olan yönetmeliğin anayasal meşruiyeti yoktur. Kamu çalışanlarının ense tıraşı, favori ve bıyığı ile uğraşan, giyeceği kazağın yakası ve pantolonunun kumaşına kadar karışan, ayakkabı topuk boyunu ölçmeyi emreden, kadın kamu çalışanlarına kamuda çalışmak için başının açık olması şartı dayatan bu yönetmeliğin kaldırılması için başlattığımız sivil itaatsizlik eylemi her geçen gün yayılarak devam etmektedir” dedi.

Temel hak ve hürriyetlerle çelişen, kamu çalışanlarına ‘devlet refakat etmezse ne giyeceklerini bile bilemeyen zihinsel özürlü’ muamelesi yapan 12 Eylül bakiyesi yönetmeliğin kaldırılmasını, çalışma hayatında ne giyeceklerine darbecilerin ve onların sivil uzantılarının karar vermemesini istediklerini belirten Özer, şöyle devam etti: “Eylemimiz, halkı mağdur ve mahrum etmeden, çalışma tempomuzu düşürmeden devam eden demokratik bir eylemdir. Kamuda çalışmak için kadınlara başı açık olmayı dayatmanın din ve vicdan özgürlüğü ve Anayasa ile çeliştiğini, mevcut yönetmeliğin Anayasa’nın vermediği yetkiyi hoyratça kullandığını haykırmaya çalışıyoruz. Eylemimiz büyük bir demokratik olgunluk içerisinde devam etmektedir. Kendini sıkıyönetim komutanı olarak gören, adı sivil ama beyni üniformalı olan sözde özgürlükçü bazı kesimler kadınlara başörtüsü serbestisi anlamına da gelen eylemimize şiddetle karşı çıkmakta ve 28 Şubat’ın Batı Çalışma Grubu gibi tavırlar sergilemektedir. Yeri geldiğinde özgürlük kelimesini ağızlarından düşürmeyen, eşitlikçi tavırlar sergileyen bu fosiller, 12 Eylül askeri yönetiminin mirasçılığına soyunmuşlardır. 12 Eylül’ü sermaye yapıp, acılar ve 12 Eylül’e olan karşıtlık üzerinden hayata ve birbirlerine tutunanlar, zihniyet olarak 12 Eylülcülerle aynı safta olduklarını göstermektedir. Yasakta diretenler ile yasağı dayatanlar aynı yolun yolcuları ve yasaklarda keramet arayanlar 12 Eylül’ün mirasçılarıdır.”

“Örgütlü gücümüzle çağdışı yönetmeliği kaldırtmak için elimizden gelen hiçbir gayreti esirgemeyeceğiz” diyen Özer, hükümetten, temel hak ve hürriyetlerle çelişen ucube yönetmeliği darbecilerle birlikte ait oldukları yere göndermesini ve bir an önce 12 milyon 300 bin imzanın gereğini yapmasını beklediklerini söyledi.

Hiç Kimsenin Ötekileştirilmediği Bir Zemin Oluşturulmalıdır

Türkiye’nin yıllardır etnik temel üzerinden ayrıştırılmaya ve kendi içerisinden yıkılmaya çalışıldığını kaydeden Özer, “Gerek dış uzantılar gerekse içimizdeki İrlandalılar vasıtasıyla asırlarca ümmet çatısı altında dil, din, ırk, renk ayrımı yapmaksızın yaşamış olan insanlar birbirlerine karşı kışkırtılmakta ve terör kıskacında ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Cihanşümul bir devlet anlayışından uzak, inkâr ve asimilasyon politikaları ile ulusalcılık hastalığı gereği etnik ayrımcılık körüklenmektedir. Binlerce Mehmetçiğin şehit olmasına, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan terör, dış mihraklarca beslenmekte, asırlarca et ve tırnak gibi yaşamış insanımızın arasına sokulan nifak tohumlarının yeşermesi için gayret gösterilmektedir. Ülke ekonomisinin, yatırımların ve büyümenin belini kıran, can yakan terörün bitmesi için başlatılan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nin sonuca ulaşmasını istiyoruz. Kandan ve gözyaşından beslenenlerin adının Türk ya da Kürt olması sonucu değiştirmemektedir. Sonucu değiştirecek olan, teröre son verdirilerek kardeşlik hukukunu yeniden tesis edip eşitlik, adalet ve özgürlüğün herkesin ortak malı olduğu bilinciyle hiç kimsenin ötekileştirilmediği zemini yakalamaktır. Türkiye’nin ayak bağlarından kurtulmasını, prangalarını kırmasını arzu ediyor, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi kapsamında ortaya konulan olumlu çabaları destekliyoruz” şeklinde konuştu.

Sorunları Zamanında Çözen Bakanlık İstiyoruz

Milli Eğitim Bakanlığı’nda raflarda tutulan sorunların çözüm zamanının geldiğini vurgulayan Ahmet Özer, öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliği başta olmak üzere, görevde yükselme ve unvan değişikliği yönetmeliğinin bir an önce değiştirilmesini; şube müdürü, şef ve memurluğa yükselmek için görevde yükselme sınavının yapılmasını; mühendis, tekniker ve teknisyenliğe geçiş için unvan değişikliği sınavlarının açılmasını istediklerini dile getirdi.

Genel idare hizmetleri, teknik hizmetler ve yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları için, öğretmenlerde olduğu gibi, atama ve yer değiştirme yönetmeliği çıkarılarak yer değişikliklerinde yaşadıkları keyfiliğin acilen ortadan kaldırılmasını beklediklerini kaydeden Özer, “Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki çift başlı rehberlik ve denetim sisteminin birleştirilip rehberlik ve denetim mekanizmasının güçlendirilmesini, yeni yayımlandığı halde yönetici atama değil, yönetici atamama yönetmeliği olarak adlandırılan yönetmeliğin acilen revize edilmesini bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, teşkilat yasası ve 4+4+4 yeni eğitim sistemi ile yaptığı köklü değişiklikler sonrası yapması gerekenleri, mevzuat güncellemelerini bir türlü yapamamıştır. Ortaya çıkan belirsizlikler, eğitim çalışanlarını zihnen yormakla kalmayıp aynı zamanda onların mağduriyetine de neden olmaktadır. Eğitim çalışanları, sorunlarının unutturulması adına zamana yayılmasını değil, zamanında çözülmesini beklemektedir” değerlendirmesinde bulundu.

4/C’liler Kadroya Alınmalıdır

Konuşmasında 4/C’lilerin sorunlarına da değinen Özer, 4/C’li çalışanların aldıkları sefalet ücreti ile ayakta kalma mücadelesi verdiklerini belirterek, “2012 yılı toplu sözleşmesinde çalışma sürelerinin 11 aydan 11 ay 28 güne çıkarılmasını sağlamamız nedeniyle sıkıntılarının çözüleceğine olan umutları artan 4/C’li çalışanların Milli Eğitim Bakanlığı’nda fazla mesaileri ücretlendirilmemektedir. Eğitim-Bir-Sen olarak, farklı istihdam şekillerinin tamamen ortadan kaldırılmasını istiyoruz. 4/C kapsamında yapılan sorunlu istihdam biçimine son verilmeli, çalışanlar kadroya geçirilmelidir” diye konuştu.

Üniversite Çalışanlarının Sorunlarına Çözüm Getirilmelidir

Konuşmasında üniversite çalışanlarının sorunlarına da değinen Özer, akademik personelde maaş artışına gidilerek ders yükünün ve ders saatinin azaltılması gerektiğini, öğretim üyelerinin 30 saati gündüz 10 saati de gece olmak üzer toplam 40 saat derse girdiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Geliştirme ödeneği sadece öğretim elemanlarına değil, uzmanlara ve idari kadrolarda bulunanlara da verilmelidir. Akademik ve idari personel arasındaki ayrımcılık ortadan kaldırılmalıdır. Enstitü müdürlüğü, dekanlık ve bunların yardımcılarına yönelik makam tazminatı ödemeleri ile fiili hizmet zammının artırılması gerekmektedir. Üniversitelerde sicil uygulaması hala devam ediyor. 6111 sayılı Kanun’la 657 sayılı Kanun’da yapılan düzenlemeye paralel olarak öğretim elemanları yönünden sicil uygulaması kaldırılmalıdır. Akademisyenlerin idari kadrolara (genel sekreterlik, daire başkanlığı vs.) görevlendirilmeleri imkanı bir an önce kaldırılmalıdır. Bu türden kadrolara görevlendirilme taleplerinin önüne geçilmesi için akademisyenlerin özlük hakları iyileştirilmelidir. Tek başına akademisyenlik çekici hale getirilmelidir. İdari kadroda çalışanlara MEB’deki gibi puan sistemi getirilip atama ve yer değiştirme hakkı verilmelidir. Öğretim elemanlarıyla ilgili siyaset özgürlüğünün alanı genişletilmelidir. İkinci öğretimde fazla mesai yapan personelin emeğinin karşılığı ücret olarak kendisine verilmelidir.” 

banner182
Son Güncelleme: 08.04.2013 15:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol