banner374
23 Mayıs 2012 Çarşamba 00:45
Memur-Sen’de çatlaklar Çıkmaya Başladı
Toplu sözleşme görüşmelerindeki tutarsız tavır ve açıklamalar, Memur-Sen’de çatlaklar ortaya çıkardı.
2 Mayıs’ta başlayan toplu sözleşme görüşmelerine Memur-Sen’in tutarsız açıklamaları damga vurdu. Aslında Memur-Sen’in toplu sözleşme hakkını yalnızca mali ve sosyal haklarla sınırlandıran ve mahkeme kararlarıyla kesinleşmiş olan grev hakkını içermeyen Anayasa değişikliğine “evet” demesi, bu dönemde yaptığı en büyük stratejik hata oldu ve bugün yaşadıkları büyük kırılmanın da başlangıcını teşkil etti.

Anayasa değişikliğinin ardından 1,5 yıla yakın bir süre toplu sözleşme düzenlemesinin yapılmaması, 2012 yılında 6 ay boyunca memurların ve emeklilerin zam alamamasına yol açınca Memur-Sen tabanından tepkiler gelmeye başlamıştı.

Bu tepkileri bertaraf etmek için Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurma hakkını tek başına kullanmak için siyasetçilere baskı yapması ve bu isteğini kabul ettirmesi, Memur-Sen’in eleştiri ve baskıya pek de alışık olmayan teşkilatını kaldıramayacağı bir yükün altına sokmak anlamı taşıyordu. Bu yük, Memur-Sen’in Anayasa değişikliği sürecinden beri gelen hatalar zincirine bir yenisini daha eklemesine ve toplu sözleşmeye gereğinden fazla anlam yüklemesine yol açtı.

Memur-Sen, siyasi havanın da etkisiyle daha fazla üye yapmak ve toplu sözleşme görüşmelerinde elde edilmesi muhtemel hakların yalnızca kendisine mal olmasını sağlamak adına, bu kanunlarla gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayale kapıldı. Belki de Memur-Sen’in çeşitli etkenlerle de olsa son 10 yılda üye sayısını 12’ye katlaması ve en çok üyeye sahip konfederasyon haline gelmesi, bir zafer sarhoşluğuna neden olmuştu.

Toplu sözleşme görüşmeleri başlamadan önce hemen her gün basına servis edilen haberlerle toplu sözleşme sistemi yüceltiliyor, memurların bütün sorunlarının bu yıl yapılacak pazarlıklarda çözüme kavuşturulacağı havası estiriliyordu. Oysa Memur-Sen, 2010 Anayasa değişikliği ile getirttiği sistemin toplu görüşmeden bile geri olduğunu ya göremiyor ya da görmek istemiyordu.

Memur-Sen’i bu riyadan toplu sözleşmelerin başında Hükümet tarafından gelen %3+%3’lük maaş artış teklifi bile uyandıramadı. Bu teklif üzerine Kamu-sen ve KESK’in 23 Mayıs’ta bir günlük iş bırakma eylemi kararı alması, Memur-Sen başkanının değil ama büyük beklentiye sokulan tabanının bir anda gerçekleri görmesini sağladı: Bu şekliyle toplu sözleşme görüşmelerinden sonuç almak imkânsızdı. Hali hazırda memurun hiçbir sorunu tartışılamıyor, grev hakkı Anayasaya konulmamış olan memur, hiçbir caydırıcı gücünü kullanamıyordu. Ancak Memur-Sen’e bağlı bazı sendikaların başkanları hala büyük beklenti içindeydi ve tabandan gelen yoğun baskıya rağmen eylem yapılmasına karşı çıkıyor, yıllardır bütün konularda arka çıktıkları iktidarın, kendilerini ödüllendireceklerini düşünüyorlardı.

Önce klasik basın açıklamaları ile işi geçiştirmeye çalıştılar; ama olmadı. Ahmet Gündoğdu, toplu sözleşme görüşmeleri bittikten sonra eylem yapmanın faydasız olduğunu söylüyor, 17 Mayıs günü Memur-Sen sitesinde yayınlanan açıklamasında Kamu-Sen ve KESK’in iş bırakma kakarını, “…Masadaki görüşmelerin bitmesinin ardından Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na yönelik gerçekleştirecekleri eylemin anlamsızlığını ısrarla dile” getirdik yolundaki sözleriyle eleştiriyordu.

Ancak toplu sözleşme görüşmelerinde nihai maaş artış teklifinin %3,5+%4 gibi kabul edilemez bir oranda kalması, masaya getirilen birçok konunun toplu sözleşme kapsamı dışında tutularak, değerlendirmeye alınmaması, Memur-Sen’in “Nikâh masasında dahi bu denli içtenlikle evet” demediği Anayasa değişikliğinin memurlar adına tam bir fiyasko olduğunu ortaya koyuyordu.

Memur-Sen başkanının artık kimyası bozulmuş, tabandan gelen tepkileri kaldıramaz olmuştu. Her gün stratejik bir hata yapıyor; bir sonraki gün bu hatayı telafi etmek uğruna başka bir hata yapıyor, bir gün önce söylediğini bir sonraki gün değiştirmek zorunda kalıyordu. Eğer 21 Mayıs günü akşam saat 8’de ani bir kararla masayı terk etme kararı almasa ve ısrarla müzakereleri sürdürse belki maaş zamlarına birkaç puan daha eklenme imkânı bulunabilirdi. Bunun örnekleri 9 yıllık toplu görüşme sürecinde defalarca görülmüş, en büyük kazanımlar, son gün son saniye, ısrarla yapılan müzakereler sonrasında elde edilmişti. En yoğun müzakerelerin yapılacağı saatlerde masayı terk etmek, Hükümeti büyük bir yükten kurtardı ve bir stratejik hata daha yapıldı.

Bir de Bem Bir-Sen hizmet kolu toplu sözleşmesine imza atınca, Memur-Sen’deki iç çatışma iyice gün yüzüne çıktı. Ahmet Gündoğdu daha dört gün önce “anlamsız” bulduğunu açıkladığı iş bırakma eylemine katılmaya çalışıyor ama muhtemelen sendika başkanlarını ikna edemiyordu. Bir tarafta toplu sözleşme imza atan Bem Bir-Sen diğer tarafta “öğretmenin ek ödemesi namusumuzdur” diyen; ama masadan sıfır kazanımla büyük yara alarak çıkan Eğitim Bir-Sen ve diğer sendikalar vardı. Bu durum, Memur-Sen için büyük bir çelişki ve açmazı da beraberinde getirdi. Ya birkaç gün önce anlamsız buldukları iş bırakma eylemine katılacaklar ya da sessizliğe bürünerek kaderlerine razı olacaklardı. İşte bu noktada birçok sendika başkanı Ahmet Gündoğdu’nun bu zamansız çıkışlarını eleştirmeye başladılar.

Memur-Sen’e bağlı sendikalara üye olan binlerce memur, Kamu-Sen ve KESK’in iş bırakma kararına destek vermek için bu sendikalara başvurdu.

Memur-Sen’in toplu sözleşme görüşmelerindeki tutarsızlığı nedeniyle çuvallar dolusu istifa dilekçesinin genel merkezde beklediği biliniyor.

Ahmet Gündoğdu’nun tespit tutanağının imzalanmasının ardından Eğitim Bir-Sen’in iş bırakma eylemine katılacağını; ama Memur-Sen üyelerinin bu konuda serbest olduğunu söylemesi, konfederasyon içinde eylem birlikteliği konusunda dahi anlaşmazlıklar olduğunu gösteriyor. Böyle bir eylem kararı alınsa bile toplu sözleşmeye imza atan Bem Bir-Sen’in bu karara uymayacağı zaten açık.

Kısacası Anayasa değişikliği ile başlayan hatalar zinciri, Memur-sen’in kimyasını bozdu.

Memur-Sen eylem yapıyor mu yapmıyor mu? Bu konuda konfederasyon yönetimi bir karar acziyetine mi düştü? Memur-Sen eyleme katılırsa 4 gün önce Kamu-Sen ve KESK’e yönelik olarak yaptığı eleştirileri nasıl açıklayacak? Hani Memur-Sen kendi eylem planını yapmıştı? Yoksa yapacağı eyleme destek bulamayacağından çekindiği için Kamu-Sen ve KESK’in arasına karışarak eylem yapmış gibi mi davranacak?

İstifaların on binleri bulduğu söyleniyor; yoksa sivil darbe kendi evlatlarını mı yiyor?

Bekleyip göreceğiz.

Muhammet Alperen MARAŞLI
banner182
Son Güncelleme: 23.05.2012 00:45
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
asabi 5 yıl önce

bügün eğitimbirsenden istifa ettim.