banner374
30 Ocak 2014 Perşembe 08:35
Eğitim Sen'den Açıklama!
 1982 tarihinden bugüne, gerek siyasal iktidarlar gerekse üniversite bünyesinde inşa edilen iktidarlar tarafından makbul görülmeyen bilim emekçilerini denetlemek, baskılamak ve işten çıkarmak amacına hizmet eden, dolayısıyla üniversiteleri üniversite olmaktan çıkaran Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı Ve Memurları Disiplin Yönetmeliği`nde kimi değişiklikler yapıldı. Üstelik söz konusu değişiklik, "Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz" sözünü hatırlatırcasına bizzat 12 Eylül ürünü YÖK tarafından gerçekleştirildi.

Hemen belirtmek gerekir ki, 1982 yılından bugüne varlığını sürdüren disiplin yönetmeliğinde gerçekleştirilen düzenlemeler, disiplin mekanizmasının hali hazırdaki yapısındaki baskıcı öğeleri artırmak ve disiplin hükümlerini "performans denetim sistemine"  uygun hale getirmek dışında bir değişiklik yapmamıştır. Ancak buna rağmen, değişikliklere ilişkin kimi hakların verildiği gibi algı yönetimine dönük bir propaganda da devreye sokulmuştur. Bu propagandanın beslendiği düzenleme ise "Yönetim görevinden ayırma","Görevinden çekilmiş sayma" ve "Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma" gibi cezaların tanımlandığı hükümlerin yürürlükten kaldırıldığı düzenlemedir. Halbuki, "üniversite öğretim mesleği veya memurluktan çıkarma" ifadeleri "kamu görevinden çıkarma" başlığı kapsamı altına alınmıştır. Dolayısıyla yürürlükten kaldırılan cezalar "Yönetim görevinden ayırma"ve "Görevinden çekilmiş sayma" ile sınırlıdır. Kamu görevinden çıkarma cezası ise muktedirlerin elindeki en güçlü silah olmayı sürdürmektedir. Yıllardır,

· İşi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak,

· İdeolojik, siyasi amaçlarla eylemlerde bulunmak veya desteklemek,

· Siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak,

· Ders, seminer, konferans, laboratuvar, grafik çalışma, sınav gibi öğretim çalışmalarının yapılmasına engel olmak veya bu maksatla yapılacak hareketlere her ne suretle olursa olsun iştirak etmek,

gibi en temel sendikal hak ve özgürlükleri, demokratik hakları, ifade özgürlüğünü ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemeler varlığını sürdürüyor. Bu durumun YÖK tarafından bir sorun olarak görülmemesi, bu dönemin klişe sözüyle tam anlamıyla manidardır! Kaldı ki "Bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermek"  fiillerinin kınama cezası gerektiren davranışlar içine eklenmesinin üniversite bileşenlerinin seslerini tamamıyla kısmayı ve bilim emekçilerinin toplumu bilgilendirme görevini ortadan kaldırmayı hedeflediği açıktır.

Yönetmelikte yapılan değişiklikle getirilen bir başka düzenleme ile üniversite bileşenlerinin ortak mücadelesinin önüne bir engel daha çıkarılmak istenmiştir. Düzenlemeye göre,

"Ders, seminer, konferans, laboratuvar, grafik çalışma, sınav gibi öğretim çalışmalarının yapılmasına engel olmak, görevlileri, öğrencileri eğitim-öğretim alanı dışına çıkartmak, görev yapılmasına engel olmak, öğrencileri bu tür davranışlara teşvik etmek veya zorlamak ya da bu maksatla yapılacak hareketlere her ne suretle olursa olsun iştirak etmek" 

fiilleri kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını beraberinde getirmiştir.

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki üniversiter yaşamı baskı ve denetim altına alan, akademik özgürlükleri, sendikal hak ve özgürlükleri suç olarak gören, "makbul sayılmayan" her türlü eylemi ve düşünceyi cezalandırmayı amaçlayan ve her satırında 12 Eylül cuntacılarının dilini, ideolojisini taşıyan disiplin yönetmeliklerini ve bu yönetmelikleri hayata geçiren YÖK`ün varlığını kabul etmiyoruz! Üniversiteyi üniversite olmaktan çıkaran her politika karşısında gerekli mücadeleyi yürüteceğimizin bilinmesini istiyoruz!

banner182
Son Güncelleme: 30.01.2014 08:36
Anahtar Kelimeler:
eğitim den açıklama
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol