banner374
02 Mayıs 2013 Perşembe 19:45
BAŞBAKAN'DAN SENDİKACI AKİLLERİNE GAZ…
 Taksim'e çıkan yollar 5 km öteden kapatıldı. Otobüs, tramvay ve deniz otobüsleri çalıştırılmadı. İstanbul Emniyeti dün göstericilere gaz bombası atmada dünya rekorunu kırdı. Bu utanç tablosunun oluşmasında ve ülkemizin bir kez daha milletler arenasında itibar kaybetmesine sebep olanlar, şimdi ellerine kına yaksınlar. Milyonlarca İstanbul'luya korku yaşatanların, seyehat özgürlüğünü ellerinden alanların yüzleri kızardı mı bilemiyoruz? Zaten böyle bir düşünceleri  yani utanma duyguları ve ülkeye değer verme algıları olsaydı bunlar yaşanmazdı.
Taksim'de inşaat varmış, alt geçit yapılıyormuş, müsait değilmiş! Bu gerekçelerle kapatılmış, bu nedenle izin verilmemiş, miş, miş miş... Halbuki inşaat alanı, Taksim'in bütününün onda biri kadar bir bölümden oluşuyor. Bu açıkça Başbakan'la sendikaların restleşmesinin daha doğru bir ifade ile bilek güreşinin sonucudur.
Hatırlayalar bilirler, önceki yıllarda da Taksim restleşmesi olmuştu. Ancak siyasi iktidar, son anda barikatları kaldırmış,  hiçbir sorun yaşanmadan Taksim'de 1 Mayıs mitingi gerçekleşmişti.
1 Mayıs akşamı “Haber Türk” kanalında bütün işçi ve memur Sendikalarının Genel Başkanlarının katılımı ile 1 Mayıs süreci değerlendirildi. 2 - 3 yıl önce birlikte Taksim'de 1 Mayıs'ı kutlayan konfederasyon başkanları bu defa neden bir araya gelemediklerini anlatmaya ve kendi haklılıklarını savunmaya çalıştılar…
İlginç olan bu sendika başkanlarının 4 tanesinin Başbakanın seçtiği “Akil Adamları” olması, bir tanesinin ise (DİSK) önce kurum olarak, Akil Adamlığı kabul edip daha sonra akillikten feragat etmesidir.
Böyle Başa Böyle …
Amiyane bir tabir vardır, “böyle başa böyle tarak” diye… Başbakan'ın akilleri kendi aralarında uzlaşamıyorlar. Ortak noktada buluşamıyorlar, birlikte yürüyemiyorlar. Ancak milleti “sözde barış sürecine ikna” turlarına çıkıyorlar. Herhalde böyle bir durum bizim ülkemize has ya da bizim iktidarımıza yakışandır.
1 Mayıs gününden birkaç gün önce “sendika başkanı akillerimiz” Başbakan'la buluşup, Taksim'de kutlama yapmak istediklerini, her türlü güvenlik önlemini alabileceklerini, daha önceki yıllarda nasıl olaysız kutlamalar gerçekleştirdilerse yine aynı olacağını, “Taksim'deki çukura hiçbir işçiyi düşürmeyeceklerini” söylüyorlar, ancak Başbakan'ı ikna edemiyorlar.
 
Başbakan Kendi Seçtiği Akillerine Güvenmedi
Başbakan kendi atadığı akillerin sözlerine itibar etmedi. “Olmaz” dedi ve gereğini yaptı. Akillerine “bol sulu ve bol dumanlı” 2 binin üzerinde gaz bombası attırdı. Akillere ömürleri boyunca yetecek kadar gaz sıkarak,  akıllarından hiç çıkmayacak hatıralar yaşattırdı ve İstanbul semalarında büyük bir gaz bulutu oluştu.
Akillere Başbakan Güvenmedi, Onlara Güvenenler “Gazzede” Oldu
Olan Başbakan'ın akillerinin peşine düşüp Taksim'e yürümek isteyenlere oldu.  Tayyip Bey'in gaz bombalarından olabildiğince nasiplendiler. Yüzlerce kişi yerlerde süründü. Hastanelere ve apartmanlara sığındılar. Sanırsınız ki burası İstanbul değil, Irak'ın ya da Suriye'nin bir kenti… Bu halkta Türk Vatandaşı değil…  Sonuçta akillere güvenip peşine düşenler gazzede oldular. Tayyip Bey'in ileri demokrasi anlayışının güzel bir tezahürrü olarak ortaya çıktı bu manzara…
Sendikacı Akillerin Peşine Takılan Akılsız Siyasetçiler..!
1 Mayıs'ta gün boyu televizyonlarımız İstanbul'dan Taksim'e çıkan yollarda canlı yayın yaptılar. Gördük ki, pek çok ünlü - ünsüz siyasetçimizde orada. Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkan Yardımcılarından, Milletvekillerine, İl ve İlçe Örgütlerine, bölücü partinin sözde vekillerinden, militanlarına kadar herkes orada. Tayyip Bey'in sendikacı akillerinin peşine takılmışlar. Onlar da Tayyip Bey'in gaz bombalarından bolca nasiplerini aldılar. Apartmanlara sığındılar, hastanelere koştular. Fırsat buldukça da önlerine uzatılan mikrofonlara konuştular. İktidara yüklendiler. “Hesap soracağızzzzz” diye haykırdılar.
Ancak bilmezler mi ki, “akılsız başın cezasını bütün beden çeker.” Siz Başbakan'ın atadığı akillerin peşine düşerseniz, başınız beladan kurtulmaz. İnşallah aklınız başınıza gelmiştir. Ey siyasetçiler,  inşallah bu olay aklınızı başınıza getirmiştir. Çünkü bilirsiniz “bir müsibet, bin nasihatten iyidir” ya da “klavuzu karga olanın ……..”  
Sendika Başkanı Akiller “Akillikten” Ayrılacak Mı?
Herhalde sendikacı akillerimiz şimdi şöyle düşünüyorlardır; “Başbakan'ın akili olduk. Bizi seviyor ki, akiller grubuna seçti. Ülkenin nüfusu 75 milyonu aştı. Akil başına bir milyondan fazla insan düşüyor. Biz ülkedeki ilk 63 insanın içine girdik. (Her bir Akil! 1 milyon 198 bin 412 kişi arasından seçildi)  Milyondan fazla insandan birine bu nasip olur. Bu kadar kıymetliydik, bu kadar değerliydik de bu kadar yoğun gaza niye maruz kaldık? Acaba nerede hata yaptık? Halbuki biz,  Başbakan'ın “kıymetlileri grubuna” girmiştik. Bize Taksim'e giremezsiniz dese de sonunda “bize kıyamaz” diye düşünmüştük. Ancak bize acımadı. Bize güvenenlere insaf etmedi. Hepimizi gaza doyurdu.  En iyisi biz bu yapılanları içimize sindiremediğimizi ifade ederek, tepkimizi koyalım. ‘Akil İnsanlıktan istifa edelim'” demişler midir acaba?
Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, KESK Başkanı Lami Özgen ne dersiniz bu işe…  Bize göre bu akillik işini bir kere daha düşünseniz. Önlerine düştüğü insanları hükümete dövdüren ve birbirleriyle anlaşamayanların toplum nazarında akilliği kalır mı? Zaten size millet akil gözüyle bakmıyor. Sizler için “Mayın E…..” diyenler bile var. Diğer akil sendika başkanlarına ne düşündüklerini sormuyoruz. Çünkü onlar sizden ayrıldı, ayrı ayrı illerde kutlama yaptılar. Hem gazdan kurtuldular, hem de Tayyip Bey'in gözüne iyice girdiler. Herkes bilir ki, o sözde akil sendika başkanları zaten göbeklerinden Başbakan'a bağlıdırlar.
 
Türk Büro-Sen Genel Başkanı
Fahrettin Yokuş
banner182
Son Güncelleme: 02.05.2013 19:45
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol