banner374
18 Kasım 2013 Pazartesi 22:36
EBS'den Dersane Açıklaması

 Türkiye, 21. yüzyılın küresel rekabet çemberine dahil olma mücadelesi veriyor. Bu noktada, önemli başarı sağladığımız alanlar olduğu gibi hala sayfasını açmadığımız konular da var. Ancak, bu hedefte bütün konular için kapsayıcı alan hiç şüphesiz eğitim sistemimizdir. Eğitim sistemine dair yapılması ve yapılmaması gerekenler; kaldırılacak yapılar, dönüştürülecek yapılar, yeni kanallar, yeni kuram ve kurallar olduğu gün gibi ortadadır.

 
Son günlerin önemli gündem maddesi haline gelen “dershane” konusuna da, sadece eğitim penceresinden, eğitim sistemini merkeze alarak bakmak gerekiyor. Biz, Eğitim-Bir-Sen olarak, dershane konusuna, tam da bu yüzden, onu var eden eğitim sistemi ile bu sistemin bileşenleri olan okullar, öğrenciler, veliler, devlet, sivil girişim, seçme sınavları gibi kavram ve olgular üzerinden bakıyoruz.
 
Dershaneler, üst öğrenime yönelik merkezi sınavlar üzerinden oluşan yarışmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Onları var eden yarışma zemini halen varlığını devam ettiriyor. Buna rağmen, bugün dershanelerin kapatılmasını/dönüştürülmesini/özel okula evrilmesini tartışma konusu yapıyoruz. Bu tartışmanın taraflarının açıklamaları da, ne kendilerini ne de bu tartışmadan çıkacak sonuçtan etkilenecekleri tatmin ediyor. Ortada bir bilgi kirliliği var.
 
Dershane tartışması sağlıklı bir şekilde ve zeminde yapılmamakta, bunun sonucunda Türkiye, devleti ve milletiyle enerji kaybetmektedir. Enerji kaybına son vermek, bütün tarafların kabul edebileceği bir çözüme ulaşmak için, tartışmaya taraf olması gereken tüm kesimler olaya sükûnetle, sağduyuyla ve pedagojik bir perspektifle yaklaşmak durumundadır.
 
Konunun siyasi erk açısından öznesi konumunda olan Milli Eğitim Bakanlığı, her şeyden önce sürecin şeffaflığını sağlamalı, bu kapsamda konuyla ilgili taslak çalışmasını kamuoyuyla paylaşarak toplumu bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirmelidir. Diğer taraftan, konunun sosyal tarafı olan eğitim sendikaları, dershane sahipleri ve akademik dünya tartışmanın ortağı yapılarak, konunun bilimsel bir zemine oturmasına ve bilimsel çözümler üretilmesine fırsat sağlanmalıdır. Bütün bunlarla birlikte, halihazırda dershanelere devam eden kitleyi oluşturan çocuklar/gençler ile ebeveynlerinin de fikir/görüş ortağı olmasına yönelik bir alan oluşturulmalıdır.
 
Tüm bu çalışmalar yürütülürken, eğitim-öğretim hakkı, teşebbüs hürriyeti, çalışma hakkı ve benzeri temel hak ve özgürlüklerin özüne ve ruhuna zarar vermeyecek bir sonuç hedeflenmelidir.  Bu çalışmalarda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, okul dışı eğitim destek hizmeti sistemi kapsamındaki dershanelerin kapatılmasının veya dönüştürülmesinin, merdiven altı eğitim kurumlarının oluşmasına ve gençler için tehlikeli alan haline gelecek alternatif eğitim yapılarının ortaya çıkmasına neden olmayacak şekilde gerçekleştirilmesidir.  Bunun yanında, Türkiye’nin makro-ekonomik hedefleri açısından büyük risk oluşturan kayıtdışılığı büyütecek bir yapılanmanın da oluşmaması gözetilmelidir. En önemlisi, dershaneler aracılığıyla emek dünyasıyla tanışan ve ekmeğini kazanan eğitim çalışanlarında ekmek ve gelecek kaygısı oluşturulmamalıdır.
 
Öte yandan, dershanelerin eğitim sisteminin olmazsa olmazı şeklinde lanse edilmesi de doğru bir yaklaşım değildir. Dershaneler, olsa olsa, eğitim sisteminin sorunlarından neşet etmiş bir sonuçtur. Bu tespitler ışığında önerimiz, yasal düzenleme yapılarak dershanelerin kapatılması yerine, eğitim sisteminin açıklarının kapatılmasını ve sorunlarının çözümünü sağlayacak eğitim reformları yapılarak talep düşüklüğüne ve kârlı olmadığı kanaatiyle dershanelerin kapanmasına aracılık edecek bir sürecin işletilmesidir. Bu süreç kapsamında, öğretmen açığının giderilmesi, sınava hazırlayan eğitim sisteminin hayata hazırlayan eğitim sistemine dönüştürülmesi, değerler eğitiminin öncelendiği ve önemsendiği bir eğitim alanının oluşturulması hedefi esas alınmalıdır. Bu çerçevede, dershanelerin kapatılmasını değil, konunun bütün taraflarının kendi mecraları açısından gerekli hazırlıkları yaptığı dört-beş yıllık bir zaman dilimi içerisinde dershanelerin kapanmasını öngören asgari müşterek arayışına odaklanmış bir ortak akıl zemini üretmeliyiz.
 
Türkiye’nin demokratikleşme hamlelerinde büyük adımlar atarak hızla yol aldığı, çözüm sürecinin başarıyla devam ettirildiği, toplumsal barışın her geçen gün daha da güçlendiği bir dönemde; toplumsal enerjimizi azaltacak, demokratikleşmemizin hızını kesecek, toplumsal ayrışmayı tetikleyecek veya artıracak bilimsel ve pedagojik temelde gerçekleştirilmeyen tartışmalardan kaçınmalıyız.  Büyük Türkiye ideali için devletin tüm kurumlarının, sivil inisiyatiflerin ve nihayetinde 76 milyon vatandaşımızın el ele, gönül gönüle ortak akılla yol alması gerekiyor. Büyük Türkiye’yi engellemek isteyenlerin en büyük korkusu da budur. Eğitim-Bir-Sen ailesi olarak, Büyük Türkiye idealine tüm gücümüzle ve enerjimizle katkı sunmaya, destek olmaya, çözüm üretmeye, bu ideale inanmış tüm sosyal kesimlerle işbirliği yapmaya yönelik tavrımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. 


EĞİTİM-BİR-SEN
banner182
Son Güncelleme: 18.11.2013 22:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol