banner374
21 Eylül 2013 Cumartesi 09:46
Çığırından Çıkan Sendikalar, Zehir Zemberek
 Amaç ana dilde eğitim yapabilmek yani Türkiye’ yi bölünmeye bir adım daha yaklaştırmaktı. Çok geçmeden hemen 2 gün sonra 13 Eylül’ de bütünü tamamlayan parçalardan bir tanesi daha boy gösteriverdi: Cuma namazından çıkan yaklaşık 300 kişilik grup ile 57 sivil toplum kuruluşu, Diyarbakır İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ ne yürüdü. Grup içerisinde sendikacılara yabancı olmayan simalar da vardı. Özgürlüklerin önünün açılması, Andımız’ ın kaldırılması gerektiğini basına duyuran kişi Memur-Sen Diyarbakır il başkanıydı. Andımız’ a totaliter ve faşizan sıfatını az gören Memur-Sen Diyarbakır il başkanı, Andımız’ ın şirk koktuğunu bile iddia etti. Yine 2 gün sonra toplanıveren Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı sonuç bildirisini okuyan Ahmet Türk, Kürtçe’ nin resmî dil olarak kabul edilmesinden kaceka tutukluların serbest kalmasına kadar birçok talep sıraladı, sıraladı en sonunda o da halkını ana dilde eğitim için 1 haftalık eğitim boykotuna çağırdı.

Aynı günler içinde KESK genel başkanı PKK’ ın attığı adımları görmezden gelemeyeceklerini söylüyor. Bakanlık aynı hafta Kürtçe, Adığece, Abazaca’ dan oluşan Yaşayan Diller ve Lehçeler dersine Lazca’ yı da sıkıştırıveriyor. Ben de aynı hafta beni çok yoran, Türkçe Öğretiminin Sorunları başlıklı uzun soluklu yazımı kaleme alıyorum. Geride bıraktığımız süreçte Türkçe’ nin aldığı darbeleri göremeyenler, beni gündem dışı yazı yazmakla eleştiriyor. Unutmayalım ki dil milletlerin benliğidir. Ömer Seyfettin’ in 1 asır önce söylediği ’’Lisan öyle bir vatandır ki bozulursa ne millet kalır ne de devlet!’’ sözü halen daha kulaklarımda çınlıyor. Dille oynayan milletlerin akıbeti hayırlı olmaz. Türkçe’ mize sahip çıktığımız ölçüde ilerleyeceğiz.

Sendikacılar, çalışanların özlük/ekonomik hakları için sonsuz sabır ve bilinçle mücadele etmelidirler. Sendika ve sendikacılar, örgüt kaynaklı taleplerin dillendirildiği sözde konferanslarda boy gösteriyorsa burada yanlışlık var demektir. Sendikacılar ana dilde eğitim odaklı taleplerin gündeme getirildiği bir toplantıya katılmak için tek bir geçerli gerekçe sunamazlar. Eğer ülkeye bölmeye meraklılarsa o safta yer alsınlar. Sendika ve sendikacılığın adını kirletmesinler.

Hâlbuki MEB personeli halen daha onlarca sorunla boğuşmaya devam ediyor. Ana dilde eğitim çığırtkanlığı yapılan iki haftada özür grubu ek ataması yapıldı. Ek atamada eş durumundan yer değişikliği talebi reddedilen binlerce öğretmenin yeri değiştirildi. Ancak gittikleri her okulda norm fazlası oldular. Yani eşlerinden ayrı kalarak uğradıkları maddî/manevî zararın yanında yeni tayin oldukları okullarda da norm fazlası durumuna düştüler. Bunun seçim yatırımı olduğunu Kualo Lumpur’ dakiler bile biliyor. Eş durumu mağdurlarına mecburen 2014 yılı il içi yer değiştirme döneminde tekrar tayin istemek zorunda kalacaklar, bunu yapmak istemeyenler becayiş haklarını kullanacak. Yani her şekilde göçebe hayatları devam edecek. Ayrıca hesapsızca uygulanan eğitim politikaları sebebiyle yüksek özlük puanlarıyla il/ ilçelerin en ücra köşelerine 2013 yılı ağustos döneminde özür grubundan zar zor tayin olabilen öğretmenlerin hakkı gasp edildi. Çünkü ek atamada hizmet puanından ziyade yer değişikliğinin gerçekleşmesi esas alındı.

9 Eylül’ de 40.000 öğretmen ataması yapan bakanlık, millete olan 55.000 kadro borcunu örtbas ediyor. MEB, 23 Eylül’ de 16 farklı branşta toplam 3227 öğretmen ek ataması yapacağını açıklıyor. Yalnız ortada bir gariplik var: Açılan kadronun 2065' ini Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri oluşturuyor. Buna ek Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni ataması desek daha doğru olur.

3 yılda 36 SBS getiren bakanlık 7 gün sonra 11 Eylül’ de çark edip sınava 2 yıl süreyle sadece 8. sınıfların gireceğini, 2. yıldan sonra 6 ve 7. sınıfların dâhil olacağını açıklıyor. Ortaokulda nişanlanmayı serbest bırakmayı unutan bakanlık, reel dünyayı okumaktan uzakta pembe hayaller kuran lise öğrencisine evlenebilmesi için icazet çıkarıyor. Atatürk düşmanlığı hat safhaya ulaşıyor, Atatürkçü düşünce eğitim sistemimizden biraz daha uzaklaştırılıyor. 

Gökçeada’ da Rum okulu zillerini 49 sene sonra tekrar çalma imkânı buluyor. Reyhanlı’ da çok sayıda Suriyeli Okulu açılıyor. Özel eğitim kurumlarına kadar her yeri denetleyen, kitap çizimlerinde çocukların 5 parmaklı olmasına kadar dikkat eden bakanlığın Özgür Suriye Ordusu' nun bayrakları kullanılarak açılan eğitim kurumundan haberi yokmuş. (Şimdi haberiniz oldu, ne yapacaksınız merak ediyorum doğrusu.) 2013 yılı eğitim/öğretime hazırlık ödeneği çalışanlara halen ödenmiyor. Yönetici ataması için yapılan mülakatlarda Osmanlı’ nın da yıkılma sebeplerinde olan hak edeni hak ettiği göreve getirmeme bağnazlığı ısrarla devam ettiriliyor. Bakanlık ıslahatları (!) hız kesmiyor ama sendikacılar maalesef ki ana dilde eğitim konferanslarında ana dilinde eğitim yapamayanlar adına dertleniyorlar, dertleniyorlar…

Ana dilde eğitim sevici sendikacılara diyeceğim tek bir şey var: Kamu-Sen’ e bu kadar güvenmeyin! Belki siz de bir kazanım elde edebilirsiniz. Kendinize güvenin!


Yücel ÖNDER
TES Esenler Teşk. Sekr.
banner182
Son Güncelleme: 21.09.2013 09:47
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ali 3 yıl önce

işsiz öğretmenler iş istiyoruz

Avatar
ali 3 yıl önce

işsiz öğretmenler iş istiyoruz