banner374
14 Haziran 2012 Perşembe 09:54
Dinçer hem yönetemiyor hem de yanlış adamlarla çalışıyor
Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer DİNÇER söze başlar başlamaz dünyadan bilgiler sunan verilerle insanlara ne kadar kötü durumda olduğumuzu gösterdikten hemen sonra reformlarını açıklamayı ve sözünü de eğitimcilere aba altından sopa göstererek bitirmeyi adet haline getirdi.  
Benim merak ettiğim çok güvenip de milli eğitim kadrolarını doldurduğu sözüm ona profesyonellerin getirdiği veriler arasında sadece bize anlattıkları mı var, yoksa bazılarını dile getirmeyi işlevsel mi görmüyor?
 
Sayın DİNÇER son açıklamasında "Ben işletmeci değilim. Ben  profesyonel  anlamda yönetim ve organizasyon işiyle ilgilenirim" dedi. Haber vermek isterim ki hem yönetemiyor hem de organizasyonda yanlış adamlara yer vermiş olabilir.
 
Bir öğretmen olarak kendisine ulaştırılmadığını düşündüğüm bazı bilgileri aktarmak isterim. Tabi profesyonel olamam; Sayın Bakana göre Talim Terbiye Kurul Başkanı hatta Genel Müdür de olamam. Ama sadece maaş düşünmediğimi, onun zannettiği gibi bilgisiz bir öğretmen parçası olmadığımı ve övündüğü teşkilatı gibi birkaç yabancı dil bildiğimi, düşünebildiğimi, dünyadan haberdar olduğumu söylemekten de geri kalamam!
 
Bizim okulları sadece 180 gün açık tuttuğumuzu dile getiren Sayın bakanımız bunun çağın gerisinde kalmamıza ve çocuklarımızın eğitimde dünyadaki akranlarıyla eşit şartlarda olamadığına değindiler. Çocukları olan bir baba olarak ve hiçbir zaman sayın bakanımız ya da şanslı yardımcıları gibi çocuklarıma ayrıcalıklı eğitimi sağlamayacak bir öğretmen olarak bu konuda kendisine yüzde yüz katılıyorum.
 
Ama okul açık kalma gün sayısını arttırmakla daha iyi eğitim vereceğimiz nereden ortaya çıktı ya da bu sonuca nasıl ulaştılar bilemiyorum.
 
Avustralya da okul 200 gün açık ama bir sınıfta ortalama 18 öğrenci ve 6 bilgisayar bulunuyor. Peki, yönetmeliği değiştirerek sınıflardaki öğrenci sayısını 30’dan 18’e düşürmeyi düşünmediğimize göre fırsat eşitliğini nasıl sağlayabiliriz.
 
Üniformaya karşı çıkılıyor tek tip insan yetiştirmek istiyoruz gerekçesiyle. Katılıyorum bir yere kadar. Elbette tek tip insan yetiştirmeyelim. Üyeleri ve hatta yönetim kurulu dahi tek tip olmayan bir sendikanın genel sekreteri olarak gururla bunu söylüyorum.
 
Örneğin Fransa’da üniforma yok. Ama okullarda her hangi bir dini kıyafet tek kelimeyle yasak! Biz ise sözüm ona seçmeli olacak olan dini derslere öğrencilerin dini kıyafetle gelebileceğini salık veriyoruz. Üstelik bunun sadece o dersle sınırlı kalmayacağını aynı yönetmeliğe sahip imam hatip liselerinde örneklerini görürken!
 
Din kültürü derslerinin zorunlu olmasını hangi batı ülkeleri standartlarıyla karşılaştırdıklarını bilmeden tek tip insana hayır nutuklarını anlamakta zorlanarak dinliyoruz tüm bunları.
 
Ama hakkını yemeyelim yakaladığımız standartlar, hatta geçtiğimiz dünya standartları da yok değil.
 
Örneğin Nijerya’da din eğitimi dersler arasında. Üstelik sınıflarda 40 öğrenci var. Biz onlardan daha kalabalık olmayan sınıflarda vereceğiz bu eğitimi. Dinini yasal olarak devlete karşı sorumlu bile olmadıkları yaşlarda öğrenen yavrularımız da tek tip olarak yetişmeyecek.
 
Kuzey Kore’de ise Komünist Parti yönetimi çocukları 5 yaşında zorunlu eğitime alıyor. Böylece erkenden Komünist ahlak kuralları öğretilip iyice belletiliyor taze beyinlere. Sayın Bakan da zorunlu eğitime başlama yaşını 5 yaşına indirmeye çalışırken meğer dünya standartlarını yakalamaya çalışıyormuş ama bizler anlayamamışız. Bu nedenle 6 ay kadar geride kaldık. Yazıklar olsun buna itiraz edenlere!
 
Ağlanacak halimize bakıp duruyoruz vesselam! Gülsek mi ona bile karar veremedik.
 
Ama bakıp da gördüğümüz bir şey var. O da dünyadaki bazı standartları yakaladığımız…
 
Serkan AVCI
Anadolu Eğitim Sendikası
Genel Sekreteri


banner182
Son Güncelleme: 14.06.2012 09:54
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol