banner374
29 Mart 2016 Salı 11:25
Faizi İLKSAN verince sosyal yardım mı oluyor!
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Şükrü Kolukısa, 400 bine ulaşmış üye sayısıyla, bütün il ve ilçelerde örgütlenmiş yapısıyla Türkiye’nin hem geleceğini inşa etmekte hem de geçmişiyle barışma noktasında önemli bir katalizör vazifesi gördüklerini belirterek, “Kurulduğumuz 1992 yılından beri savunduğumuz ilkeler doğrultusunda Mehmet Akif İnan’ın başlattığı yolda, aynı azıkla, aynı mücadele aşkıyla akademik olarak da, kültürel olarak da, hak mücadelesi olarak da sendikacılığımızı yapıyoruz” dedi.


 
Edirne ve Tekirdağ yapılan il divan toplantılarında konuşan Şükrü Kolukısa, sözlerine, terör olaylarını kınayarak başladı. Türkiye’nin farklı noktalarında ihanete niyetlenmiş bedbaht insanlarla, onların iş birlikçisi dış güçler tarafından bombaların patlatıldığını, insanlarımızın öldürüldüğünü ifade eden Kolukısa, “Canlarımız yakılıyor, insanlarımız yok ediliyor, memleketimizin çeşitli noktalarında maalesef bombalar patlatılıyor. Yüksek siyaseti beceremediği için alçak siyaset peşinde koşarak, kazdığı çukurlarla insanımızı mağdur ederek, bu ülkenin birliğini ve beraberliğini hedef alan içerideki ve dışarıdaki tüm terör odaklarını ve onların ırgatlarını lanetliyor; bu saldırılarda hayatını kaybeden şehitlerimize rahmet, tedavisi devam eden yaralılarımıza şifa ve geride kalan yakınlarına Allah’tan sabır niyaz ediyorum.” şeklinde konuştu.
 

Trakya’da bıçak sırtı bu mücadeleyi kazanacağımıza inanıyorum
Her on yılda bir yapılan darbelerle sivil toplumun sindirildiğini, sendikaların milletin bağrında filizlenmesine ve yeşermesine fırsat ve imkân verilmediğini kaydeden Kolukısa, “Türkiye’de sendikal mevzuat 2001 yılında tesis edildi. 2001 yılından 2016 yılına geldiğimizde, özellikle genel yetkili olduğumuz dönemde, birilerinin hayalini bile kuramadığı onlarca kazanım elde ettik. Bütün bunlar sizlerin emeği sayesinde gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Trakya gibi zor bir bölgede fedakârca bayrağımızı burada dalgalandıran teşkilata teşekkür eden Kolukısa, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bıçak sırtı bu mücadelede geriye düşmeden, daha iyisini ve daha fazlasını yaparak, burada yetkiyi alacağımıza yürekten inanıyorum. Türkiye’de 400 bin üye sayısıyla Kars’tan Edirne’ye, Ardahan’dan Tekirdağ’a, Mersin’den Sinop’a kadar tüm Türkiye’de örgütlenmiş, Anadolu’nun tüm manevi iklimini, medeniyet değerlerini kendine mihmandar edinmiş bu teşkilatın Trakya’nın uç noktasında yetkiyi almadan, hele hele de bu aşamaya getirdikten sonra, bu saatten sonra bu mücadeleyi taçlandırmak için almadan yerinde bırakacağını düşünmüyoruz. İnşallah Mayıs ayından önce bu yetkiyi almış olacağız, 15 Mayıs’ta sadece masada tescilleyip kalkmalıyız.”
 

Biz Anadolu’nun manevi iklimiyle barışık bir teşkilatız
“Daha düne kadar birbirleriyle hasım olanların bizim büyümemiz karşısında hısımlığa soyunduklarını görüyoruz. Kol kola vermelerini, onların dünle bugün arasındaki tutarsızlığı olarak değerlendiriyoruz” diyen Kolukısa, şöyle konuştu:
“Hepsi bir araya da gelse, omuz omuza da verse, yetki zamanında farklı niyetlerle günübirlik koalisyon da kursalar, ödünç üye alıp verseler de bizim yetkimizi engelleyemezler. Çünkü biz, alana çıktığımızda anlatacak birçok kazanımımız, değerli hatıramız var. 2010 yılında anayasa değişikliği referandumu yapıldığında, Türkiye’de sendikacılığın elini ve kolunu güçlendirecek, zeminini sağlamlaştıracak, toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geçmenin yolunu açan 2010 referandumunda hayır oyu verenlerin kamu görevlileri için çok önemli olan toplu sözleşme kazanımlarının oylandığı bir zeminde sendikacılığı değil, kamu görevlilerini değil, esiri olduğu ideolojileri kutsayarak hayır oyu kullananların, bu ülkede sendikacılık adına söyleyecekleri hiçbir şey olamaz. Referandumdaki açık desteğimizi, toplu sözleşme hakkını söke söke aldığımızı iftiharla ve gururla anlatabiliriz. Ortak akıl mitingleriyle bu ülkede demokrasiye nasıl sahip çıktığımızı anlatabiliriz. Biz bunları anlattıktan sonra hizmet sendikacılığı yapan bir sivil toplum kuruluşu olarak bize üye olmayı düşünmeyecek hiçbir kimse, hiçbir kamu görevlisi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü biz ideolojik kavga sendikacılığı yapmıyoruz. Sendikacılık gibi rekabet gerektiren alanda hizmet sendikacılığı yapıyoruz. İdeolojik sendikacılık yapanların Eğitim-Bir-Sen’in niye bugün bu kadar büyüdüğünü anlaması mümkün değildir. İdeolojik sendikacılık yaptığınızda kısmi bir sendika olmaktan öteye gidemezsiniz. Türkiye’nin batısında çok rahat büyüme imkânı bulan bir sendikanın Türkiye’nin doğusunda levha bile asamayacağını göreceksiniz. Türkiye’nin doğusunda herkesi örgütleyebilecek bir zemine ulaşan bir sendikanın, Türkiye’nin batısında üye dahi kaydetmeye cesaret gösteremeyeceğini göreceksiniz. O yüzden onların hepsi kısmi sendikadır, ideolojik kaygılar üzerinden sendikacılık yapmaktadır. Eğitim-Bir-Sen ise herkesin kendisine rahatlıkla yer bulabileceği, kendisini rahatlıkla ifade edebileceği bir sendikadır. Biz en nihayetinde mesleki bir örgütlenmeyiz. Bu ülkenin değerleriyle barışık olan, bu ülkenin derdiyle yoğrulan, bu ülkenin daha fazla yol alarak çocuklarının geleceğini inşa etme düşüncesiyle kavrulmuş bütün insanları bizim nazarımızda değerlidir. Biz tek değer olarak bunu bilir, bunu kabul ederiz. O yüzden ne ideolojik sendikaların düştüğü hatalara düşüyoruz ne de kısmi sendikaların sınırları ve çeperleri bizim için aşılamaz sınırlar ve çeperlerdir. Bütün bunları aşabildiğimiz için biz bugün büyümüş bir teşkilatız. Bizim büyümemizin diğer bir nedeni ise, biz Anadolu’nun manevi iklimiyle kavgası olan bir teşkilat değiliz. Millet nasıl düşünüyorsa biz de öyle düşünüyoruz. Millet nasıl hissediyorsa biz de öyle hissediyoruz. Milletin önündeki engelleri kaldırdığınızda, tercihlerine saygı duyduğunuzda Anadolu ikliminde kimin yetişmesinde ve büyümesinde imkân verecek bir damarı varsa ve o damar üzerinde de kim duruyorsa büyüme hakkını elde eden de odur. Eğitim-Bir-Sen’in, Anadolu’nun bu atar damarının üzerinde bulunduğu, Anadolu’yla barışık olduğu, milletin değerlerini kuşanmış olduğu için, büyümesinin önünde hiçbir engel yoktur. Eğitim-Bir-Sen bugün 400 bine ulaşmış üye sayısıyla, Türkiye’nin bütün illerinde ve ilçelerinde örgütlenmiş yapısıyla, ülkenin hem geleceğini inşa etmekte hem de geçmişiyle barışma noktasında önemli bir katalizör vazifesi görmektedir. Bütün bunları anlattıktan sonra bizim aşamayacağımız engel, üyeliğini alamayacağımız kurum çalışanı, gönlünü alamayacağımız hiçbir insan olamaz diye düşünüyorum.”
 

Zorunlu zarar İLKSAN’ın seçimlerini boykot ediyoruz
İLKSAN ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Şükrü Kolukısa, 1943 yılında, o günkü sosyo-ekonomik şartlar içerisinde kurulan Sandığın üyelerine kazandırmadığı gibi sürekli zarar eder hale geldiğini vurgulayarak, “O gün nasıl kurdularsa bugün hâlâ aynı mantıkla yönetiyorlar. Türkiye’de her şey değişmiş, İLKSAN bu değişimden hiçbir nasip almamış. İLKSAN’a üye olmaya mecbursunuz. Maaşınızdan yüzde 2 oranında kesinti yapılıyor. İLKSAN konusunda günahı olmayan bir sendika varsa, o da Eğitim-Bir-Sen'dir. Biz sizin batık geminizin kaptanı olmayacağız. Şu anda 265 bin üyesi var, ayda ortalama 50 TL kesinti yapılıyor ve bu paranın nasıl değerlendirildiğinin ekonomik parametreleri belli bile değil. Bu geminin battığını biz biliyor ve ilan ediyoruz. Nisan ayında yapılacak seçimlerde dibi delik Sandığa oy atmanızın Sandığın geleceğine hiçbir katkısı olmayacak, batmış olan bir Sandığı bu saatten sonra kurtarmak pek mümkün görünmüyor. İLKSAN üyesi 70 bin üyemiz var. Üyelerim ve mağdur olan tüm Sandık üyeleri adına toplu sözleşmede Sandığa üyeliği zorunlu olmaktan çıkardık ama kâr destanı(!) yazdıklarını iddia eden İLKSAN yönetimi, tek geliri olan zorunlu kesintiden vazgeçemeyerek mahkeme kapısına koştu. İLKSAN, 100 milyon TL’nin üzerinde sosyal yardım(!) yapmış. Buradan soruyoruz: Faizli parayı İLKSAN verince sosyal yardım mı oluyor? Biz sendika olarak, iflah olmayacağını düşündüğümüz İLKSAN seçimlerini boykot ediyoruz. Aksini iddia eden İLKSAN’ın tüm sosyo-ekonomik gerçekleri eğitim çalışanlarına açık, şeffaf ve mertçe paylaşmasını istiyoruz” diye konuştu.
Kolukısa, serbest kıyafet eylemlerinin, darbe ürünü kılık-kıyafet yönetmeliği değiştirilinceye kadar devam edeceğini sözlerine ekledi.
Şube Yönetim Kurulu üyeleri, ilçe yönetimleri ve üyelerin katıldığı toplantılarda Eğitim-Bir-Sen Edirne Şube Başkanı Erdinç Dalgıç ve Tekirdağ Şube Başkanı Ferruh Topuz da birer konuşma yaparak, yaptıkları çalışmaları anlattılar. 
 


banner182
Son Güncelleme: 29.03.2016 11:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
YORUM MERKEZİ 9 ay önce

HABERİN belki %10 luk bir bölümünde İLKSAN lafı geçiyor, nasıl oluyor da bütün açıklamayı sanki İLKSAN mevzusu için yapılmış sayıyorsunuz, mevzu İLKSAN ise bu yazıdaki diğer hikayeler ne? Yok Mevzu İLKSAN değilde Sarı Sendikacılık ise bu başlık ne ????

Avatar
Davut 9 ay önce

İLKSAN seçimlerindn kaçanların, İLKSANla ilgili konuşma hakkı yoktur.Gir seçime kazan ve nasıl yönetecğini görelim.Saha dışından ahkam kesmeyin.Seçimi kazanmanız mümkün değildi ve korktunuz:yazık size üyeleriniz dahi güven duymuyor, korkutarak üye yapmakla olmuyor bu işler.

Avatar
Mustafa 9 ay önce

Kedi ve ciğer ilişkisi.

Avatar
Mustafa 9 ay önce

İlksan batık olsa yolsuzluk falan olsa gazeteler carsaf carsaf yazardi. Bakanin atadiklari insanlarda orada. Sonuç? Sadece karala. Mali denetimlerden cikan somut belgen var mi diye sorarlar adama. Bir de faiz haramdir. (Kabul ediyorum). Uyeleriniz banka promosyonu almiyormu? Uyeleriniz arabalarini banka kredileriyle almiyor mu? Uyeleriniz evlerini banka kredisiyle almiyor mu? Herkes gibi evet. Peygamberimizin ayagimin altinda dedigi faiz sistemi bankadan maaslarimizi almak zorundamiyiz? Sigara ve alkolden alinan vergilerle bizim maaslarimiz odenmiyor mu? Devletimiz kasasi daki parayi gecelik faiz, repo, hazine tahvili yoluyla borclanmaya gitmiyor mu? O zaman diyorum ki sadece ilksan kapanirsa ahiretimiz kurtulacak mi?