banner374
15 Nisan 2015 Çarşamba 12:55
Genel Başkan İsmail Koncuk Yazdı...

 Sendikacılık durağanlığı asla kabul etmeyen bir alandır. Bir çok problemin yaşandığı, memurların adeta hasım gibi görüldüğü günümüzde, sendikal faaliyetler çok daha önemli hale gelmiştir.

Kamuoyunda memurlarımızla ilgili oluşturulmak istenilen algı, hepimizin malumudur, siyasi iktidar ve bürokrasi, yönetim beceriksizliklerini memurların üzerine yıkmak için her türlü ifadeyi fütursuzca kullanmaktadır.


Memurlara yapılan zam oranları çarpıtılmakta, ülkemizdeki memur sayısının çok fazla olduğu yalanı söylenmekte, (OECD ülkelerinde 15 vatandaşa 1 memur düşerken, ülkemizde 29 vatandaşa 1 memur düştüğü gerçeği ise hiç söylenmemektedir.), memurların az çalıştığı gibi, hiçbir objektif veriye dayanmayan bu yalanlara, neredeyse bir kısım memurlar dahi inanır hale gelmektedir.


Memurlarla ilgili oluşturulan bu yalanlar, memurların geleceğini tehlikeye atacak sonuçlar doğuracak bir boyut kazanmıştır. İşte, iş güvencemizin açıkça tehdit edilmesi, işçi memur ayrımın tamamen kaldırılacağı söylemi, bu yalanlara dayanılarak söylenebilmektedir.


İktidarın memurlarımıza bakış açısı çok nettir. Bu bakışın olumlu olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Hem öğretmenler hem de diğer tüm memurlarla ilgili oluşturulan yanlış söylem ve oluşturulan algı, memurları vatandaş nazarında da itibarsız hale getirmiştir.Son yıllarda, öğretmen, sağlık çalışanları ve memurlara yönelik saldırıların artmasındaki temel sebep, oluşturulan bu yanlış algı ve sorumsuzca söylenen sözlerdir.


Memurlarımızla ilgili oluşturulan bu algının mimarları bellidir. Tam burada, tüm memurlarımızın bu algıyı değiştirecek bir tavır içinde olması gerektiğini söylemek de, yanlış olmayacaktır. Alınması gereken en önemli tedbir, sendikal tercihlerimizi neye göre belirlediğimizi sorgulamak olmalıdır. Öncelikle, sendikacılık nedir? Nasıl olmalıdır? Sendikalar nasıl bir strateji ile sendikacılık yapmalıdır? Sorularını hem çalışanlar, hem de sendikalar kendisine sorup cevaplandırmalıdır. Bu sorgulamayı yapanlar olduğu gibi, maalesef hiç yapmayanlar çok daha fazladır.


İşte en önemli problem, İŞ GÜVENCEMİZ, MEMURLUK STATÜSÜNÜN TAMAMEN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ATILAN ADIMLAR. Böyle önemli bir konuda ki, tüm memurlar için hayati öneme sahiptir, hangi sendikalar bir söylem geliştirdi, hangi sendikalar eylem ve etkinliklere imza attı, tepki koydu. Memur yıllardır ilk defa, 2014 yılında enflasyon farkı alamadı, sadece 123 TL ile 2014 yılını geçirmek zorunda kaldı. Peki, EK ZAM talebi ile kaç sendika ciddi bir eylem gerçekleştirdi?


Maalesef, Türkiye Kamu Sen ve bağlı sendikalar dışında bu konuda ciddi eylem ve etkinlikler yapan, yayınlar hazırlayan, memurları bilgilendiren bir başka sendika hatırlamıyorum. Türkiye Kamu Sen ve bağlı sendikalarımız,  6 Aralık 2014 tarihinde, Ankara Abdi İpekçi’de 15 bin kişi, bundan dört ay sonra Ankara Kolej Meydanında 50 bin kişinin katılımı ile yürüyüş ve miting gerçekleştirdi. Bu mitingler için harcanan, yaklaşık 3 milyon TL ile, çalışanlara kalem, bardak, flash bellek dağıtılabilirdi, ama Türkiye Kamu Sen kırtasiyecilik, züccaciyecilik yerine sendikacılık yapmayı tercih etti. Türkiye Kamu Sen, memurlarımıza yönelik, Cumhuriyet tarihimizin en önemli tehtidi olan İŞ GÜVENCESİZ MEMUR- İŞÇİ, MEMUR AYRIMININ KALDIRILACAĞI SÖYLEMİNE kayıtsız kalmadı, ayağa kalktı, bu mitingler öncesinde de onlarca eylem ve etkinlikle, hem ek zam talebimizi hem de çalışma hayatına yönelik problemleri dile getirdi.


Türkiye Kamu Sen susmadı, Türkiye Kamu Sen korkmadı, Türkiye Kamu Sen sendikacılığı iktidarın eteklerine yapışmak olarak hiç görmedi. Türkiye Kamu Sen, korkunun egemen kılınmaya çalışıldığı bugün, sesini hiç kısmadı, kısmak isteyenlere hiç prim vermedi. Türkiye Kamu Sen, sendikacılığı kolaycılığa kaçarak, sarılaşmak olarak anlayanlara inat, biz sarı sendika olmayacağız, bize güvenen insanları satmayacağız, yarı yolda bırakmayacağız diyerek, her zeminde sözünü söyledi, tepkisini ortaya koydu.


Sendikacılık yapmak, gerçekten sendikacılık yapmak isteyenler bakımından zor iştir. Makam koltuklarını, iktidarların urganına bağlayarak, sağlama almak isteyenlerin işi değildir. Sendikacılık bakanlarla, bürokratlarla çay-kahve içme, pasta yeme faaliyeti hiç değildir. Elbette, diyalog kapılarını kapamadan, ama yanlışları da sineye çekmeden yolumuza devam etmeliyiz.


Yıllardır bu anlayışla, sendikacılık yapmaya çalışıyoruz, bizi bitirmeye çalışanlar bitmediğimizi gördüler. Bitmememizin, tam aksine, büyüyerek yolumuza devam etmemizin, en önemli sebebi, şuurlu insanların bu yola baş koymasıdır. Türkiye Kamu Sen’in mücadelesini anlamış olan bu kitleler olduğu sürece, Türkiye Kamu Sen’in, delikanlı sendikacılık anlayışı hız kesmeden devam edecektir.


Kimseyi korkutmadan, kimseyi ezmeden, kimseye ulufe dağıtmadan da, bu ülkede sendikacılık yapılacağını herkese bundan sonra da göstereceğiz. Nefsine kul olmuş insanların, gerçekte sendikacılık yapamayacağını, memurları pazarlayanların, çalışma hayatının problemlerinden hiç haberdar olmayanların eninde sonunda silineceğini anlatmaya devam edeceğiz.


Tercih ve takdir kamu çalışanlarınındır. Mücadelemizin motor gücü olan, işini, en iyi şekilde yapma iradesinden vazgeçmeyen teşkilat yöneticilerimizi, bize inanan, güvenen tüm üyelerimizi saygıyla selamlıyorum. Allah hepimizin ferasetini artırsın.

İSMAİL KONCUK

GENEL BAŞKAN 


 
banner182
Son Güncelleme: 15.04.2015 12:58
Anahtar Kelimeler:
İsmailKoncukYazdı
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
iş gücencesi 2 yıl önce

memurlar dikkat sarı sendikalar iş güvencemizi satıyor kendileri millet vekili olacak biz ise sözleşmeli köle...