banner374
22 Eylül 2012 Cumartesi 16:55
EĞİTİMBİRSEN'E ÇOK AĞIR İTHAMLAR

Kamuoyu gündemi aylardır yeni eğitim sistemine odaklanmışdurumda. 

Eğitimle şu ya da bu oranda ilgili tüm kurum ve kuruluşların, öncelikli iştigal konularının başında 4+4+4 düzenlemesi gelmekte. 

Gün geçmiyor ki, televizyonlarda yeni eğitim sistemini ele alan bir program olmasın. 

Eğitimle ilgili kamu yöneticileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, günlerce oradan oraya koşturarak yeni sistemle alakalı görüşleriyle kamuoyunu aydınlatmaya ve yönlendirmeye gayret gösterdiler.
 
Bu süreçte, sendikamızın sergilemiş olduğu yoğun mücadele de kamuoyunun takdirinde ve bilgisindedir. Türk Eğitim-Sen olarak; sistemin daha tartışılmaya başladığı ilk günden itibaren öncelik almış, getirilen teklifin muhtemel sıkıntılarına dikkat çekmiş ve eğitimin ihtiyacının 1+5+3+4 şeklinde kademelendirilecek olan zorunlu ve kesintili eğitim sistemi olduğunu ifade etmiştik. 4+4+4 şeklindeki düzenlemenin, ilkokulda binlerce sınıf öğretmeninin norm fazlası durumuna düşüreceğini, branş öğretmeni ve derslik ihtiyacınıartıracağını, sınıf mevcutlarını kalabalıklaştıracağını öngörerek Milli Eğitim Bakanlığı'nı uyarmıştık.


Ve nitekim,
 
Ve maalesef, 

Bu öngörülerimiz gerçekleşti.
 

O gün bizi, yanlış algı oluşturmak ve doğru olmayan bilgilerle güya suyu bulandırmakla suçlayanlar, bugün yaşanan karmaşayı itiraf etmek durumunda kalmışlardır.
 
4+4+4 Yasa tasarısı gündeme geldiğinde "Bu teklifin sahibi biziz, 18. Milli Eğitim Şurası'nda bu kararı biz aldırdık..." diye böbürlenenler, ekran ekran dolaşarak caka satanlar ve teklifi eleştirenlere yönelik asılsız iftiralarını canlı yayınlarda sallayanların ise artık sesi çıkmaz oldu!
 

Ömer Dinçer'in itirafında dediği gibi 44.000 sınıf öğretmeni norma fazlası olduğunda, iller arası ve özür grubu nakillerde rezalet diz boyunu aşınca, velilerin isyanı arşa çıktığında, sınıf mevcutları pencerelerden taşmaya başladığında bu "kahraman edalı sendika başkanı" birden ortalıktan kayboluverdi.
 
İlgili ilgisiz herkes ve her kuruluş eğitimle yatıp kalkarken, ortalık toz duman olmuş yıkılırken, eğitim çalışanları ne yapacağınıbilemez durumda tam bir karmaşaya mahkum edilmişken sendika(!) başkanı aylarca yüzünü göstermez oldu!
 
Bu tür durumlar için güzel bir deyim vardır: Ya söyleyecek sözü yok; ya söyleyecek yüzü yok!
 

Upuzunca bir yaz tatili yapan bu sendika(!) başkanı nihayet dün piyasaya çıktı.
 
Nerde mi?


Başbakanın huzurunda!
 

Evet;
 

Eğitim Bir Sen denen sendikanın sayın Başkanı Ahmet Gündoğdu dün (20 Eylül 2012 Perşembe) Başbakanla görüşmüş; 

Sayın Gündoğdu, konutta ziyaret ettiği Beyfendi'ye ne söyledi acaba?
 

Delikanlı gibi, gerçek bir sendika gibi karşısına dikilip; 


"Sayın Başbakan öğretmenleri çok tahkir ediyor ve toplum nezdinde itibarsızlaştıracak doğru olmayan ithamlarda bulunuyorsunuz. Az çalıştıklarını, buna rağmen aldıkları maaşla diğer memurlara haksızlık ettiklerini iddia ediyorsunuz. Parçalanmış ailesiyle birleşmek isteyenleri, herkesin evinin önüne okul yapamayız, ifadelerinizle azarlıyorsunuz..."
 

Diyerek özür dilemesi çağrısında mı bulundu?
 

Ya da;
 

"Fantezileriniz uğruna, apar topar hayata geçirdiğiniz 4+4+4 sistemi nedeniyle binlerce sınıf öğretmeni norm fazlası oldu; başta birinci sınıflar olmak üzere, çocuklarımız şimdi 60-70 kişilik dersliklere mahkum bırakıldılar; atama bekleyen sınıf öğretmenliği mezunu gençlerimiz 40.000 içerisinde sadece 324 atamayı görünce hayal kırıklığı yaşadı, kara kara akıbetlerini düşünüyorlar; eş durumundan, sağlık durumundan, öğrenim durumundan tayin olamayan binlerce öğretmen mağdur oldu, sıkıntıyla ve tedirginlikle verimli hizmet sunamıyorlar; bu Milli Eğitim Bakanı denen adam sürekli eğitim çalışanlarını kandırıyor, verdiği sözleri tutmuyor, her fırsatta eğitim çalışanlarını toplumla karşı karşıya getiriyor..." şeklinde sert eleştirilerini dile getirebildi mi acaba?
 
Yoksa, Sayın Başkan;
 
"Devletlümüz, banimiz, medar-ı iftiharımız, sebeb-i varlığımız, şahımız, padişahımız; icraatlarınızdan ziyadesiyle bahtiyarız. Fermanınızın gereğini hakkıyla yerine getirebilmenin iftiharını yaşıyoruz. Yaptığınız onca garabete rağmen eğitim çalışanlarının tepkisini durultmak için her türlü oyun ve manevrayı başarıyla uyguladık; yarın yüzlerine nasıl bakarız diye bir an bile düşünmeden her türlü yalanı ustalıkla dillendirdik; eğitimcileri ve toplumu uyandıracak girişim ve kuruluşlara yönelik iftira kampanyalarını beceriyle hayata geçirdik..; tüm bu yaptıklarımızla da malum sendikacılığın tarihine altın harflerle ismimizi yazdırdık"
 

Diyerek sayın Başbakanın taltif ve övgülerini mi diledi, 


Ve;
 

Zat-ı şahanelerinin karşısında huşu ile saf tutarak, umdukları yeni ulufelerin hayalleriyle hazza gelerek ellerini mi ovuşturdu?
 

Ne dersiniz?
 

Talip GEYLAN
Türkeğitimsen Genel Merkez Yöneticisi
banner182
Son Güncelleme: 22.09.2012 16:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol