banner374
02 Haziran 2012 Cumartesi 10:55
Eğitim-Bir-Sen 22. Başkanlar Kurulu Toplantısı.
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, ''Öğretmen ve öğretim üyeleri 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname dolayısıyla Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten, üslup ve tarzı dolayısıyla da Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'den dayak yiyor'' dedi.


Gündoğdu, Eğitim-Bir-Sen'in Kızılcahamam'daki 22. Başkanlar Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, toplu sözleşme sürecinin artıları ve eksileriyle geride kaldığını belirtti.


Kurumlar arası dengede önemli adımlar atılıyorken, kurum içinde öğretmen ve öğretim üyelerinin yok sayıldığına işaret eden Gündoğdu, yüzdelik zam boyutuyla memurların beklentinin altında kaldığına dikkati çekti.


''Öğretmen ve öğretim üyeleri 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname dolayısıyla Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten, üslup ve tarzı dolayısıyla da Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'den dayak yiyor'' diye konuşan Gündoğdu, buna asla razı olmayacaklarını söyledi. Gündoğdu, evine iş götüren tek devlet memurunun öğretmenler olduğunu söyledi.


Gündoğdu, Bakan Dinçer'in çalışanına sahip çıkmadığını savunarak, şöyle konuştu:


''Öğretmenlik, kariyer mesleğidir. Derse hazırlık saat içerisinde dikkate alınmamıştır. Hangi siyasetçi olursa olsun 10 dakikalık bir televizyon ya da seminer konuşması için saatlerce hazırlık yapmasına rağmen öğretmenin çalışması sadece müfredattaki 15 saate bağlanmıştır. Rehberliği, nöbeti, eve taşıdığı yüzlerce tomarlık yazılısı ve değişen müfredata göre kendisini yenilemek için çalışmaları dikkate alınmamış ve öğretmene büro çalışanı muamelesi çekilmiştir. Bu tablo hem hükümete hem de ülkeye zarar veriyor.''


-''Akıllı tahtaya verilen değer öğretmene verilmiyor-


Bakan Dinçer'in ''Akıllı tahta ve ''I Pad''e verdiği önemi öğretmene vermediğini ileri süren Gündoğdu, okullara işletme gözüyle bakılmasıyla da başarı sağlamanın mümkün olmadığını savundu.


Gündoğdu, ülkenin en önemli sorunu eğitim olmasına rağmen sorunun çözümünde lokomotifin öğretmen olduğu gerçeğinin göz ardı edildiğini belirterek, ''Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e çağrıda bulunuyorum; ya öğretmenine sahip çık ya da gölge etme başka ihsan istemiyorum'' dedi.


-Kamu-Sen ve KESK'e tepki-


Toplu sözleşme sürecinde hükümetle mücadele ederken ayrıca Kamu-Sen ve KESK ile de uğraştıklarına işaret eden Gündoğdu, şöyle devam etti:


''İmza yetkiniz, müzakere yetkiniz, itiraz yetkiniz yok. Hükümetin sizi masada tutmak için verdiği küçücük, sempatik iyileştirmelere razı olursanız, sendikacılık yapamazsınız. Yapamadığınız da ortada. Verilmedi sorumlusu kim Memur-Sen. Verilseydi alan kim Kamu-Sen, Kesk. Böyle bir şey yok. Bu tembel öğrenci psikolojisidir. Toplu sözleşme yasasını çıkarmak, bu yasa doğrultusunda gerekli adımları atmakta en önemli sorumluluk Memur-Sen'dedir. Bu sorumluluğun gereği, akıtmamız gerekirken akıtmadığımız bir tek damla terin olmadığına bütün ülke, kamuoyun ve çalışma hayatı şahittir.''


Gündoğdu, hükümetin ileri demokrasi, hukukun üstünlüğü, sosyal devlet adına attığı çok önemli adımlar olduğunu dile getirerek, ''Ama yasaya ve Anayasa'ya koyduğu ileri demokrasinin gereği bazı adımların uygulanmasında sıkıntı var. Teorisine evet, uygulanmasına hayır. 'Mevzuatta, Anayasa'da, yasada olsun ama bunu kullanmayalım çünkü bunu hazmedemedik' demek ileri demokrasi olmaz. Bunun adı topal demokrasi olur ki topal demokrasiye de asla geçit vermeyeceğiz'' diye konuştu.


-Kılıçdaroğlu'na eleştiri-


Dünyanın her yerinde muhalef partilerinin çalışanlarla birlikte hükümeti sıkıştırdıklarına değinen Gündoğdu, şunları kaydetti:


''Ana muhalefet lideri iki yıl önce memurun 10 TL toplu görüşme primini Anayasa Mahkemesi'ne taşıyan parti olarak, memurun 10 TL'sini gasbetme basiretsizliğini göstermiştir. Bugün de aynı noktada devam ediyor. Kılıçdaroğlu, bizi 'sarı sendika' olmakla suçladığı grup toplantısında KESK Genel Başkanı ve genel merkez yönetim kurulu üyelerini ağırlıyor. Bu arada KESK'i özel olarak tebrik ediyorum. Hem KCK'yı hem İmralı'yı hem de CHP'yi birlikte idare etmek bayağı bir başarı ve meziyet ister.''


Gündoğdu, Kılıçdaroğlu'nun toplu sözleşme görüşmelerini yargıya bile taşıyamayacakları şeklinde kendilerini eleştirdiğini dile getirerek, ''Sayın Kılıçdaroğlu, yanında 30 yıl DİSK Genel Başkanlığı yapmış sendikacı var. Ne olur bir sor. Toplu sözleşmeler kesindir, yargıya taşınmaz, taşınamaz. Bilmeyebilirsin. En azından etrafındakilere sor. Kılıçdaroğlu bizi anlayamaz. Çünkü biz darbelerle, darbecilerle yaşamaktansa, darbecilere avukatlık yapmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederiz. Kaostan beslenen siyasetçi ve sendikacıların bu ülkenin yüz karası olduklarını çok gördük. Zaten dünyanın hiçbir ülkesinde kasetten lider çıktığına tanıklık eden de olmamıştır.''
 
banner182
Son Güncelleme: 02.06.2012 10:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol