banner396
18 Ocak 2018 Perşembe 16:05
MEB Yöneticilerinin Sorunları

oplantıda Genel Başkan İsmail Koncuk, MEB Müsteşarı Yusuf Tekin’in yanı sıra İnsan Kaynakları Genel müdürü Hamza Aydoğdu, Teftiş Kurulu Başkanı Atıf Ala, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Semih Aytekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş ile MEB Basın Halkla İlişkiler Müdürü Emine Azdiken de katıldı.

Karşılıklı görüş alışverişinde bulunulan toplantı oldukça verimli geçti.  Genel Başkanımız İsmail Koncuk, Sayın Müsteşar Yusuf Tekin’e, eğitim ve eğitim çalışanlarının sorunlarını ve taleplerimizi içeren bir rapor da sundu.

Türk Eğitim-Sen’in raporunda; sözleşmeli öğretmenlik, mülakat uygulaması, performans değerlendirme sistemi, rotasyon, yargı kararlarının uygulanması, yönetici atama sistemi, norm kadro sorunu, memur, hizmetli ve diğer personel ile ilgili görev tanımı, görevde yükselme sınavları, mesai saatlerinin dışında yüklenen angarya işler, kariyer basamakları, ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunları, özür gurubu yer değiştirmeleri, sendikal tarafsızlık, alan değişikliği, artırımlı hizmet puanını da içeren 26 başlık yer aldı.  
 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA YAŞANAN SORUNLARLA İLGİLİ TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZ RAPORUDUR:

1-SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK

Türk Eğitim-Sen olarak sözleşmeli öğretmenliğin iptali için verdiğimiz mücadele sonucunda 2011 yılında kaldırılan sözleşmeli öğretmen istihdamının 03/08/2016 tarih ve 29790 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik ile yeniden başlatılması, geçmişte yaşanan mağduriyetlerin tekrardan yaşanmasına sebep olmaktadır. Öğretmenlik mesleği, özel bir ihtisas mesleğidir. Asli ve sürekli kamu hizmetinin öncelikli olarak kadrolu memurlar eliyle görülmesi esastır. Bunun yerine sözleşmeli personel istihdamı tercih edildiğinde ise, aynı görevi yerine getiren kamu personeli, aradaki statü farklılığından dolayı farklı uygulamalara ve özlük haklarına tabi olmaktadır. Bu ayrım eğitim-öğretim hayatındaki çalışma barışını olumsuz yönde etkilemektedir. Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik hükümlerine bakıldığında, sözleşmeli öğretmenlerin 4 yıl çakılı olarak çalışacağı, 4 yıl sonra aynı görev yerinde kadroya alınabilecekleri, kadroya geçirildikten sonra 2 yıl daha aynı yerde çalışmak zorunda oldukları görülmektedir. Bu süreler zarfında mazeret durumu da dahil hiçbir şekilde görev yeri değişikliği hakkı verilmemektedir. Böyle bir uygulama insan haklarına da aykırıdır. Sözleşmeli öğretmen istihdamı ile amaçlanan kalkınmada öncelikli bölgelerdeki öğretmen ihtiyacının karşılanması ise, bu sorunun çözümü sözleşmeli öğretmen istihdamı yerine, ekonomik teşvik primi vb yöntemlerle bu bölgelerde çalışmayı cazip hale getirmek olmalıdır. Sözleşmeli öğretmenlik, çalışma barışını da bozmaktadır. Aynı öğretmenler odasında özlük hakları farklı öğretmenler oluşturulmaktadır. Bu yöntem geçmişte de denenmiş ve verim alınamadığı görülerek vazgeçilmiştir. Bu sebeple sözleşmeli öğretmen istihdamından derhal vazgeçilmelidir. Sözleşmeli öğretmenlerimizin tamamının kadroya geçirilmesi, kadroya geçiş süreci tamamlanana kadar kadrolu öğretmenlerin yararlandığı tüm mali ve özlük haklardan yararlandırılması gerekmektedir. 

2-MÜLAKAT UYGULAMASI

Türk Eğitim Sen olarak mülakat uygulamasına tamamen karşıyız. Şube müdürlüğü, yönetici ve öğretmen alımı ve atamalarında mülakat sisteminin benimsenmesi bir çok haksızlığı da beraberinde getirmektedir. Mülakat uygulaması; denetimi neredeyse imkânsız olan ve uygulamada birçok haksızlığı beraberinde getiren objektiflikten en uzak sınav şeklidir. Sübjektif değerlendirmeye son derece elverişli olan sözlü sınavlarda idareye sınırsız bir takdir yetkisi tanınmaktadır. Diğer yandan sınava katılan adaylar üzerinde belirli bir sendikaya üye olmaları konusunda yoğun bir baskı oluşturulmaktadır. Sendikal ayrımcılığın önüne geçilmesi, daha objektif bir uygulamanın sağlanması için sözlü sınavdan vazgeçilmelidir. Sözlü sınav yerine daha objektif bir sınav sistemi olan yazılı sınav sisteminin benimsenmesi gerekmektedir. 

3-PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİ

2017-2023 yılları arasını kapsayan MEB Öğretmen Strateji Belgesi doğrultusunda 12 ilde pilot uygulaması başlatılan öğretmen performans değerlendirme sistemi, öğretmenlerin itibarını zedeleyen bir sistemdir. Öğretmenlerin, okul müdürü, veli, öğrenci, öğretmen, zümre öğretmeni ve öz değerlendirme bölümlerinden oluşan altı kaynaktan değerlendirilmesi suretiyle performansının ölçülerek eğitimde kalite ve verimliliği artırmayı hedeflediği iddia edilen bu sistemin objektif bir değerlendirme sistemi olamayacağı, öğretmenlerin itibarını zedeleyerek mesleğindeki verimliliğini olumsuz yönde etkileyeceği açıktır. Nitekim 12 ilde başlatılan pilot uygulamadan vazgeçilmiş olması olumlu bir gelişme olmakla birlikte, bu uygulamanın tamamen kaldırılması gerekmektedir. Diğer yandan, öğretmenlik mesleğine başlayacak olan adaylar açısından 657 sayılı Kanun'da yer alan adaylık hükümlerinin yanı sıra öğretmenlik mesleğine özgü performans değerlenmesi öngörülmüştür. Ancak bu değerlendirmeyi yapacak kişilerin objektif ve tarafsızlığının denetlenmesi son derece güçtür.  Bu kişilerin değerlendirme yaparken nelere dikkat edeceği, değerlendirecekleri aday hakkında hangi somut kriterleri gözeterek puanlama yapacakları belirsiz olup, değerlendiricilerin sınırsız takdir yetkisine bırakılmıştır. Aday öğretmenlerin performans değerlendirmesine tabi tutulmaları da objektif bir yöntem olmadığından bu uygulamadan vazgeçilmelidir.

4-ROTASYON

Türk Eğitim Sen olarak, gerek il içi gerekse iller arası, her türlü rotasyona karşıyız. Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilecekleri düzenlenerek ili içi rotasyon sistemi getirilmiştir. Henüz uygulamaya geçirilmeyen bu sistemin uygulanması halinde ise çok sayıda öğretmenimiz salt bulunduğu eğitim kurumunda 8 yılını doldurduğu için kendi isteği dışında yer değişikliğine zorlanarak mağduriyet yaşayacaktır. Görev yapmakta olduğu eğitim kurumunda herhangi bir başarısızlığı olmadan, yıllardır görev yaptığı okulundan, ders verdiği öğrencilerinden ayrılmak zorunda kalacak olan öğretmenlerimizin çalışma şevk ve huzuru bozulacağı için eğitim-öğretim hayatının sağlıklı işleyişi zarar görecektir. Kaldı ki, öğretmenlerimizin her yıl okuttukları öğrenciler değişmektedir. Müfredat ve okul fiziki şartları da değişkenlik halindedir. Bu nedenle rotasyondan eğitim adına bir fayda ummak tamamen temelsiz kalmaktadır. Öğretmenlerimiz ikametgah adreslerini ve çocuklarının okullarını kendi görev yapmakta oldukları okullara göre ayarlamaktadır. Zorunlu yer değişikliğine zorlanmalarından dolayı aile bütünlüğü zarar görecektir. Rotasyon uygulaması öğretmenlerin düzenini bozmak, iş verimini düşürmekten başka bir işe yaramayacaktır. Öğretmenlerin yer değiştirmesi zaten belirli aralıklarla isteğe bağlı olmaktadır. Ayrıca kurum kültürü oluşturmak açısından, bir öğretmenin bir kurumda çalışma süresinin artırılması önemlidir ve bu hususta 18. Milli Eğitim Şurasında alınmış bir karar da bulunmaktadır. Bu sebeple, rotasyon  uygulamasının yönetmelikten çıkarılması gerekmektedir. 

5-YARGI KARARLARININ UYGULANMASI

Yargı kararlarının idareye tebliğinden itibaren en geç otuz içinde aynen ve gecikmeksizin uygulanması yasal bir zorunluluktur. Ancak, uygulamada yargı kararlarının uygulanması noktasında gerekli hassasiyetin gösterilmediğine şahit olmaktayız. Örneğin, müdür olarak görev yapmakta iken değerlendirmede yeterli puanı alamadığı için yöneticilikteki görev süresi uzatılmayan müdürlerin açtıkları davalarda defalarca yürütmeyi durdurma ve iptal kararları verilmesine rağmen, yargı kararlarının gerekçesine uygun olarak uygulanmamasından dolayı mağduriyetler devam etmektedir. Diğer yandan, yargı kararlarında MEB Taşra Şube Müdürlüğü atamalarında başarı sıralamasının sadece sözlü puana göre yapılamayacağı, yazılı ve sözlü puanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, 1709 şube müdürü ataması sadece sözlü sınav puanı esas alınarak yapıldığı için yürütmesi durdurulmuştur. Buna karşılık, yargı kararının gereği halen yerine getirilmemiş, 1709 şube müdürünün atamaları iptal edilmemiştir. Yargı kararlarının uygulanması noktasında gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir.   

6-YÖNETİCİ ATAMA SİSTEMİ

Türk Eğitim Sen olarak, objektif bir sistem olmayan mülakat sistemine karşıyız. Eğitim kurumu yöneticileri, değerlendirme puanı ile sözlü sınav puanının aritmetik ortalaması alınarak puan üstünlüğüne göre görevlendirilmektedir. Mülakat sistemi, objektif ölçme ve değerlendirme kriterlerine uygun olmayan, her türlü suistimale, ayrımcılığa, adam kayırmacılığa açık, denetlenmesi imkansız bir sınav şeklidir. Kariyer ve liyakat ilkeleri doğrultusunda, yöneticilik görevi için en liyakatli kişilerin seçilerek yönetici olarak görevlendirilebilmeleri için daha objektif bir yöntem olan yazılı sınav sisteminin benimsenmesi gerekmektedir. Ayrıca eğitim kurumu yöneticilerinin görev sürelerinin dört ve sekiz yıllık sürelerle sınırlı tutulması haksızlık yaratmaktadır. Yöneticilik görevinde herhangi bir başarısızlığı bulunmayan yöneticilerin görevlerinin üzerlerinden alınması hakkaniyetli değildir. Gelecek nesilleri yetiştirecek olan okullarımızın tecrübeli, bilgili ve birikimli okul yöneticilerine emanet edilmesi gerekmektedir. Eğitim kurumu yöneticilerinin dört ve sekiz yıllık süreyle görevlendirilmeleri aynı zamanda eğitim öğretim hayatında istikrarın da zedelenmesine neden olmaktadır. 

7- NORM KADRO SORUNU

*Rehber öğretmen normu: Yönetmelikte Anaokullarına rehber öğretmen normu verilmemesine ilişkin düzenlemenin Danıştay kararı ile yürütmesi durdurulmuştur. Bu karara istinaden yönetmelikte değişiklik yapılması ve daha önce anaokullarında görev yapan rehber öğretmenlerimizin eski görev yerlerine iadesi gerekmektedir. Ayrıca, ilkokullarda 300 öğrenciye kadar bir rehber öğretmen normu belirlenmiştir. Bu rakam çok yüksektir. Çocuklarımızın zihinsel, ruhsal ve sosyal yönden gelişimi için rehberlik hizmetinin önemi yadsınamaz. Ayrıca ilkokullarda özel eğitime ihtiyacı olan kaynaştırma öğrencileri bulunmakta olup, özel eğitim uygulamaları bakımından da rehber öğretmenin görevi son derece önemlidir. Buna karşılık Rehber Öğretmenler, öğrenci sayısı fazlalığı nedeni ile öğrencilerle birebir ilgilenmekte zorluk çekmektedir.

 

*Norm kadro sayılarının yılda iki kez belirlenmesi gerekmektedir. Norm kadro sayıları, yapılacak ilk ya da yer değiştirme suretiyle yapılan atamalarda büyük bir öneme sahiptir. Norm kadro sayıları belirlenmeden yapılan atamalar hem öğretmenlerin mağduriyetine neden olmakta hem de eğitim sistemimiz bakımından sorunlara yol açmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan öğretmen ve yöneticilerin tüm yer değişikliği işlemleri hizmet puanı üstünlüğüne göre sistemdeki norm kadro açığı kadar yapılmaktadır. Öğrenci sayısına göre belirlenen yönetici ve öğretmen ihtiyacının atamalar yapılmadan önce güncellenmesi ve mevcut ihtiyaca binaen atama yapılması şarttır.

 

*Müdür norm kadrosu: Aynı binada faaliyet gösteren farklı derece ve türdeki eğitim kurumlarından sadece öğrenci sayısı en fazla olana ve aynı bahçede faaliyet gösteren farklı derece ve türdeki özel eğitim kurumlarından sadece öğrenci sayısı en fazla olana  bir müdür norm kadrosu verilmektedir. Ancak; her ne kadar aynı binada faaliyet gösterse de, farklı derece ve türdeki eğitim kurumlarının her biri birbirinden farklıdır. Bu nedenle tek bir eğitim kurumu gibi değerlendirilmesi mümkün değildir. Öğrencileri, öğretmenleri, derslikleri ve mevzuatı tamamen farklı olan bu iki okul için aynı okul yöneticisini görevli kılmak tamamen farklı nitelikteki eğitim kurumlarının bu farklılıklarını görmezden gelmek anlamını taşıyacağı gibi; okul müdürünün alanı itibariyle yönetici olarak atanamayacağı bir okulu yönetmesi sorumluluğunu da ilgili yöneticiye yükleyecek; bu durum da yönetim işlerinin mevzuatına ve eğitim öğretimin gidişatına uygun yapılmasına engel teşkil edecektir. Aynı şekilde, aynı bahçede faaliyet gösteren farklı derece ve türdeki özel eğitim kurumlarından sadece öğrenci sayısı en fazla olan eğitim kurumu için bir müdür norm kadrosu verilmesi düzenlemesi de sakıncalıdır. Özel eğitim kurumlarının özel niteliği ve idare edilmesindeki zorluk göz ardı edilmiştir.

 

*Müdür yardımcısı norm kadrosu: Müdür yardımcısı sayısı altı olan eğitim kurumlarına bir müdür başyardımcısı normu verilmektedir. Eski yönetmelikte üç olan sayının altıya çıkarılması isabetsizdir.  Müdür başyardımcılığı kadrosu, yönetim sistemi içerisinde çok önemli bir koordinasyon görevini üstlenmektedir. Özellikle, teknik okullarda müdür başyardımcılığı kadrosunun düşürülmesiyle büyük bir koordinasyon problemi yaşanmaktadır. Müdür yardımcısı normunun bazı eğitim kurumlarında düşürülmesi de göz önüne alındığında iş yükü bütünüyle artmakta; bu da bir takım aksaklıkları beraberinde getirmektedir. Diğer yandan, eski Yönetmelikte; öğrenci sayısı 100-201’e kadar olan anaokulları için bir müdür yardımcısı kadrosu belirlenmişken iken; yeni yönetmelikte bu sayının 100-501’e kadar belirlenmesi, özel eğitim kurumlarında ise öğrenci sayısı 51’e kadar bir müdür yardımcısı kadrosu belirlenirken, yeni yönetmelikte bu sayının 101’e kadar bir müdür yardımcısı kadrosu şeklinde belirlenmesi isabetsizdir. Bu eğitim kurumlarının özel yapısı göz ardı edilmiştir. 

 

*Norm kadro fazlası öğretmenlerin yer değişikliği işlemleri: Norm kadro fazlası durumuna düşen öğretmenlerin hemen yer değişikliğine zorlanmak yerine iki yıl boyunca kadrolarının bulunduğu okulda tutulması, bu süre zarfında branşlarında norm açığı oluşması halinde boş kadro ile ilişkilendirilmeleri, iki yılın sonunda norm açılmaması halinde yer değişikliği yapılması isabetli olacaktır. Ayrıca, tercihte bulunmayan ya da tercihlerinden birine atanamayan norm fazlası öğretmenlerin re’sen atama işlemlerinde mazeret durumlarının göz ardı edilmemesi gereklidir.  

8-MEMUR, HİZMETLİ VE DİĞER PERSONEL İLE İLGİLİ GÖREV TANIMI SORUNU

657 sayılı Kanun’da hiç bir memurun sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamayacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık, kamu çalışanlarının bazılarının görev tanımının yapılmaması ya da görev tanımlarının içinde "Amirin vereceği diğer görevleri de yapar.” şeklinde suistimale açık soyut bir ifadeye yer verilmesinden dolayı sıkıntılar yaşanmaktadır.  Memur, hizmetli ve diğer kamu personelinin görev tanımlarının somut bir biçimde yapılması, bulundukları hizmet sınıfının dışında ve sınıfı içinde derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılmaması hususuna dikkat edilmesi, amirlere bu konuda sınırsız takdir yetkisi bırakılmaması gerekmektedir.

9-GÖREVDE YÜKSELME SINAVLARI

Bakanlığınızca şef, memur, hizmetli gibi görevde yükselmeye tabi kadrolar için görevde yükselme sınavı yapılmakta ise de bu sınavların yapılacağı tarihler bakımından yönetmelikte herhangi bir takvime yer verilmemiştir. Bakanlığınızca en son 06.12.2015 tarihinde görevde yükselme sınavı yapılmış olup, o tarihten bu yana ise sınav yapılmadığı gibi ne zaman yapılacağına ilişkin herhangi bir duyuru da yayınlanmamıştır. Sendikamıza 2018 yılı içinde görevde yükselme sınavının yapılması yönünde talepler ulaşmaktadır. Bu husustaki beklentinin karşılanması için görevde yükselme sınavının ivedilikle yapılarak kamuoyuna duyurulması gerekmektedir.

10-MESAİ SAATLERİ DIŞINDA YÜKLENEN ANGARYA İŞLER

Sendikamıza, bazı illerde öğretmenlere mesai saatleri dışında “öğrenci koçluğu”, “ev ziyaretleri”, “kitap dağıtımı” v.b. adlar altında ve mesai saatleri dışında zorunlu olarak görevler verildiğine dair şikayetler ulaşmaktadır.  Ders saatleri dışında yapılan bu çalışmaların gönüllülük esasına bağlı yapılması gerekmekte iken, görevlendirilen öğretmenler açısından zorunlu tutulduğu görülmektedir. Ancak bu çalışmaların zorunlu tutulmasının herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Mevzuat gereği öğretmenlerin ders görevlerinin dışında herhangi bir mesaisi yoktur. Çalışma saatleri ise Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’da belirlenen çerçeve ile sınırlı bulunmakta, bunun dışında görevleri bulunmamaktadır. Ayrıca T.C. Anayasası’nda angarya yasaklanmıştır. Bu uygulamaların gönüllülük esasına tabi olarak yapılmasının yanı sıra ders dışı eğitim çalışmaları kapsamında ek ders ücreti karşılığında gerçekleştirilmesi gerekmekte iken, karşılığında herhangi bir ücret ödenmemektedir. Öğretmenlerimize ders saatleri dışında verilen görevlerin gönüllülük esasına bağlı olarak verilmesi, bu uygulamanın zorunlu tutulmasına ilişkin bir düzenleme var ise iptali, uygulamada görev alan öğretmenlerimize ders dışı eğitim çalışmaları kapsamında ek ders ücreti ödenmesinin gerekliliği hususunda Valiliklerin bilgilendirilmesi ve talimatlandırılması gerekmektedir.

11- SURİYELİ ÇOCUKLARIN TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNE ENTEGRASYONLARININ DESTEKLENMESİ PROJESİ KAPSAMINDA “ÖĞRETMEN EĞİTİMİ”

Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi kapsamında 22 Ocak-09 Şubat 2018 tarihleri arasında Antalya’da Suriyeli öğrencilerin dersine giren öğretmenlere yönelik olarak “Öğretmen Eğitimi” gerçekleştirilecektir. Öğretmenlerimizin sömestr tatilinde yapılacak olan bu eğitime katılımlarının gönüllülük esasına bağlı olması gerekmekte iken, zorunlu tutulması yasal ve adil değildir. Eğitim-öğretime ara verilen sömestr tatilinde öğretmenlerimizin dinlenmesi yasal haklarıdır. Bu sebeple, sömestr tatili döneminde yapılacak eğitime katılımlarının zorunlu tutulması yerine, gönüllü olan öğretmenlere eğitim verilmesi, ayrıca bu eğitimin ders dışı eğitim çalışmaları kapsamında ek ders ücreti karşılığında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 


12- OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN TENEFFÜS HAKKI

Okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerimiz, eğitim etkinliklerinin aralıksız olması ve teneffüs kullanmamalarından dolayı mağduriyet yaşamaktadır. Günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek serbest zamana sahip olamadıkları için çalışma verimi düşmekte ve eğitim kalitesi olumsuz yönde etkilenmektedir. Okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin ders saatlerinin 40 dakikaya düşürülerek, ders saatleri arasında teneffüs yapılmasına yönelik yasal değişikliklerin yapılması ya da okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerimize eğitimin aralıksız olmasından dolayı 6 saat ilave ek ders ücreti ödenmesi gerekmektedir.

13-KARİYER BASAMAKLARI

Anayasa Mahkemesinin 2004/83 E, 2008/107 K. Sayılı ve 21.05.2008 tarihli kararı ile 30.6.2004 günlü, 5204 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un uzman öğretmenlikte aranan kıdem şartının da içinde bulunduğu bazı madde ve ibareleri iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararının, Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra (18.03.2010 tarihinde) yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Böylelikle doğan yasal boşluğun Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak doldurulması için yasama organına süre verilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararının yürürlüğe girmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, yasama organı tarafından bu hususta herhangi bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Ülke genelinde açılan bireysel davaların bir kısmı kazanılarak Danıştay tarafından onaylanmak suretiyle kesinleştiği halde, bu davaların bir kısmı süreç içerisinde Danıştay’ın görüş değişikliğinden dolayı olumsuz sonuçlanmıştır. Eşitlik ilkesine aykırı olan bu durumun hukuk devletinde korunması mümkün değildir. Bu sebeple, Bakanlığınız tarafından gerekli çalışmalar yapılarak, kariyer basamaklarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi doğrultusunda yeni yasal düzenlemelerin ivedilikle gerçekleştirilmesi suretiyle  mağduriyetlerin giderilmesi gereklidir. 

14-ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMENLERİN SORUNU

Ataması yapılmayan öğretmenler, üniversite eğitimi sonrasında açıkta bırakılan, yok sayılan, ezilen ve görmezden gelinen genç eğitimcilerdir.  Bu sorun, “Öğretmen açığımız yok.” şeklindeki gerçek dışı söylemlerle çözülemez. Öyle ki atanamayan öğretmenler, kendi eğitim alanı dışında iş bulamaz, tam gün kadrolu iş güvencesinden yoksun, “ücretli öğretmen” adı altında düşük aylıklarla; devlet okullarında ve dershanelerde adeta köle gibi çalıştırılır hale gelmiştir. Atanamayan öğretmenler çaresiz bir şekilde maddi külfet altında bırakılmakta, hayatlarını düzene sokamamakta, evlenememekte, atanamamaları sebebiyle mahalle baskısıyla karşı karşıya kalmakta, çeşitli psikolojik veya fiziksel sorunlar yaşamakta; hatta intihar yolunu bile seçmektedir. Atama bekleyen öğretmenlerimizin atanabilmesi noktasında mali ve gerekli kadroların oluşturulması anlamında derhal somut politikalar üretilmelidir. 

15-ZORUNLU ÇALIŞMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Öğretmenlerimiz bakımından kalkınmada öncelikli hizmet bölgelerinde belirli sürelerle zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülmüştür. Ancak, bu bölgelerdeki öğretmen ihtiyacının karşılanması için çözüm yolu öğretmenlerimizi bu bölgelerde çalışmaya mecbur bırakmak yerine, bu bölgelerde çalışmanın ekonomik olarak teşvik edilmesi suretiyle gönüllü olarak gitmelerinin sağlanması olmalıdır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile mahrumiyet bölgelerinde öğretmen açığı sorununun çözümü için bu bölgelerde çalışmanın ekonomik açıdan teşvik edilmesi ve cazip hale getirilmesi gerekmektedir.  Örneğin; 1. hizmet bölgesi alanlarına atananlara 1 brüt asgari ücret, 2. hizmet bölgesi alanlarına atananlara 1,5 brüt asgari ücret, 3. hizmet bölgesi alanlarına atananlara 2 brüt asgari ücret tutarında zorunlu hizmet tazminatı ödenmesi ve bu bölgelere isteğe bağlı olarak atanan ve bu kapsamda görev yapmakta olanlara tazminat tutarlarının ½’si oranında zorunlu hizmet tazminatı ödenmesi durumunda, öğretmenlerimizin bu bölgelere gönüllü olarak gitmesi sağlanacaktır.

16- NÖBET GÖREVİ

Öğretmenlerin nöbet görevi isteğe bağlı olmalıdır. Öğretmenlere haftada birden fazla nöbet görevi verilmemeli, haftada birden fazla verilen her bir nöbet görevi için ek ders ücreti ödenebilmesi için mevzuatta düzenleme yapılmalıdır. Tam gün nöbet görevini yerine öğretmenlere, öğle dinlenme hakkı,  mevzuatta açıkça düzenlenmelidir. Özel eğitim sınıflarında görevli öğretmenlere de nöbet ücreti ödenmeli, taşımalı eğitim kapsamında eğitim veren okullarda görevli nöbetçi öğretmenlere, aracın plakasını, sürücüsünü ve aracı kontrol etme, öğrencileri indirme bindirme, ilgili yönetmelik hükmünde belirtilen sürenin üzerinde servis gelene kadar öğrencilerin başında bekleme gibi görev tanımlarının dışında görevler verilmemelidir.

17- ÖZÜR GRUBU YER DEĞİŞTİRMELERİ

Mazerete bağlı yer değişikliği işlemlerinde, boş kontenjan ve hizmet puanı yetersizliğinden dolayı özür durumu giderilemeyen öğretmenlerimiz ailelerinden uzakta görevlerini yerine getirmekte olup, aile birliği sağlanamadığı için büyük mağduriyetler yaşanmaktadır. Hizmet puanı yetersizliğinden atanamayan öğretmenlerimiz iller arası yer değiştirmelerinde özrünün bulunduğu il emrine, il içi yer değiştirmelerinde ise özrünün bulunduğu ilçe emrine atanarak özür durumları giderilmelidir. İl ve ilçe emri olmadığı için iller arası yer değiştirmeler sadece boş kontenjanlar ölçüsünde yapılmakta, ilde boş kontenjanın sınırlı olması halinde pek çok eğitim çalışanı yer değiştirememektedir. Özür grubu yer değiştirmelerinde il emri ve ilçe emrinin olmaması büyük bir eksikliktir. Anayasanın koruması altındaki aile birliği ve bütünlüğünün devamının sağlanması açısından toplumu oluşturan ailenin bir arada tutulması istisnasız olmalı ve özür grubu yer değiştirmelerinde il/ilçe emri Yönetmelik hükmü kapsamına alınarak her özür grubu yer değiştirmelerinde gerçekleştirilmelidir. Ayrıca, sözleşmeli öğretmenlere mazerete bağlı yer değişikliği hakkı tanınmaması, sözleşmeli öğretmenler için çok sayıda mağduriyeti de beraberinde getirecek olup, bu durum Anayasa’nın hukuki güvenlik ve eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, mazerete bağlı yer değişikliği işlemlerinde sözleşmeli öğretmenlere de hak tanınması ve kadro yetersizliğinden dolayı yer değişikliği yapamayacakları için mağdur olacak öğretmenlerimize il/ilçe emri hakkı verilmesi gerekmektedir.

18- ALO 147

Milli Eğitim Bakanlığı ALO 147 İhbar Hattının, uygulamaya konulduğu  süre içerisinde birçok öğretmen ve yönetici asılsız ihbarlarla karşı karşıya kalmış, bu ihbarlar nedeni ile asıl işlerini yapamaz duruma gelmiştir. Bu hattın kullanımı suistimallere açık olup, asılsız ve isimsiz ihbarlar nedeniyle eğitim camiasında çalışma huzurunun bozulmasına sebebiyet vermektedir. Hiçbir kamu kurum ve kuruluşunda, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki işlevi ile benzerinin bulunmadığı bu uygulamaya dayanaklık eden Milli Eğitim Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin 06.01.2012 tarih ve 2012/02 sayılı Genelge’nin iptal edilerek, ALO 147 İhbar Hattının kaldırılması gerekmektedir.

19- İL İÇİ TAYİNLERDE SIRA SİSTEMİNİN YENİDEN GETİRİLMESİ

Mülga 6/5/2010 tarihli ve 27573 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 34/1. maddesinin “İsteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme suretiyle atamalar” başlıklı 34.maddesinin 1.fıkrasında;“ İl içinde yer değiştirme talebinde bulunan öğretmenlerin yer değiştirme suretiyle atamaları, tercih ettikleri eğitim kurumları itibarıyla yapılan sıraya bağlı olarak haziran ve ağustos aylarında birer kez olmak üzere eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı çerçevesinde hizmet puanı üstünlüğüne göre gerçekleştirilir. Ataması yapılamayanların sıraları ağustos ayı sonu itibarıyla iptal edilir.” denilmekte iken, 17/4/2015 tarih ve 29329 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde sıraların çalıştırılması ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Eğitim kurumlarında, öğretmenlerin il içi yer değişiklikleri, emeklilik, ölüm gibi nedenlerle boşalan normlara atanmak için bekleyen öğretmenlerimiz, sıralar çalıştırıldığında norm açığı bulunan eğitim kurumlarına yer değiştirebilecek ve açık normlar bu şekilde hakkaniyete uygun olarak doldurulacaktır. Daha önceki düzenleme olduğu gibi, Yönetmelikte sıraların yılda iki kez çalıştırılmasına yönelik değişiklik yapılması gerekmektedir.

20- BELLETİCİLİK GÖREVİ

Belleticilik görevi zorunlu olmaktan çıkarılmalı eskiden olduğu gibi gönüllük esasına dayandırılmalıdır. Ayrıca 657 sayılı Kanun’da kadın memurlara doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemeyeceği açıkça düzenlenmesine karşılık, bazı yatılı ve pansiyonlu okullarda, yönetmelikte yer alan bayan öğretmenlere doğumdan sonra bir yıl nöbet görevi verilmeyeceği kuralından yola çıkılarak bir yılın bitiminde belleticilik görevi verilmektedir. Bu sebeple, 657 sayılı Kanun’da yer alan, kadın memurlara doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti görevi verilemeyeceği kuralına paralel olarak Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde değişiklik yapılması suretiyle uygulamada birliğin sağlanması ve doğum yapan öğretmenlere iki yıl süreyle belleticilik görevi verilmemesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

21- SENDİKAL TARAFSIZLIK

Bakanlığınıza bağlı eğitim ve öğretim kurumlarında görev yapmakta olan kamu çalışanlarının salt mensup olduğu Sendikalar gözetilerek haklarında haksız ve usulsüz işlem yapıldığı bilinen bir gerçektir. Eğitim  çalışanları, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eğitim Kurumlarının yöneticileri tarafından  mensup olduğu Sendikalar bahane edilerek haksız uygulamalara maruz kalmakta, çalışanlar lehine verilen Mahkeme kararları dahi türlü bahanelerle uygulanmamaktadır. Bununla birlikte, kamu çalışanları, korkutulma ve üzerlerinde baskı kurulması suretiyle belirli bir sendikaya üye yapılmaya çalışılmaktadır. Kamu çalışanlarına uygulanan bu baskı, T.C. Anayasası’na aykırı olduğu gibi Türk Ceza Kanunu’na göre de açıkça suç teşkil edilmektedir. Bu noktada Bakanlığınızca sendikal ayrımcılığa neden olan tutum ve davranışların engellenmesi yolunda somut tavır alınmalıdır. 

22- PDR YÖNETMELİĞİ

10 Kasım 2017 tarihli ve 30236 sayılı Resmi Gazete ile Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği yürürlüğe girmiş, bu yönetmeliğin 38.maddesiyle 17/4/2001 tarihli ve 24376 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. 

 

Yönetmelikte yapılan değişiklikle, “rehber ve psikolojik danışman” öğretmen yerine yeni “rehberlik öğretmeni” tanımı gelmiştir. “Rehberlik öğretmeni” kavramının kendisi ve tanımının içeriği yeniden gözden geçirilerek tanımlanması gerekmektedir. Eski Yönetmelikte yer alan “Verilemeyecek görevler” maddesi kaldırılarak, Eğitim-öğretim kurumlarındaki rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde görevli “rehberlik öğretmenlerine” yönetim, büro işlerinde, ders, nöbet ve sınav gibi rehberlik ve psikolojik danışmadaki hizmet alanlarıyla ilişkisiz konularda görev verilebilecektir. Rehber öğretmenin görevleri arasında; sınıf ve pansiyonlarda yürütülen eğitsel, mesleki ve kişisel/sosyal rehberlik etkinliklerinden, rehberlik alanında özel bilgi ve beceri gerektiren hizmetleri yürütmesi söz konusu olup, özellikle pansiyonlarda yürütülen hizmetin mesai saatleriyle sınırlı tutulmamış olması hükme bağlanmıştır. Yönetmeliğe, sınav tercihlerinin “yaz döneminde” olması nedeniyle öğrencilere tercih danışmanlığı hizmeti verilmesi amacıyla rehberlik öğretmenlerinin merkezi sınavlara ait tercih dönemlerinde görev almalarına ilişkin madde eklenmiştir. Evde ve hastanede eğitime karar verilmiş öğrencilere rehberlik hizmeti sunmak amacıyla öğrenciyi evde ve hastanede ziyaret edeceklerdir. Görevlendirildiği takdirde komisyonla öğrenci alan eğitim kurumlarının kayıt döneminde görev alması yaz tatili döneminde çalışacak olması anlamına gelmektedir. Bu hususların da öğretmenlerimiz açısından angarya kapsamına girdiğinden yönetmelikten kaldırılması veya öğretmenlerimizi mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Yönetmeliğin “Çalışma saatleri ve izinler” başlıklı 37.maddesinin 2.fıkrasında rehberlik öğretmenlerine  “Bu elemanlar” tabiri kullanılmıştır. Rehberlik öğretmenlerimizin bu şekilde tanımlanması rehberlik öğretmenler arasında büyük bir infial yaratmıştır. Bu ifade öğretmenlik unvanını değersizleştiren bir ifadedir. Bu ifadenin de öncelikle yönetmelikten kaldırılması ve değiştirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte yeni yönetmelikte “Rehberlik öğretmenleri” Belleticilik ve Nöbet görevi yapacaklardır. Yine bu husus da mesleğin özüyle bağdaşmayan bir görevdir. İzah edilen değişikliklerle; Rehberlik öğretmenlerine yönelik nöbet görevi, belleticilik, ‘aile rehberliği’ kapsamında ev ve iş yeri ziyaretlerinin yapılması, vb eğitimde  rehberlik hizmetlerinin meslek ilkeleriyle çelişen düzenlemeler yapılmıştır. Eski yönetmelikte yer almayan ve yeni yönetmelikte belirtilen “Eğitim kurumlarında rehberlik öğretmeni bulunmadığı veya çocuğun herhangi bir eğitim kurumu ile ilişiği bulunmadığı durumlarda ise danışmanlık tedbiri uygulamaları rehberlik ve araştırma merkezleri veya il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerinin görevlendireceği çocuğun ikamet adresine en yakın okulun rehberlik öğretmeni tarafından yerine getirilir.” Denilerek “rehberlik öğretmenlerine” ağır sorumluluklar yüklemektedir. Oysa herhangi bir eğitim kurumu ile ilişiği bulunmayan çocuklara  danışmanlık tedbiri uygulanması Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın görevidir. Sosyal çalışmacı statüsündeki kişilerin yapması gereken bir görevdir. “Görevlendirildiği takdirde rehberlik öğretmeni olmayan okulların rehberlik çalışmalarına destek verir.”  Denilmektedir. Bu düzenleme de mağduriyete sebebiyet verecektir. Bu nedenle, mağduriyetlerin önlenmesi açısından Yönetmelik hükümlerinde değişiklik yapılarak hakkaniyetsizliğin giderilmesi gerekmektedir.

23- ALAN DEĞİŞİKLİĞİ

MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde alan değişikliklerine bağlı yer değiştirme işlemlerinde takvime yer verilmemesinden dolayı bu işlemlerin yıl içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği, gerçekleştirilecek ise ne zaman yapılacağı hususlarında belirsizlik yaşanmaktadır. Çok sayıda öğretmenimiz, eğitimini aldıkları kendi alanlarına geçerek daha verimli olabilecekleri alanda görev yapmayı beklemektedir. Ancak bu konudaki belirsizlik nedeniyle alan değişikliği için bekleyen öğretmenlerimiz mağduriyet yaşamaktadır. Alan değişikliği işlemlerinin mutlaka her yıl düzenli şekilde ve belirli sayıda yapılması suretiyle belirsizliğin giderilmesi şarttır.  Aksi takdirde mağduriyetler artarak devam edecektir. Alan değişikliği yapmak için bekleyen öğretmenlerimizin daha fazla mağduriyet yaşamamaları için yapılacak olan alan değişikliği işlemlerinin mutlaka tüm branşları kapsayacak şekilde, bu yıl ve devamında her yıl belirli periyotlarla düzenli olarak yapılması gerekmektedir.

24- MEB’DE TEFTİŞ SİSTEMİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

Maarif müfettişleri ile ilgili açılan davada, Danıştay 2. Dairesi yayınlanan kılavuza yönelik yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bu kararla ilgili işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Birçok ilde soruşturmalar ağırlıklı olarak görevden alınan maarif müfettişleri muhakkik tayin ederek sürdürülmektedir. Soruşturma yetkisine kanunen son verilmiş maarif müfettişlerine, bu kadar yük yüklenmesi yapılan düzenlemenin ne kadar yanlış olduğunu göstermektedir. Fiili duruma uygun düzenleme yapmanın ve teftiş sistemindeki aksaklıkları düzeltmenin tek şartı en az 2500 yeni bakanlık müfettişliği kadrosu ihdas edilmesidir. 


Halen illerde görevli olan Maarif Müfettişleri arasında hiçbir ayrım gözetilmeden, bakanlık merkez teşkilatında görevlendirilmesi uygun görülen Maarif Müfettişlerinin çıkarılacak bir KHK ile emsalleri gibi Bakanlık Maarif Müfettişliğine atanmalarının sağlanması önemlidir. 

25- DEĞERLER EĞİTİMİ

Değerler eğitiminin herhangi bir dernek, vakıf tarafından değil, milli eğitimin görevli öğretmenleri tarafından yaptırılması gerekmektedir.  

26-ARTARIMLI HİZMET PUANI

Zorunlu hizmetlerini tamamlayan öğretmenler ile 2010 yılında yapılan düzenleme ile zorunlu hizmetten muaf tutulmuş olup, atandığı zorunlu hizmet alanlarında halen fiilen görev yapmakta olan öğretmenlerin de hizmet puanlarında aynı oranda artırım yapılması ve ayrıca zorunlu hizmet bölgesinde bir okulda zorunlu hizmet yükümlülüğünü yerine getirmekte iken zorunlu hizmet bölgesinde yer alan başka bir okula yer değiştiren öğretmenlerin artırımlı hizmet puanından yararlandırılmalıdır. 

Son Güncelleme: 18.01.2018 16:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oğuz 2018-01-19 08:32:25

Rehberlik gereksiz oldugunu, medya ve sahada yorumlari okuyarak gorebiliriz, okulumuzdan çoğu geldi geçti hic ise yaratanı görmedik. Su an yok ve yoklugu bile sorun degil