banner374
06 Nisan 2016 Çarşamba 19:23
Diyarbakır Memursen ve Eğitim bir sen Şube Başkanı Yunus MEMİŞ ile dev röportaj .

Yunus Memiş kimdir ? Kısaca kendinizi tanıtır mısınız ?
Yunus Memiş gariban mütevazi, halkın değerleri ile barışık olan bir ailenin bireyidir. Hem aile hem de kendisi halkla barışık, islami değerlerine bağlı olmayı kendine vazife edinmiştir

2.Sendikal geçmişiniz ve sivil toplum kuruluşlarıyla olan ilişkileriniz nelerdir ?
2005 yılında Diyarbakır Bağlar İlçesine bağlı Yiğitiyolu İlkokulunda Sendika işyeri temsilcisi olarak sendikacılık hayatım başladı. İş yeri Sendika temsilcisi olmaya karar verdiğimde bir gün kendi kendime düşünüp okula sendikayla ilgili bir pano alıp okulun öğretmenler odasına asarak kendimi o okulun iş yeri temsilcisi olarak atadım. Yapmış olduğum bu olaydan Sendika İl Yönetiminin bilgisi dahi yoktu. Bir gün Sendikaİl Yönetimindeki arkadaşlar okulumuza ziyarete geldiklerinde bu durumla karşılaşınca çok ciddi bir şekilde sevindiler.

2007 yılında yapılan Sendika seçimlerinde Diyarbakır Eğitimbirsen yönetim kurulunda Şube Sekreteri olarak görev aldım. 2011 yılında ise Diyarbakır Eğitim Bir-Senİl başkanlığı görevini yürütmeye başladım, 2012 yılında da Memur-Sen'in Diyarbakır İl başkanlığına seçildim. Halen Diyarbakır Memursen ve Eğitim Birsen başkanlık görevlerini yürütmekteyim.
Ayrıca Diyarbakır İslami sivil toplum kuruluşlarının (122 STK’nın) İcra Kurulu başkanlık göreviniyürütmekteyim. Diyarbakır'da İslami Sivil Toplum Kuruluşlarıyla bir araya gelerek gerek bölgenin gerek ülkenin gerekse dünyanın çok ciddi oluşan sorunları noktasında ciddi bir şekilde bunlara müdahale etme tepki gösterme ve hızlı bir şekilde camiaların sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesine vesile olduk.

3.Diyarbakır’da neler oluyor ? Sur’da, Bağlar ilçesinde günlerdir devam eden operasyonların perde arkasını bizlere anlatır mısınız ? Diyarbakır’da sözde özerlik ilan eden Pkk ve terör örgütünün hedefinde ne var ?

Diyarbakır'da özellikle 1990 yıllardan beri bu bölgede yaşayan Kürt halkı doksanlı yıllarda devletin ve örgütün baskısı arasında sıkışan bir konumdaydı, bu durum 2002 yılında Ak Parti hükümetinden sonra tamamen degişime ugradı, Bölge için demokratik adımlar atılarak çok ciddi bir şekilde halkın Kendine özgüveni gelmeye başladı ve bununla ilgili halk artık ciddi bir şekilde rahatlamaya başladı. Ancak örgüt özellikle çözüm sürecinde bölgede cephanelik oluşturarak güvensiz bir ortam oluşturdu. Bürokratlarında bu konuda gerekli tehlikeyi göremeyerek yine bölgemizde maalesef bürokratların çoğu burada paralel yapının kumpası içinde olarak geçmişte onlarla bağlantısı olan insanlar halen bu bölgede bürokratik kurumlarda devam ediyorlar ve bu konudaki insanlarda halen batıya değil direk bölgeyeatanıyorlar. Örgüt ve paralel yapının bu bölgede ciddi bir birliktelik oluşturduğu ve burada örgütün temel amacı Kürtlerin menfaati değil, bölgede Kürtlerin ciddi bir şekilde sıkıntı yaşamasıdır. Seküler Türk solu ile beraber bu bölgede dış ve iç mihrakların kuklası olacak bir yapının içine girmek istiyorlar. Dolayısıyla Surda halkı çukur siyaset ile halkı evinden barkından eden bu siyaset halkın şu anda nezdinde ciddi bir şekilde mahkum edilmiştir. Halka her türlü zorluğu dayatan bu ceberut terör örgütü özellikle insanların canına malına kast eden yöntemlerden artık vezgeçmelidir. Dolayısıyla devletin Şefkat yüzünü Kürt halkı üzerinde göstermesi örgütün tamamen Kürt halkı üzerinde sıkıcı unsur oluşturması noktasında devletin atmış olduğu özellikle demokratik adımları AK Parti hükümetinin bu demokratik adımlarını tebrik ediyoruz. Ama özellikle PKK'nin bu bölgede özerklik ilanindan sonra yeni devlet kurma ve burada Türkiye'nin ve bin yıllık iç ve dış mihrakların ulaşmak istediği hedeflerinin bir kuklası olarak PKK’yı taşeron örgüt olarak kullanmaktadırlar. Türk , Kürt kavramı artık ortadan kalkmıştır. Biz insanlar hakkın rahmetine kavuştuğumuzda Yüce Allah bize Türk Kürt olduğumuzu sormayacak Dinimizi soracak, İslam dinini soracak.
Kısaca taşeron örgüt niteliğindeki PKK'nin yapmış olduğu eylemler kendi halkına zarar vermekten öteye geçmiyor.

4.Çözüm sürecinde bölgede terör örgütü ve yanlılarına karşı gösterilen müsamanın , örgütü güçlendirdiğini düşünüyor musunuz ? Çözüm sürecinin bölgeye pozitif ve negatif yönden ne gibi katkıları olmuştur ?
Elbetteki çözüm sürecinde örgüt çok ciddi bir şekilde güçlenmeye başladı ve bu güçlenmeyle beraber Sokak, Mahalle, Cadde, Site ve Apartmanlarda birer temsilci oluşturduğu hatta eğitim destek evlerini oluşturarak örgüte eleman kazandırma çalışması yaptılar. Bununla ilgili olarak maalesef devlet ve bürokrasi paralel yapının unsurları da AK Parti hükümetine, yukarıya bilgi akışını engelleyip doğru bilginin gitmesini engelleyip yanlış bilgi verilmesini sağladılar.. Dolayısıyla örgüt, özellikle kırsal kesimde ve şehir içinde silahlı unsurların halkı tehdit edip canını malını kastederek vergi adı altında haraç toplayıp her türlü kirli çalışmalarını yürüttüler. Özellikle güvenlik güçlerinin gözü önünde bunları yapıp halkı sorguya çekme çalışmalarını yürütürken bu konuda maalesef devlet bir tepki göstermedi ve halkı örgütün kucağına attı. Sivil toplum kuruluşlarına ve halka her türlü saldırıların olduğu ancak devletin bunu görmezden gelmesi örgütün güçlenmesini sağladı. Özellikle negatif yönde ciddi bir şekilde sıkıntılar oluştu ve bölge adeta PKK'nın kontrolü altına bırakıldı, bu konuda bürokratlar tarafından da yeterince adım atılmadı. Pozitif yönden düşünürsek, bölgede ciddi bir şekilde huzur ortamı oluştu. Dolayısıyla çözüm sürecinin en güzel tarafı özellikle bölge halkının, örgütün gerçek yüzünü görmesine vesile oldu.
 
5-Kobani ve Rojava olaylarını değerlendirir misiniz ? Ypg ve Pyd’nin bu olaylarla beraber bölge üzerinde daha fazla etkiye sahip olduğunu düşünüyor musunuz ?
PKK'nin tamamen bölge hakimiyeti Kobani olaylarıyla üst seviye çıktı. Kobani olaylarında maalesef Valilik ve İl Emniyet Müdürlüğü çevresi kuşatılmış hiçbir emniyet görevlisi dışarıya çıkamıyor, kendilerini korumaktan başka hiçbir şey yapamıyorlardı. İl genleninde iş yerleri yağmalanıyor, halkın canına malına kastediliyor, ellerindeki listeler ileevleri basıpdindar insanları evlerinde tek tek alıp onları öldürme girişimlerinde bulunuyorlardı. Bu konuda maalesef emniyet güçleri ve bürokrasi yeterince adım atmadı yine Müslümanlar kendi kendini koruyarak kendilerine en azından kendi ailesini canını malını korumak için tepki gösterip mücadele ettikten sonra ve üst düzey komutanlarının birden vurulması olayların tamamen buz gibi kesilmesine yol açtı, yaşana bu olaylar bir şehrin tamamen ele geçirilmesi demekti ve bu konuda kendi halkını maalesef devlet savunamadı yine bir çok insan yaşamını yitirdi. Dolayısıyla Kobani'den gelen insanlar da kullanılararak PKK Devletin her türlü eksikliğini görerek burada en üst seviyede halka her türlü zararı verdi. Bu konuda da maalesef bürokrasi sınıfta kaldı ve kendi vatandaşına sahip çıkamadı.

6.Diyarbakır halkının devletten beklentisi nedir ?
Diyarbakır halkı şu anda PKK'nin çukur siyasetine ciddi bir şekilde tepki gösteriyor. Kendilerinin devletimizin şefkatli kollarında hissetmek istiyor.Yaşanan olaylardan dolayı şu anda çoğu vatandaşımız evlerine dahi gidemiyorlar.Dolayısıyla mahrem insanları mahremiyeti ortadan kalkıyor bu konuda devletimizin acilen barınma ihtiyacını çok hızlı bir şekilde karşılaması gerekiyor.Çünkü bu olayın sosyal, ekonomik ve psikolojik yönden acilen devletimizin adım atması gerekiyor. Sur Kaymakamlığı ciddi bir şekilde halkla bütünleşerek çalışmalar yapmalıdır. Hükümetin bu konuda ciddi bir kaynak harcayarak halkınbarınma ihtiyacını ve evlerini, evlerdindeki zarar görmüş eşyalarının hızlı bir şekilde tespiti yapılıp , gerçek değeri üzerinden hasarlarının karşılanması gerekmektedir. Halk devletin şefkatini istiyor kendi güvenliğinin sağlanmasını istiyor halk huzur istiyor halk terör örgütünün bir an önce silah bırakıp şehir dışına ülke dışına çıkmasını da bekliyor. Halk samimi bir şekilde bütün Türkiye'nin işin içinde olduğu bir çözüm sürecini yeni anayasayı eşit yurttaşlık istiyor. Dolayısıyla bu konuda doğuştan gelen insanı ve İslami olan bütün haklarıtalep ediyor

7.Diyarbakır’da bölge halkına Memursen teşkilatının değişik illerden ve genel merkez koordinesinde yardımlar götürdüğü basına yansıdı , bu konu hakkında bilgi verir misiniz ?
Elbetteki Genel Merkezimiz Diyarbakır Su ilçesinde sokağa çıkma yasağı olduğundan itibaren en ciddi bir şekilde irtibata geçerek özellikle Genel Başkanımız Sayın Ali Yalçın Bey, Memursen ve Eğitim Bir-Sen yönetiminin 400 bin Türk Lirası gibi ciddi bir şekilde yardımda bulundular. Bunun yanı sıradeğişik illerden ciddi bir şekilde yardımlar geldi ama Bu yardımlar yeterli midir elbetteki yeterli degildir. Çünkü Surda 125.000 insan var. Cizre'de 100.000 insan var. ve yine diğer yerlerde ciddi bir şekilde sıkıntı yaşayan aileler vardı. Özellikle Bayırbucak Türkmenlerine giden yardımlar noktasında buraya da bu yardımları ciddi bir şekilde gelmesini bekliyorduk. Ancak Genel Merkezimiz ve Birkaç islami STK’nın dışında bu bölgeye yardım gelmedi. Maalesef üzülerek söylemek zorunda kalıyorum batıdaki Müslüman kardeşlerimiz bu durumdan dolayısınıfta kaldıklarını ve kardeşliğin gereğini yeterince yapmadılar Bu konuda da şu anda tekrar bu kardeşliğin gereği noktasında ve bu halkın terör örgütü PKK'nın kucağına yitirmemesi için yardımlarını aksatmadan devam etmelerini bekliyoruz
Diyarbakır’da 100 üzerinde STK’ya başkanlık eden , Eğitimbirsen ve Memursen Şube Başkanı olan ; Diyarbakır’ın kanaat önderlerinden olan Yunus MEMİŞ kamudanhaber.com'a roportaj verdi... Yunus Başkanla sendika , siyaset ve bölgenin sorunlarına ilişkin mülakatımız....

Yunus Memiş kimdir ? Kısaca kendinizi tanıtır mısınız ?
Yunus Memiş gariban mütevazi, halkın değerleri ile barışık olan bir ailenin bireyidir. Hem aile hem de kendisi halkla barışık, islami değerlerine bağlı olmayı kendine vazife edinmiştir

2.Sendikal geçmişiniz ve sivil toplum kuruluşlarıyla olan ilişkileriniz nelerdir ?
2005 yılında Diyarbakır Bağlar İlçesine bağlı Yiğitiyolu İlkokulunda Sendika işyeri temsilcisi olarak sendikacılık hayatım başladı. İş yeri Sendika temsilcisi olmaya karar verdiğimde bir gün kendi kendime düşünüp okula sendikayla ilgili bir pano alıp okulun öğretmenler odasına asarak kendimi o okulun iş yeri temsilcisi olarak atadım. Yapmış olduğum bu olaydan Sendika İl Yönetiminin bilgisi dahi yoktu. Bir gün Sendikaİl Yönetimindeki arkadaşlar okulumuza ziyarete geldiklerinde bu durumla karşılaşınca çok ciddi bir şekilde sevindiler.

2007 yılında yapılan Sendika seçimlerinde Diyarbakır Eğitimbirsen yönetim kurulunda Şube Sekreteri olarak görev aldım. 2011 yılında ise Diyarbakır Eğitim Bir-Senİl başkanlığı görevini yürütmeye başladım, 2012 yılında da Memur-Sen'in Diyarbakır İl başkanlığına seçildim. Halen Diyarbakır Memursen ve Eğitim Birsen başkanlık görevlerini yürütmekteyim.
Ayrıca Diyarbakır İslami sivil toplum kuruluşlarının (122 STK’nın) İcra Kurulu başkanlık göreviniyürütmekteyim. Diyarbakır'da İslami Sivil Toplum Kuruluşlarıyla bir araya gelerek gerek bölgenin gerek ülkenin gerekse dünyanın çok ciddi oluşan sorunları noktasında ciddi bir şekilde bunlara müdahale etme tepki gösterme ve hızlı bir şekilde camiaların sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesine vesile olduk.

3.Diyarbakır’da neler oluyor ? Sur’da, Bağlar ilçesinde günlerdir devam eden operasyonların perde arkasını bizlere anlatır mısınız ? Diyarbakır’da sözde özerlik ilan eden Pkk ve terör örgütünün hedefinde ne var ?

Diyarbakır'da özellikle 1990 yıllardan beri bu bölgede yaşayan Kürt halkı doksanlı yıllarda devletin ve örgütün baskısı arasında sıkışan bir konumdaydı, bu durum 2002 yılında Ak Parti hükümetinden sonra tamamen degişime ugradı, Bölge için demokratik adımlar atılarak çok ciddi bir şekilde halkın Kendine özgüveni gelmeye başladı ve bununla ilgili halk artık ciddi bir şekilde rahatlamaya başladı. Ancak örgüt özellikle çözüm sürecinde bölgede cephanelik oluşturarak güvensiz bir ortam oluşturdu. Bürokratlarında bu konuda gerekli tehlikeyi göremeyerek yine bölgemizde maalesef bürokratların çoğu burada paralel yapının kumpası içinde olarak geçmişte onlarla bağlantısı olan insanlar halen bu bölgede bürokratik kurumlarda devam ediyorlar ve bu konudaki insanlarda halen batıya değil direk bölgeyeatanıyorlar. Örgüt ve paralel yapının bu bölgede ciddi bir birliktelik oluşturduğu ve burada örgütün temel amacı Kürtlerin menfaati değil, bölgede Kürtlerin ciddi bir şekilde sıkıntı yaşamasıdır. Seküler Türk solu ile beraber bu bölgede dış ve iç mihrakların kuklası olacak bir yapının içine girmek istiyorlar. Dolayısıyla Surda halkı çukur siyaset ile halkı evinden barkından eden bu siyaset halkın şu anda nezdinde ciddi bir şekilde mahkum edilmiştir. Halka her türlü zorluğu dayatan bu ceberut terör örgütü özellikle insanların canına malına kast eden yöntemlerden artık vezgeçmelidir. Dolayısıyla devletin Şefkat yüzünü Kürt halkı üzerinde göstermesi örgütün tamamen Kürt halkı üzerinde sıkıcı unsur oluşturması noktasında devletin atmış olduğu özellikle demokratik adımları AK Parti hükümetinin bu demokratik adımlarını tebrik ediyoruz. Ama özellikle PKK'nin bu bölgede özerklik ilanindan sonra yeni devlet kurma ve burada Türkiye'nin ve bin yıllık iç ve dış mihrakların ulaşmak istediği hedeflerinin bir kuklası olarak PKK’yı taşeron örgüt olarak kullanmaktadırlar. Türk , Kürt kavramı artık ortadan kalkmıştır. Biz insanlar hakkın rahmetine kavuştuğumuzda Yüce Allah bize Türk Kürt olduğumuzu sormayacak Dinimizi soracak, İslam dinini soracak.
Kısaca taşeron örgüt niteliğindeki PKK'nin yapmış olduğu eylemler kendi halkına zarar vermekten öteye geçmiyor.

4.Çözüm sürecinde bölgede terör örgütü ve yanlılarına karşı gösterilen müsamanın , örgütü güçlendirdiğini düşünüyor musunuz ? Çözüm sürecinin bölgeye pozitif ve negatif yönden ne gibi katkıları olmuştur ?
Elbetteki çözüm sürecinde örgüt çok ciddi bir şekilde güçlenmeye başladı ve bu güçlenmeyle beraber Sokak, Mahalle, Cadde, Site ve Apartmanlarda birer temsilci oluşturduğu hatta eğitim destek evlerini oluşturarak örgüte eleman kazandırma çalışması yaptılar. Bununla ilgili olarak maalesef devlet ve bürokrasi paralel yapının unsurları da AK Parti hükümetine, yukarıya bilgi akışını engelleyip doğru bilginin gitmesini engelleyip yanlış bilgi verilmesini sağladılar.. Dolayısıyla örgüt, özellikle kırsal kesimde ve şehir içinde silahlı unsurların halkı tehdit edip canını malını kastederek vergi adı altında haraç toplayıp her türlü kirli çalışmalarını yürüttüler. Özellikle güvenlik güçlerinin gözü önünde bunları yapıp halkı sorguya çekme çalışmalarını yürütürken bu konuda maalesef devlet bir tepki göstermedi ve halkı örgütün kucağına attı. Sivil toplum kuruluşlarına ve halka her türlü saldırıların olduğu ancak devletin bunu görmezden gelmesi örgütün güçlenmesini sağladı. Özellikle negatif yönde ciddi bir şekilde sıkıntılar oluştu ve bölge adeta PKK'nın kontrolü altına bırakıldı, bu konuda bürokratlar tarafından da yeterince adım atılmadı. Pozitif yönden düşünürsek, bölgede ciddi bir şekilde huzur ortamı oluştu. Dolayısıyla çözüm sürecinin en güzel tarafı özellikle bölge halkının, örgütün gerçek yüzünü görmesine vesile oldu.





 8.Eğitimbirsen ve Memursen’in , Diyarbakır’daki misyonu nedir ? 
Eğitim Birsen ve Memursen tüm bölgedeki mazlumların Öncelikle elbetteki çalışanların hakkını ve hukukunu gözeterek ve bunun yanında tüm halkın yanında Mazlum halkın yanında olduğunu göstererek her türlü sıkıntıda kimden gelirse gelsin her türlü şiddetin karşısında olduğunu göstermiştir Memursen Eğitim Birsen mazlumların bölgedeki yeri olmuştur. Mazlumları sesi olmuştur. Camiaların, Cemaatlerin, Vakıfların ve Derneklerin sesi olmuştur. Dolayısıyla bir yandan görülen bütün eksikleri hem hükümetin yapması gerekenleri hem toplumun yapması gerekenleri noktasından bürokrasinin yapması gerekenler noktasında ciddi bir şekilde bölgede adil bir çalışma yürütülmüştür ve bu konuda özellikle Diyarbakır'da siyasilerin eksiklerini de tamamlama noktasında burada çok ciddi adımlar atılmış ve atmaya devam ediyoruz.

9.Toplu sözleşme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz ? Kazanımlar yeterli mi ? Memurlar ve özellikle öğretmenler için hükümetten beklentileriniz nelerdir ?

Toplu sözleşme süreci elbetteki sağımızdaki ve solumuzdaki sendikalar basında da görüldüğü gibi Maalesef masayı terk ettiler ve Memur-Sen'in masadaki dik duruşunu sergileyemediler.Memursen hükümetin getirmiş oldukları teklifleri üst düzeyde tepki gösterip ve hemen masayı terk ettiğinde sağımızdaki ve solumuzdaki Kamu Sen masaya çakılı kalıp masadan ayrılmadılar ve onların halkın sesi değil de çalışanların sesi değil de birilerinin türküsü ile orada hareket ettiğini de göstergesi oldu. Elbette ki çok ciddi kazanımlar elde edildi ve bu kazanımların ortasında son yılların en güzel kazanımlarıyla yeterli olmayabilir. Çünkü İnsanoğlu sürekli kazanım noktasında sendikamız hak hukuk mücadelesini yürütmektedir ve dolayısıyla sendikamız ideolojik değil, hizmet sendikacılığını literatüre ilk kez yerleştirilmiştir.
 
10- Memurlar için sivil kıyafet eylemi başlattınız . Bu eylemde amacınız nedir ? Sivil kıyafet eylemini istismar edebilecek memurlar çıkabilir . Örneğin okula ve resmi kurumlara şortla , terlikle ve mini eteklerle gelen memurlar olursa , bu gibi istismar edilecek çok sayıda durumu nasıl önlemeyi düşünüyorsunuz ? Sivil kıyafetinde sınırları olmalı mı ?

Bizim buradaki amacımız, yıllardır insanlar özgür bir şekilde kıyafetleri ile okula gidemiyor, başörtü mağduriyeti yaşanıyor ve bazı çalışanlar kravat takmak istemiyordu. İnsanlarımız üniversitelerdeki hocalar gibi tamamen bilim ve eğitimin sağlanacağı bir ortamın oluşması, kafalarının rahat bir şekilde derse girerek çocuklara daha güzel bir ortamda eğitim verilmesi için, memurların da görevlerini ifa ederken işlerini severek, özgürce ve rahat bir ortamda yapmalarını ve işyerlerine rahat bir şekilde gitmesini amaçladık. Allah'a hamdolsun büyük oranda isteklerimize ulaştık ama elbette ki öğretmen ve memuru vakarına yakışır bir şekilde bir düzenlemenin çıkması gerekiyor, insanlar kravat takmak zorunda değil, takmak isteyen takabilir, takmak istemeyen de takmasın ve dolayısıyla bu konuda hükümetimizden acilen bir adım atılması gerekiyor ve bu adımı da bekliyoruz. Elbette ki bu işi istismar edenler olacaktır ama istismar edenlerin sayısı daha bindebir bile olmayacaktır. Dolayısıyla bu konuya çok takılmamak gerekiyor.

11.Eğitimbirsen’in iktidarın avukatı rolünde olduğu ve bununla ilgili sürekli olarak sarı sendika diye eleştirildiği görülüyor. Sendikanın duruşu ne olmalıdır ? Bu konuda düşüncelerinizi alabilir miyiz ? 

Eğitimbirsen bir kere iktidarın avukatı değildir, özellikle şunu belirtmek gerekirse bu iktidar uzaydan gelmedi, bu iktidar da halkın içinden, halkın çocukları içinden çıktı, elbette ki iktidar ile düşünce olarak birbirimize yakın olmuş olabiliriz ama iktidar’ın yapmış olduğugüzellikleri görmemek ve bütün her şeye kör ve sağır şekilde bakmak ta ahlaki değer taşımamaktadır ve dolayısıyla sivil toplum kuruluşunda gereği değil, elbette ki hükümetin yapmış olduğu eksikliklere karşı da demokratik ortamda tepkilerimizi gösteriyoruz. Sivil toplum sözleşmesinde hükümetin memurlara vermiş olduğu ve memurlar ile alay edercesine söylediği yüzdelik dilimine karşı direndiğimizde Memursen camiası olarak, maalesef kamu sen ve bizi sarı sendika ile itham edenlerin gerçek sarı sendika olduklarını ve birilerinin güdümünde sendikacılık yaptığı da ortaya çıkmış oldu. Dolayısıyla bizim özellikle Sendikanın duruşu doğuda, kuzeyde, güneyde, batıda ve her yerde aynıdır. Biz Mevlana modeli ile hareket ediyoruz, bütün insanlar yaradandan dolayı bizim için değerlidir ve biz değerlerimiz için mücadele ediyoruz, bütün insanlara samimi bir şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz. Özellikle diğer sendikalar bizleri eleştirirken daha adil olmalarını bekliyoruz, biz toplu sözleşme sürecinde çalışanları hukuki olarak savunurken maalesef kendileri masaya çakılı bir şekilde kalıp kaldılar ve gerçek sarı sendikanın kimin olduğu, CHP ve MHP güdümünde sendikacılığı kimin yaptığı da ortaya çıktı, dolayısıyla bir kimsenin güdümündedir, fikirsel olarak uyuşturulur. Elbetteki AK Partinin yapmış olduğu güzellikleri de her zaman her yerde dile getiririz, yanlışlıklar olursa da bunları her yerde, her platformda eksikleri ile birlikte dile getiririz. Bugüne kadar Kesk’in HDP’yi eleştirdiği bir tane olay varsa onu anlatın! Bugüne kadar MHP'nin Kamu-sen'in eleştirdiği bir tane olayı anlatın! anlatamazsınız!.. Çünkü bunlar çalışanların hukukuna körler, sağırlar. Bunlar sadece birilerinin talimatları ile hareket ederler ama biz Allah'ın izniyle hak, hukuk, adalet çerçevesinde çalışanlara ve tüm insanlara hizmet sendikacılığı yapıyoruz,

12- 2015 milletvekilliği seçimlerinde adaylığınız gündeme geldi? Diyarbakır’da gerek STK’lar, gerekse de bölge halkı tarafından çok seviliyorsunuz, siyaset düşünceniz var mı?Ya da ileride sendikayı Ankara’da temsil etme gibi bir düşünceniz var mı ?

Elbette ki bizler bütün halka hizmet etmek için çalışanlarımıza ve mücadelemize devam ediyoruz, bölgede Türkiye'de her türlü mazlumun yanında olmak için inancımızın gereği insani ve İslami bütün hak hukuk noktasında hareket ediyoruz, etmek durumundayız da... Dolayısıyla elbetteki Diyarbakır'daki İslami STK’lar ve halkın teveccühünden dolayı Allah razı olsun onlardan, bu yüce Rabb'imin bize bahşettiği bir durum ve dolayısıyla halkının değerleri ile barışık olup halkın yanında mazlumun yanında olursanız, menfaatsiz bir şekilde onların yanında olursanız halk sürekli sizin desteğinizi görünce sizi çok sever. Biz sürekli her türlü sıkıntıda halkımızın yanında olduk, elbette ki bizim ciddi bir şekilde siyaset noktasında fikirlerimiz olabilir, ilerde siyaseti düşünebiliriz, çünkü siyaset te, burada sendikacılık hizmetimizin bittiğini düşündüğünüz an siyasette daha ciddi bir şekilde halkımıza hizmet vermek ve Rabbimin izniyle gerçek anlamda milletin yanında olarak siyaset yapmayı da elbette ki ilerde düşünebiliriz. Genel merkez ile ilgili de yine sendikamızın Diyarbakır'da ve bölgede temsil ettiğimiz gibi Türkiye'de de genel merkezin yeni yönetim kadrosuna orada da sendikamızı temsil etmek gibi düşüncemiz, her zaman benim olduğu gibi bütün 81 il başkanının da vardır. Dolayısıyla Rabb'im kısmet ederse siyasette veya sendikanın genel merkezinde hizmet vermeyi her ortamda düşünebiliriz

13- Öğretmen maaşları yeterli mi? Öğretmenlerimizin özlük hakları konusundaki beklentileriniz nelerdir ?

Çalışanlara baktığımızda gerçekten çok düşük bir maaşla öğretmenler çalışıyor, peygamber mesleği gibi bir mesleği yürütüyorlar, icra ediyorlar. Yine aynı şekilde bütün toplumun düzelmesi ve toplumun öğretmenlerin elinden geçerken öğretmenlerin kafasında sıkıntıların olması eğitime tam mânâsıyla katkı sağlayamayacağı aşikardır ve Türkiye'de şu anda en düşük maaş alan birimlerden biri de öğretmenlerdir. Öğretmenlerin maaşlarının artırılması yine ek göstergenin 3600’e çıkması, ek ders ücretinin iki katına çıkartılması ve bunun yanında Doğu Tazminatının verilmesi, öğretmenlere lojman, barınma, yemek ihtiyacı gibi ihtiyaçların karşılanması veya bununla ilgili ödenek ayrılması gibi birçok adımlar atılması gerekiyor. Bu konuda özellikle eğitimin daha kaliteli bir seviyeye gelmesi için ciddi yatırım ve okullaşmanın da artırılarak emekliliğin cazip hale getirilip, en azından genç yaşta ve atanmayı bekleyen öğretmenlerin önünün de açılması gerekiyor. Hükümetimizden bütün demokratik adımları attığı gibi bu konuda da adım atmasını bekliyoruz. Hükümet bütün alanlarda çok ciddi adımlar atarken eğitim noktasında atılan adımlar yeterli görünmüyor. Bu konuda eğitim ile ilgili ciddi radikal kararların alınması gerekiyor ve öğretmenliğin daha cazip bir hale getirilmesi gerekiyor. Yoksa öğretmenlerin derse girdiklerinde kafalarında soru işaretleri varken ve bölgede sürekli öğretmen rotasyonu olması da bunun bir işaretidir Dolayısıyla Siz maaşları 1 seviye getirirseniz bütün bölgelerde öğretmenleri de tutmuş olursunuz.

14- Doğu ve Güneydoğu İllerimizde öğretmenler başta olmak üzere personel tutmak gün geçtikçe zorlaşıyor . Ayrıca son dönemde yaşanan terör olaylarında bölgede görev yapan memurların bir kısmınında pkk terör örgütüne destek verdiği gözlemleniyor,bölgede bu konuda hükümetin yapması gereken çalışmalar nelerdir?

Doğu ve Güneydoğu İllerimizde öğretmenler başta olmak üzere personel tutulamıyor ayrıca son dönemde yaşanan terör olaylarında, bölgede görev yapan memurlardan bir kısmı da PKK terör örgütüne destek verdiği gözlemleniyor. Bölgede bu konuda hükümetin yapması gereken çalışmalar nelerdir, tabi özellikle siz bölge tazminatını bu bölgede uygulamazsanız, yine bu bölgede çalışanlara hizmet puanı arttırma, bölgede çalışanlara bir derece verilmesi yönünde cazip adımlar atılmazsa öğretmenler terör bölgesinden 2 yıl, 3 yılını doldurup ya Eş durumundan ya da tayin ile kaçıp gidiyor. Dolayısıyla bölgede öğretmen tutulmuyor, çünkü huzur ortamı olmayan, sürekli çatışma olayı olan bir yerde öğretmen tutulamaz, bu bölgelerin cazip hale getirmek için bu adımların atılması, yine bayan öğretmenler gelince burada ciddi bir şekilde kiralarının çok yüksek olduğu, en azından öğretmenlere lojman imkanı sağlanırsa yine barınma ve yemek... Bununla ilgili bir durum sağlanırsa öğretmenler burada kalabilir, elbette ki şimdi bölgede görev yapan devlet memurlarının terör örgütüne destek vermesi kabul edilebilir bir davranış değil. Maalesef baktığımızda bazı sendikalar sürekli eylem yaparak çocukların eğitimini engelliyor, hendek ve barikat siyasetine destek veriyor. Bu da sendikacılığın hangi anlayışında var! doğrusu çok merak ediyorum ve özellikle terör örgütünün hendek ve çukur siyasetine karşı olmaları gerekirken yanında yer almaları da kabul edilebilir bir durum değil. Bir memurun, özellikle bir öğretmenin görevi çocuklara eğitim yönünde her türlü eğitim yönünde destek sunma, sınıfta çocukları topluma faydalı bireyler yetiştirme noktasında çalışmalar yürütmesi gerekiyor ama bu konuda eğer boykot ederek terör örgütünü destekleyerek iş bırakma eylemleri kararlarının alınması son derece yanlış adımlardır. Çünkü öğrencilerimizin eğitimini engellemeye kimsenin hakkı yoktur. Eğer çalışanların özlük hakları ile ilgili bir sıkıntı varsa buyrun hep beraber mücadele verelim. Ama bir yandan halkı mağdur etme, bir yandan eğitimi engelleyerek okulları yakıp yıkan diğer yandan da kalkıp işte PKK'ya destek veren insanlar ve kendi çocuklarını düşünsünler, kedi çocuklarına bunlar yapılırsa kabul ederler mi, bu düşüncede olan insanların bu düşünceden vazgeçmesi gerekiyor.
 
15- Öğretemenlere rotasyon gerekli mi?

Hayır kesinlikle il dışı rotasyon olmamalıdır, güvenlik tedbiri ile eğitimi yönetemezsiniz. Ancak İl içinde rotasyon olması en doğalıdır, bir okulda sürekli kalan bir öğretmenin örneğin o okulda 10 yıl kalmışsa başka bir okula gönderilmesi, bununla ilgili bir düzenleme yapılabilir ama bunun dışında ben güvenlik tedbiri ile düşünüp öğretmeni sürgün mantığıyla başka İle gönderip, başka İlden de buraya getirerek bir olay çözülemez. Dolayısıyla daha çok ve olayların içinden çıkılamaz hale gelir. Rotasyon İl içinde gerekli ama İl dışında kesinlikle uygulanmamalıdır

16-Yönetici atama yönetmeliği hakkında ne düşünüyorsunuz ? Eğitimbirsen üyesi olmayan kişilerin yönetici yapılmadığı ile ilgili muhalif sendikaların ve üyelerinin bu konudaki serzeniştleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ? 

İlk kez ve gerçekten son yönetmelikler, yani bütün öğretmenlerin camiasına baktığımızda ciddi bir memnuniyet olduğu ve ilk kez bu kadar güzel üzerinde çalışılmış bir yönetmeliğin sergilendiğini, adaletli bir yönetmeliğin olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu konuda özellikle Sayın Bakanımıza ve yeni Müsteşarımıza ve Genel Müdürümüze, atamadan sorumlu Personel Genel Müdürümüze ve Personel Daire Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Çok ciddi bir şekilde üzerinde çalışmış ve herkesin teveccühünü kazanmış adaletli bir yönetici atama kılavuzunun yayınlandığını düşünüyorum. Dolayısıyla gerçekten Personel Genel Müdürünün bu konuda yapmış oldukları hizmetten dolayı ve personelden sorumlu atama Daire Başkanını tebrik etmek gerekiyor, bu yönetici atama kılavuzu ile ilgili bütün çevreye baktığımızda teveccühler görüyoruz. Adaletli olduğu söyleniyor, dolayısıyla bu tür adaletli yapılan öğretmen atama noktasından da baktığımızda herkes huzurlu bir şekilde, adaletli bir şekilde puan hile yapılmadığını görüyoruz. Dolayısıyla Bakanımız, Müsteşarımız, Bakan Yardımcımız ve özellikle Personel Genel Müdürümüz ve Atama Daire Başkanımızı tebrik ediyorum. Eğitimbirsen üyesi olmayanların yönetici yapılmadığı noktasında, maalesef bu konuya katılamayacağım. Eğitim Bir Sen üyeleri derslerine iyi çalışıyorlar, sınavlarda yüksek not alıyorlar, dolayısıyla bu konuda Eğitim Bir Sen üyeleri tek değil, Hakkari'de kendi değerlerine barışık olan vatanıyla, milletiyle, halkıyla bütünleşen herkes müdür oluyor. Mülakatta veya sınavda düşük puan alan müdür olamıyorsa, diğer sendikaların kendi üyelerine yönelik bir kitap, bir deneme sınavının yaptırmadığı ortada ve aşikârdır. Dolayısıyla rüyada bile bir hizmet üretemedikleri için üyeleri kendilerini eleştirsinler çünkü hiçbir konuda üyelerine kaynak kitap, sınav yapma, deneme yapma yani üyelerinin sınava çalışması ile ilgili bir çalışmalarının olmadığı görülmektedir.

17- Ak Parti iktidarının eğitim konusunda başarılı olduğunu düşünüyor musunuz ?  

Tabii ki eğitim alanında AK Parti ciddi bir şekilde 2002 yılında iktidara geldiğinden beridir özellikle derslik noktasında, öğretmen atama noktasında çok ciddi adımlar attı. Öğretmen maaşları noktasında belki toplumda enflasyonun maaşları ezdiği için veya epilasyona karşı eğriliği için ama 2002 den bu yana da ciddi bir şekilde bir maaş artışı yapılsa dahi yeterli olunmadığı görülmekredir. Özellikle 4 artı 4 eğitim sistemi ve çok ciddi bir şekilde ilkokul ortaokul öğrencilerinin pedagojik anlamda kendi yaşıtlarıyla birlikte okul bahçesinde oynaması, eğitim görmesi takdire şayandır. Elbette ki diğer alanlarda olduğu gibi eğitimde de çok ciddi başarılar elde edilmesini bekliyorduk, bu konuda genel eğitim politikası noktasında AK Parti hükümeti başarılı bir grafik çizdi ama eksikler yok mu, evet! eksik de var... O eksikliklerin de bir an önce tamamlanmasını bekliyoruz.

18-Son günlerin en çok tartışılan konusu İlksan ve zorunlu üyelik, bu konudaki görüşleriniz nelerdir ?

Baronların kuşattığı, tamamen menfaati, artık birilerinin taşeronu şeklinde kullanılmaya başlandı. Dolayısıyla İlksan kimsenin babasının malı değil. Şu anda tamamen birileri orayı mafya gibi kullanmaya başladı, biz bu konuda İlksan'ın öğretmenleri ciddi bir şekilde mağdur eiyor ve öğretmenlerin kazanmış olduğu malını-mülkünü birilerine peşkeş çeken bir duruma geldi. Bundan dolayı İlksan’a boykot etmemiz de doğal bir şeydi, çünkü şu anda İlksan öğretmenlere menfaat sağlamaktan ziyade artık bu kurum işlevini yitirmiş bir durumda ve biz de özellikle bu konuda ilksana zorunlu üyelik noktasında zorunlu üyeliğin kaldırılması ve İlksanın da feshedilmesini talep ediyoruz. İlksan seçimlerini boykot ediyoruz

19-Paralel yapıyıda soralım size başkanım , Paralel yapının bu ülkeye vermiş olduğu en büyük zarar nedir? Paralel yapıyla mücadele eden hükümete , yeni paralellerin oluşmaması için ne tavsiye edersiniz ?  

Parelel Yapı elbetteki bölgemize ve ülkemize çok ciddi zararlar verdi ve özellikle de İslam'a da çok ciddi zarar verdi. Çünkü paralel yapı taşeron firma şeklinde, ekonomi temeli üzerine kurulmuş bir şirket gibi hareket edip maalesef binlerce insanın duygularıyla oynayıp onların duygularını istismar ettiler ve özellikle müslümanları cezaevlerine tıkmaları, müslümanlar üzerine kumpaslar kurma, müslümanları hor görme, kendileri dışında hiç kimseninmüslüman olmadığını her platformda söylüyordu ve yine devam ettirdiler maalesef İsrail'de bir kişinin burnu kanadığında kıyameti koparan bu paralel yapı, Türkiye'de müslümanlara da her türlü kumpası kurma noktasına adliye ve emniyet içindeki elemanlarıyla bu çalışmalarını yürütüyor ama bu konuda hükümet yetkilileri bunları defalarca dile getirilmesine rağmen göremediler, bu da onların en büyük eksikliği, iyi niyetle samimi bir ortamda hükümet sürekli yaklaştı ama bunların taşeron firma olduğu, taşeron örgütler ve işbirliği içinde olduğu ortaya çıktığı görülmektedir. Dolayısıyla bir yandan baktığınızda Asala diğer yandan DHKP-C, bir diğer yandan PKK, diğer yandan da Parelel Yapı hep birlikte mücadele ediyorlar. Kendi halkına karşı mücadele eden İslam adı altında maalesef dış mihrakların ve dış istihbarat güçlerinin buyruğu altında olan taşeron firma niteliğindedir. Dolayısıyla paralel yapı hükümete değil bütün ülkeye çok ciddi bir zarar verdi, dine zarar verdi. Dolayısıyla Peygamberimize, kutsal kitabımız Kur-an’ı Kerim’e ciddi zararlar verdi ve batı kamuoyunda, batı ülkelerinde İslam'ın adeta bir Öcü gibi olduğunu, yine aynı şekilde Radikal İslam alemi İslam niteliğini burada Batı nezdinde oluşturmaya çalıştı. Halbuki İslam güzel ahlaktır.
Türkiye'de ilk kez paralel yapıya ve 17- 25 Aralık operasyonlarına karşı Diyarbakır Memursen, Eğitim-Bir-Sen tepki vermiştir. Cesaretli bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın kutsal davasının yanında olduğumuzu ve sayın Başbakanımızın dik duruşunun yanında olduğunu göstermiştir. Ama hükümete ve Sayın cumhurbaşkanına tavsiyemiz de maalesef sizin siyasetçileriniz o dönemde paralel yapıya bir kelime dahi söyleyemedi ve halen de paralel yapıya bir şey söyleyemiyorlar, zaman zaman sahada paralel yapının kılık değiştirerek halen siyasetle ulaştığını görüyoruz. Bu konuda da sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın bu konuda da siyasetçileri ciddi bir eğitimden geçirmesini bekliyoruz. Yoksa tek başınıza hiçbir şekilde bunlarla mücadele edemezsiniz, özellikle yine bürokrasi kadrolarına baktığımızda İçişlerinde halen devam ediyor, bu tür yapılar Adliyede de devam ediyor ve bu konuda henüz adımlar atılmadı, Mülki amirler noktasında ve halen ciddi katkılar var orada destek veriliyor. Bunların da ayıklanmadığı sürece en ciddi bir şekilde bunlarla mücadele edilmemişsayılır. Yeni bir paralel yapı olamaz çünkü onlar 40 yıldır bu işi sürdürüyorlar. Şu an ülkede bu tür bir olay olamaz ama Parelel Yapı kendini farklı şeylere büründürerek maalesef siyasilerden destek alarak hala bazı birimlerialmaya devam ediyorlar. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın taşımış olduğu Misyonu maalesef siyasetçiler yeterince taşımıyorlar.

20- Son olarak sendika üyelerinize, eğitim camiasına ve kamuoyuna hangi mesajları vermek istersiniz ? 

Özellikle sendika üyelerimize hukuki konu ve hizmet sendikacılığı noktasını her türlü adımlar atıyoruz, biz sendikacılığı gerçek anlamda hizmet sendikacılığı olarak görüyoruz. Üyelerimizin her türlü hakkını hukukunu koruyacak adımlar attık ve bütün halkın da hakkını koruyucu adımlar atacağımız garantisi noktasında adımlar atacağımızı da belirtiyoruz. Başta kutsal bir meslektir. Bu meslek peygamber mesleğidir. Sınıfta her türlü çalışmalar yapmamız gerekiyor ve bu konuda da çocuklar bize emanet edildiği için biz her türlü şartlarda bu çocukların yanında olduğumuzu, bunları topluma faydalı bireyler yetiştirmek için mücadele etmeliyiz. Kamuoyuna da tavsiyemiz herkes kendi çocuğuna sahip çıksın, çocuklarınızı okula gönderin, okullaşma oranını arttıralım ve çocuklarınızı örgütün pençesinden kurtarın. Çocukların eğitim dışında bu ülkenin başka bir kurtuluş reçetesi yoktur. Dolayısıyla hem eğitim camiası hem de kamuoyuna tavsiyemiz eğitim seviyesini artırarak eğitim ve öğretim noktasında çocuklarımızı daha iyi bir geleceğe kavuşması ve barışı toplumla barışık bireyler yetiştirmek için mücadele etmeliyiz ve kendi işimizi peygamber mesleği edasıyla hareket edip sürekli işimize sevgiyle, şefkatle ve neşe dolu bir şekilde gitmemiz gerekiyor ve bu konuda üyelerimize de en iyi şekilde eğitim vermeyi ve kendi işini dört dörtlük yapmayı tavsiye ediyorum ve özellikle Kamudanhaber.com ailesine teşekkür ediyorum. Röportajdan dolayı Kamudanhaber.com ailesine ve emektarlarına çok teşekkür ediyorum. Rabb'im onların işlerini kolaylaştırsın, bu ülkede birlik beraberlik kardeşlik rüzgarlarının etmesi için herkesin hayırlı hizmetler yapmasını ve kendilerinin de hayırlı hizmetlerinden dolayı kendilerine de teşekkür ediyorum.

 
Kaynak: www.kamudanhaber.com

banner182
Son Güncelleme: 06.04.2016 19:52
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Öğretmen Metin 9 ay önce

1- Surda, Bağlarda evini terk edip gidenler için ne yaptınız, Surda ve Bağlarda eğitim verilmeyen okullar ve öğretmenler için projeniz nedir, yoksa bu işlerin sorumlusu da İLKSAN'mı?
2- Halen Diyarbakır merkez ve ilçelerinde CAN GÜVENLİĞİ nedeni ile okullarına gidemeyen öğretmenler için herhangi bir merciye başvurunuz veya talebiniz oldumu, yoksa İLKSAN'a mı başvurmak gerekiyor!!
3- Özellikle terör bölgelerinde kelle koltukta görev yapan Eğitim neferlerinin Sağlık Bakanlığı ve Güvenlik mensuplarının %50 si kadar da olsa GÖREV TAZMİNATI almaları için herhangi bir girişiminiz var mı? yoksa buna da İLKSAN'mı mani oluyor?
4- Bütün kurumlar TERÖR belası nedeni ile mensuplarının ÖZLÜK hakları, yol barınma ve benzeri harcamaları için özel ödenekler talep ederken EĞİTİMCİLER adına SİZ NE YAPTINIZ? YADA NEDEN YAPMADINIZ? Yoksa ona da cevabınız İLKSAN' mı?
5- Bi şey diyeyimmi, bu yalan ve iftira düzenin de siz her şeyi boykot edin hatta insanların içine çıkam işini de boykot edin!!!