banner374
13 Kasım 2013 Çarşamba 16:16
Eğitim-Sen 23 Kasım'da Ankara'da

 Meslek Onurumuza ve Haklarımıza Sahip Çıkmak,

Toplumsal Yaşamda ve Eğitimde Yaşanan Dayatmalara Hayır Demek İçin;

23 KASIM’DA ANKARA’DAYIZ!

 

Siyasi iktidarın toplumsal yaşama yönelik müdahale ve dayatmalarının giderek arttığı, eğitim sistemi başta olmak üzere, kamu hizmetleri alanında yaşanan ticarileştirme ve dinsel muhafazakârlık uygulamalarının yaygınlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Başbakan’ın söylemleri üzerinden özel yaşama yönelik hukuk dışı müdahaleler öğrenci evlerinin basılmasına kadar ileri gitmiş, siyasi iktidarın tüm toplumu kuşatan baskıcı ve otoriter uygulamaları belirgin bir şekilde artmaya başlamıştır.

Bugüne kadar attığı her adımda, sadece kendisi gibi düşünenler için demokrasi ve özgürlük talep eden, aykırı olan her sesi susturmak isteyen, demokratik talepleri aşırı şiddet uygulayarak bastırmaya çalışan siyasi iktidarın kendine demokrat ve sahte özgürlükçü yüzü toplumun daha geniş kesimleri tarafından görülmeye başlanmıştır.

Siyasi iktidar, toplumun farklı kesimlerinin giderek artan ve acil çözüm bekleyen sorunlarını geri plana iterken, özel yaşama müdahale girişimleri üzerinden toplumu ayrıştırmaya çalışması dikkat çekicidir. İşçilerin kıdem tazminatı elinden alınmak istenmekte, kamu emekçilerinin ekonomik, demokratik talepleri yok sayılmakta, üniversite öğrencilerinin barınma sorunu başta olmak üzere, en temel sorunları görmezden gelinmektedir.

 

Yaşadığımız sorunlar giderek derinleşiyor

 

Geçtiğimiz yıl eğitimde 4+4+4 dayatmasıyla daha da derinleşen eğitim sorunları, öğrencilerimizi ve biz eğitim emekçileri olumsuz etkilemeyi sürdürmektedir. Hiçbir hazırlık ve altyapı yatırımı yapılmadan hayata geçirilen 4+4+4 dayatması, eğitimi tamamen piyasalaştırıp, toplumun geleceğini resmen ipotek altına almıştır. AKP, eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik görüşleri doğrultusunda biçimlendirmek isterken, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve anadilinde eğitim hakkı taleplerini ısrarla görmezden gelmeyi sürdürmektedir.

Türkiye’de eğitimde 4+4+4 dayatmasının üzerinden henüz bir yıl geçmesine rağmen, okul dönüşümleri sonucunda ortaya çıkan norm fazlası sorunu hala çözülememiştir. Öğretmenlerin mağduriyeti sadece bununla sınırlı kalmamış, özür grubu atamalarında, tayinlerde de ciddi mağduriyetler yaşanmıştır.

11 yıllık AKP iktidarı boyunca çalışma ve yaşam koşulları açısından giderek kötüleşirken, esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışmayı temel hale getiren bir istihdam yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır. AKP döneminde hızla büyüyen ve bugün emekçilerin neredeyse tamamını tehdit eden esnek çalışma ve güvencesizlik sorunu, okullarda, üniversitelerde ve diğer eğitim kurumlarında kuralsızlık üzerinden angarya çalışma uygulamalarının ve aşırı sömürünün en zorba yöntemlerinin uygulanmasını beraberinde getirmiştir.     

Türkiye’de atama yapılmayı bekleyen 200 bini aşkın işsiz öğretmen bulunmaktadır. Bugüne kadar ataması yapılmadığı için 38 işsiz öğretmen arkadaşımız genç yaşta canına kıymıştır. Bu ayıbın sorumlusu, doğrudan doğruya siyasi iktidarın kendisidir. Eğitim sisteminde yaygın olarak görülen esnek ve güvencesiz istihdam uygulamaları, eğitim sisteminin bütününü kuşatan bir yapıya bürünmüştür. Üstelik esnek ve güvencesiz çalışma sadece öğretmenler açısından değil, araştırma görevlileri, yardımcı hizmetliler, teknik personel, memurlar ve diğer eğitim emekçileri üzerinden de yaygın bir içerikte uygulanmaktadır.  

 

Meslek onurumuza, iş güvencemize ve geleceğimize sahip çıkacağız

 

AKP hükümeti eğitimde 4+4+4 dayatmasıyla birlikte, zaten sorunlu olan eğitim sisteminde yeni bir alt-üst oluş yaratmışken, şimdi de iş güvencemizi kaldırmanın, angarya çalışmayı yaygınlaştırmanın ve bizleri göstereceğimiz bireysel performansa göre çalıştırmanın hesaplarını yapmaktadır. Son olarak okullara tam gün mesai getirilmek istenmesi, öğretmenleri farklı şekillerde çalıştırmak yönünde atılmış bir adımdır. Öğretmenlerin, okul idarecilerinin ve hizmetlilerin daha fazla çalışabilmelerinin önünü açmak, birbiriyle rekabet eder hale getirmek amacıyla gündeme getirilen eğitimde performans değerlendirme uygulamaları, eğitim emekçilerinin yaşadığı mesleki itibarsızlaştırmayı daha da arttırmayı hedeflemektedir.

Göreve gelen her bakan ve Başbakan, fırsat buldukça öğretmenlerin az çalıştığı, uzun tatil yaptığı gibi “yalanlardan” bahsederken, her fırsatta öğretmenlik mesleğini “itibarsızlaştırmaktan”, bizleri “aşağılamaktan” geri durmamıştır. Eğitim emekçilerinin ülkenin dört bir tarafında büyük fedakarlıklara katlanarak çalışırken yaşadığı zorluklar, giderek kötüleşen yaşam koşulları ve mesleki saygınlığın azalmasına daha fazla seyirci kalması mümkün değildir. Yaşadığımız tüm sorunlara rağmen, meslek onurumuza, iş güvencemize ve geleceğimize sahip çıkacağımız bilinmelidir.

 

Sorunlarımıza kalıcı çözümler üretilmesini istiyoruz

 

Türkiye’de eğitim sisteminin yıllardır çözülmeyen sorunları, öğretmenleri ve diğer eğitim emekçilerini, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha fazla olumsuz etkilemeyi sürdürmektedir. Türkiye’de öğretmenlerin yıllardır karşı karşıya oldukları güçlükler, hangi şartlarda çalışmak zorunda oldukları bilinmesine rağmen sorunlarına kalıcı çözümler üretmek için somut adımlar atılmaması kabul edilemez. 

Eğitim ve bilim emekçilerinin yıllardır yaşadığı sorunlar karşısında sesini yükseltmesi, alanlara çıkarak sorunlarına çözüm araması, siyasi iktidarı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı fazlasıyla rahatsız etmektedir. Kendisine muhalif her sesi, her düşünceyi bastırmak isteyenler, Türkiye’nin çeşitli illerinde sendikamıza ve üyelerimize yönelik idari ve siyasi baskılarını, özellikle Gezi direnişi sonrasında belirgin bir şekilde yoğunlaştırmış olması bize göre tesadüf değildir.

Eğitim Sen olarak; kötü ve sağlıksız koşullarda çalışan, hakları gasp edilen, sürgünlere ve soruşturmalara maruz kalan bütün eğitim ve bilim emekçilerini yıllardır çözüm bekleyen sorunlarımızın kalıcı olarak çözülmesi talebiyle birlikte hareket etmeye ve ortak çıkarları etrafında birleşmeye çağırıyoruz.

 

TALEPLERİMİZ:

 

¨  Başta insanca yaşayacak ücret talebimiz olmak üzere, eğitim emekçilerinin bugüne kadar yaşadığı ekonomik mağduriyetler giderilmeli, son 11 yıl içinde satın alım gücümüzdeki azalmayı telafi eden adaletli bir ücret artışı sağlanmalıdır.

¨  Eğitimde esnek, kuralsız ve angarya çalışma uygulamalarına son verilmeli, performans değerlendirme ve rotasyon uygulamalarından tamamen vazgeçilmelidir.  

¨  Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, vergi dilimi uygulaması sabitlenerek ücretlerde yaşanan erimenin önüne geçilmelidir.

¨  Ek ders ücretleri günün şartlarına uygun bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.

¨  Eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere yapılan eğitim-öğretime hazırlık ödeneği, her dönem başında olmak üzere yılda iki kez olmalı ve bütün eğitim ve bilim emekçilerinin yararlanması sağlanmalıdır.

¨  Hizmetli ve memurların hukuksal statüsü ve özlük sorunları acilen çözülmeli, tüm hizmetli ve memurlara özel hizmet tazminatı ödenmelidir.

¨  Ataması yapılmayan bütün işsiz öğretmenlerin ataması en kısa süre içinde yapılmalı, öğretmen açıklarının ek ders karşılığı istihdam edilen ücretli öğretmenlerle giderilmesi uygulamasına derhal son verilmelidir.

¨  Kamu emekçilerinin grevli toplusözleşme hakkı önündeki engeller kaldırılmalı, gerçek bir toplusözleşme düzenin yaratılması sağlanmalıdır. 

 

Siyasi iktidarın yaşam tarzımıza müdahalesine karşı, yıllardır savunduğumuz taleplerimizi yok sayan dayatmacı anlayışına karşı en güçlü ve etkili yanıtı vermek için, tüm eğitim ve bilim emekçilerini, çocuklarının geleceğinden endişe eden bütün velilerimizi, 23 Kasım’da Ankara’da yapacağımız kitlesel basın açıklamamıza katılmaya ve güç vermeye davet ediyoruz. 

banner182
Son Güncelleme: 13.11.2013 16:17
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
kılık kıyafet 3 yıl önce

neden taleplerde kılık kıyafet özgürlüğü yok?

Avatar
teşekkür 3 yıl önce

emeğinize yüreğinize sağlık destekleriniz için teşekkürü borc bilirim