banner374
10 Aralık 2012 Pazartesi 21:10
Eğitim-Bir-Sen'den Başörtüsü Eylemi

BASIN AÇIKLAMASI / 10.12.2012

 

Sayın Basın Mensupları,

Her insanın vazgeçilmez, devredilmez, dokunulmaz temel hak ve hürriyetlerinden olan, kadınların çalışma hayatında yer almasını ve seçilme hakkını kullanmasını yasaklayanları, halkın tasfiye etmiş olmasına rağmen bazı çağ dışı zihniyetlerin kadın hayatına hâlâ yön vermesini protesto etmek ve bu ülkeyi bizim kadınlarımız için yaşanmaz kılan yasakların kaldırılması talebimizi haykırmak için toplandık.

 

 “Özgürlük” Diyoruz.

Biz gerçek anlamda “özgür bir toplumda” düşünce ve inançlardaki çeşitliliğin, fikirlerin zenginlik olduğuna inanıyoruz. Bunun için hiçbir otoritenin toplumsal dokuya müdahale etmemesi, insanları ötekileştirmemesi gerektiğine inanıyor, çalışma hayatının dışına itilen başörtülü kadınlara özgürlük istiyoruz.

                       

“Eşitlik” Diyoruz.

Biz eşitlikten, insanların kategorize edilmemesini; başarılı olmak için fırsat ve imkânların herkese eşit bir şekilde sunulmasını anlıyoruz. Devletin bütün vatandaşlarının meşru haklarını iade etmesini, özde ve sözde vatandaş ayrımına biran önce son vermesini istiyoruz.

 

“Adalet” Diyoruz.

Biz adaletin, ödül ve ceza dağıtımıyla ilgili olduğuna, bunun için de her insana hak ettiği şeylerin verilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Biz adaletin sadece maddi olgularla sınırlı olmadığını düşünüyor; adaletin de, özgürlük ve tüm insan hakları gibi dağıtılmasının mümkün olduğunu biliyoruz.

           

Sayın basın mensupları,

Özgürlük, eşitlik ve adaletin sürgün edildiği her yerde, acıya maruz kalanlar en çok kadınlar ve çocuklar olmuştur. Bütün kirli hesaplar en çok onları vurmuştur. Onlarca yıldır; din-siyaset, gelenek-modernlik, din-devlet gerilimlerinin kurbanı çoğu kez kadınlar olmuştur. Dün üniversiteye gittiğimizde kızlarımızı ikna odalarıyla karşılayanlar, bir kalbimizin, bir insanlık onurumuzun olduğunu düşünmeden ilkel öfkeleriyle diz çöktürmeye çalıştılar. Karanlık, kibirli güç odakları çıkarlarını korumak için zorunlu gördükleri çatışma için, inancın gereği olan başörtüsünü, daha derinlerde akılları, kalpleri ve inançları kavgalarının ortasına atmaktan çekinmediler.

 

Devlet, şiddet gören kadını koruyor. Ancak aynı devlet, kadının başını kapatarak TBMM'ye gelmesini, kamu hizmetinde görev almasını yasaklayarak bizzat kendisi kadına şiddet uyguluyor; ayrımcılık yapıyor ve ötekileştiriyor. Üniversitede rektörlerin dönemsel lütuflarıyla haklarını kullanabilen kızlarımıza başörtüleriyle kamuda görev yapmak yasak. Bu uygulama, had bildirmenin başka bir versiyonudur. Küresel aktör iddiasındaki iktidar bunu ne bize ne dünyaya ne de kendilerine izah edebilir. Mevcut iktidar bu ayıptan kurtulmalı, toplum mühendisliği olan ‘kadınları inançlarını yaşama konusunda sınırlamaktan' vazgeçmelidir. Anayasa'da bulunmayan bir yasak, iç tüzük, yönetmelik hatta genelge gibi Anayasa'ya uygun olması gereken düzenlemelerle neden var ediliyor. Anayasa'da korunan bir hak, neden yönetmeliklerle yok sayılıyor.

         

Artık yeter! Akıllara, ruhlara giydirilmeye çalışılan deli gömleklerine hayır diyoruz.

Sayın Başbakan, “Hiç kimse, iç düşmanlar ihdas ederek milletin hukukunu çiğneyemez. Bu ülkede artık kimse sırtını devlete dayayıp işkence yapamaz, faili meçhullerin üzerini örtemez” diyor. Peki, biz de şunu soruyoruz: Biz kadınları bu vesayetçi bürokrasinin çıkarttığı yönetmeliklerle yargılamaya, ötekileştirmeye devam edecek misiniz? O yönetmelik gereği olarak başörtülüleri Meclis'ten, kamuda çalışmaktan men eden yasakları korumaya devam edecek misiniz?

Devlet artık, hala bürokratik oligarşinin mi yoksa milletin devleti mi olduğuna karar vermek zorundadır.

                       

Sayın basın mensupları,  

Bugüne kadar kadınlarımızın yaşadıkları, kendi toplumundaki hâkim inanç ve değer yargılarına yabancılaşmış sömürgeci aydın ve oligarşik bürokrasinin ortak projesidir. Onların kendilerini hapsettikleri, sınırlarının ne olduğunu bilmedikleri birkaç kavram yüzünden toplum daha fazla bölünmemeli ve ayrımcılık son bulmalıdır.

                       

Biz, kadınlar içinde doğup büyüdüğümüz toplumdan farklı bir hayat yaşamıyoruz, burada kimliğimizi kazandık, bu ülkenin inançlarıyla büyütüldük ve bu ülkenin okullarında okuduk. Ancak bugüne kadar iktidar sahiplerinin başörtülü kadınlarımızı kabulleniş biçimi hep özürlü olmuştur. Gerek İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde din ve vicdan özgürlüğü kapsamında başörtüsü serbestisi açıkça ifade edildiği halde, bu pazarlık edilemez temel insan hakkı, bugüne kadar ‘hukuksuzların egemenliği'yle gasp edilmiştir.

           

Başlarını örten kadınlara yıllardır reva görülen hukuksuz uygulamalar bir ötekileştirmedir. Ötekileştirmeye artık son vermeliyiz. Kadınların imanî, insanî değerleri, evrensel hukuktan kaynaklanan hakları görmezden gelinerek üretilen bu yasak açık bir insanlık ayıbıdır. Sahip olduğumuz değer, birikim ve eğitimi görmezden gelen, yaşama arzumuzu ve enerjimizi yok eden bütün uygulamaların son bulmasını istiyoruz. Toplumsal hayatın hiçbir aşamasında sorun olarak görülmeyen başörtüsü, toplum mühendisleri eliyle sorun haline getirilmiştir.

 

Devlet dediğimiz yönetim aracına ve çalışma hayatına hükmeden oligarşik azınlığın zorbalığına derhal son verilmelidir. Biliyoruz ki, devlet dönüşmeden çalışma hayatının diğer alanlarında bu ayrımcı tutum değişmeyecek, sosyal eşitsizlik sorunu ortadan kalkmayacaktır. Siyasi iktidarın hedefleri arasında yer verdiği gibi, vatandaş iradesinin devletin bütün kurumları üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğu özgürlükçü demokrasi istiyoruz.

 

Özgürlük istiyoruz. Kamuda, her alanda ve konumda, tüm mesleklerde, hiç bir istisna ileri sürülmeksizin başörtülü çalışma hakkının verilmesini istiyoruz. Akademide, yargıda, eğitimde, sağlıkta, sporda ve siyasette başörtülü- başı açık ayrım yapılmaksızın, herkesin eşit vatandaşlık hakkını kullanmasını istiyoruz.

                       

Milli Eğitim Bakanlığı yeni yayımladığı öğrencilerin kılık kıyafet yönetmeliğinde başörtüsünü sadece imam hatiplerle ve Kuran-ı Kerim dersi ile sınırlamıştır. Biz yasaklar kalksın derken yasağı meşrulaştıran bu yaklaşımı da asla kabul etmiyoruz. Bakanlık bu defoyu tez elden ortadan kaldırmalı, ders merkezli hak kullanımı ayıbından bir an önce kurtulmalıdır.

 

Buradan sesleniyoruz: İktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplumuyla, kadınıyla, erkeğiyle hep birlikte el ele, omuz omuza bu çağdışı yasağı kaldırmalıyız. Başörtüsü politik hesaplaşmaların, pazarlıkların, başörtülü arkadaşlarımız suni ideolojik çatışmaların malzemesi değildir. Başörtüsü, inancının gereği olarak kadınların kimliğidir, kişiliğidir. Herkes kadına ait bu kimliğe ve kişiliğe insan olarak saygı duymak zorundadır.

                       

Bugün buraya gelerek bu haklı davamızda biz kadınları yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza ve katılımınızdan dolayı da siz basın mensuplarına teşekkür ediyoruz.

              

 

 

               EĞİTİM-BİR-SEN

İSTANBUL ŞUBELERİ KADINLAR KOMİSYONU

 

 


banner182
Son Güncelleme: 10.12.2012 21:10
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
zeynep aslıgüzel 4 yıl önce

bu gün okulumuza müfettişler geldi. başaörtülü öğretmenleri teftiş etmeyeceklerini söylediler. okul idaresine niçin soruşturma açmadıklarını sordular. eğitim bir sendiksınına bağlı olan arkadaşkarımıza telefon açtık neyapalım sizin sendikanın eylemini desteklemkdına başörtülerimizi açmadık dedik. aldığımız cevap ilginç biz sadece sendikalı olanların arkasındayız. siz başınızın çaresine bakın ./ biraz da sendika başörtüsünün rantını yesin. .) bu benim yorumum. maalesf başımızı açarak derslere gir