banner374
03 Kasım 2015 Salı 19:40
Boş kadrolar doldurulmalıdır
MEB Personel - Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, büyümenin, insan ve istihdam odaklı olması gerektiğini belirterek, “İstihdam dostu yatırımlara ağırlık vermek, iş gücünün niteliğini artırmaya yönelik stratejileri hayata geçirmek önceliklerimiz arasında yer almalıdır” dedi.

Türkiye İş Kurumu 8. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Yalçın, Nusret Yazıcı’yı tebrik ederek, “Dünya Kamu İstihdam Kurumları Birliği Başkanlığı’na 58 ülkeden 41’inin oyunu alarak başkan seçilmek ülkemiz açısından önemli bir başarı ve itibar göstergesidir. Bu vesileyle 2015-2018 yılları arasında Dünya Kamu İstihdam Kurumları Birliği Başkanlığı’nı yürütecek Genel Müdürümüz Sayın Nusret Yazıcı’yı tebrik ediyorum, uluslararası alanda başarılı olması için Memur-Sen olarak her türlü desteği vereceğimizi buradan deklare ediyorum” şeklinde konuştu.

Ön alıcı politikalar güçlendirilmelidir

“İster ülkemizde ister bölgemizde isterse de dünyanın herhangi bir yerinde olsun işsizlik insanlık ailesi için önemli bir risktir” diyen Yalçın, şöyle devam etti:

“Bu ekonomik ve sosyal risk, gerekli önlem alınmazsa tehdide dönüşebilir, toplumsal yıkımlar oluşturabilir. İşsizlik ne çözümü olmayan bir sorun ne de bertaraf edilemeyecek bir risktir. Elbette sıfır işsizlik kolay değil. Ancak minimize edilerek kontrol altına alınabilir, tehdit ve risk olmaktan çıkarılabilir. 2015 verilerine göre, Türkiye'nin toplam iş gücü 29 milyon 726 bin, toplam istihdamı 26 milyon 621 bin, toplam işsiz sayısı ise 3 milyon 105 bin. İşsizlik oranı da yüzde 9,9'lar seviyesinde. Yüzde 10 işsizlik bir ekonomi ve ülke için tehdit değildir, ancak risktir. İşsizliğin önce yüzde 10 risk bölgesinden uzaklaştırılarak, kontrol noktası diyebileceğimiz yüzde 5'lerin altına, nihayetinde minimize edilmiş, hiçbir ekonomik ve sosyal risk oluşturmayacak yüzde 1 seviyelerine çekilmesi temel hedefimiz olmalıdır. Bu noktada büyüme, insan ve istihdam odaklı olmalıdır. İstihdam dostu yatırımlara ağırlık vermek, iş gücünün niteliğini artırmaya yönelik stratejileri hayata geçirmek önceliklerimiz arasında yer almalıdır. Bir yandan istihdam artırıcı politikalar hayata geçirilirken, diğer taraftan işsizliğin ortaya çıkardığı sosyal yaraları sarmak, toplumsal problemleri engellemek için eş zamanlı olarak başta işsizlik sigortası, sosyal koruma, sosyal yardımlar olmak üzere ön alıcı ve önleyici politikalar güçlendirilerek devam ettirilmelidir.”

Sosyal ortakların sayısı artırılmalıdır

Var olan sorunlara kalıcı çözümlerin üretilmesi için sosyal partnerlerin genişletilmesi gerektiğine dikkat çeken Yalçın, “İstihdam noktasında biz taşın altına gövdemizi koymaya hazırız ancak bizimle sorumluluk paylaşmada olması gerekenden daha uzak noktada duran bir irade var. İşsizlik sosyal politika alanıyla ilgilidir ve ancak sosyal partnerleriniz olursa doğru ve kalıcı çözümler üretebilirsiniz. Biz istihdam politikaları üreten kurumların yapılarının ve örgütlenme modellerinin daha demokratik olmasından yanayız. Sosyal diyaloğa daha açık olmasının önemine inanıyoruz. Sosyal ortakların sayısının artmasının çözümleri zenginleştireceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Ulusal ve yerel istihdam politikalarına destek vermek istiyoruz

Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Memur-Sen olarak, Ekonomik ve Sosyal Konsey’de varız. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nde varız. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yönetiminde varız. Önemli katkılar sunuyoruz. Ülkemizin en can yakan sorunu olan işsizlik ve istihdam politikalarının belirlendiği Türkiye İş Kurumu’nun yönetiminde yokuz. Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun yönetiminde yokuz. İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu'nda yokuz. Bu kurum ve kurullarda olmak ulusal ve yerel istihdam politikalarına destek vermek istiyoruz. Bu kurum ve kurullarda bürokrat veya kamu görevlisi arkadaşlarımız olabilir. Ancak kamu görevlilerinin örgütlü bulunduğu ve olaylara sivil bir gözle bakan kamu görevlileri sendikalarının temsilcilerinin bu kurumların yönetimi ve kurullarında yer alması katılımcılığı artırır. Zararı olmaz, tam aksine faydası olur. Farklı bir bakış sunar, farklı bir yaklaşım ortaya koyar. Böylelikle, yönetim süreçlerine zenginlik katılmış olurken, hem katılımcılığın artırılması hem de alternatif çözüm önerileriyle kurum ve kurulların çözüm paketlerinin zenginleştirilmesi sağlanacaktır. Bu eksiklikleri giderici düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye İş Kurumu ve ekonomi yönetiminin büyüme, istihdam politikaları geliştirmesi, bu politikalarının merkezinde kadın istihdamı, genç istihdamı ve engelli istihdamı stratejilerine önem verilmesini olumlu buluyoruz. Bu kapsamda, son yıllarda engelli alımının artmasını, kadının istihdamında yeterli olmasa da bir hareketlenme olmasını artı gelişmeler olarak görüyoruz. Ancak, genç istihdamı ve genç işsizlik noktasında iyimser olmamızı engelleyen rakamlar var. Bugün genç işsizlik rakamları yüzde 19,2'leri aşmış, yüzde 20'leri zorlamaktadır. Yine yükseköğretim mezunu işsizlerin oranı yüzde 10,5’tir. Bugün 300 bin atanamayan öğretmen adayı ile 400 bin iktisadi ve idari bilimler mezunu genç işsizlerin varlığı gençsizliğin risk-tehdit boyutunda yer aldığını göstermektedir.”

İstihdam-eğitim ilişkisi kurulmalıdır

Söz konusu tablonun iki eksikliği ortaya koyduğunu kaydeden Ali Yalçın, “Birincisi, yeni istihdam alanlarının açılmasında yetersiz kalınması, ikincisi ise istihdam-eğitim ilişkisinin yeterince kurulamamış olmasıdır. Bu çerçevede, eğitim-istihdam ilişkisinin sağlıklı kurulması için YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliği yapılmalıdır. Ben aynı zamanda Eğitim-Bir-Sen’in genel başkanıyım, Türkiye'nin en büyük eğitim sendikası olarak bu noktada her türlü katkıda bulunmaya hazırız. Birlikte çalıştaylar yaparak kök sorunlara temel çözümler üretebiliriz. Mesleki eğitim kursları, girişimcilik eğitim programları, işbaşı eğitim programları, toplum yararına programlar ve proje bazlı faaliyetler elbette önemli. Ancak, mutlaka eğitim-istihdam ilişkisi kurulmalı. Kamu istihdamı ile özel sektör istihdamı birlikte ele alınmalıdır. Sorunu kaynağında çözmek gerekir. Bu anlamda önemli sorunlardan biri, yükseköğretim programlarının Türkiye'nin istihdam ihtiyacına göre belirlenmemesi ve kontenjan tespitinin buna göre yapılmaması, diğeri ise üniversitelerden mezun olanların iş tecrübesinin olmamasıdır. Bu eksikliği gidermek için üniversitelerde, tıp fakültelerinde olduğu gibi, intörn uygulaması getirilmeli ya da TOBB Üniversitesi’nde olduğu gibi bir eğitim dönemi üçe bölünerek iki dönemi teorik, bir dönemi uygulamaya ayrılmalıdır. Bu ve benzeri sorun tespiti ile çözüm önerilerinin özellikle ara eleman ihtiyacına yönelik mesleki ortaöğretim bazında da mutlaka yapılması gerekiyor. Yüksek teknolojili ürün geliştirmek kadar bu ürünleri üretecek üretim tezgâhlarını canlı tutacak nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız da olduğu unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.

Boş kadrolar doldurulmalıdır

Bu devasa sorunları çözmek için Türkiye İş Kurumu’nun güçlü bir kadroya sahip olması gerektiğini dile getiren Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca bu güçlü kadronun mali, sosyal ve özlük hakları da artırılmalıdır. Bu kapsamda, kurumun 8 bin 180 personelle Türkiye'nin tam istihdamını sağlaması, işsizlik sorununu çözmesi mümkün değildir. Türkiye İş Kurumu öncelikle kendi bünyesinde tam istihdamı sağlamalıdır. Mevcut boş kadrolar doldurularak kurumun personel sayısı 11 bin 139'a çıkarılmalıdır. Hatta Avrupa Birliği'nin en güçlü iş kurumlarından olan Almanya'nın iş Kurumu'nun personel sayısını yakalamalıdır. Türkiye'ye ekonomik ve siyasi istikrar lazım. Bunun için ekonomik büyüme ve eğitim ile istihdam arasında da güçlü bir bağ kurulması gerekir.” 

banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol