banner374
14 Ekim 2013 Pazartesi 14:57
Eğitim ve Zenginlik Olmadan Demokrasi Olmaz!

 Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, DESAM’ın Yenilik Stratejisi perspektifinin tanıtılması, ‘Yeni eğitim ve yeni siyaset’ geribildiriminin anlatılması ve son gelişmeler hakkında yaptığı sunumun ardından, akademi, basın, kamu ve özel sektör dünyasından katılımcıların bulunduğu yuvarlak masa toplantısını başlattı.

 
DESAM’ın ‘Yeniden büyük ve güçlü Türkiye’ idealine rehberlik etmek üzere Yenilik Stratejisi çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Gürkan Avcı, Türkiye’deki proaktif politika yapıcılara ve ilgili tüm kesimlere Türkiye’nin yenilik odaklı büyümeyi ivmelendirecek eğitim ve siyaset merkezli reformları için öncelikli olarak ele alınması gereken temel konulara dair kapsamlı ve temel bir yol haritası ve sağlamasını oluşturma iddiasına sahip olduklarını söyledi.
 
Ekim ayı yuvarlak masa toplantısıyla ilgili konuşan Gürkan Avcı, 5 saat süren istişarenin ardından şu satırbaşlarından özetle bilgi verdi;
 
KALİTELİ EĞİTİM ELİTLER İÇİN VAR!
Eğitim olmadan, adalet olmaz. Eğitim ve adalet Türkiye için ekmek su kadar elzem bir ihtiyaçtır. Piyasacı eğitim sistemimiz adalete giden yolu eğitimde fırsat eşitliği olarak tanımlıyor. Bu çok yanlış bir tanımdır. Sermaye, bürokrasi ve siyasetin elitleri hariç, vatandaş daraltılmış fırsatlar dünyasında yeni fırsatlar yaratamadığı için kendisini suçlu hissediyor ve adaletsizlikler karşısında suskunlaşıyor. Eğitim sistemimiz değil bu duruma çare üretmek, bu derin sorunun farkında dahi değildir.
 
EĞİTİM SİSTEMİMİZ BİREYCİ LİK POMPALIYOR!
Türkiye’de adaletin bireysel mücadele ile elde edilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını söylemek istiyorum. Türkiye’de sınıf farkındalığı yok ama siyasi kamplaşmaların dayattığı kör bir ideolojik farkındalık var. Türkiye’deki sözde adalet ve eşitliğin nedenlerinden birisi de vatandaşların sınıf çıkarlarına değil bireysel çıkarlara dönük bir bilince sahip olmasından kaynaklanıyor.
 
Milyonlarca işsiz, borçlu, dar ve sabit gelirli vatandaşın sınıf bilincine sahip olmadan adalet ve eşitlik mücadelesi vermesinin hayal olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda Türk eğitim sisteminin bilgi ve farkındalığa hizmet etmediğini belirtmek istiyorum.
 
EDİLGEN BİR KADERCİLİK ÖĞRETİLİYOR!
Halk adalet, eşitlik, şeffaflık, dürüstlük, onurlu yaşam gibi temel ve elzem taleplere karşı kayıtsız yahut yeterince ısrarcı olamıyor. Çekirdek mantığında kaderciliği öğütleyen eğitim sistemimiz bunun en önemli sebeplerinden birisidir. Sahte umutlar ve bireycilik pompalayan siyasette ardından gelir.
Bugün soydaş ve dindaş ülkeler başta olmak üzere ezilen ve sömürülen halkların kadim ümidi olan Türkiye’de yaşanan piyasacı eğitim merkezli modernleşme ve teknolojileşmenin ahlaki çürüme ve manevi yoksullaşmayı da beraberinde getirdiğini görüyoruz. İşbirlikçi kapitalizm ve acımasız neoliberal ekonomik politikalar manevi yoksullaşmayı da beraberinde getirmiştir. Ahlaki ve etik değerlerimiz uluslararası sermaye ve petrodolarlar tarafından boğularak öldürülmek istenmektedir. Erdem ve değerlerimiz adına ne varsa mali narsisizmin diktatörlüğü altında kalmıştır.
 
ILIMLI İSLAM, BATININ ÇIKARLARINA HİZMET EDİYOR!
Gelir dağılımı uçurumu, yolsuzluk ve torpil gibi konularda en geri ülkelerle yarışan Türkiye’de bireycil gelecek umutları, kadercilik ve öte dünya vaatleri ile halkın meşru tepkilerinin önü kesilmiştir. Uluslarası egemen sınıflar ve onların yerli işbirlikçileri tarafından sulandırılan, ılımanlaştırılan İslam’da sömürgecilerin çıkarlarına hizmet eder hale getirilmiştir.
 
Müslüman halk egemen sınıfların insafına kalmıştır. Böyle bir İslam zerk edilmiş fakir ve emekçi halkta sadece egemenlerin siyasetlerine ve lütuflarına uymak zorunda bırakılmıştır. Bugün samimi Müslümanların kendilerini savunacak bir siyasete taşıyacak ne bir bilgisi ne de bu siyaseti oluşturacak zaman ve takati vardır. Medya ve bilim egemenlerin ve siyasilerin çıkarlarını sürdürmesi için vardır. Bunun için Müslüman ülkelerde her geçen gün adalet azalır, sömürü ve kölelik artar.
 
HALKIN ÖRGÜTLENMESİ VE TEPKİ GÖSTERMESİNİN ÖNÜ KESİLİYOR
Bugün İslam ülkelerinde 1900’lerden beter, işsizlik, adaletsizlik, eşitsizlik, kayırma ve gelir dağılımı uçurumu felaketi sürmektedir. Emperyalist merkezler ya sahte siyasi örgütlenmeler ile halkın örgütlülüğünü engellemiş yahut yarattığı sahte umutlar, sahte gelecek vaatleri, kadercilik ve öte dünyada iyi yaşama vaatleri ile halkın örgütlenmesinin önünü kesmiştir. Yani bugün adaletin önü kesilmiştir. Emperyalizm, sınıf, sınıf çıkarı gibi sözcüklerden korkan ve anlamaya çalışmayan Müslüman, aydın değildir. Haksızlık ve adalet diye üzerinde durduğumuz ve anlamaya çalıştığımız, kitlesel haksızlıktır. Bir sınıfın, öteki sınıf üzerinde kurduğu tahakkümdür. Bu bağlamda adalet ve eşitlik mücadelesi, bir sınıf mücadelesidir.
 
SAVAŞ YAŞAMAYAN İSLAM ÜLKESİ YOK GİBİ
Emperyalizm dünya hâkimiyetini sürdürmesi, bir başka deyişle, dünya denetimini elinde tutması için “İslam Terörü ile savaş” adı altında, İslam ülkelerinde yeni düzen arayışına girmiştir. Batının elindeki büyük savaş stoklarının kazanca, kar’a, paraya dönüştürmesinin adı; terörle savaş olmuştur. Savaş yaşamayan çok az İslam ülkesi kalmıştır. Bazı İslam ülkeleri emperyalizmin tüm kurum ve kuruluşları ile ekonomik ve askeri entegrasyona maruz kaldığı için, bu ülkelerde doğrudan savaş yaşanmamaktadır.
 
BATI DEMOKRASİYİ SİLAH OLARAK KULLANIYOR!
Başka ülkeler sanayileşmesin, kendi kendine yeterli hale gelmesin diye, yapılan bir operasyondur bu. Sömürülen ülkelerin ham madde ve enerji kaynaklarına ucuz ya da doğrudan ulaşmak, emperyalist ülke halklarına zenginliği de taşımaktadır. Bu durum, emperyalist ülkelerde göreceli bir demokrasiyi de beraberinde getirmektedir. Göreceli bu demokrasiyi, gelişmemiş ülkelere karşı bir silah gibi kullanarak, hemen hemen her kavramı manipüle etme olanağını elde edebilen bir Batı vardır karşımızda.
 
BATIYA ÖNCE ZENGİNLİK SONRA DEMOKRASİ GELDİ!
Bazı ülkelerin içinde, bu “demokrasi aracını” kullandırtabilecek taşeron da bulununca, manipülasyon, batı için daha da kolaylaşmaktadır. Sahte demokrasi manipülasyonu, İslam ülkelerinde hemen hemen her konuda tartışma konusu haline gelmiştir. İslam ülkelerinde demokrasi sözcüğü ile tartışmaya başlayan her kişi, tartışmaya bir sıfır önde başlamaktadır.
 
Batıya önce demokrasi, sonra zenginlik gelmiş değildir. Önce zenginlik sonra demokrasi gelmiştir. Bugün mali ve ekonomik krizler nedeniyle Batıda sosyal haklar budanmaya ve demokraside geri gidişler yaşanmaya başlanmıştır. Irkçılık güçlenmiştir. Bu nedenle İslam ülkeleri hem zenginleşmeyi hem de gerçek demokrasi ve özgürlükleri atbaşı götürmek zorundadır.
banner182
Son Güncelleme: 14.10.2013 14:58
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
sendikacılara sesleniyoruz 3 yıl önce

şu öğretmen atama yaş sınırı gündeme getirin bizamet kaldırsınlar