banner374
19 Mart 2015 Perşembe 08:28
BULUNDUĞU GÖREVİN/MAKAMIN HAKKINI VERMEK
 Eleştiri/özeleştiri; teşkilatların, kurumların, kuruluşların kısaca her türlü oluşumun can damarıdır. Her yapı, zaman zaman zayıf ve kuvvetli yanlarını masaya yatırarak geleceğe ilişkin hedeflerinde revizyona gidebilmelidir. Aksi takdirde birçok noktada zaafa düşülür ve o teşkilat sağlıklı yol alamaz.

Son dönemde, yazıya verdiğim başlık sınırları içinde bazı gözlemlerimi dile getirmek istiyorum. Bir görev adamı/yönetici/lider için özgüven olmazsa olmaz şartlardan biridir. Ancak bazılarında bu özellik, özguven patlaması şeklinde kendini gösteriyor, kişi etrafını göremez oluyor. Her şeyi ben bilirim/yaparım havasında olan yanlış üstüne yanlış yapıyor; hem kendine hem de ait olduğu yapıya zarar vermeye başlıyor.

İkinci ve esas dikkat çekmek istediğim bir nokta ise bazılarında malesef frenlenemez bir yükselme hastalığı var. Bir göreve/makama gelir gelmez bir üst göreve/makama yükselme mücadelesi başlıyor. Dur kardeşim önce bir yerine alış, farkını hissettir, bir başarı ortaya koy; sonrasında mesele zaten kendiliğinden gelişir. Ama bazıları böyle bir yol tutmak yerine, göz koyduğu mevkideki insanı yıpratmak, onun yetersizliğini konuşmaktan öte bir iş yapmıyor. Doğrusu bazen bu taktiğin işe yaradığı da oluyor.

Amacımız, herhangi bir kişinin bu konudaki zaafını ortaya koyarak ipliğini pazara çıkarmak değildir. Ben, bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılan toplumsal bir hastalığa dikkat çekmek istiyorum. Kişi bakıyorsun örneğin müdür yardımcısı olmuş, hemen müdür olmanın ve akabinde onun üzerinde ne kadar makam varsa tamamının peşinde. Halbuki kişi geldiğim görevin hakkını verebiliyor muyum diye düşünse ve ona göre bir yol tutsa onun için hedefe giden yol kendiliğinden açılmış olur. Ancak bazen iş çığırından çıkıyor, hizmet edilecek kurumlar entrika dizilerinin çekildiği film setleri haline geliyor; kurumlar, tüm paydaşlar için çekilmez hâle dönüşüyor.

İnsanların hayallerine ve büyük hedeflerine saygımız var. Ancak herkesin görev alanında zirveye çıkma şansı yok. Zira zirveye çıktıkça oturulacak yerler de azalıyor. Henüz HDP dışında bir göreve iki kişiyi getiren de yok bilesiniz. Onlar da bunu, en üst mevkiler için öngörmüş. Yine bazılarına bu ülkede belli makamlara ancak tek kişinin gelebildiğini de hatırlatmak isterim.

Kısaca hayat kısa ve ve bir ömür sürekli entrikaya dayalı yükselme oyunları ile tüketilemez En iyisi her birimiz önce bulunduğumuz görevin/makamın hakkını verelim; bizden hizmet alanları memnun edelim. Bizi bir üst makama entrikalar/referanslar/lobiler değil; başarılarımız, hizmet alanların memnuniyeti taşısın.

Son söz: Bir makamın hakkını vermek onun gereğini yapmakla mümkündür.

Erol Ermiş
Eğitim Bir Sen İstanbul 3 Nolu Şube Başkanı
banner182
Son Güncelleme: 19.03.2015 08:32
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
selim 2 yıl önce

sizde sendikanın ve üyelerinizin hakkını verin görelim bi kere de kulis faaliyetleri sonucu değil işin ehli arkadaşların makamlarda yükseldiğini...sendikanın bunu fark etmesi çok güzel...artık gereğini bekliyoruz...

Avatar
iskender buğday 2 yıl önce

sevaplarım vebalime denk gelirse bahtiyar olacağım. hz ömer (ra)

Avatar
ÇOK YAZIK VAH VAH ... 2 yıl önce

bunu si̇zi̇n sendi̇kadan beklemek bi̇raz hayel. i̇nsanlarin hakkini nasil çaldiğinizi dünya alem bi̇li̇yor.şi̇mdi̇ li̇yakat öldü. yaşasin yandaşlik...

Avatar
neden aceba 2 yıl önce

bu tespitiniz doğru. ancak bu sorunun kaynağı sizin sendikanız. kariyer ve liyakati yok edip hak etmeyenlere makamları peşkeş çektiniz. buda üyelerinizi kolaycılığa alıştırdı. olan memlekete oldu.