banner374
11 Ekim 2012 Perşembe 22:49
'MEB Can Güvenliğimizden Sorumludur, Kaçamaz!'

 Okullara yönelen terörü kınamak yetmezken bakanımızın olayın güzel tarafını bulmasını anlamış değiliz. Güzel bulduğu şeyi aynı zamanda okul güvenliği için çözüm olarak gören, hatta sorumluluk yükleyen bir bakanla karşı karşıyayız. Okullarımızı terör saldırılarından biz öğretmenler veli ve öğrencilerimizle birlikte koruyacakmışız! Bu durumda eğitim fakültelerine gerilla savaş tekniklerinin ders olarak konulması yerinde olacaktır zira bizim savunma eğitimi almışlığımız yok! Hafta sonları ve yaz tatillerinde sınır boylarını da bekleriz dilerlerse!

Aynı mantıkla; okullarda, okul yollarında yaralanma ve hatta ölümle sonuçlanan pek çok olaydan ders çıkarılmadığı, bakanlığın sorumluluk almadığını görüyor, eğitimin kalitesinden çok can güvenliğimizden endişe ediyoruz. 


Güvenlik sorunu bugün ortaya çıkmış bir sorun değildir ama güvenliğimizi tehdit eden unsurlar çeşitlenmiş, boyutları büyümüştür. Öğretmenlerin, idarecilerin, memurların, öğrencilerin hayatını tehlikeye sokacak pek çok güvenlik zafiyeti vardır. 


Özetlemek gerekirse:


1.    Yıllardır süren taşımalı eğitim, 4+4+4 lük sistemle dönüştürülen okullar yüzünden oransal olarak artmıştır. Ülkemizde eğitim hizmeti vermek ve almak üzere her gün yollara dökülen milyonlarca kişi vardır. Özellikle kırsaldaki taşımacılık ilkel şartlarda, güvencesiz araçlarda, “Allah’a emanet” yapılmaktadır. Her yıl okul yoluna kurban verdiğimiz öğretmen ve öğrencilerin sayısı onlarla ifade edilir.


2.    “Evinin karşısına okul yapamayız” yaklaşımı evine hiç değilse akşamları gitmek isteyen öğretmenleri göçebe etmiştir. Bir grup öğretmenin aynı arabaya doluştuğunu, yaşanan ölümlü kazaları da biliyoruz. Çalıştığı köyde lojman olmayanlarla birlikte, il içi özür grubu tayini yapılmayan on binlerce öğretmen de her gün yolcudur. 


3.    Doğu ve Güneydoğuda yolculuğun güvenliğini terör de gölgelemektedir. Öğretmenlerin teröristlerce kaçırılmaması adına alınmış hiçbir tedbir yoktur. Olağan üstü hal dönemlerinde indirimli hava yolu ulaşımı sağlanan öğretmenler memleketlerine kelle koltukta gitmektedir.


4.    Terör örgütüyle münazara tartışmaları sürerken okullar ve öğretmenleri daha fazla saldırıya uğrar olmuştur. Teröristlerin hükümet üzerindeki baskıyı, pazarlık gücünü arttırmak için sivil hedeflere yöneldiğini görmek gerekir. Okullarımız diğer kamu kuruluşlarına oranla en savunmasız, en açık hedeflerdir.


5.    Okulların dışarıdan gelen saldırılara karşı koruyanlar genel olarak nöbetçi öğretmen ve öğrencilerdir, kendileri tehlikeye açıktır. Pek çok okul özel güvenlikçi çalıştıracak bütçeyi oluşturamamıştır. “Okullar hayat bulsun” derken okulları dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeye açmakta olduğumuz bilinmelidir. 


6.    Sınıf geçme sistemi, disiplin anlayışı, öğretmeni itibarsızlaştırma politikalarının sonucu olarak öğrenciden öğrenciye, öğrenciden öğretmene yönelen saldırılar artmıştır. Pek çoğu örtbas edilen olaylarının yalnızca adliyeye intikal edilenleri (ölümlü-yaralamalı) kayıt altında olup, artış oranı inanılmazdır. 


7.    Ülke topraklarının %80’i 1. ve 2. derece deprem bölgesi olmasına rağmen, depreme dayanıklılığı test edilmiş okullarımızın oranı %10 u geçmez. Daha da acısı “eğitim yapılamaz, yıkılmalıdır” raporu olan okullarımızda eğitimin sürmesidir. Erciş ve Van depreminden sonra eğitime devam edilen okul binalarının sene sonu karnelerin verileceği hafta “çürük” raporu alması affedilemez. Sürekli artçıların yaşandığı bir bölgede 10 ay boyunca test yapılmamış, rapor verilmemiştir.


8.    Deprem bölgesinde olmadığı, doğal afete uğramadığı halde zemini kayan, duvarı çatlayan, yürürken sallanan okullarımız mevcuttur, bazıları oldukça yenidir hatta TOKİ tarafından yapılan, ihale edilen okullarla ilgili de çok sayıda şikayet mevcuttur. Dere yatağına, heyelan alanına okul yapan TOKİ yetkilileri muhtemel bir felaketi “kader” ile açıklayamazlar.


9.    Binası sağlam okulların da iç donanımı ve/veya bahçeleri onlarca tuzakla doludur. Kırılan lavabonun can aldığı, atölyesinde elektrik çarpan-kravatı makineye kaptırıp boğulanların olduğu, başına kale direği düşen, demir kapıya sıkışan-altında kalan öğrenci haberleri ülkemize özgü, sıklıkla yaşanan GÖRÜNÜR KAZALARDIR. Her olayda bir diğer kurban öğretmen ve idarecidir, günah keçisidir.


10.  Boğazına silgi kaçtığı için boğulan bir öğrenciyi, basit ilkyardım teknikleri ile kurtarmak mümkünken, okul ortamındaki her sağlık sorununa “bir su içirerek” müdahale edilmektedir. Daha ağır vakalarda el-yüz yıkanmakta, ailesi gelene kadar sorumluluk almama adına beklenmektedir. Her okula bir revir açmak, sağlık personeli atamak mümkün değilse de SEMİNER dönemlerinden birini sınav ve sertifika ile sonlanacak bir ilkyardım kursuna dönüştürmemek bakanlığın ihmalidir.


11.  Okul kantinlerinden cips ve kolayı çıkarmak, daha çok denetlemek okul hijyen sorununu çözmeye yetmemiştir. Tuvaletleri temiz olmayan,  sabunu-deterjanı bulunmayan, temizlik personeli olmayan her okul, her an bulaşıcı hastalıklara açıktır. 


12.  Yeni eğitim sistemiyle kağıt üzerinde ayrılan ilk ve ortaokulların çoğu aynı binada eğitim vermektedir. Yaş skalasının da genişlemesiyle 5.5 yaşında bir çocuğu 14 yaşında bir ergen tarafından ezilmesini engellemek bile başlı başına derttir. Okul kazalarına en çok maruz kalan, kolayca kayboluveren, kendini koruma yetisinden yoksun bu küçük yaş grubu öğretmen ve idarecilerin kabus görmesine neden olmaktadır.


13.  Sınıf mevcutlarının fazlalığı, rehber öğretmen azlığı gibi nedenlerle öğrencileri tanımak, sorunları daha başındayken tespit etmek ve çözmek mümkün olamamaktadır. Her yıl “pek sessiz efendi bir öğrenciydi” denilen onlarca öğrenci intihar etmektedir.


14.  Okul gezilerinin güvenliği sağlamak yerine yasaklama yolunu seçen pek çok okul, il-ilçe milli eğitim müdürlüğü, kendi aralarında gezi-piknik düzenleyen öğrencilerin baraj gölünde boğulduklarında şaşırmamalıdır.


15.  Yeni eğitim siteminin yan ürünü olarak bazı okullarda sabah karanlığında başlayan eğitim, öğlenci grup için yatsıya kadar sürmektedir.  Kör karanlıkta okula ulaşım ve eve dönüş her yaştan öğrenciyi hatta öğretmenleri tedirgin etmektedir. Gündüz gözüyle sağlanamayan güvenlik gece karanlığında hiç tesis edilemez.





Her öğretmenin mutlu, her öğrencinin başarılı olduğu, velilerin tatmin olduğu eğitim başarıları arzuluyoruz ama asıl önemlisi canımızın sağlıdır. Anne ve babalar ücretsiz kitaplardan çok evladının sağ salim eve dönmesiyle ilgilenir. Öğretmen ve idareciler tüm tehlikeleri bertaraf edecek doğaüstü güçlere özel yeteneklere sahip değildir. Kendi canı, güvenliği ve sağlığını koruyamayan bir yetişkin, kendine emanet edilen canları nasıl koruyabilsin?


Okulların yakıldığı, öğretmenlerin eli Molotoflu teröristlerle boğuştuğu bir ortamda eğitimden önce güvenlik konuşulmalı, hiçbir öğretmen kahramanlık yapmak zorunda bırakılmamalıdır. Diyarbakır’daki saldırıyı mucize kabilinden savuşturan öğretmen ve idarecilerimize geçmiş olsun derken, bakanımızın bu personele teşekkürden fazlasını borçlu olduğunu düşünüyoruz. 


Anadolu eğitim Sendikası olarak, zorlu bir öğretim yıla başladığımızı biliyoruz ve diyoruz ki: Eğitime dair en önemli sorun GÜVENLİKTİR. Unutulmasın ki dünyanın en iyi eğitimini vermek veya almak için ilk şart: HAYATTA OLMAKTIR! 


Milyonlarca öğrenci, bir milyondan fazla eğitim çalışanı sağ ve sağlıklı olarak okullarına başladı, bu emanet devletin boynunadır, okullar kapanırken de sağ salim geri istiyoruz! 


Cansel Güven


Anadolu Eğitim Sendikası MYK ve Temsilcilikleri Adına
banner182
Son Güncelleme: 11.10.2012 22:49
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol