13 Mart 2017 Pazartesi 13:21
Fulbright Masası Şefi Bekir S. GÜR , Eğitimbirsen'in Müfredat Raporunu Hazırlamış

Türklerin ak saçlılarından olan merhum Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, eğitim sistemindeki bozulmayı, ”1945’e kadar İngiltere’nin sömürgesiydik. 1945’ten sonra ABD’nin sömürgesi olduk. Milli Şef İsmet İnönü 1947 tarihinde yaptığı resmi (Fulbright) anlaşması ile Türk Milli Eğitim sistemini ABD’lilere teslim etti” ifadeleri ile açıklıyor.

Fulbright ile ilgili birkaç hafta önce Twitter'da bu komisyonda görev yapan bir kişinin Eğitimbirsen müfredat raporunu hazırladığını yazmış ve konuyu ilerleyen günlerde gündeme getireceğimizi belirtmiştik .

Attığımız bu twitlerden sonra Milli Gazete Fulbright konusunu ana manşetten haber yaptı . Bu komisyonun Amerika'nın emrinde olduğunu ve Milli Eğitim müfredatını dizayn etmek istediğini , birçok ülkede Başbakan ve Cumhurbaşkanı çıkarttığını detaylı olarak haberleştirdi .

Fulbright yönetim kurulu üyesi olan Bekir Gür , bu haberlerden sonra ismini bu listeden çıkarttırdı .

Biz ismini bu listeden çıkartacağını bildiğimiz için ekran görüntülerini almıştık .

Bekir GÜR'ün , Fulbright yönetim kurulunda olan ismi ve daha sonra ismini çıkarttığı görüntüler .

Bekir GÜR , Eğitimbirsen'in müfredat raporunu hazırlayan ve şube başkanlarına sunum yapan kişidir .

Milli Eğitim Bakanlığına müfredat hazırlayan Eğitimbirsen'in tüm eğitim politikalarını Fulbright masasında görevli Bekir GÜR'e emanet etmesi tesadüf olabilir mi ?

Bekir Gür , Fetö'nün ABD'de bulunan Üniversitesi Charter School'da görev yapmış mıdır ?

Bekir Gür tarafından hazırlanan müfredat raporunda Ulus devlet ve üniter yapının tartışmaya açılmasıyla ne hedeflenmektedir ?

Sonuç olarak ; Türkiye'nin en büyük ve yetkili sendikası , iktidarın zaman zaman yol haritasını çizen sendika olarak bilinen Eğitimbirsen , tüm eğitim politikasını emanet ettiği kişi Fulbright masası şeflerinden Bekir Gür olması tesadüf olabilir mi ?

Merhum Erbakan Hoca öğrencilerine 40 yıl siyonizm ve cihatı anlattı .

Amerika'nın siyonizmin maşası olduğunu , ilacının ise Cihat olduğunu 40 yıl boyunca öğrencilerine anlattı.

Galip Erdem der ki ; Bizler davayı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık.

Yola koyulduk.Bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık.

Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu.

Ama küçük (!) bir noksanımız olduğunu farkettik.

Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk.

Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.

www.kamudanhaber.net

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.