banner374
16 Haziran 2015 Salı 21:03
DES 2014-2015 EĞİTİM YILINI DEĞERLENDİRDİ
 Öğretmen açığının kapatılması, yabancı dil eğitimi, tayin, terfi ve atamalarda yaşanan aksaklıkların giderilmesi, yargı kararlarının uygulanması, kamuda en düşük düzeyde seyreden eğitim çalışanlarının maaşlarının yükseltilmesi, okulların çevre ve altyapı çalışmalarının tamamlanması, okulların güvenliğinin sağlanması gibi ivedi konularda atılacak adımların eğitim bileşenlerinin moral ve motivasyonlarını yükseltecektir.
Milli Eğitim Bakanlığının eğitim sisteminin sorunlarını daha seri ve sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturması için eskimiş anlayışlardan ve statükocu bürokratlardan kurtulması gerekmektedir.
Mevcut sorunların tespiti dâhil çözüme dönük eylem planlarının geç ve güç bir şekilde ilerlediğini görüyoruz. MEB'in teşkilat yapısını ve yürütme mevzuatlarını ivedilikle değiştirmesini gerektiğini aksi takdirde örgüt yapısı değişmeden MEB'in iş yapmasının, yaptığı işten olumlu sonuçlar almasının imkânsız olduğunu hatırlatıyoruz. Hantallıktan, kırtasiyeden ve bürokrasiden, eskimiş, niteliksiz, erkek egemen yönetim kadrolarından ve siyasi nüfuz esaslı belirlenen taşra yöneticilerinden kurtulmanın yolu örgütün yapısını değiştirmekten ve küçültülerek etkinleştirilmesinden geçmektedir. Yeni şeyler yeni yüzlerle ve ekip ruhuyla hareket eden bir kadroyla yapılabilir.
Enderun, Köy Enstitüsü ve öğretmen okulları gibi köklü ve derin bir eğitim geleneğine sahip olan Türkiye’nin özgün bir eğitim politikası ve bir yol haritası hazırlaması gerekmektedir.

Türkiye’de Eğitim Fakülteleri’nin nitelikli, birikimli ve donanımlı öğretmenler yetiştirmek için eğitim politikalarında stratejik bir vizyonla değişime gitmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Çağdaş, bilimsel ve verimli bir eğitim sistemi için eğitim çalışanlarına insan onuruna yakışan bir gelir ve mesleki, özlük haklar verilmelidir. Cüzdanıyla idealleri arasında sıkışan, bocalayan bir öğretmenden yüksek bir performans beklemek hayalcilik olur.

Eğitimin ekonomik yükü altında ezilen velilerimiz, çeşitli sosyal politikalarla okulların ve eğitimin aktif, ilgili bileşenleri haline getirilmelidir.

Öğrencilerimizi sınava endeksli eğitim sistemimizin neden olduğu bunalımdan, onursuz bir yarıştan gençlerimizi kurtarmalı, eğitim yaşamı boyunca çocuklarımızın çocukluklarını, gençlerimizin gençliklerini yaşayabilmelerini sağlamalıyız.

Eğitime ayrılan bütçe yükseltilmeli, eğitim kalitesi bölgelere, illere ve semtlere göre büyük farklılıklar göstermemelidir.
 


Karne dönemlerinde dayak, evden kaçma, intihar gibi birçok acı olay yaşana gelmektedir. Milli Eğitimin klasik değerlendirme yöntemleri yerine daha sağlıklı, çağdaş ve nesnel değerlendirme sistemleri oluşturması gerekir.

Kırık karne yalnızca öğrencinin değil aynı zamanda da anne-babanındır. Anne babalar kırık karne getiren çocuklarıyla üzüntüsünü paylaşmalıdır. Her çocuk farklı becerilere sahip bir bireydir. Bir başkasıyla asla kıyaslanmamalıdır. Başarısızlığının nedenini birlikte konuşulmalı, yapılabilecekler belirlenmeli, eksik olduğu konular tespit edilerek, bunların nasıl gidereceğine birlikte karar verilmelidir. Gelecek dönem için başarısız olduğu derslerle ilgili neler yapılabileceği planlanmalıdır. 
Eğitim, ülkemizin topyekûn kalkınmasının itici gücü ve ön şartıdır. Yıllardır üzülerek şahit oluyoruz ki eğitim sistemimiz yaz-boz tahtası olmaktan kurtulamıyor. Bütçeden eğitime ayrılan pay iki katına çıkartılmadığı, öğretmen ve derslik açığı kapatılmadığı, devlet okullarında eğitim tamamen parasız hale getirilmediği ve eğitim çalışanlarının ücretleri iyileştirilmediği müddetçe sorunlar devam edecektir. 
banner182
Son Güncelleme: 16.06.2015 21:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol