banner374
05 Eylül 2012 Çarşamba 06:20
GENEL BAŞKAN; DEVRİM Mİ, DEVİRMEK Mİ?...

AKP iktidarı, aklı başında pek çok kişinin karşı duruşuna rağmen, 4+4+4 sistemini ısrarla hayata geçirdi. Kimilerine göre bu yeni sistem büyük bir devrim. Devrim diyen “bu kimilerinin” neresinden iktidara bağlı olduğunu tahmin etmek zor değil.


AKP, yeni yapmak adına yanlış bir çok uygulamaya imza attı. Maliyetini düşünmeden atılan bu adımların, insanları nasıl etkilediği, iktidar ve taşeronlarının pek umurunda değil, yeter ki yeni olsun, yeter ki eski değişsin, yeter ki AKP patentli olsun.


Bu, yeni, ama bize göre köhne sistemin, imam hatiplerin açılmasını sağlamak, Kuran ve Peygamber Efendimizin hayatını seçmeli ders olarak okutmakla alakası yok. Çünki, bütün bunlar, 1997 öncesi sisteme, yani 5+3 sistemine dönülerek de yapılabilirdi. 28 Şubat’la hesaplaşma derdinde de olduklarını düşünmüyorum, kesintisiz eğitimi, 5+3 şeklinde kesintili hale dönüştürerek de 28 Şubat’la hesaplaşılabilirdi.


Biz, Türk Eğitim Sen olarak, sağlıklı bir islam algısını oluşturmanın, gerçek islam anlayışının genç nesilllere öğretilmesinin din istismarını önleyecek en önemli adım olduğunu defalarca söyledik. Bunun en önemli adımının, din eğitiminin devlet kontrolunda legal olarak yapılması olduğunu söylemeye gerek yok. Buna karşı çıkanların, hangi görüşten olursa olsun, ülkemizin 1997 yılından bu yana hem siyaset hem toplumsal dinamiklerin kimlerin kontrolunda olduğunu iyi değerlendirmesi gerekir.


Gelelim bu yeni sistemi devrim olarak nitelendirenlere. Evet, eskiyi tamamen devre dışı bırakarak, yerine bir yeni getirilerek, bir anlamda devrim olduğu kabul edilebilir. Ancak, devrim kavramının, olumlu bir takım değişiklikler getirmesinin yanında, bir de acıtan tarafı vardır. Devrim denilen bu yeni sistem olumlu getirilerinden daha çok, acıtan tarafı daha ağır basan bir devrim olmuştur. Yani, olsa olsa, AKP Cumhuriyetine uygun, bir AKP devriminden bahsedilebilir.


Sadece rakamlardan oluşan bir devrim, içi boş, göç yolda düzülür mantığı ile oluşturulan ve ülkemizin eğitimini bir belirsizliğin içine sürükleyen bir devrim. Bu yeni sistemi ihdas edenler, bir nesli kobay gibi kullanmakta hiçbir beis görmemiş, hangi sancılara sebep olunabileceği hiç önemsenmemiştir.


Bu yeni, devrim denilen sistemin yarattığı acılar da, elbette geçecektir. Ancak, kaç öğretmenin mutsuzluğuna, kaç öğrencinin sıkıntı yaşamasına sebep olacaktır, devrimcilerin!!! hiç umurumda değildir.


Esasen, bu sistemin hangi problemleri oluşturacağını sistemin mücitleri de öngörebilmiş değildir. Bu ülkenin geleneğinde pilot uygulamalar bulunmaktadır. Bu sebeple adı deneme lisesi olan okularımız bulunmaktadır. Ancak, sistemi   neredeyse kökten değiştirenler pilot uygulama yaparak, ihtimal problemleri tespit ederek, tebdir almayı dahi ihmal etmişleridir. Bu büyük bir sorumsuzluktur, iktidarın şımarıklığın zirvesinde olduğunun da en büyük delilidir.


Sınıf öğretmenlerinin norm kadro fazlası olacağı devrimcilerin!!! umurunda olmamış, taşeron sendika da dahil olmak üzere, bu ihtimal Milli Eğitim Bakanı tarafından dahi reddedilmiştir. Aynı bakan bugün çıkıp 45 bin sınıf öğretmeninin norm kadro fazlası olduğu pişkinlikle söyleyebilmektedir. Bakan Ömer Dinçer sistemin ne getireceğinden o kadar habersizdi ki, 5. Sınıflara sınıf öğretmenlerinin gireceğini bile söyleyebilmiştir. İşlerdn bu kadar habersiz bir Milli Eğitim Bakanı şimdi, rakamlardan ibaret, kucağında bulduğu bu devrim denilen sistemin içini doldurmaya çalışmaktadır.


Sadece sınıf öğretmenleri değil, ilköğretim okullarının ilkokul, ortaokul diye ayrılmasından dolayı bir çok ilde binlerce branş öğretmeninin de okulları değiştirilmek zorunda kalınacaktır. Bazı iller ise, okulları bölmeye bile cesaret edememiş, problemi bir sonraki yıla ötelemiştir. Ancak, bundan kaçış yoktur.


İlkokul birinci sınıfa kaç öğrencinin başlayacağı belli değildir. Bu sebeple, şuan bir planlama da yapılamamaktadır. Çıkarılan kanun 60 aylık öğrencilerin okula başlamasını isterken, MEB başına gelecek sıkıntıyı görerek, 60-66 aylı dönemi velilerin isteğine bırakmış, 66 ve sonrasını zorunlu kılmıştır. Burda da sıkıntı yaşayacağını düşünen MEB, doktor raporu alanların bu yıl muaf tutulacağını açıklamıştır. Milli Eğitim Bakanlığının ipin ucunu gevşetmeye çalışması dahi kanunun ne kadar sakat çıkarıldığını açıklamaya yeter de artar bile.


Sistem okullardaki yönetici dengesini de alt üst etmiştir. Bir çok müdür baş yardımcılığı normu düşmüş, müdür yardımcılığı normu azalmıştır. Sistem yeni ilk okul ve orta okul oluşturulması sebebiyle yeni okul müdürü ihtiyacı yaratmıştır. Oluşan derslik ihtiyacını, branş öğretmeni ihtiyacını söylemeye gerek yok.


Henüz liseler zorunlu eğitim içerisine alınmamıştır. Bu da gerçekleştiğinde, mevcut öğretmen ihtiyacını dahi karşılamaktan, kaynak ayırmaktan aciz bir iktidarın oluşacak öğretmen ihtiyacını ücretli öğretmenler yoluyla karşılayacağı açıktır.


Hülasa, taş atılmıştır, bu yeni sistemden yarasız çıkmak imkansız görünmektedir. Bir şeylerin değil, pek çok şeyin devrildiği açıktır. Adına devrim mi, devirmek mi dersiniz, size kalmış. 
banner182
Son Güncelleme: 05.09.2012 06:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol