banner396
27 Ekim 2016 Perşembe 19:15
FETÖ İLE MÜCADELE YA DA USULSÜZ VÜSUL OLUR MU?
Haklı olmak kadar haklı kalmak da önemlidir. Öyle bir adım atarsınız ki tüm haklılığınızı attığınız o adım boşa çıkarır. Eskilerin meşhur sözü vardır; “usulsüz vüsûl olmaz!.."

Bugünlerde bu sözü hatırlatan olaylara sıkça tanık oluyoruz ne yazık ki!..

15 Temmuz darbe girişimi sonrası; 17-25 Aralık yargı darbe girişimi ve 7 Şubat MİT krizi ile başlayan gerilimin görüntüde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile FETÖ arasında bir kavga gibi olsa da aslında Türkiye'nin kendi köklerine dönme seyri üzerine-buna müsaade etmek istemeyenkod adı üst akıl olan- müstekbirlerle Türkiye arasında var olan bir mücadele olduğunu gördük.

 15 Temmuz, bir tarafta darbeye kalkışan ve/veya alkış tutan bir güruh ile diğer tarafta tüm farklılıklarını bir kenara bırakarak millet olma ortak paydasında buluşan halkın savaşıdır.

15 Temmuz bu yönüyle bakıldığında sahada kazanılmış bir zaferin de adıdır..

Yakın tarihimiz, meydanlarda kazandığımız ancak masada kaybettiğimiz başarı hikayeleriyle  doludur. Buna karşın tarih tekerrürden ibarettir sözünü haklı çıkaracak hamleleri göz göre göre seyreden bir çaresizliği yaşıyoruz son günlerde.Darbenin bastırılmasının hemen sonrasında ilan edilen olağanüstü hal ile, önce TSK, Emniyet ve Yargı’da, sonrasında ağırlıklı olarak MEB’de ve diğer kamu kurumlarında açığa almalar ve ihraçlar vesilesiyle-241 şehidin ve iki bini aşkın gazinin olduğu- darbe girişimi sonrası milletin yüreğine su serpen gelişmelere tanık olduk. Budurum olağandı ve millete yaslanan hiç kimse aleyhte cümle kuramazdı.

Doğrusu kurmamamız gerekiyordu ve kurmayacağız da....

Bu dirayetli tuttum elbete “hukuk, adalet ve vicdan” denklemi içerisinde devam etmeli; ancak yaşanan süreç bu denklemin yıpratıldığı yönünde bizi endişelendirmiyor değil! Esas tan haklı olduğumuz bu davada- usülde- yapılan kimi hatalar yüzünden uzun vadede haksız duruma düşme ve yüklü miktarlarda tazminata mahkum olabilme riski ile karşı karşıyayız.

Cesaretle bazı soruların zihinlerde oluşturduğu istifhamların giderilmesi gerekiyor.

Sahada karşılaştığımız ve bizim de kısmen zihinlerimizi meşgul eden bu soruların bir kısmını paylaşmak istiyorum;

1- Darbe girişiminde bulunanlar ile darbe olduğunda sevinecek olanların -müeyyide bakımın dan- hukuken karşılığı aynı mıdır? Suça karışmamış olmak hafifletici bir neden sayılır mı?

2- Darbecilerle illegal irtibatları tespit edilenlerle, FETÖ ile irtibatı sendika, dernek v.s kurumlara üyelikle sınırlı olanlar hukuk nezdinde aynı mıdır?

3- Olağan zamanlarda kanunen suç sayılmayan/ sayılmamış iş ve işlemlerde bulunmak olağanüstü durumlarda suç sayılmalı mıdır?

4- FETÖ ile mücadele hangi enstrimanlar ile yürütülmektedir. Bu enstrimanlar ilerde başka ca sorunlara yol açabilir mi?

5- Aldanmak ve aldatılmak siyasiler için töhmetten kurtulmak ve aklanmak için bir cevaz noktasıysa suça karıştığı hukuken sübut bulmayan, FETÖ ile aidiyeti, irtibatı, iltisakı iddiası ile açığa alınan ya da ihraç edilen memurlar hakkında benzer gerekçeyle bir beraat nedeni sayılmaz?

6- Üyelik ve diğer nedenlerle irtibatı tespit edilen, sendika ve derneklerin sivil toplum kuruluşlarının ve hatta para yatırılan -ancak 15 Temmuz sonrasına kadar- kapatılmayan bankanın mudilerine topyekün terörist yaftası ne kadar hukukidir?

7- FETÖ, kamu kurumlarında sadece MEB’de mi örgütlenmiştir? Başka kamu kurumları ve yerel yönetimler daha mı temizdir?!

Bu ve benzeri sorularla alanda sıkça karşılaşıyor ve cevabını vermekte zorlanıyoruz.Tehlikeli sularda seyretme pahasına bu soruları açık yüreklilikle tartışmamız gerekiyor.Eğer tek suçu üyelik ve para yatırmak ise -bunun dışında- bu örgütle ilgili hukuken suç kapsamına giren herhangi bir durumları tespit edilmemişse bu insanların topyekün vatan haini teröristler olarak ötekileştirilmesi  ne kadar doğru olur?

Toplumsal bir yara oluşturma potansiyeline sahip bu gidişat, öncelikle “ağyarını mani efradını cami” bir vaziyette –özellikle Sayın Cumhurbaşkanına- izah edilmelidir. Kaldı ki son en çok güvendiğiniz ByLock ,Eagle gibi sistemler üzerinden haberleştiği tespit edilen FETÖ mensuplarının açığa alındığını takip ettiğimiz süreçte,kamu vicdanını ikna etmeyen kimi tespitler  olduğunu da kabul etmek gerekiyor.Örneğin benim de şahsen 30 yıldır tanıdığım, üniversite yıllarında ve sonrasındaki tüm irtibatlarını bildiğim, ömrünü FETÖ’nün ortaya koyduğu din tasavvuru ile mücadeleye adamış bazı öğretmenlerin ve FETÖ ile mücadelede aktif rol üstlenen kimi bürokratların bu iddia ile açığa alınması zihnimizi kurcalamıyor değil!

“Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık” hesabı bir taraftan aleyhte cümle kursan

FETÖ’nün ekmeğine yağ sürme riski diğer taraftan hak etmediği mağduriyet ile karşılaşan

güvenilir insanlarla ilgili cümle kurmamızı zorlayan vicdani baskı…

Bu durum, açıkça çok bilinmeyenli bir denklem ile karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor. By Lock soruşturması yürüten  bir savcının da bu suçtan tutuklanıyor olması zihinlerdeki bu soruları arttırıyor..

En başta söylediğimizi tekrar ederek bitirelim sözlerimizi; İdamına karar verilecek şahsın dahi suçunu bilme ve savunma hakkı varsa,açığa alınan,ihraç edilen tüm kamu çalışanlarına da bu hak verilmelidir.Bu insanlar en azından idari ve adli soruşturma ve yargılamadan geçirilmelidir.Suçu sübut bulan kim varsa cezasını yargılama neticesinde çekmelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilebilecek yüklü miktarda tazminatlara mahkum olmamak ve her şeyden öte milletin vicdanında mahkum olmamak için acilen savunma hakkını da bir imkan olarak sunan rutin hukuk yolu işletilmelidir.

 
Eğitim-Bir-Sen İstanbul
6 Nolu şube Başkanı İdris Şekerci
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yunus 2016-10-27 20:18:18

ben bir yıldır eğitim birsen üyesiyim daha önce o sendikaya girdim ama istifa ettim.benim pişman olma hakkım yok mu?şimdi ihraç oldum.20 yıllık öğretmenim.

Avatar
MURAT 2016-10-27 19:58:32

Eğitim-birsenin içinin kimlerden oluştuğunu bu yazı gösteriyor. TÜH YAZIKLAR OLSUN BE.CUMHURBAŞKANINA İHANETİ EDİYORSUNUZ. İlk işim bu münafık dolu sendikadan istifa etmek olacak... Yazıklar olsun

Avatar
Tufan 2016-10-27 21:04:41

Olağanüstü halde her şey mübah ama kuran yöneticilerin adaletli olmasını ister. Reis'in bu konuda gerekeni yapacağı ve de ceza yiyenlere adil savunma hakkı vereceğine inancımız sonsuzdur. Unutmayın kafire Allah suyu ikram ediyor, inanmadığı halde...

Avatar
Ahmet 2016-10-28 07:22:49

Hakkaniyetli ve vicdanlı bi yazı olmuş.Akp olup ta boyle düşünen çok insan var ama bana feto cü derler diye korkup ses çıkartmıyor.

Avatar
Volkan 2016-10-28 08:55:29

Hee diyorsunuz ki 672 khk ile yapılan haksız ihraçlar iyiydi ucu sizin gibi hükümet sarı sendikasının(eğt bir sen) yöneticilerine dokunan baylok ihraçları kötü olacak öyle mi. Asıl ilk ihraçlar haksızca mesnetsiz yapıldı ama pis fetöcüleri tam olarak ortaya çıkaran baylok ihraçları doğru olacak. Kripto fetöcülerin alayı eğitim bir sen yöneticilerinden çıkar bence kimse kimseyi boşuna kandırmasın.

Avatar
Mağdur 2016-10-28 09:01:30

Sırf bir zamanlar aktif sendikasına üye olduk diye işimizden olduk. Böyle yazılar azcık da olsa vicdanı olanlar tarafından yazılır. Taş kalpli olmayın. Bizler ihanet etmedik. Eğitim Bir Sen böyle açımlamalarla toplumdaki saygınlığını artırır. Hemen reise ihanet diye algı yapmayın. Herkesin başına gelebilirdi talihsiz olay.

Avatar
Ehil 2016-10-28 10:14:04

Şimdiye kadar yazılmış en adaletli yazı.

Avatar
Keçiören 2016-10-28 11:25:03

Sanatoryum da ki kız ihl (fetö den geçen)ye atanan idareciler araştırılsın bakın kim çıkacak kimler atadı geçmişlerine bir bakın bakalım çok yazık