banner374
30 Kasım 2012 Cuma 16:00
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI KADINA UYGULANAN BİR ŞİDDETTİR

TBMM Çankaya Kapısı önünde yapılan eylemde, basın bildirisini Memur-SenKadınlar Komisyonu Başkanı Arife Topcuoğlu okudu. Başını örten vatandaşlarına savaş açanlarca, en temel haklarından mahrum bırakılmak için konulan yasağın kaldırılması için bu eylemi yaptıklarını söyleyen Topcuoğlu, duvarlarında, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu yazılı olan TBMM'nin, milletten gelen bu talebe kulaklarını tıkamadan, gereğini yapması gerektiğini söyledi. İkna odalarında tehdit edilmiş, onurları kalpleri kırılmış bu ülkenin öz çocuklarının haykırışı olarak burada toplandıklarını söyleyen Arife Topcuoğlu, “İnancından dolayı başlarını örttüğü için hala “parya muamelesi” gören bizlerin itirazı var. 


Sahip olduğumuz en temel haklarımızın yasaklanmasına itirazımız var. İnsan doğasının itirazı var: Dünyanın en şerefli, en onurlu, en mükemmel varlığına yapılana bakın: Karanlık, kibirli güç odakları çıkarlarını korumak için giriştikleri kavgayı, inancımızın gereği olan başörtüsü üzerinden yürütüyorlar” şeklinde konuştu. Şiddet gördüğü için koruduğu kadının, başını kapatarak TBMM'ye gelmesini, kamu hizmetinde görev almasını yasaklayarak bizzat devletin şiddet uyguladığını dile getiren Topcuoğlu, “Üniversitede rektörlerin lütfuyla başlarını örtebilen kızlarımız, başlarını açmadan kamuda görev yapamıyorlar. Bu cinsiyet ayrımıdır. Bu ayrıma son verilmesi için çok bedel ödedik, bundan sonra ödemek istemiyoruz. Türkiye bu ayıptan kurtulmalı, kadınları inançlarını yaşama konusunda sınırlamaktan vaçgeçmelidir. Anayasa'da bulunmayan bir yasak, iç tüzük, yönetmelik hatta genelge gibi anayasaya uygun olması gereken düzenlemelerle var ediliyor. Anayasada korunan bir hak, yönetmelikle yok sayılıyor. Artık yeter! Aklımıza, ruhumuza giydirilmeye çalışılan deli gömleklerine hayır diyoruz.” ifadelerini kullandı. Başörtüsü yasağının, sadece kadın-erkek eşitliğine değil, kadın-kadın eşitliğine de aykırı bir uygulama olduğunu söyleyen Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Arife Topcuoğlu, başını örten kadınların TBMM'ye giremezken, kamuda görev alamazken, onunla aynı inancı taşıyan erkeğin ve hemcinsi olan başı açık kadının memur olabilmesi, milletvekili seçilmesinin kendilerine adil gelmediğini, bunun devlet eliyle kadına yönelik ayrımcılık ve şiddetten başka bir şey olmadığını kaydetti. Seslerini duyurmak için geldikleri TBMM'de yıllar önce Merve Kavakçı'ya haddinin bildirildiğini söyleyen Topcuoğlu, “Çünkü O başörtülüydü. Milletvekilliği baş örtüsü gerekçe yapılarak gasp edilmişti. Türkiye kendi insanına bunları yaparken Avrupa'da, baş örtülü kadınlar bakan, milletvekili, belediye başkanı seçildiler, seçiliyorlar” dedi. Bürokratik oligarşinin bir dayatması olarak başlayan başörtüsü yasağının, vesayetin zincirlerinin ve kelepçelerinin kırılıp, kirli oyunlarının bozulmasına karşın devam etmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını söyleyen Arife Topcuoğlu, “Bürokratik oligarşinin getirdiği yasakların hala hayatımızı yönetmesi sona ermelidir. 

Referandum süreciyle başlayan demokratikleşme ve özgürlükçü çabaları hem destekledik, hem de hızlandırdık. Bu çabalar, 28 Şubat sürecinin dayatması kesintisiz eğitimin ve okullardaki tek tip kıyafet dayatmasının kaldırılmasını sağladı. Bunlar önemli adımlardır. Bu adımları, daha fazla gecikmeden kamuda baş örtüsü yasağının kaldırılması takip etmelidir” şeklinde konuştu. Başörtülü kadınların sahip olduğu değerleri, birikim ve eğitimlerini görmezden gelen uygulamaların son bulması çağrısında bulunan Topcuoğlu, “Toplumsal hayatın hiçbir aşamasında sorun olarak görülmeyen başörtüsü, toplum mühendisleri eliyle sorun haline getirilmiştir. Biz sorunu, onu var eden yasağı bitirerek çözmek için burdayız” dedi. Gerek İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde din ve vicdan özgürlüğü kapsamında başörtüsü serbestisinin açıkça ifade edildiği halde, bu pazarlık edilemez temel insan hakkın, bu güne kadar “hukuksuzların egemenliği”yle gasbedildiğini söyleyen Arife Topcuoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: 


“Egemenlerin insafsız iradesiyle biçimlenen “Devlet Memurları Kanununun, “Adaylık Devresi İçinde Göreve Son Verme” başlıklı 56. madde hükmünü ve diğer madde hükümlerini keyifleri istemediği için, kalpler ve kalemler titremeden uygulanması sonucu sayıları on binleri aşan aday memur ve kamu görevlisinin işlerinden olmasını yakın tarihimiz bir utanç levhası olarak yazmıştır. Çağdaşlaşma adına elimizden alınan, alınmaya devam edilen haklarımız var. Ve biz bu süreci durdurmak, gasp edilen haklarımızı almak, asli doğamızla hak ettiğimiz, özgür ve kendine yeten bir hayat istiyoruz.” Serbest mesleklere mensup kadınların çalışma hayatı önünde de kıyafet yönetmeliğinin büyük bir engel teşkil ettiğini de söyleyen Topçuoğlu, kadınların inançları doğrultusunda giyinme hakkının teminat altına alınmasını istedi. Yapılan eyleme Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Memur-Sen Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, bağlı sendikaların genel başkan, yönetim kurulu üyeleri ve Kadınlar Komisyonu'nun yanı sıra bazı sivil toplum örgütleri ve çok sayıda kamu çalışanı katıldı.




banner182
Son Güncelleme: 30.11.2012 16:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol