banner374
09 Ekim 2012 Salı 19:23
Darbeci Paşalar Kadar Destekçi Maşalar da Suçludur
 enel Basın Yayın Sekreterimiz Ali Yalçın, antidemokratik müdahaleler nedeniyle Türkiye demokrasisinin yakın tarihinin defolarla dolu olduğunu belirterek, “Her 1,5 yıla bir hükümet düşen ülkeyiz.  İçinde bulunduğumuz son 10 yılı saymazsak, Türkiye için, istikrarı arayan ülke diyebiliriz. Bunun sebebi, demokrasinin her on yılda bir tokatlanmasıdır. Darbeyi alışkanlık haline getirenler suçlu, bu konuda kimsenin şüphesi yok. Peki, çalışanların emek ve ekmeği için mücadele etmesi gerekirken darbecilere maşalık yapanlara ne demeli? Hiç kimse kusura bakmasın darbeci paşalar kadar destekçi maşalar da suçlular” dedi.

Afyonkarahisar 1 No’lu Şubemiz ile Kütahya Şubemizin divan toplantılarına katılan Ali Yalçın, yaptığı konuşmada eğitim çalışanlarının sorunlarına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Devreden sorunların nedeni, devreden darbe geleneğinin ülkeye de, çalışan kesime de nefes aldırmamasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de demokrasi gerçek manada korku tünelinden çıkmadığı ve ham demokrasi tam demokrasi olmadığı, sivil bir anayasa ile taşlar yerine oturtulmadığı müddetçe belirli periyotlarla aynı sorunları yaşamaya ve aynı konuları konuşmaya devam edeceğiz.” 

Türkiye’de çalışan kesimi temsilen sendikaların demeçlerine bakıldığında, 28 Şubat dönemi hariç aynı konuların konuşulduğunun görüldüğünü ifade eden Yalçın, “28 Şubat’ta bu durum farklılaşıyor. Nedeni ise, sendikaların postmodern darbenin enstrümanı olarak kurgulanmasından kaynaklanıyor. Türkiye’deki en büyük işçi konfederasyonunun başkanının 54. hükümetin Başbakanı Necmettin Erbakan’a gidip yılın ikinci yarısı için işçilere yüzde 35 zam istediğinde, Erbakan Hoca’nın, ‘Siz bir işçi sendikasının genel başkanısınız. Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ortamda aldıkları ücretler günden güne eriyen işçiler için en azından enflasyon oranında zam istemeniz gerekirken, enflasyonun altında talepte bulunmanız beni doğrusu şaşırttı. Siz deli misiniz’ dediğini herkes biliyor. Yüzde 35 isteyen işçi sendikasının talebi olmadığı halde zamanın hükümetinin ikinci altı aylık dönem için yüzde 55 zam verdiğini de biliyoruz. Peki, çalışan kesimin temsilcilerinin karın ağrısı neydi de sokağı ısıttılar” diye sordu.

Sokağın ısıtılması hikâyesinin, ‘5’li Çete’nin bileşenlerinden zamanın TİSK Başkanı Refik Baydur’un ‘Bizim Çete’ kitabında anlatıldığını dile getiren Yalçın, İsmail Hakkı Karadayı’nın Refik Baydur’u ziyaretinde, ‘Biz gerekeni yaptık. Siz de alanlarda üzerinize düşeni yerine getirdiniz. Ancak görev bitmedi. Siz onları ve alanları kontrol etmeyi ihmal etmeyin’ demesinin her şeyi ayan beyan ortaya koyduğunu söyleyerek, “Erol Özkasnak ile direk makamında görüşen sendika başkanları ve asker tarafından brife edilen çakma sivil toplum kuruluşları masum mu? Yönetim kurulu başkanlığına çoğu emekli paşaların yuvalandığı batık bankalar dâhil 28 Şubat’ta 52 milyar dolar iç edildi. Kamu bankalarından alınan 2,5 milyar doların 20 şirket arasında paylaşıldığı ve çoğunun tetikçi kartel medyası olduğu ortaya çıktı. ‘Gazetecilikten çok iyi servet yaptım, doğrudur. 28 Şubat’ta bu servete haram karıştı ve hepsi elimden gitti’ diyen Dinç Bilgin daha ne desin? Demeçleri ile manşetleri süsleyen darbeci çakma sivillerin günah galerisi ortada dururken, siz unutabilirsiniz ama siz keyif sürerken 28 Şubat’ı iliklerine kadar yaşayanlar asla unutmaz” şeklinde konuştu.

“Atalarımız, ‘alışmış kudurmuştan beterdir’ der. Sivil görünümlü çakma yapıları kullanmayı alışkanlık haline getirenler Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi sokağı ısıtmak için Ayışığı darbe planında kullanacakları sendikayı ‘ırgat’ olarak kodlamışlardı. Bu kez işçi sendikalarını değil, memur sendikalarını kullanmayı seçmişlerdi. Şener Eruygur başkanlığında bir memur sendikası konfederasyonunun genel merkezinde açıklama yaptıklarında hesap edemedikleri şeyler vardı” diyerek sözlerini sürdüren Yalçın, “Ne Türkiye eski Türkiye ne sendika sadece kendileriydi. Ayrıca tetikçi karargâh medyasının pabucunu dama atan alternatif bir medya vardı. 41 kuruluşluk kutsal ittifak, 40 kuruş etmedi ve üç günde çöktü. Halktan özür dilemeyenler, halk yerine Silivri ile rabıta içinde olanlar, deşifrasyona kızsalar da kızmasalar da, bu ihanet ömür boyu yakalarını bırakmayacaktır. Ahirette kimseye ateş vermeyecekler. Herkes ateşini buradan götürmektedir. İşlenen suçlar müşterektir. Bu ülkede darbeci paşalar suçlu, bundan kimsenin şüphesi yok. Peki, darbe destekçisi maşalar suçsuz mu” ifadelerini kullandı.

Kamu çalışanları olarak elde ettikleri kazanımların yeniden sıfırlanmasını istemediklerini vurgulayan Yalçın, “Eğitim çalışanlarının 50’den fazla önemli sorununu çözüme kavuşturan sendikayız. Kazanımlarımızı kitaplaştırarak dikkatlere sunduk. Bu kazanımlar önemli ama daha da önemlisi özgürlüklerin teminat altına alınmasıdır. Her on yılda bir sayacın sıfırlanması son bulmalıdır. Halkın canını yakan ne kadar dayatmacı uygulamalar varsa hepsi çöp sepetine atılmalıdır” diye konuştu.

Sendika olarak kuruş değil, duruş sendikacılığı yaptıklarını kaydeden Ali Yalçın, şöyle devam etti: “28 Şubat bakiyesi 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatması, üniversitelerdeki kılık kıyafet dayatmaları, meslek liselerine katsayı uygulaması, Kur-an Kursu yaş sınırlaması, seçmeli din eğitiminin önündeki engeller, eğitimde vesayetin en belirgin işareti olan Milli Güvenlik Dersi gibi geçmişin tortularının ortadan kaldırılmasında öncü olduk. Kamuda çalışma hayatında başörtüsü yasağı ve Meclis’te tayyör dayatması gibi saçmalıklar da aynı çerçevede değerlendirilmeli ve bir an önce sona erdirilmelidir.” 

Ali Yalçın, “Bu ülkede yeniden üniversite kapılarının nizamiye, kampüslerinin kışla olmaması, ‘Ordu Göreve’ pankartı altında yürüyen bilimden nasipsiz bilim(!) adamlarının zuhur etmemesi ve nazenin yüreklerin ikna odalarında imha süreçlerine sokulmaması için, Olimpos’ta tanrılar kurban istedi diye yürekli cumhuriyet savcılarının savaş tanrısına kurban edilmemesi ve adaletin omuzlardaki yıldızlarla ölçülmemesi için, ‘Ayışığı’nda ‘Sarıkız’la birlikte ‘Kadife’ ‘Eldiven’leri ile millet iradesini ‘Kafes’leyip halkın başına Balyoz indirmeye çalışanların teneffüs imkânı bulmaması için, Ergenekon aşkına Özel Kuvvetler ve milis güçler eşliğinde gündüz vakti Fadime’ler Müslüm’lere nikâhlanıp esrarkeşten şeyh, konsomatristen mesture üretilip halkın inançları hedef alınıp, toplum mühendisliğine soyunanların Şubat soğuğunda ‘Savunan Adam’lara boncuk boncuk ter döktürmemesi için herkesin üzerine düşeni yapması ve adam gibi durması gerekir” dedi.

Hükümete ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e de çağrıda bulunan Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: “Hükümet, ‘Yeni Anayasayı’ ağızlarda gargara yapıp tükürmemelidir. Yeni Anayasa bir an önce yazılmalı ve hayata geçirilmelidir. Bakan Dinçer ise, eğitim çalışanlarıyla iletişim dilini yakalamalı ve eğitimcilerin de bakanı olduğunu hissettirmelidir.”

 

Çelik: İstikrarlı Büyümemiz Devam Ediyor

Afyonkarahisar 1 No’lu Şube Başkanımız Abdullah Çelik, her yıl istikrarlı olarak büyüdüklerini belirterek, “Bu yıl da çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Özlük ve özgürlük mücadelesinde üzerimize düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz. Bu yıl mevcut üye sayımızı artırmaya devam edeceğiz ve 280 bin üye hedefinde gerekeni yapacağız” diye konuştu.

 

Uçan: Gündem Oluşturan Bir Sendikayız

Kütahya Şube Başkanımız Kamil Uçan, 3 bini aşkın üyeyle etkili ve yetkili bir Şube olduklarını dile getirerek şunları kaydetti: “Ülke genelinde olduğu gibi Kütahya’da da gündem olan değil, gündem oluşturan bir sendikayız. Sorunlardan nemalanan değil, çözümlerle güçlenen sendikal anlayışı ilimizde layıkıyla temsil ediyoruz. Yeni üye hedefimize ulaşmak için toplantılarımız ve çalışmalarımız devam ediyor.”  

banner182
Son Güncelleme: 09.10.2012 19:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ayşe öğrt 4 yıl önce

duygularıma tercüman oldunuz.allah sizin gibi abilerden razı olsun.bu ülkede sizin gibi dik duranlar varken bu milletin sırtı yere gelmez