banner374
11 Ocak 2016 Pazartesi 10:46
BAKALIM BAŞ BELASI KİMMİŞ?
 Ömrümüz Abdurrahman DİLİPAK okumakla, dinlemekle geçti. Tarzını da derdini de biliriz. En can yakan gerçeği anlatırken bile özenli bir dil kullanmak gerekir. Aynı cümlede iki meslek grubunu birden suçlamak ne uğrunadır? Aynı mantıkla biz de, “Ülkemizde öğretmenler mi baş belasıdır yoksa gazeteciler mi?” diye sorsak toplumumuz ne der?

 Gelelim Dilipak’ın; “Öğretmenler ve imamlar toplumun iki baş belasıdır.” sözüyle anlatmak istediği gerçeğe. Müfredatla öğretmeni birbirinden ayıramamak bu kabul edilemez söylemi ortaya çıkarmıştır. Öğretmen müfredat yazmaz, müfredatı değiştirmez sadece uygular ve uygulamak zorundadır. Bu konu son yıllarda üzerinde en çok tartışma yapılan konudur. Yakın gelecekte de eğitimin gündemi olmaya devam edecektir. Prof. Dr. Mehmet ÇELİK, idarecilerimize verdiği bir konferansında; “Keşke çadırda eğitim yapsaydık da bu ders kitaplarını ve bu müfredatı değiştirseydik. Türkler, tarihte kendi kendini sömürge haline getiren tek millettir.” Demişti. Bizim müfredatımız bize ait bir müfredat değildir. Milletimizin ihtiyaçlarına cevap vermemektedir. Sınıf seviyelerine göre dağılımında büyük yanlışlar vardır. Ders sayısı fazladır. Gerçekleri saklayan, bilimsellikten uzak ve ideolojik saplantılar içeren bir müfredattır. Tarihi, kahramanlık öyküleri ve kronoloji olarak verir. Hayat ile bağları olmayan teorik bilgileri yükleyen bir müfredat eleştirilmeyi çoktan hak etmiştir. Ancak bir yanlışı düzeltmeye çalışırken bir başka yanlışa düşmemek gerekir. Her fırsatta öğretmeni hedef tahtasına oturtma modası çok sevdiğimiz Abdurrahman Dilipak abimize yakışmamıştır. Yeni bir açıklama ile meramını yeniden ifade etmeli gerekirse özür dilemelidir. Bu tür yaklaşımlar, öğretmenleri toplum nezdinde küçük düşürmektedir, öğretmenlere şiddeti körüklemektedir. Toplumumuzda hiçbir meslek grubu bu kadar eleştirilmemiş ve itibarı bu kadar örselenmemiştir.

 Öğretmen kaybederse toplum kazanmaz. Yaşadığımız bütün problemlerin çözümünü yine eğitimimizi düzelterek bulacağız. Eğitim müfredatımızı, eğitimci olmayan, milletimizin değerlerine yabancılaşmış, toplum mühendisliğine soyunan militaristler değil, ülkenin gerçek sahibi, yerli eğitimciler yapmalıdır. Öğrencilerimizi yarış atı yapan sınava dayalı sistem dönüştürülmelidir. Salt bilgi yükleyen değil, bilgi ile değer yükleyen yeni bir yaklaşımla yeni müfredat en büyük ihtiyacımız haline gelmiştir. Abdurrahman DİLİPAK, eğer müfredat böyle olmasına rağmen öğretmenler bunu neden uyguluyor da kafasına göre takılmıyor diyorsa tepkisi anlamlı hale gelir. Ancak o zaman da başka büyük bir kargaşanın içine düşeriz. Bugün baş belası olan öğretmenler değil müfredattır, bu böyle biline…

Talat YAVUZ Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı 
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ASIM 12 ay önce

doğru tespi̇tler.

Avatar
Elektroteknik 12 ay önce

türk milli eğitim sisteminin kronik sorunlarının temeli sendikalardır.