banner374
11 Mayıs 2015 Pazartesi 18:53
Danıştayın Okul Müdürleri Kararıyla İlgili Açıklama
 Hepimizin bildiği eski bir fıkradır; Bektaşi'ye “Neden namaz kılmıyorsun?” diye sormuşlar, “Cenab-ı Allah Kur'an'da namaza yaklaşmayın buyuruyor” cevabını vermiş. “Ama o âyetin başında ‘İçkili iken...’ deniyor” diye hatırlattıkları zaman da, Bektaşi “Ben hafız değilim, o kadarını bilemem” demiş... Bir sendikanın web sayfasında dört yıllık görev süresini dolduran okul müdürleri hakkındaki haber bu fıkrayı akıllara getirdi.
“Okul Müdürlerinin Yasayla Görevden Alınmalarına Danıştay Dur Dedi” başlıklı haberde, 6528 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle getirilen görev süresi dört yıl ve üzeri olan okul müdür ve yardımcıları yönünden görevlerinin sona ermesine dair hükmün, Danıştayca (evet yanlış okumadınız) Danıştayca iptal edildiği ima ediliyor. Danıştay’ın, Anayasa Mahkemesi yerine geçerek kanun hükmünü iptal edebileceğine inanılıyor, samimi, sahici ve de içtenlikle…

Gerçekte haber, deve misali her bir tarafı eğri, doğru olan yeri neresi bulamadık. Haberde “Danıştay’ın kuvvetler ayrılığı ilkesinden hareketle bozduğu” ifade edilirken gerekçede bu yok. Mahkemenin “manifesto niteliğinde karar verdiği” ifade edilirken sadece usuli bir bozma kararı görüyoruz.

Gelelim gerçeklere…

2014 yılında ortalama 80 bin civarında okul/kurum yöneticisinin yöneticilik görevine son verilmiş ve sonrasında açılan iptal davalarından incelenmeksizin reddedilenler Danıştay’da temyizen incelenerek sadece usul yönüyle bozulmuştur. Ancak Danıştay’ın söz konusu kararlarında İdare Mahkemelerin ret kararlarının esastan hukuka aykırılığına ilişkin hiçbir ibareye yer verilmemiştir.

Bilindiği üzere; 14 Mart 2014 tarihli 28941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı “Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25. Maddesi ile 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Eklenen Geçici 10. Maddesinin (8) Numaralı Fıkrası:"(8) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevi ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer." şeklinde düzenlenmiş ve bu yasa değişikliğiyle okul/kurum yöneticilerinin yöneticilik görevleri sona ermiştir.

Yöneticilik görevleri sona eren okul/kurum yöneticileri idari yargıya başvurmak suretiyle iptal davaları açmışlar ancak bu davalardan bazıları İdare Mahkemelerince incelenmeksizin reddedilmiştir. Davası reddedilen okul/kurum yöneticileri Danıştay’a başvurmak suretiyle kararın temyizen incelenerek bozulmasını talep etmişlerdir. Bunun üzerine Danıştay 2. Dairesi İdare Mahkemelerinin incelenmeksizin ret kararlarını bozmuş ve kararında bu davaların esastan görüşülerek karar verilmesi gerekirken incelenmeksizin reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. 

Malum haberde Danıştay’ın,

“Uyuşmazlığın çözümü için, davacının yöneticilik görevinin sona erdirilmesine yönelik bir işlemin var olup olmadığı hususunu tartışmaya açmıştır. Yasama organının düzenleme yetkisinin genel ve asli bir yetki, uygulama görevi olan yürütme ve idarenin yetkisinin ikincil nitelikte olduğunu belirtmiştir.

Yürütme ve idare, yasal düzenlemelerle emredilen hususları, “bağlı”, “türevsel” ve “tamamlayıcı” nitelikte düzenlemeler veya işlemler vasıtasıyla uygulamak zorundadır. Bu nedenle, kanunların, ilgili kişi ya da konularla ilgili olarak koymuş oldukları kuralların uygulanabilmesi için yürütme ve idare tarafından harekete geçilmesi zaruridir. Bu husus, kuvvetler ayrılığı ilkesinin de doğal bir sonucudur. Hukuk devletinin unsurları arasında yer alan “idarenin yargı yolu ile denetimi” ve “idarenin kanuniliği” hususları da doğrudan kuvvetler ayrılığı ilkesinin mevcudiyetine bağlıdır.

Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, (…) okul/kurum yöneticilerinden, 14.3.2014 tarihi itibarıyla görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevinin 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği belirtilmiş ise de, söz konusu yasa maddesinin icrası için yürütme ve idare tarafından gerekli işlemlerin yapılmasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Buna göre, İdare Mahkemesi’nce işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yönetimce kurulmuş yönetsel davaya konu olabilecek bir işlemin varlığından söz edilemeyeceğinden bahisle davanın incelenmeksizin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir” denilmişse de;

Danıştay kararının devam eden paragraflarında aynen;

“Nitekim 10.06.2014 günlü, 29026 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin geçici 1.maddesinde mevcut yöneticilerin görevlerinin 2013-2014 ders yılının bitimi tarihinde sona ermesi için “aynı unvanda, 14.03.2014 tarihi itibarıyla dört yıl ve daha fazla görev yapma” şartının oluşması gerektiği yönünde yeniden bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuş, diğer yandan mevcut yöneticilerin bu yönetmelikte öngörülen usul ve esaslara göre yerlerine görevlendirilen yöneticilerin göreve başlayana kadar görevlerine devam edecekleri belirtilmek suretiyle de yönetim boşluğunun doldurulmasına engel olunmuştur.

Bu durumda davacının yöneticilik görevinin 6528 sayılı yasanın 25.maddesinin icrası amacıyla sona erdirildiği söz konusu uygulamanın Milli Eğitim Bakanlığınca fiili olarak yerine getirilen bir “icrai işlem” olduğu sonucuna ulaşılmıştır.” denilmiştir.

Yani Danıştay, 10.06.2014 günlü, 29026 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin geçici 1.maddesini zikretmek suretiyle Milli Eğitim Bakanlığınca fiili olarak yerine getirilen bir “icrai işlem” varlığını ortaya koymak suretiyle İdare Mahkemelerince işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken incelenmeksizin reddedilmesinde hukuki isabet görmemiştir. Ancak Danıştay’ın bu kararı bazı sitelerde yanlış yorumlanmış hatta yerel mahkemelerin karalarında olduğu gibi ortada icrai bir işlem olmadığı yönünde düşünülmüş ve Danıştay’ın bozma gerekçesine ilişkin cümleye geçiş yapılmıştır.

Sonuç olarak bahsedildiğinin aksine “görevden alınan yöneticilerimiz haklı bulunmamış”, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı işlemi haksız görülmemiş”, “yapılan bu işlemlerin yasayla da olsa hukuksuz olduğu açık ve net bir biçimde ortaya konulmamıştır.” ÇÜNKÜ DANIŞTAY BU KARARI ESASTAN BOZMAMIŞ SADECE USULDEN BOZMUŞTUR.

TALAT YAVUZ
Eğitim Bir Sen
İstanbul 4 Nolu Şube Başkanı 
banner182
Son Güncelleme: 11.05.2015 18:53
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
misafir 2 yıl önce

atanamazlarsa kına yak,müsait yerine

Avatar
ADALET 2 yıl önce

kendilerine hukuksuzluk yapılınca hak hukuk diyenler bu adaletsizliği yapmalarından dolayı sadece Allaha havale edilir.

Avatar
VAYBE UZMAN YORUMLAMIŞ 2 yıl önce

az kaldi. si̇zede sira gelecek..o zaman daniştayin kararini daha i̇yi̇ yorumlarsin..:)

Avatar
yanlışsın 2 yıl önce

anayasa profesörü açıklama yapmış.kararı ne kadar güzel yorumlamış.

Avatar
M.A 1 yıl önce

BEYEFENDİ ANAYASA HUKUKU PROFESÖRÜ GİBİ MAŞALLAH.ALDIĞINIZ VEBALLER OYLE YADA BÖYLE SİZE DONECEK.DÜNÜN MAZLUMLARİ.YAZİKLAR OLSUN SİZE...