banner374
22 Haziran 2016 Çarşamba 11:09
Eğitim Sen 2015-2016 eğitim öğretim yılını değerlendirdi
2015-2016 Eğitim-Öğretim Yılı Değerlendirme Raporu

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bizzat hükümet tarafından derinleştirildiği, kadını eve hapseden uygulamaların yasal kılıflara büründürüldüğü ve geleneksel rollerin eğitim aracılığıyla pekiştirildiği 2015-2016 eğitim öğretim yılı cinsiyetçiliğin ve ayrımcılığın arttığı bir yıl oldu. Kız öğrencilerin eğitime erişimde yaşadıkları sorunlar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirirken, bu eşitsizliği önlemesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı çocuk istismarını meşrulaştıran, cinsiyet ayrımcılığını derinleştiren, karma eğitimi ortadan kaldıran uygulamalarına ve müfredatta kadını aşağılayan pratiğine bu yıl da devam etti.

Eğitim Hak Olmaktan Çıkarılıyor

4+4+4 sistemi ile örgün eğitimdeki kız çocuklarının sayısında ciddi düşüş yaşanmış, çocuk yaşta evlendirmeyi teşvik eden düzenlemeler, 2015-2016’da binlerce kız çocuğunu eğitim sisteminin dışına itmiştir. 2013-2014 eğitim öğretim yılında yüzde 99.61 olan kız çocuklarının okullaşma oranı geçtiğimiz yıl % 96.57’ye bu yıl ise % 95.22’ye gerilemiştir.

Türkiye’de 2015 yılında 18-24 yaş arası yaklaşık 3,2 milyon genç ekonomik yetersizlikler nedeniyle okulunu terk etmek zorunda kaldı. Eğitim her çocuğun temel hakkı ancak, ekonomik yetersizliklerden dolayı liseye ulaşamadan okulu bırakan çocukların oranı, Türk eğitim sistemindeki içler acısı durumu gözler önüne seriyor. Türkiye’de 18-24 yaş arası 9 milyonluk genç nüfusun % 36,4’ünün liseye ulaşamadan eğitimi bırakmak zorunda kalıyor. Kız öğrencilerde % 37,6, erkek öğrencilerde % 35 olan eğitimi bırakma oranıyla Türkiye açık ara Avrupa birincisi oldu.

Ayrıca, UNESCO’nun “Herkes için Eğitim 2015” hedeflerine göre ilköğretim ve ortaöğretimde toplumsal cinsiyet eşitliğini gerçekleştirmesi riskli görülen 24 ülkeden birisi olan Türkiye’de, yoksul ailelerden gelen kızların %6’sı ortalama iki yıldan daha az eğitim görmektedir. Ve bu oran Doğu illerinde yaşayan ve anadili Kürtçe olan kızlar için %43’e kadar yükselmektedir.

Çocuk İşçilik Yaygınlaştı

Türkiye’de yaklaşık yarısı tarım sektöründe olmak üzere aile geçimine katkı sağlamak için çalıştırılan bir milyona yakın çocuk işçi var. Ücretsiz ev işlerinde çalışarak ailesini destekleyen çocukların sayısı da 7,5 milyon civarında. Çalışan kız çocuklarının 6-14 yaş arasında %75’i tarım, %16’sı hizmet ve %8’i sanayi sektöründe çalıştırılmakta. 15-17 yaş arasında ise sırasıyla %46, %33, %22 olarak hizmet ve sanayi sektöründeki oranla artış göstermektedir.

İSİG 2016 Raporu’na göre, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların % 16’sı kız çocuğudur. Bu oran genel olarak iş cinayetlerinde tespit ettiğimiz kadın işçi ölümünün iki katıdır.

Savaş nedeniyle mülteci olan çocuklar eğitim hakkından mahrum kalırken birde ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor. Göçmen çocuk işçiliği, 2014’te beş, 2015’te de 12, 2016’da da 2 Suriyeli çocuk olmak üzere 19 çocuğun ölümüne neden olmuştur.

Diyanet ve MEB İşbirliği

Sünni İslam’ın resmi temsilcisi olan Diyanet İşleri Başkanlığı ve MEB işbirliğiyle ülke çapında açılan “kreş görünümlü” Kuran kursları aracılığıyla 4-6 yaş grubundaki okul öncesi çağdaki çocuklara “dini eğitim” verilmeye başlandı. Diyanet’e bağlı 4-6 yaş grubu Kuran kursları fiilen “sıbyan mektebi” işlevi görmekte ve resmi okul öncesi eğitim kurumlarına alternatif olarak sunulmaktadır. 2015-2016 döneminde Türkiye’nin her bölgesinde 463 ilçede 2 bin 53 “4-6 yaş Kur’an kursu” bulunmakta, bu kurslarda 3 bin 17 öğretici görev yapmakta, toplam 55 bin 347 öğrenci (27 bin 481’si erkek, 27 bin 866’si kız) yer almaktadır.

Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Müftülük arasında “çocuklara maneviyat kazandırmak” iddiasıyla hazırlanan, çocukların 4 gün okula 1 gün camiye götürülmesinin planlandığı “Minik Yürekler Kardeşlik Bilincinin Farkında” projesi Eğitim Sen’in verdiği mücadele üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü Proje Koordinasyonu tarafından durdurulmuştur.

Eğitimde Taciz ve İstismar Sistematikleşti

Milli Eğitim Bakanlığı AKP’nin cinsiyetçi politikalarını istikrarla hayata geçirirken eğitim kurumlarını taciz ve istismarın yaygınlaştığı yerler haline getirdi. Evde, sokakta, işyerinde ve okullarda tacizi meşrulaştıran ve ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen zihniyet son olarak mecliste kurulan ‘Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi İçin Meclis Araştırması Komisyonu’ önerdiği maddeler ile çocuk istismarını suç olmaktan çıkarmayı hedefliyor. 20115-2016 Eğitim öğretim döneminin 2. yarısında yaşanan cinsel şiddet vakaları eğitimin içinde bulunduğu durumu gözler önüne seriyor.

02.2016 tarihinde Aksaray/Osman Gazi Anadolu Lisesi’nde okuyan genç kadın E.Z.Y (16) sevgilisi Samet E.(18) tarafından otomatik tüfekle okul bahçesinde vuruldu.
02.2016 tarihinde Kayseri’de matematik öğretmeni tarafından tecavüze uğrayan 12’nci sınıf öğrencisi Cansel Buse, okulda tecavüzcüsünü görmeye dayanamadığı için ‘’intihar’’ etti.
04.2016 tarihinde Milas/Dr. Mete Ersoy İlköğretim Okulu’nda 14 yaşındaki Olcay K. uğradığı tacizin okul idaresin tarafından gizlenmesi üzerine okul müdürünün camından atlayarak intihar girişiminde bulundu.
Karaman’daki Ensar Vakfı ve Karaman İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği (KAİMDER) evlerinde kalan 10 erkek öğrenci cinsel istismara uğradı.
Okullardaki cinsel şiddetin eğitim emekçisi kadınlara yansıması da şiddet, mobbing şeklinde yaşanıyor.  Öyle ki, 07.10.2015 tarihinde Batman/Yenimahalle Ortaokulu Şükran Astan erkek bir veli tarafından sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Çorum Albayrak İlkokulu İş Yeri Temsilcimiz Sultan Soylu ise öğrencisi geç kaldığı için, veliye “Neden geç kaldınız?” diye soran Sultan Soylu, veli tarafından darp edildi. Okul idarecilerinin önünde okul koridorunda fiili saldırıya maruz kalmıştır.

Müfredatın Cinsiyetçiliği

Din ve inanç alanını kendi tekeline almaya çalışan siyasi iktidarın “dindar nesil” ve “muhafazakâr yaşam tarzı” ifadeleri ile somutlaşan eğitim politikaları karma eğitimi ve cinsiyet eşitliğini hedef almaya devam ediyor. Cinsiyet ayrımcılığı eğitimin en önemli unsuru olan ders kitapları aracılığı ile aile yaşamını kutsayan ve kadını yok sayan etkinliklerle aktarılıyor.

İstanbul’da öğrencilere 10 lira karşılığında satılan ‘Hariçten Sözler’ kitabında “Kadınlardan şair olmaz, onlardan mahir birer anne olur” gibi cinsiyetçi ifadeler yer alıyor. Yazar Ozan Taşdemir imzalı ilkokul ve ortaokul öğrencilerine satılan o kitapta yer alan ürperten ifadeler şu şekilde:

“İnsanın melekleşmesi de köpekleşmesi de iradesine, yani kendi seçimine bağlıdır.”
“Kadınlar da tespih gibi olmalı, varlığı hoşluk, yokluğu boşluk vermeli.”
“Kadınlar paylaşır, erkekler ise pay eder.”
“Genelde erkekler güç gösterisine, kadınlar ise cilve histerisine meyillidir.”
“Kadınlar ait olmayı, erkekler ise sahip olmayı yeğlerler.”
“Erkekler doğayı, kadınlarsa yuvayı severler.”
Kocaeli/Kozluk Yavuz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencilere dağıtılan Mecit Dönmez Bilek isimli yazarın yazdığı Adab-ı Muaşeret isimli kitapta yer alan ifadeler,

Kocasına itaat etmek, kocası için süslenmek, kocasının yanında yüksek sesle konuşmamak, kocasını adıyla çağırmamak, her şeye itirazda bulunmamak, kocasının sözünü kesip önüne geçmemek ve beyini utandırmamak gibi “adap kurallarını” yerine getirmesi istenilerek itiraz etmeyen kadınlar yetiştirilmek isteniyor.
Sonuç

İktidarın yıllardır uyguladığı ırkçı, gerici politikalar ve dinselleştirme çabalarına rağmen baskılarına karşı asla pes etmeyeceklerini gösteren liseli gençlerin direnişi bize umut oluyor.  Baskılara karşı sesini yükselten liseli gençlerin taleplerine sahip çıkıyoruz.

Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel ve anadilinde eğitim hakkının önündeki engellerin kaldırılması, cinsiyetçi ve cinsel saldırıları körükleyen zihniyetin değişmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol