banner374
30 Haziran 2014 Pazartesi 16:41
MEB’deki bu örgütlü güçle, toplu sözleşmede en iyi ödemeyi burada aldık
 Ahmet Özer, AA muhabirine verdiği demeçte, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırma Vakfı (SETA),   "Geçmişten Günümüze Türkiye’de Akademik Özgürlük Başlıklı" analiz geçen hafta yapılan toplantıda tartışıldığını anımsatarak, akademik özgürlüklerin sendikalaşma hakkından bağımsız düşünülemeyeceğini dile getirdi.

 

Kapitalist sistemlerde hakkın verilmeyeceğini, alınacağını belirten Özer, eğitimcilerin örgütlü olmaları, bir araya gelmeleri halinde toplu sözleşme dönemlerinde hükümetler üstünde bu gücü kullanarak haklarını alabileceğini söyledi.

 

Özellikle eğitim camiasının hakkını almadığını dile ifade eden Özer, ekonomik açıdan kıyaslandığında Türkiye”deki eğitimcilerin durumunun, eşdeğer ülkeler, Avrupa Birliği, OECD ülkelerinden çok gerilerde olduğunu söyledi.

 

OECD ülkeleri arasında saat olarak en fazla çalışan öğretmen ve akademisyenin Türkiye’de bulunmasına rağmen ekonomik olarak bunun karşılığı olmadığına dikkati çeken Özer, Türkiye’deki akademisyen maaşlarının OECD ülkeleri arasında son sırada yer aldığını, öğretmen maaşlarının ise alt sıranın ortalarında bulunduğunu dile getirdi.

 

Bu nedenle özellikle akademisyenlerin sendikalaşmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Özer, örgütlenme konusunda eğitim çalışmalarına çağrıda bulunduklarını ifade etti.

 

Bu çağrıya Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) personelinin büyük oranda karşılık verdiğinin altını çizen Özer, “MEB’deki yaklaşık 915 bin personelin, 575 bini, üniversitelerdeki yaklaşık 180 bin personelden ise 62 bini bir sendikaya üye. MEB’de örgütlenme oranı yaklaşık yüzde 72 ancak üniversitelerde bu oran yaklaşık yüzde 30. MEB’deki bu örgütlü güçle, toplu sözleşmede en iyi ödemeyi burada aldık.  İstiyoruz ki bunu üniversitelerde de yapalım. Ama üniversitelerde bunu yapma imkânına ne yazık ki sahip olamadık” diye konuştu.

 

Üniversitelerin özgürlüklerin, örgütlenmenin, aykırı fikirlerin merkezi olması gerektiğine vurgu yapan Özer, ancak bugün üniversitelerde bunların görülmediğini ifade etti.

 

Özer, şunları kaydetti: “Üniversiteler karşımıza özgür düşüncelerin çok da yaygın olmadığı, örgütlenmenin en zayıf olduğu yerler olarak çıkıyor.

Üniversitelerde bir özgürlük ortamının, gerek fikir ve düşünceyi rahatlıkla yayabilme gerekse özgür çalışabilme adına olmadığını görüyoruz.

 

Bunun sebepleri arasında, üniversitede ki ideolojik kamplaşmaların halen devam ediyor olması, rektör ve senatonun yetkilerin fazla olması, üniversitelerde personelin geleceğinin rektörün iki dudağı arasında bulunması var. Yani asıl olması gereken yerde özgürlük yok. Bu da örgütlenmeyi zorlaştırıyor.

 

Sendikalı olmak isteyen akademisyen ve personel ‘ben buraya üye olursam yaftalanırım’ endişesi taşıyor. Üniversiteleri özerk, özgür hale getirerek ve herkesin rahatlıkla konuşabilme, basına demeç verebilme özgürlüklerini sağladığımız takdirde iklim daha demokratik hale gelecek, iklim normalleşecektir. 

banner182
Son Güncelleme: 30.06.2014 16:42
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
öğretmen 2 yıl önce

milli eğitim bakanlığında kadrolaşma konusunda tam yetkilide oldunuz fakat öğretmenlerin maddi ve sosyal haklarını almayı bırakınız,korumayı dahi beceremediniz,ekgösterge 3600'olmadı,ikramiye hesabında 35 yıl hesabı kesinleşmedi,sicil affı,bir derece sözü lafta kaldı,üstelik memurun iş güvenceside yok olmak üzere,siz bize hikaye anlatmakla meşgülsünüz.

Avatar
Öğretmen 2 yıl önce

atanan yönetcilerin yüzde sekseni sizinsendikanıza üyeymiş okuduğum habere göre, ayrıca yaşadığım şehirde sendika başkanlarınızın hepsi daire amiri oldu ve son on yıldır özlük haklarımızın çoğunu kaybettik öğretmen had safhada itibarsızlaştı bırakın parayı itibarımıza bile s ahip çıkamıyoruz artık.

Avatar
raci 2 yıl önce

yaşasın bademoğulları